ANTİK ÇAĞDA DÖVÜŞ SPORU

“Spor” sözcüğünün “oyun” anlamına geldiğini söylemiştik (*). Eskiden savaş için bir hazırlık oyunu (antrenman) aracı olan spor sonradan amaca dönüştü. Yazılı tarihin başlangıcından antik dönemin sonuna kadarki savaş tarzına “antik çağ savaşı” diyoruz. Tarih öncesi çağdaki savaş hem teknolojik hem de örgütlenme farklılığıyla antik çağdaki savaştan ayrılır. İlk şehir-devletlerinin ve imparatorlukların kurulmasıyla savaşlar çok değişti. Mezopotamya’da ve başka imparatorluklarda yeterince tarımsal ürünler sağlanınca tam zamanlı yönetici elitler ve asker sınıfı ortaya çıktı. Askerî kuvvetlerin çoğunu çiftçiler oluşturdular ve yılın bir bölümünde bunların tarlada çalışmaktan çok savaştılar.

İlk düzenli ordular ortaya çıkıp yeni ordular devletlerin büyüyüp merkezîleşmelerine yardımcı olunca Mezopotamya'da ilk imparatorluk olan Akkad İmparatorluğu kuruldu. Antik çağdaki ilk ordular tarih öncesi çağda avlanmak için geliştirilen yayları ve mızrakları silah olarak kullanmaya devam ettiler. Eski Mısır ve Çin'deki ilk ordular da aynı şekilde gelişerek yoğun piyade kuvvetlerini yay ve mızraklarla donattılar. Antik çağ savaşlarında özellikle atlı orduların yaya ordular karşısındaki üstünlükleri nedeniyle atın savaşlarda kullanımı hızla yayıldı. Oku ya da mızrağı uzağa fırlatabilmek ve kılıcın sağlamlığı ya da keskinliği elbette önemliydi. Mızrak savurmak ve ok germek nasıl nişancılık ve güç egzersizleri gerektiriyorsa, hafif ama çok keskin kılıçlar da serilik ve akıcılık gerektiriyordu.

Askeri strateji ve taktikler beklenenin tersine gelişme göstermedi. Antik çağları izleyen 15. ve 17. yüzyıllar arası erken modern dönemlerde bu strateji ve taktikler terk edildi. Antik çağ savaş strateji ve taktikleri 18. yüzyıldan itibaren yeniden uygulamaya girdi. Erken modern dönemin genel çatışma tarzı birkaç yüz kişilik akınlar şeklindeydi. Bununla birlikte savaşlar daha sık görülüyordu.  16. yüzyılda barış dönemleri on yıldan bile azdı. 17. yüzyılda barış süresi sadece dört yıl sürdü. 18. yüzyıl Avrupasında on altı yıldan uzun barış olmadı. Savaşların sıklığı antrenmanların da sıklığı demekti.

Antik çağ strateji ve taktiklerine dönüş 18. yüzyıldan sonra başladı ve modern dönemlere kadar gelişerek sürdü. Bu gelişme 20. yüzyıl savaşlarının strateji ve taktiklerinin temelini oluşturdu. Carl von Clausewitz'in düşmanı savaşmaktan vazgeçirmek ya da düşman kuvvetlerini savaş alanında imha etmek tezleri daha sonra yıldırım savaşı stratejisiyle geliştirildi.

İlkçağda Çin’de feodal bir yönetim tarzı vardı ve Çinliler Türk akınlarına karşı gerek savunma ve gerek ticari nedenlerden dolayı M.Ö 214′de yapımına başlanan 2400 km uzunluğundaki Çin Seddi’ni yaptılar. Barut kullandılar. Askeri teşkilatlarını kurmakta Türklerden etkilendiler. Türkler ise Çinlilerin etkisiyle yerleşik hayatla tanıştılar. Sülale yıllıkları, asıl yıllıkların yanı sıra kronolojik tablolar, incelemeler, ilgili sülale döneminde yaşamış savaşçıların yaşam öykülerini içerirler. Uzak Doğuda gerçekten büyük savaşçılar yetişmişti. Samuray” (samurai) terimi eski Japonya'da soylu asker sınıfı için kullanılırdı. Savaş, Japon kültüründe de çok önemlidir.  Ülkenin önemli klanları birbirleriyle defalarca savaştılar. Japon topraklarının sadece %20’si tarıma elverişli olunca toprak kavgaları çıktı.

