SENİ SEVİYORUM HALKIM

Halkıma çok kızdığım zamanlarda bile bu kızgınlığım hep dua ve sevgiyle beraberdi. Neden mi kızgın oldum? Sağcı-solcu, laik-Müslüman, Türk-Kürt gibi bölücü unsurlara uyanık bir tavır koyamayıp bölündükleri ve bunun faturasını çok ağır ödedikleri için. Sağcı-solcu çatışmalarında özellikle 12 Eylül 1980 darbe öncesi binlerce vatandaşımız ölmemiş miydi? Laik-Müslüman kavgalarındaki kutuplaşmanın faturası özellikle Cumhuriyetin kuruluşunun ilk yıllarından bu güne kadar ele alınacak ve İnönü dönemi hatırlanacak olursa binlerce vatandaşımız ölmemiş miydi? Türk-Kürt bölünmesinin fitnesi olan PKK ile mücadelede binlerce asker ve sivil vatandaşımız ölmemiş miydi? Nasıl bu fitnelere alet oluruz? Kızarım tabi. Ama bu sevmediğimden değil. Zaten bölünmenin sonuçlarına bakarak kızmamız milletimizi sevdiğimizden ötürüdür.

Halkıma çok kızdığım zamanlardan bir diğerinin nedeni dinimize hurafe katarak anlatan din adamı kılıklılara aldanmaları ve onlara iltifat ederek, teveccüh ederek hatta onlara ömürlerini adayıp paralarını ve duygularını kaptırarak aldanmalarıdır. Göz göre göre dillerinden şirk dökülmesi ve dinden neredeyse habersiz olacak kadar cahil olmalarına sinirlenmeyeyim de ne yapayım? Müslümanın şirke girenlere bile bu türden kızması şirke girmelerine rağmen sevmesinden değil, insanı insan olarak sevmesinden ötürüdür.

Halkıma çok kızdığım zamanlardan bir diğerinin nedeni de haksızlığa uğradığında Erbakan Hocama sahip çıkmamaları hatta fitneye alet olup ona iftira atmalarıdır. Bu kızgınlığım zamanla azaldı. Çünkü zamanla Erbakan Hocamın haklı olduğu geç de olsa anlaşıldı ve gitgide pişmanlıklarla beraber sevgiler arttı. Bu sevgi onu bir efsane görmeye kadar vardı.

Mevcut Hükümetin siyasetine karşı yapılan bu “darbe” girişimini duyar duymaz ilk tepkim “Başaramayacaklar” demek oldu. Hatta beni telefonla arayıp soranlara “fos” çıkacağını söyledim. Darbe karşıtlarına destek verdim. Biz darbeler ve devrimler değil, inkılâplar ve fetihler yanlısıyız. Neden destek verdim? Çünkü bir partinin siyasetini beğenmiyorsanız sadece sandıkla medenice cevap verirsiniz. Devrim barbarlıktır. Hiçbir darbeyi hoş karşılamam. Darbe, cuntacı zihniyetin despotluğunun ilk alametidir. Darbeyi kim yaparsa yapsın ve kime yönelik olursa olsun zorbalık olarak görürüm. Bu yüzden bu sorudan ziyade şu soruyu yanıtlamak isterim: Darbenin fos çıkacağını nerden bildim?

Bu sorunun cevapları bir düzine neden sayılsa geçer. En başta işin içine halkın karışmasını isteyen Başkomutan Tayyip Erdoğan’dır. İkincisi işin içine karışan milletimizdir. Bunların dışında milletin darbelerden çok çekmiş ve artık nefret etmiş olmasıdır. Askerin ancak çok küçük bir kısmının bu işin içinde olmasıdır. İsyancıların tamamının ellerindeki silahları ve sair teçhizatı çok daha fazla insanın ölmesine neden olacak şekilde kullanamamış olmasıdır. Medyayı tamamen işgal edip tüm kanallardan yayın yapmamalarıdır. Milletin umudunu kestirememeleridir. Tüm siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin birlik ve beraberlik içinde olmalarıdır. Hükümet yanlısı medyanın güçlü olmasıdır. Hükümet karşıtı medyanın bile son ana kadar yayın yapmaları ve asilere yataklık yapmamalarıdır. Daha çok sayıda üst rütbelinin bu işe karışmamalarıdır. Ordu komutanlarının asilere taviz vermemeleri, Hükümetle ve milletle beraber olmalarıdır.  Polis teşkilatının tarihe kaydolacak bir duruş sergilemeleri ve asilere kafa tutmalarıdır. Genel Kurmay Başkanının ve kendisi gibi çok sayıda orgeneralin bu isyana karşı olmalarıdır. Halkın kışlaların etrafını çevirmesi ve gösterdikleri coşkulu kararlılıktır. Cumhurbaşkanının ifadesiye bu işin başı olduğu öne sürülen Fethullah Gülen’in millet indindeki itibarının sıfıra doğru gitmesidir. Halkın sabahlara kadar günlerce nöbet tutmasıdır. 1. Ordu Komutanlığına bağlı zırhlı birlikler havaalanında asilik yapıyorlar ve düşünün ki 1. Ordu Komutanı bu asileri ihanetle suçluyor. Böylece milletin gözünde asiler iyice pasifize oluyorlar. Bu darbe girişiminin sonuç alacağını nasıl hesap edip yeltendiler? Sadece bu kısmı bile fos çıkacağına işarettir.

