BİZ YETİŞTİRİRİZ

Uzun yıllardır bizimle Jeet Kune Do çalıştıktan sonra bizden ayrılarak hışımla Jun Fan Jeet Kune Do büyüsüne kapılanlar zannettiler ki beklediklerinden çok fazla ve çok farklı şeyler öğrenecekler. Yine zannettiler ki Bruce Lee’nin derslerini görecekler. Bekledikleri gibi çıkmadı. Onları safına çekenler bizden kopanlara değer verdiler; çünkü biz onları hak ettikleri seviyeye getirmiştik. Daha iyi olabilirler miydi? Bu biraz da insanın çabasına bağlı olduğu için elbette olabilirlerdi. Uzun yıllar ders alanlar sokakta mahcup olmadılar. Bunlardan birinin tekmeleri Türkiye’de en hızlılardandı. Neydi onu Bruce Lee gibi çok hızlı kılan? Bruce Lee’nin müfredatına uygun çalışmasıydı. Diğerleri de ülkemiz ve salonlarımız şartlarında iyi idiler.

Tom Keplar Türkiye’ye geldiğinde Tanıtma Başkanı’mız sadece kendini tanıtmakla kendini görevlendirdiği için biz yetişmiş ustalarımızı Keplar’a tanıtma imkânı bulamamıştık. Keplar bu yüzden sadece 3 kişiyi beğendiğini söylemişti. Bunlardan biri benden kopan asistanlarımdan biri idi. Aslında o zamanlar JFJKD ile tanışmayan bu asistanım bunu sorgulayabilirdi? Karşılaştığı fitne doğru ise o halde neden bu kadar beğenilmişti? Diğeri zaman zaman tekniklerini düzeltmeye çalıştığımız, kendisine defalarca seminer verdiğimiz ve hatta nihayet öğrencimiz olarak kabul ve takdim ettiğimiz il dışından biri idi. O da beğenilmesini kendi üzerimizdeki emeğimizde aramalıydı. Çünkü ilk haliyle Keplar’da bu etkiyi bırakması mümkün değildi. Belki sadece yetenekli olduğu söylenecek biriydi. Bu üç kişiden diğeri ise hala bizimle çalışmakta olan vefalı asistanım Salim Ulusoy idi. Onu da beğenmişti. Fakat diğerlerini beğenmemişti çünkü hepsi yeniydiler. Tom Keplar’ın saydığı bu 3 kişinin içinde egoist Tanıtma Başkanının adı esamesi yoktu. Çünkü onda bir şey yoktu; olsaydı Keplar 4 kişi sayardı ve biri de kendisi olurdu. O öğrenmeden öğretmeye soyunduğu için zaten olamazdı. Öğrenmeden öğretici olmak eşyanın tabiatına aykırıdır.

Ben bu derslere üniformamı giyip katılmadım; misafirimle alakadar olmak için kenarda bekledim. Bu derslere kendisinin gönlünü hoş etmek için memnuniyetle katılmak isterdim ama bu sefer de fitnecilerin ekmeğine yağ sürerdik. Fakat Keplar’a bu eğitim seminerlerinde yardımcı olduğum zamanlar da oldu. Mesela chi-sao, trapping, timing çalışmalarında zaman zaman devreye girdim. Son gün SEKASEM’de Tom Keplar’ın hatırına çok takdir ettiği bir seminer verdim. Orada Bruce Lee’nin ilk öğrencisi ve ilk asistanı Jesse Glover’a bağlı TK Non Classical Gung Fu’nun Türkiye temsilcisi olduğumu belgeleyen bir sertifika takdim etti. Biraz uzun yıllardır kendisiyle kurduğumuz kontaklar sebebiyle, biraz Tom ve benim ortak öğrencimiz Soner Günday’ın referansıyla ve biraz da verdiğim bu seminerin etkisiyle hakkımda “Türkiye’de Jeet Kune Do’nun babası” ifadesini kullanarak iltifat etmişti.

