İHANET ve ADALET

15 Temmuz 2016 akşamı, arka planında CIA-MOSSAD destekli olarak başlayan ve sabaha kadar süren bir Darbe, bir İHANET süreci yaşadık.

Türkiye’nin yerli ve milli güçleriyle,  Ümmeti önceleyen güçlerin karşısında Hıristiyan Emperyalizminin, yani Batının uşaklığını yapan gruplar sabaha kadar çatıştı.
250 civarı Şehit ve 1500 kişiden fazla yaralı Gazi ile İslam’a ve Müslümanlara karşı yapılmak istenen bu girişim şimdilik önlendi…

Darbenin önlenmesinde Asker içindeki Darbe karşıtı kesimlerin kışla dışına çıkmaması ile beraber MİT ve Polisin kışla dışına çıkan darbecilere karşı silahlı çatışmalarda ölümüne bir direniş sergileyerek karşı koyması ile beraber Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın meydanlara çağırdığı Sivil Halkın silahsız olarak her türlü imkânı kullanarak Darbecilere olağanüstü bir kahramanlık göstererek karşı koyması ile başarılı olundu…

Halk, CIA korumasında bulunan Pensilvanya’daki çiftlikten yönetilmek istemediğini çok net bir şekilde ortaya koydu.

Görüldü ki, en tepe makamlardaki en kritik mevkilere sızmışlar. Devletin “mahrem” denilebilecek tüm kurumlarına sızılmış, tüm Bürokrasi ve siyasetin en yetkili şahıslarının burunlarının dibine kadar gelmişler.

Türkiye’de mevcut 350 Generalin 149 tanesi TSK’dan ihraç edildi. Yani Ordu’nun en tepesi sayılan Generallerinin bile neredeyse yarısı kadarını ele geçirdikleri anlaşılıyor. Yine 1000’den fazla üst düzey Subayın ihraç edilmiş olması da durumun vahametini yeterince ortaya koyuyor.  TSK açıklamasına göre toplamda 8.600 civarı asker darbeye katıldı.

TSK’nın emir komutasının adeta çöktüğü görüldü.
Kendi emir Subayları tarafından tutuklanan Komutanların olduğunu gördük.
Kendi astlarından emir alan generallerin varlığını öğrendik.
Ülke tarihinde hiç karşılaşmadığımız şekilde muazzam bir gizlilikle örgütlenmiş bir İHANET çetesiyle karşı karşıya geldiğimizi gördük…
Ancak;

Biz Müslümanlar çok dikkatli olmak, kılı kırk yarmak zorundayız.

Evet, hem ülkemize karşı hem de Ümmete karşı çok ciddi bir İhanet süreci yaşandı…

Evet, çok ağır bir bilanço ile karşı karşıya kaldık, yüzlerce Şehit ve Binlerce yaralı Gazi var…

Evet, Meclise, Cumhurbaşkanlığına, MİT’e ve direkt sivil halka karşı Savaş uçaklarının kullanıldığına şahit olduk…

Ancak bu bizimde bize bu zulümleri reva görenlere karşı aynı şekilde davranabileceğimiz anlamına gelemez.

İslam savaş Hukuku ve Evrensel İnsan Haklarına aykırı görüntüler sergileyemeyiz.
Örneğin; Köprüdeki askerlerin teslim alınması sırasında kayışlarla asker dövme görüntüleri, bir Müslüman’ın ASLA kabul edebileceği bir görüntü olamaz. İslam ordularına karşı savaşırken teslim olmuş bir düşman askeri bile ancak ESİR Hukuku ile muamele edilebilir… Esir Hukukunda bile böyle bir görüntüye ASLA yer yoktur. 
Bırakın zulmetmeyi, Yediğimizden yedirmek, İçtiğimizden içirmek zorundayız…

Bu İhanetin hızlı soruşturulabilmesi ve hızlı kararlar alınabilmesi için Hükümet tarafından tüm ülkede OHAL ilan edildi.

Şimdi olaya karışanların, Darbeye destek verenlerin, Müslümanların karşısında, Müslümanların aleyhine tıpkı Mısır’daki SİSİ ve Mısır’daki Nur Partisi gibi CIA’ya hizmet etmeyi tercih eden bu Fethullahçı (FETÖ) oluşum mensuplarının tespit edilmesi ve hak ettikleri cezayı almaları için Devletin ilgili tüm kurumları çalışıyorlar.

İşte, asıl tehlike de burada başlıyor. Herkesin herkesi ihbar ettiği, At izinin İt izine karıştığı bir durumla karşı karşıyayız. Hükümetin ve Akparti’nin tamamen haklı olduğu bir süreci sulandırmak isteyen birileri tam da bu aşamada devreye giriyorlar ve Fetö ile ilgili ilgisiz birçok kişiyi ihbar ederek gözaltına alınmalarını sağlıyorlar. Bizzat FETÖ’nün kendisinin, kendisine en muhalif olanları tasfiye etmek için bu durumu çok iyi kullandığı görülüyor. Yine Hükümete muhalif olan Sol kesimden bazı sendikalara mensup kişilerinde kendilerine rakip gördükleri bazı İslamcı bilinen şahısları ihbar yoluyla gözaltına aldırdıkları görülüyor. Yine mesela Diyarbakır’da FETÖ ile ilgisi alakası olmayan okul ve Derneklerin de kapatıldığı görüldü. Özel Dicle-Fırat Koleji ile Özel Öz Kayapınar Lisesi adlarındaki İki okul hatanın fark edilmesiyle daha sonra tekrar açıldı ama mesela Barzani sempatizanı Dicle-Fırat Diyalog Derneği hala kapalı…

Darbe ile ilgili şahısların tespit edilmesi işlemi bir “Cadı avına” dönüştürülmemeli.