Hükümetin ne kadar hatası olursa olsun hiçbir hata darbe girişimi kadar büyük bir hata olamaz. Sandıktan beklenen cevap “darbe” olamaz. En büyük siyasi partinin aldığı oy oranına rağmen ve medyanın çok hızlı hareket eden haber koordinasyonuna rağmen banka soyar gibi bir darbe mümkün değildir.

Gülen’in “Darbeyi uluslararası bir komisyon araştırsın” deme cesareti sanıldığı kadar bu işin içinde olmadığı havası estirmektedir. Zira cemaat büyüdükçe kontrolden çıkabilir. Ayrıca kimseyi direkt suçlamıyor da. Ama üstü kapalı olarak suçlamıyor diyemeyiz. Bazı liderlerin iktidarını güçlendirmek için sahte intihar saldırıları da düzenleyebildiğini söylemesi yenilir yutulur cinsten değil. Başbakan Yıldırım’ın, "Arkasında duracak ülke göremiyorum, bunun arkasında duracak ülke Türkiye'ye dost değildir. Türkiye'ye karşı ciddi bir savaşın içindedir" demesine karşın ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’in, Türk mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu'nu arayarak, ABD'nin darbe girişiminde payı olduğu yönündeki ima ve iddiaların 'tamamen yanlış' ve ABD-Türkiye ilişkilerine "zarar verici nitelikte" olduğunu söylemesi bu ithamlara katılmadığını gösteriyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, darbe girişimi sırasında hayatını kaybeden Prof. Dr. İlhan Varank'ın cenaze töreninde 'İdam isteriz' sloganlarına "Demokrasilerde halkın talebi bir kenara konulamaz" diyerek yanıt verdi. ABD'de yayınlanan Wall Street Journal gazetesine göre “Erdoğan'ın tasfiyeleri ülkede karışıklığın devam etmesine neden olacak."

Mısır'daki darbenin tersine Türk halkı darbecilerin yanında yer alsaydı ve Ordunun komuta kademesi de darbeden yana olsaydı Devlet otoritesinin çöktüğü bir Türkiye'de IŞİD ve diğer radikal örgütler ortaya çıkan boşluğu değerlendirirlerdi ve Suriye'deki kaos Avrupa'ya bir adım daha yaklaşırdı. ABD Başkanı Barack Obama, Fethullah Gülen'in iadesi talebinin değerlendirileceğini söylemekle yetiniyor. Erdoğan İncirlik üssünü ve IŞİD'e karşı işbirliğini Gülen'in iadesi talebi karşılığında koz olarak kullanabilir mi? Gülen ve destekçileri darbe girişimini planladıkları suçlamalarını reddettikleri halde ve ortada somut bir delil olmadan bir iade gerçekleşir mi? Bunu zaman gösterecek. Ben sanmıyorum. Eğer Türkiye ABD'yi İncirlik üssünden çıkarmaya çalışırsa ki -kimse Süper Güç’le kötü olmak istemez- Washington askeri operasyonları Kuzey Irak'taki Erbil'e kaydırarak ABD yine işini yürütür. Erdoğan'ın binlerce kişiyi gözaltına alarak kitlesel bir tasfiyeye başlamış durumdadır. Binlerce asker gözaltına, 3 bine yakın hâkim ve savcı açığa alındı. ABD'nin Türkiye'ye yönelik politikası demokratik yönetimin desteklenmesi yönünde olmalıdır. Ama bizim de öfkemizi kontrol altında tutmamız gerekiyor.