Samuraylar “buşido” (bushido) yani "savaşçının yolu" anlayışını esas aldılar. Bu felsefede korkuya yer yoktu. Nitekim samuray ölüm korkusunu yenmiş kişiydi. Ancak ölümden korkmayan bir savaşçı efendiye de sadık olabilirdi. 9.-12. yüzyıllar arasında samuraylar (şövalyeler ya da savaşçılar) sınıflaştılar. Bir kısmı yönetici sınıflara bağlıydılar ama diğer kısmı ise para karşılığı savaşıyorlardı. Samuraylar feodal derebeylerine (daimyo) bütünüyle bağlıydılar. Hizmet ederek mevki ve arazi alırlardı. Daimyo’lar da samurayları daha fazla arazi kazanmak ve gücünü arttırmak için kullanırlardı. Samuraylar at üstünde, yaya, silahlı, silahsız dövüş konusunda eğitilmişlerdi; ok da kullanırlardı ama 13. yüzyılda Moğol savaşlarından sonra kılıca ağırlık verdiler. Mızrak ve ucu kılıç şekilli mızraklar (naginata) kullandılar. Samurayların iki kılıcı olurdu: Uzun kılıç (daito-katana), kısa kılıç (shoto-wakizashi). Ayrıca bıçak (tanto) kullanmakta da hünerliydiler. Samuraylar çoğunlukla kılıçlarına isim (mei) verirler ve onların ruhuna inanırlardı. Çift kılıç taşıma ve kullanma (daisho) ustalık isterdi.

M.Ö. 660'da “Ölümsüz Savaşçı” olarak bilinen Jimmu Tenno bir kabilenin başına geçtikten sonra kabilesiyle Yamato bölgesine yerleşti. Yamato klanı Asya’ya çeşitli seferler düzenleyince Kore ve Çin’in kültürel zenginliklerinden, teknolojilerinden ve savaş sanatlarından etkilendi. İmparator Keiko tarihte “şogun” (shougun) unvanını taşıyan ilk kişi oldu. Shogun unvanı Keiko’nun savaş sanatlarında geldiği üst noktaydı. Onun cesur oğlu Prens Yamato da savaş sanatları konusunda çok yetenekliydi ve örnek bir Samuray oldu. 30 yaşına gelmeden 60’ın üzerinde kılıç dövüşünden galip çıkmayı başaran Japonya’nın gelmiş geçmiş en ünlü samurayı Miyamoto Musashi savaşçı yetiştirmek için okul açtı. Daha sonraki yıllarda ünlü samuray Tokugawa Leyasu dikkati çekti. Derken Samuray geleneği 1876 yılında İmparator Meiji tarafından ortadan kaldırıldı. 20 yüzyılda kılıç tekrar serbestleşti ancak askeri kullanım dışında sadece sportif amaçlı kullanılmaya başlandı (kendo, ken jutsu, iai do). II. Dünya Savaşında tüm rütbeliler hatta kamikaze pilotları da kılıçlıydı. Bu dönem öncesinde efendisiz kalan samuraylar (ronin) zamanla ya isyan ederek öldürüldüler ya da kılıçlarıyla harakiri (seppuku) yaparak intihar ettiler. Samuraylar silahlı ve silahsız dövüş için jujutsu savaş sanatını kullandılar. Samuraylar Ortaçağ Japonyası'nda savaş sanatını düşmanlarını kısa yoldan ve en etkili şekilde saf dışı bırakma yöntemi olarak kullandılar. İç savaş bitince de insan ruhunun eğitimine yönelerek gizli gücü (ki) fark ettiler. Savaş eğitimine zihinsel eğitimi de katınca Aiki Jutsu ortaya çıktı ve 1869'da tüm Japonya'da kullanılmaya başladı. Judo, Jujutsu’dan geliştirilerek 1882'de Dr. Jigoro Kano tarafından tanımlandı. Aikido ise 1935'li yıllarda Morihei Uyeshiba tarafından ortaya çıkarıldı ve günümüzde spordan ziyade bilim dalı gibidir.

DİPNOT: (*)“Spor Hakkında Düşünceler”, 30.05,2014, Bizim Kocaeli Gazetesi.

 

www.bizimkocaeli.com/yazar/yuksel-yilmaz/antik-cagda-dovus-sporu/15870.html

Ağustos 2015 BİZİM KOCAELİ GAZETESİ


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Şampiyon Galatasaray!! Spor 20.05.2019
Bitmeyen çile Spor 16.04.2019
Endustriyel futbol Spor 12.04.2019
Galatasaray,ın Fetret devri Spor 04.04.2019
Futbolda Bedava Tiyatro! Spor 10.02.2019