HAKİKATE KÜSENE HAKİKAT KÜSER

Ne yapmalı? Dini konuda birtakım gerçekleri söyleyince çocukluğunda edindiği açıdan hala çıkamamış koca koca adamları küstürüyoruz. “Bir de şu açıdan bak” diyemiyorsunuz; felç olmuş; kıpırdayamıyor. Eklemler oynak özelliğini tamamen yitirmiş; dönemiyor; kireçleme olmuş; kaskatı kalmış. Zaten önyargı kaskatı olmaktır; açısızlıktır; beyin felcidir.

            Siz bir hakikati tespit ederken o çok sevdiğiniz insanlar buna kafa yormayınca elbette hiçbir ilerleme elde edemiyorlar. Bu defa siz ilerde olandan söz ediyorsunuz ve o geride kaldığında bulunduğu açı farkından dolayı bunu göremeyince inkâr ediyor. Bu defa sizi suçluyor. İyi de siz artık geride değilsiniz ki; elbette geriden başka ilerden başka görünür. Çağ ilerlerken geride kalmak ayak uyduramamaktır; aksi takdirde çocukluktan kalma cehaletten çabuk kurtulamayız.

            İnsanların çoğu için din her şeyden daha hassas bir konu olduğundan dolayı, sizi çok seven ve sizin de çok sevdiğiniz temiz niyetli insanlar nihayet sizden nefret bile edebiliyorlar. Çünkü size hiç haklı olma ihtimali tanımıyorlar. Elbette geride oldukları halde ihtimal tanıyanlar da olabiliyorlar; ama bunlar küsmüyorlar ve sadrı daha geniş davranıyorlar.

            Çoğunluk şuur yolunun gerisinde bulundukları ve hatta bu yola hiç giremedikleri için, onun ortamındaki çoğunluğun dışladığı biri oluveriyorsunuz. Kendisini şuurlu bir din anlayışından soyutlamış olan bir toplumdan soyutlanmak hak namına önemli değil; ama yine de üzülüyorsunuz. Onların sizi yalnız bırakmasına değil, Allah’ın onları yalnız bırakmasına. Ve aslında yalnız olmayan biziz ve hatta hiç de azımsanacak sayıda değiliz.

            Artık bilim çağındayız. Bu çağda hurafeler güneş ışığı görmüş vampirler misali hayat bulamayacaklar. Artık körü körüne akılsızca teslim olmanın yerini Kur’an’ın emrettiği gibi akıllıca teslimiyet alacak. Önyargının yerini tarafsız araştırmacılık alacak. Zannın yerini ispat alacak. Keşfin yerini akıl alacak. Bilmenin ve bilmemenin verdiği kibrin yerini, bilmenin verdiği tevazu alacak. Dıştan direktifli yönelimin yerini, içe yönelim alacak.

            Bilim eze eze ve sindire sindire günden güne ağırlığını her daim hissettirecek. Tıp profesörünün karşısında perişan olan bir kırık çıkıkçı gibi hurafe rezil rüsva olacak; hüsrana uğrayacak. Nitekim tek çıkış yolu aklı akıllıca kullanma yoludur.

            Cahillik, bilinçsizlik ve önyargılılık birbirinden ayrı bulunmazlar. Bunlar sudaki mikroplar gibi bir arada adeta aynı vücudun ayrı uzuvları gibidirler. Bu özellikteki bir kişi nicelikte bin kişiye eşittir. Ne kadar fazla sayıda bir araya gelirseler gelsinler asla bir ‘değer’ biriktirmezler. Misal verecek olursak bu özellikteki bin kişi bir kumbaranın başına gelseler ve kumbaranın içine ‘hiçbir şey’ atmasalar kumbaraya ne katmış olurlar?..

            Şu halde bize düşen birileri bize darılıyorlar diye susarak onlara zulmetmek değil, itici olmadan konuşarak içlerinde bazısı belki önyargısından vazgeçer diye Allah’a yalvarmaktır. Biri geçmişte bir şey konuştu; diğeri başka bir şey. Meydan boş olunca da hangisini önce duyduysa yahut hangisinin dolmuşuna binmeye daha müsaitse onun dolmuşuna bindi. Erdemleşmedikçe de onu uyutan ninniler onu hep rahatlattı. Aklını işletmeden vicdanını, gönlünü, bedenini, malını, mevkiini, makamını işletti.

                                                          06.04.2011/YÜKSEL YILMAZ

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019