Uzun yıllardır bizimle JKD çalıştıktan sonra kopanlar hep böyle methedildiğimiz hatıralara şahit oldukları halde insanın en büyük zaafı olan “unutma”dan dolayı maddi beklenti içinde yollarını ayırdılar. Zannettiler ki ayrılıkta itibar ve para var. Ne gariptir ki bizim “hoca” yaptığımız bu asistanlarımız JFJKD’cilerle bir araya geldikten sonra çok geçmeden onlar adına sağda solda Jun Fan Jeet Kune Do dersi vermeye başladılar. Ya bunların JKD’leri çok kısa sürüyor hemencecik guru, grandmaster ve sifu oluveriyorlar yahut bizden aldıklarıyla idare ediyorlar. Bizim eğitim sistemimizde asistan bile olmanın zorluğunu özellikle Barbaros Spor Merkezi, Şangay Spor Merkezi ve Yuvacık MGV Spor Okulu dönemindeki öğrencilerimiz çok iyi bilirler. Anaerobik kapasitesi İbrahim Yılmaz kadar gelişmiş kimse yoktu. İslam Karaaslan tıpkı bir makine gibi sparring yapan komple bir dövüşçüydü. Metin Kovan tekniklere olan hâkimiyetiyle izlenmesi keyifli bir sanat sergiliyordu. Şaban Bıyıklıoğlu’nun müsabakası hiç uzamıyordu. Hamdi Saçak bir tekmeyi bloke ettiğinde o bacak yere basamıyordu. Hasan Serim tekmelerini yarım kullandığında bile hasmını her defasında yerden koparıyordu. Cemil Sezer ile Murat Dönen müsabaka yaptıklarında kontrollu bir şiddetle adeta sokağı okula taşıyorlardı. Ahmet Kazanbaş elastikiyet ve şiddet gibi iki zıtlığı aynı noktada buluşturarak sanat icra ediyordu. Onlardan sonra da çok sayıda yetenekli isim geldi geçti. Özcan Yılmaz, İbrahim Uzunbey, Alaattin Ötlü, Adem Fındıkçı, Ahmet Çinuçen, Suat Sarıaslan, Nuri Çinuçen, Harun Maruf, İlhan Mehmedoğlu, Soner Günday, Hakan Akçil, Semih Cengiz, Özcan Çelik, Engin Alemdar, Ediz Barış, Mehmet Baldiş, Recep Özcan, Yusuf Burgul, Sinan Kocatürk, Gürkan Çapa, Erkan Çapa, Nazmi Karagöbek, Bünyamin Göktepe, Cemalettin Atışan, Salim Ulusoy ve sair Türkiye’de JKD tarihine en iyiler ve sadıklar olarak geçtiler. Bu isimlerin inanılmaz öyküleri var. Kimini birlikte yaşadık kimini de kendileri yaşadılar.

Sadık asistanlarımdan Ediz Barış ile hikâyemiz sıra dışıdır. Biri Kung Fu olmak üzere sanırım iki branşta hocalık yapıyordu. 1994 yılında onun spor okulunda verdiğim seminerde hem de öğrencilerinin huzurunda “Bundan sonra Kung Fu’yu bırakıyorum, artık Jeet Kune Do yapacağım, isteyen benle gelir, isteyen ne yaparsa yapsın, ben de artık öğrenciyim” demişti. Biz ise müsabakalarımız olmadığı için her iki branşı birlikte sürdürmesini telkin etmiştik. Kolay mıdır öğrencilerinin hepsinin huzurunda bir hocanın “bırakıyorum” demesi. Bu ne egosuz ve ne doğal bir şahsiyetti. Onun bu erdemine 10. dan’lar da yetişemezdi. Benzer durumu Bursa Muay Thai İl Temsilcisi Sayın Aydın Öztürk’le de yaşamıştık. Şampiyonlar yetiştiren sıra dışı bir hoca olduğu halde o da Bursa Savunma Sanatları Akademisi’ndeki bir seminerimizde “Bundan sonra Muay Thai’ı bırakıyorum” demişti. Fakat JKD’den henüz ekmek yemek pek mümkün olmayacağından ona da iki branşı birlikte yürütmesini teklif etmiştik. Bunda kendilerinin mütevazılığı ve erdemlerinin yanı sıra elbette seminerimizin de payı olmalıydı. Öğrencim Soner Günday Melbourne’de Bruce Lee’nin öğrencilerinin öğrencisi olan Tom Keplar’a da öğrenci olduğunda Tom ona, bizden kopanlar gibi yanılıp da “Bu JKD değil” dememişti; ona vakarca “JKD’yi nereden öğrendin?” demişti. Minyon yapılı asistanlarım Gürkan Çapa ve Erkan Çapa kardeşler kendi dükkânlarında 10 kişi kadar irikıyım odunlu adamın saldırısına uğradıklarında JKD Kulelkavido ile kendilerini savunarak ağızlarının payını vermişlerdi; yetersiz iki kişi böyle bir durumda ancak linç olurdu. İcraata gelince belli ki biz işimizi doğru yapıyoruz. İş işten geçtikten sonra bunu anlayanlara da artık geçmiş olsun…


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BİR SAVUNMA YAZISI (14) Genel 26.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (13) Genel 25.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (12) Genel 24.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (11) Genel 15.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (10) Genel 14.06.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Fenerbahçe'nin Yeni Teknik Direktörü Spor 04.03.2020
Sınırların takımı Beşiktaş! Spor 19.01.2020
Futbol Köyleri ve Bölgesel Milli Takım Karmaları Spor 17.01.2020
Şampiyon Galatasaray!! Spor 20.05.2019
Bitmeyen çile Spor 16.04.2019