ZAN KODESİ MAHKÛMLARI

Bodoslama bakınca hayata zannediyorsunuz ki doğru bir itikadınız var ve geriye sadece nefis savaşı yapmak kalıyor. Zannediyorsunuz ki şirk, putçuluk, tagut, Ebu Cehil, sadece tarihte kalmış ve şimdi nefsini terbiye etmen yeterli… Zannediyorsunuz ki namaz varsa geriye pek bir şey kalmıyor. İtikadını bir âlim belirlediyse büyük ihtimalle peşinden cennete gideceğini umuyor. Böylece o koca dünyada milyarlarca insan içindeki o küçük dünyasında huzurlu oluyor. Zannediyor ki kendisi herkesten şanslı…

Çocukluğumuzda bize hep nasihat eder, akıl verirler. Hep akıllı olmaya davet edilir dururuz. Bize nasihat eden ebeveynimiz bize nispeten tahsilsizdirler ama az buçuk tecrübeleriyle bizi yetiştirmeye çalışırlar. Bu şekilde büyüdüğümüz için ileride keşfetmeyi öğrenmeye sıra geldiğinde bu bize çok üstün bir şeymiş gibi gelir. Eğer akletmeyi terk edersek keşif bizim hayat felsefemiz olur ama hiçbir şey keşfedemeyiz. Zanlardan kurulu bir kodese kendimizi hapsederiz. Zamanla sanrımız tanrımız olur ve şirke nasıl bulaştığımızın farkına bile varamayız. Zaten bile bile şirke girmek ister mi insan? O doğru yaptığını zanneder…

Aslında anlamak gerekir ki çocukluğumuzda bize nasihat eden “kafanı çalıştır” sözü bize büyüyünce de lazımdır. Keşfetme yolunda aklını fark eden değil, akletme yolunda hakikati keşfeden olmak asıl keşiftir. Yoksa gereksiz hatta sakıncalı şeyler şeytan tarafından ilham edilir de biz bunları keşif sanır ve bunlarla hayat boyu avunur dururuz. Avutur çünkü aklımızı geliştirmediğimiz için keşfimiz bir haltmış gibi gelir. Aklımız ne kadar küçükse, keşfimiz gözümüzde o kadar büyür. Sizden daha akıllı insanlara bundan söz ederseniz; onlar belki sizin yüzünüze demezler ama saçma bulurlar, ikna olmazlar. Ve siz saçmaladığınız için ikna edemediğiniz halde, onlar nasipsiz ya da hidayetsiz oldukları için sizi anlayamadılar diye düşünürsünüz.

Önyargılı oldukları için bu zamanın özgünlüğünü taşıyan tipik zamane müşrikler sizden daha mütedeyyin bile olabilirler. Tıpkı papazlar ve hahamlar gibi dinle hayatlarını adayarak iştigal ederler. Bir tarikat ya da cemaat mensubudurlar. Duyarak, dinleyerek, rivayetle, zanla doldurulmuşturlar. Alternatiflerine kapalı tutulmuşturlar. Dergâhına girmiş ve kapıyı kilitlemiştirler. Onlar artık dergâhının dışındakilere sağır, kör ve dilsizdirler. Onlar artık bu şekilde yaşlanıp bu şekilde ölecektirler. Bu durum onların seçtikleri kaderdir. Araştırmayıp alternatif bilgilerle yüzleşmedikçe ölünceye dek yani asla gerçekleri görmemek üzere vedalaşmıştırlar. Bu manevi bir intihardır.

Oysaki hiçbir bahanesi olmaz müşrik olmanın… Aklı işletmemek bir şeylere neden olabilir, ama deli olmaktan başka hiçbir şey aklı işletmemek için neden olamaz. Bahane ile mazeret burada ayrılır. Aklı işletmeye kalktıklarında papyonlu ya da kravatlı ya da sarıklı sakallı olsun en saygın ve belki mütedeyyin olanlar bile abandone oluyorlar. Bu durumda iki seçenek kalıyor:

_Ya birtakım çıkarları nedeniyle ya da birileri tarafından dışlanmamak için nefsine yenilerek körü körüne yoluna devam edecek,

_Yahut, “dur bakalım bu da neyin nesi? Ben yanılmışım, fikirlerim çürüdü” diyerek nefsine galib olarak sırat-ı mustakiyme girecek. Böylece kurgulu dünyası darmadağınık olup, yeni bir dünyaya, yeni ve daha üstün bir şuurla “merhaba” diyecek. Nefs-i emareyi yenmek asıl burada zordur.

