Darbe Günlükleri - Veritabanı darbeleri- Darbederler

Darbe Günlükleri - Veritabanı darbeleri- Darbederler

 

Berlin, insana saldırmayan bir şehir. Komplekssiz bir şehir. Özellikle bu saldırmamazlık nereden kaynaklanıyor? diye kendime sorduğumda bunun 2.Dünya Savaşı sebebiyle olduğu sonucuna varıyorum. Büyük yıkımlar yaşamış; ve çok değil, bir-iki nesil öncesi şimdiki nesillerle hala bağlılar ve bu aklı selimliği büyük bir ciddiyetle koruyorlar.

 

Haliyle, insana saldırmayan bir şehir olunca; insan, zihninin de özgür olduğunu hissediyor. Bir sanatçı, bir bilim insanı, bir öğretmen, vs, bizim ülkemize kıyasla daha verimli ve disiplinli olabilir... oluyor.

 

Kaldığım otele yakın Teknik Müze'yi gezerken biraz da olsun içlendim. Geçmişte bir zamana kadar bizim yapmak istediklerimizi onların kesintisiz bir şekilde devam ettirdiğini gördüm. Bilim ve teknoloji açısından konuşuyorum.

 

***

 

Darbeler açıktan ve gizliden hep devam eder...

 

Ekranlara, gazetelere yansıyan birtakım listeler oluyor... Nedir, şu şu kişilerin fişlendiği listeler... Nedir, ne yapar, nerede kalır, kökeni, dünya görüşü... gibi tek tek kişilere ait belki onlarca belki yüzlerde kişisel bilgilerin olduğu listeler / veritabanlarıdır bu listeler.

 

Bu büyük listelerin oluşturulmasında bu cemaat denen çetenin fonksiyonu çok büyük. Düşünün ki adamlar veya kadınlar, bırakın TİB'i, BTK vb kurumları, iletişim denen şeyin olduğu her yere öyle sinmişler ki... sizlerin günlük olarak söyleyip unuttuğunuz bir şeyi bu gavat çocukları bu veritabanlarına kayıt ederler-etmişlerdir.

 

Emin olun ki her telekom şubesinde en az bir tane, iletişimi gözetleyen personel bulunur. Kişisel deneyimlerime de dayanarak ve örnekler de vererek çok çok önceki yazılarımda birazcık imalı şekilde şöylemişliğim vardır.

 

Örneğin, yıllar öncesi; herifçioğlu yanımda arkadaş diye geziyor... halbuki bir önceki gün-gece, tüm internet kayıtlarımı, telefon görüşmelerimi izlemiş, kayıt altına almış... bu her gün devam etmiş. Ben bunu öğrendiğimde arkadaşlığa devam etmiştim. Çünkü, merak işte; nasıl bir ruh yapısı, nasıl bir dünyaları var... Yok ediciler ve insani hiçbir yönleri yok. Sakin, dindar vb gibi durduklarına hiç bakmamak gerekir.

 

Tabii, anlayacağınız üzere, sizlerin tüm bilgileri (sivri olun veya olmayın) tüm “güçlü” devletlerin ellerinde bulunmakta. Çünkü, devlet siyasetleri içerisinde, artık, devletin devlete düşmanlığı-tehditliği diye bir kavram pek yok gibi. En büyük tehdit-olabilirliği tek tek insanlardır.

 

Bu, tüm her şeyin bilgisi... derken, bunları o güçlü devletlere bu cemaatçi gavatların teslim ettiğini de unutmamak gerekir.

 

Bunu zaten sizler de biliyorsunuz: her cemaat, her örgüt (sol veya sağ), bu güçlü devletlerin gizli servislerinin bir kolu olarak çalışır. Kullanışlı aptal. Kullanışlı yapılar.

 

Benim bu bahsettiğim liste-fişleme konuları basit şeyler aslında. Meselenin başka, ve hiç aklınıza gelmeyecek yönleri de var.

 

...

 

Canlı veritabanları var. Yukarda behsettiğim veritabanları kuru bilgi içeren veritabanları değil. Her an her bilgi, her kişi, her eğilim, her potansiyel, her hareket, her her her...

 

Bu ülkelerin “süper bilgisayarları” sadece fen-bilimsel çalışmalar için kullanmadığını anlamak gerekir. Her kişi, her bilgisi, her eğilim, her yetenek, her hareket... her her her... sürekli güncel... şey gibi düşünün: insanın sinir ağını10 bin kat büyütüp büyük bir ekrana yansıttığınızı düşünün...canlı bir veritabanı...veya, bir demiryolu izleme-kontrol sistemi panoları gibi...

 

Ben, mesleğim gereği- sevdiğimden de tabii, veritabanlarıyla biracık ilgilenmişliğim vardır. MYSQL, Sql filan gibi şeyler.

 

Pentium 4 bir PC ile bile, şu yukarda adını andığım MYSQL sistemi ile, ben bile mesela 79 milyon kişinin tüm bilgilerini gözleyebilir, değiştirebilir, izleyebilirim. Herhangi bir sorgulama işlemi yapmak saniyeler sürüyor.

 

Tabii, onların o süper bilgisayar sistemlerinde yapay zeka, sürekli bir bilgi akışı gibi yapısal bileşenler de var.

 

Yani kısacası; sizin sadece her şeyinizi biliyorlar, demiyorum; ne yapacağınızı, ne yapabiliceğinizi... bile kesine yakın öngörebiliyorlar.

 

...

 

İdama karşıyım. Neden? Evet. Açık açık söylüyorum; bu cemaatçi gavatların her üyesinin, hatta her sempatizanın her gün öldürülmesi gerekir. Bir kere değil, her gün her gün öldüreceksin.

 

Seni satıyor, seni insan olarak bile görmüyor, seni kullanılabilir “bi şey” zannediyor.

 

Bitmiyorlar bir türlü, bitmiyorlar bir türlü...

 

 

 

 



Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.