Kerry, “Suçluların adalete teslim edilmesini tabii ki destekliyoruz; ancak, aynı zamanda bunun çok ilerisine gidecek aşamaya gelinmemesi uyarısı yapıyoruz” diyerek sakinleşmeye davet ederek Türkiye’nin Gülen'in iadesi için iddialar değil kanıtlar sunmasını istiyor. Öte yanda Türkiye’de darbe girişimiyle ilgili olarak başlatılan soruşturma sürecine yardımcı olmak istediklerini açıklayan Kerry’nin Lüksemburg’daki açıklamasında Fethullah Gülen’le ilgili kendilerine iletilmiş bir iade istemi bulunmadığını söylemesi kafalarda soru işaretleri doğurdu (Deutsche Welle).

Tutuklanan subaylardan biri de Çakırsöğüt Jandarma Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Osman Gürcan. Jandarma Genel Komutanlığı Terörle Mücadele Daire Başkanı ve kurmay kıdemli albay olduğu Ekim 2013’te terörle mücadelenin tartışıldığı uluslararası konferansta yabancıların 'İslami terör' kavramlarını kullanmasına tepki göstermişti. Bu kavramların yan yana gelemeyeceğini kaydederek düzeltilmesini istediğinde bir subaydan İslam’ı savunma anlamında ilk defa bir olaya şahit olmuştuk. Şöyle demişti: “Cihad sadece İslam'ı, müslümanlığı tanıtmak anlamına gelmektedir. Böyle bir tanımlama gündeme geldi. Diğer bir tanımlama da 'İslami terör' diye. Terörle mücadelede tanımları okuduğumuzda İslami terör kavramı Oliver Roy'un tanımlamaları olarak gündeme geliyor. Cihad kelimesi ile cihadizm hiçbir zaman yan yana gelmemiştir. Dinimizde ve genelde de mücahid anlamına geliyor. Cihad yapan kişiye mücahid deniyor. Böyle baktığımızda isimler arasında farklılıklar görüyoruz. Bu yanlış kullanımı düzeltmemiz gerekmiyor mu?' Soruyu cevaplayan Hollanda Güvenlik ve Adalet Bakanlığı Terörle Mücadele Ulusal Koordinatörü'nün Hukuk Danışmanı Lucia Ling Ket On, 'Cihadist terör' yanlış çağrışımlar yapabilir. Daha iyi bir kelimeyi arıyoruz ama maalesef cihadist bir terörizm bizim tarafımızdan kullanılıyor' dedi. Rusya Ulusal Terörle Mücadele Komitesi Uzmanı Sergei Gerasenkov da,'Sizin değindiginiz konu çok hassas. Bizim kastettigimiz radikal amaçlar kullanarak hedeflerine ulaşmak isteyen İslamistlerdir ama Müslümanları da rencide etmiş oluyoruz.” Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı'nın Avrupa Konseyi ile birlikte düzenlediği 'Terörle Mücadelede Ulusal ve Uluslararası Koordinasyon' konulu uluslararası konferans İstanbul'da The Marmara Hotel'de yapılmıştı. Konferansın ikinci oturumunda Hollanda ve Rusya'dan gelen katılımcılar sunumları esnasında 'cihadist terör' ve 'İslami terör' kavramlarını kullanınca, konferansın soru-cevap bölümünde bu kavramlara itiraz etmişti. Şimdi ise Şırnak'ta yakalanarak Türk Ceza Kanunu'nun 309. maddesindeki, "Anayasayı ihlale teşebbüs" ve 312. maddesindeki "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti'ni ortadan kaldırmaya ve görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs edilmesi" suçlarından sebebiyle çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. 34 general, 5 binbaşı, 4 yüzbaşı ve 311 asker yakalandı. 2004 yılında kaldırılan idamın bile geri getirilmesi isteniliyor.

Kimin ne hesabı olursa olsun… Allah’ın da bir hesabı var. Her şey bir kenara, ey zaman zaman sevgimden dolayı kızdığım halkım! Bu defa seni takdir ettim ve seninle onur duydum. Seni gerçekten seviyorum halkım… Farklı görüşlerde insanlarımızın bir araya gelmeleri son derece hoş görüntüler sergiliyor. Her daim ve daha şuurlu birliktelikler ümidiyle…

                                                                                                         16-19.07.2016 YÜKSEL YILMAZ

 

 

 

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
MHP, KEMALİST BİR PARTİ’YE DÖNÜŞÜR MÜ ? Politika 15.09.2019
ÜLKEMİZDE SU YÖNETİMİ VE ÇARE ! Politika 09.09.2019
Tahir Çalgüner ; YENİ MERKEZ PARTİ 'nin SİNYALLERİNİ VERDİ.. Politika 08.09.2019
Vay Terörist!!!!!! Politika 03.09.2019
Sudan Haberler Politika 02.09.2019