FARKINDASIZ ZİHİNLE SAVUNMA

Eskiv (evasion) sınırı ile hücum (attack) sınırı arasında kalmak dövüş sanatının en büyük strateji ve sırlarından biridir. Sırf bu bilgisizlik nedeniyle eskiv sınırında emniyeti yeğleyerek hasmının gafletini bekleyen ve böylece dövüşü uzatan ya da hücum sınırında bir an önce her ne olursa olsun sonuca varmayı yeğleyerek hasmına atak yaparak dövüşü kısaltmaya çalışan gafiller elbette ki iyi sonuç alamazlar. Bunun makul ölçüsü her ikisinin ortasıdır ve bu mutedil bir yoldur. Savunma sınırı saldırıya, saldırı sınırı savunmaya uzak yerdedir. Fakat ikisi arasındaki ‘boşluk’ her ikisine de yakındır. İkisi arasındaki ‘doluluk’ yani düşünce her ikisine de uzaktır.

Savunmayı başarma imkânı, ihtimal üzerinden yüzdelik olarak şöyle oranlanabilir:

__ Hasımdan uzaklaşarak savunma: % 80

__ Hasmın ekseninde dolaşarak savunma: %90

__ Hasma vurarak savunma: % 100

Tabi ki bu oranlar uzaklaşmanın, dolaşmanın ve vurmanın hakkıyla yerine getirilmesine bağlıdır. Hasımdan uzaklaşarak savunmanın % 20’lik bir riski vardır. Çünkü bu koordineye ya da kontra atağa uygun saldırılara elverişli değildir. İlk bir ya da iki atak için belki sorun doğmayabilir. İyi bir savunmacı ilk birkaç atağa savunmada kesin sonuç alsa bile ataklar sıklaştığında ya da serileştiğinde bu tip bir savunmada sorun yaşanabilir. Gerilemesi nereye kadar sürecektir?.. Elbette sırtı bir yere çarpacak ya da ayakları bir yere takılacaktır.

Hasmın ekseninde dolaşarak savunma % 10’luk bir riskle nispeten daha elverişlidir. Zira yanlara doğru yollar sonsuzdur; fakat iki yan vardır ve bu da sonuçta bir sondur; üç yanımız yoktur. O halde yana doğru atılan tur nereye kadar sürecektir?.. Bir yandan dövüşürken bir yandan da tur atmak çok sürmeyecektir. Koordinasyonları ya da kontra atakları hatta kombinasyonları savuştursa bile uzayan atakların içine serpiştirilen manipülasyonlar turu bitirebilir.

En iyi savunmanın vurmak olduğu gerçeği kesin sonuç vericidir. Fakat yine de burada kastedilen vurmak sonuç alıcı yani tam bir vurmaktır. İyi bir vuruş hasmın saldırmasının iptalidir. Saldırının hiç uzatılmaması gibi bir sonuç rizikodan uzaktır. Saldırıdan kaçmanın bir sonu vardır. Fakat tam bir vurmak saldırının tam olarak sonudur. Hasma vurarak savunma eşzamanlı olduğundan garantidir.

Ne doğallıktan kaç, ne doğallıkla kucaklaş… O senden ayrı bir şey olmasın; zira sen doğanın uyumlu bir parçasısın. Denizin doğasında bir dalgasın; ormanın doğasında esen bir yel… Bu durumda savunma da saldırı da kendi doğal süreciyle makul anda ve makul şekilde gerçekleşir.

Elini suya şaplatmanla suyun tepkisinin gecikmediğini görürsün. Su böyle bir “yin”dir ve asla suyu sıkamasın; suyun boğazını bulup onu sıkamaz ve boğamazsın. Cüret edersen kendini sıkarsın; boğazını sıkayım derken sıktığın kendi avucun olacaktır. Bunu yani doğa olduğunu sana yine doğa öğretir.

Zihnin su gibi akmasını kolaylaştıranlar akan suyu zihne benzetmeye başlarlar. Artık ‘su gibi’ değil, ‘zihin gibi’ derler. İyi bir sifu’nun ırmağa bakışı böyledir; ırmağa bakarak zihni izler. Irmağa yansırken ırmakta dalgalanan aya bakar ve ayda akan ırmağı görür. Irmak zihin gibi akarken çıraklar bundan habersizdirler; ustalar da zihin ırmak gibi akarken bundan habersizdirler…

Böylesi bir zihinle yapılacak savunma ve saldırı ehli buna şayan bir garda sahip olmuş olmalıdır. Her iyi gard uzva kapalıdır. Fakat zihne kapalı bir gard yoktur. Ani olan için yol, zaman ve mekân yoktur. Anilik, başlangıcı ve süreci belirsiz sonuçtur. ‘Sadece bitiş’ gibidir. Zira akan zihin izlenemez…

Dövüş hakkında akla uygun olmalıyız; fakat dövüşürken mantığı katamayız. Dövüş hakkında bilinçli olmalıyız. Dövüş hakkında bilgili olmalıyız. Dövüş hakkında antrenmanlı olmalıyız. Dövüş hakkında yeterli olmalıyız… Fakat dediğim gibi, dövüşürken mantığı kullanamayız!..

Bedeninden çıkan tekmeler zihninle çıkan tekmelere dönüşmüş müdür?.. Bedeninden çıkan tekmeler, yumruklar ve sair ataklar akmakta olan ırmağın dalgalarıdırlar. Dalga, dalgalandığının farkında değildir; nasıl ki ırmak da dalganın farkında değildir.

Farkındasız zihni fark etmek farkındasızlıkla mümkündür. Bu zihin engellenemez. Bu zihnin yoluna engel konulamaz. Akan bir okyanusa ağaç ekilemez. Böyle bir okyanusta hiçbir engel kök salmaz; bir şey kök salsa bile yüzeye ulaşamaz ve dalgayı engelleyemez. Bu okyanus her şeyi boğar ve hiçbir şey onu boğamaz. Müşahede ettiğiniz okyanus ile zihinsel okyanus arasında en belirgin fark şudur: Zihinsel okyanus zihin gezegeninin tamamı haline gelir. Böylece onun içinde hiç bir şey yoktur ve o hiç bir şeyin içinde değildir…

 

www.bizimkocaeli.com/yazar/yuksel-yilmaz/farkindasiz-zihinle-savunma/15756.html

FARKINDASIZ ZİHİNLE SAVUNMA. 31 Temmuz 2015


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BİR SAVUNMA YAZISI (14) Genel 26.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (13) Genel 25.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (12) Genel 24.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (11) Genel 15.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (10) Genel 14.06.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Fenerbahçe'nin Yeni Teknik Direktörü Spor 04.03.2020
Sınırların takımı Beşiktaş! Spor 19.01.2020
Futbol Köyleri ve Bölgesel Milli Takım Karmaları Spor 17.01.2020
Şampiyon Galatasaray!! Spor 20.05.2019
Bitmeyen çile Spor 16.04.2019