İkincisini tercih ettikten sonra kafasında pek üzerine düşmediği ama cevabını da bilemediği soru işaretleri tek tek çözülmeye başlayacak. Denklemi bir kez kurduğunda çözümü de peşi sıradır. Artık her şeye daha şuurlu bakar. Soru işaretleri bir bir kalkar. Başkası için fitne olan kasırgalar kılını bile kıpırdatamaz.

Saçma soruların akıllı cevapları olmaz. Akıl saçma sorularla muhatap olmaz. Bir soru sorulduğunda önce başka soruların cevaplandırılması gerekiyorsa akıl altyapıyı öngörür.

Her meseleye usullü yaklaşmayı öğrenince artık öyle her şeye akıl baliğ olmamış çocuklar gibi kolay inanmazsınız. Ama bunamış ihtiyarlar gibi de körü körüne saplanıp kalmazsınız. Siz hakikatin adını koymadan hakikati aramalısınız. Adını koyarsanız ismi ararsınız ve aradığınız isim hakikat değilse, ismi bulmak hakikati bulmakmış gibi gelir. Siz hakikate tabi olun. Hakikat tabi olunduğunda İslamdan nefret eden bir Yahudi ya da ateist bile bir gün en nefret ettiği şeye âşık olabilir. Fakat isme tabi olursa ne değişir, ne gelişir…

Siz usulü olmakla aslında hidayete ermişsinizdir. Bu durumda en sevgili dostlarınızla ya da akrabalarınızla da aranız açılabilir. Böylece bunun da bedelini ödersiniz. Ama hidayete değer. Daha önce sizi çok sevenlerin gözünde sapık olan supuk konuşan biri olarak lanse olduğunuzda sizden yollarını ayırırlar. Hatta onlar ne kadar sapık iseler siz de onlara o nispette sapık görünürsünüz. Onlar ahirette varacakları adrese siz olmadan gideceklerdir. Fakat aksine hidayetine vesile olduklarınız var ya, onlar için ailesi kadar hatta sayenizde hidayetlendiklerini düşündükleri için daha da kıymetli bile olabiliyorsunuz. Çünkü hayata bilinçli yani kalp gözüyle bakmayı ve hakikati görmeyi öğretiyorsunuz. Böylece işin bir de saygınlık tarafı var.

Böylece gidişat sizi havasi yaşantıya zorlar. Gerek çocukluğunuzda arkadaşlık yaptığınız akraba ve komşularınız, gerek ilkokul arkadaşlarınız eğer tahsillerini devam etmediyseler, eğer sizin gibi bilinçlenip kendilerini geliştirmediyseler yahut bu konuda ümit vermiyorsalar, onlarla değil bir fikri, çay içmek için bir masayı bir paylaşacak vakit ayıramazsınız. Onlarla bulunursanız ya nasihat veya bilgi vermeniz gerekir ya da sıkılmanız…

Allah aklı vermiş ve ölçüleri göndermişse, işletip riayet etmek bize kalmıştır. Aklını işletmek istemeyene yapacak bir şey yok. Ve kabul olmasından da pek ümitli olmadığım duadan başka…

                                                                                                                                                    23.12.2010/YÜKSEL YILMAZ


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BİR SAVUNMA YAZISI (14) Genel 26.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (13) Genel 25.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (12) Genel 24.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (11) Genel 15.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (10) Genel 14.06.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
HAFTANIN SAÇMA OLAYLARI Genel 01.07.2020
HAFTANIN SAÇMA OLAYLARI Genel 17.06.2020
HAFTANIN SAÇMALIYANLARI Genel 11.06.2020
İslam'da Güzel Ahlak Genel 03.06.2020
Torus Nefesi Nedir ? Torus Nefesi Teknikleri'ni Nasıl Uygularız ? Genel 20.05.2020