Her ihbar mutlaka araştırılmalı ama çok dikkat edilmeli. Süreci sulandırmak isteyenlerin, Süreci Hükümetin aleyhine çevirmek isteyenlerin ihbarlarıyla Müslüman şahsiyetleri gözaltına aldırmalarının önüne geçilmeli.  Anlaşıldığı kadarıyla Diyarbakır’daki karar vericilerin büyük bölümü Diyarbakır STK’larını iyi bilmeyen kişilerden oluşuyor.

Haklarında çok ciddi bilgi belge bulunanlar hariç, insanların özgür yaşama hakları uzun gözaltı kararlarıyla gasp edilmemeli…

Unutmamalıyız ki; daha 3 yıl önce bu oluşum bizzat devletin ve siyasetin bir çok kurumundan destek görüyordu.
3 yıl önceye kadar bu oluşumun bu derece ağır bir ihanet içerisinde olabileceği kimsenin aklına bile gelemezdi.
Dünyanın dört bir tarafında açılan okullardan gelen öğrenciler bizzat devletimizin kurumları tarafından misafir ediliyor ve halka açık programlar tertip ediliyordu.
İnsanlarımız ve halklarımızın çoğu tamamen insani hasletlerle bu oluşuma Himmet ve farklı isimlerle yardım ediyordu.
Bürokrasiden, farklı kesimlerden Siyasetçi ve Zengin İş Adamlarımızın çoğunun çocukları bu okullara gidiyordu. O zaman bir sorun görünmüyordu.

17-25 Şubat sonrası, tüm bu ihanetleri gördüğü halde bu oluşum ile birlikte hareket etmekte ısrar edenlere yönelik her türlü İhanet maddesi uygulanmalıdır.
Ama unutmayalım ki; Mavi Marmara olayında İsrail’in MOSSAD’ın tarafında yer almaları, Hakan FİDAN’a yönelik Şubat darbe girişimi, Gezi kalkışmasındaki gizli-açık destekleri ve 17-25 Aralık Operasyonları ile zirveye ulaştığı düşünülen olaylar sırasında bir çok insanın bu oluşumdan desteğini kestiği biliniyor. Kimi çocuğunu dershanelerine, okullarına göndermekten vazgeçerken kimisi de o oluşum ile tüm ilişkilerini kesti. Bu İhanet çetesinin yaptığı her bir ihanetten sonra sürekli olarak ilişiğini kesenler arttı. İslami ve İnsani hassasiyetlerle bu oluşuma yardım eden insanlar bu ihanetleri gördükçe bu oluşumlardan ayrıldılar…
17-25 Aralık tarihine kadar bu oluşum içinde yer aldığı halde bu tarihten sonra bu oluşumdan ayrılanlar şimdi çok tedirgin ve diken üstündeler. Bir çoğunda bu ürkekliği görmek mümkün. Geçmişleriyle ilgili her an bir ihbar gelir de mağdur olurlar diye korkuyorlar…
Hükümet bu konuda net bir açıklama yapmalı, tedirginlikleri gidermeli…

Rab’bimiz bile son ana kadar tövbe kapısını açık tutarken bazı kraldan çok kralcıların ömrünün bir tarihinde iyi niyetlerle bu oluşum içinde yer almış veya bir şekilde Himmet veya Hizmet etmiş herkesin cezalandırılmasını istemesi akıl alır gibi değil…
Kendini Müslüman olarak vasıflandıran bu insanların mantığı ile gidersek, İman etmeden çok önce kendi öz çocuğunu diri diri toprağa gömen Hz. Ömer’in veya Hz. Hamza’yı şehit eden Vahşi’nin imanını da kabul etmemek gerekir!  Öyle ya, onlarda bir zamanlar kötü fiiller içeren eylemler yapmışlardı!
Oysa biliyoruz ki insanlar bu İhanetleri açık bir şekilde görmeden önce iyi niyetlerle ve farklı gerekçelerle bu oluşumda yer almış olabilirler. Ama ihanetleri gördükten sonra ayrılanlara hala ihanetçi gözüyle bakılırsa bu en büyük yanlış olur. Bu durum Hükümete de yapılabilecek en büyük kötülük olur bence.
Bu açıdan soruşturmaları yürütenler çok dikkatli hareket ederek Hükümet veya İslam düşmanlarının faydasına olacak bu tavırlardan kaçınarak Hukukun üstünlüğü ilkesiyle hareket etmelidirler…
Kısacası; “İHANET” ne kadar affedilemez ise “ADALET” o kadar vazgeçilemezimiz olmalıdır…
Bir Müslüman’ın en önemli özelliği “ADİL” olma özelliğidir, Bir Müslüman’ı diğer insanlardan ayıran en temel vasfı budur…


Başlık Kategori Yayın Tarihi
SAYIN VALİM Yaşam 17.06.2020
RAMAZAN PİŞKİN MESELESİNE DAİR Sosyal 05.06.2020
GENÇLER NEDEN EVLEN(E)MİYOR? Sosyal 22.05.2020
CORONA GÜNLERİNDE TOPLU ULAŞIM Sosyal 28.04.2020
SOSYAL YARDIMLAŞMADA TEKELLEŞME SORUNU Sosyal 23.04.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Ayasofya Sorunu Sosyal 15.06.2020
SOSYOLOJİK VİRÜS "IRKÇILIK" Sosyal 04.06.2020
Neden Hala İnsan Olamadık? Sosyal 28.05.2020
ESKİ RAMAZANLARI UNUTMAYALIM Sosyal 15.05.2020
Önce İnsan Olmak Sosyal 09.05.2020