BECERİKSİZ MUKALLİTLİK

Oksidentalistlerin ve oryantalistlerin  Türkiye toplumunun modernleşmesi konusunda neler düşündüklerini hep merak etmişimdir. Onların akademik birikimleri kanaat sahibi olmamızda bize zaman kazandırıcıdır. Modernizm bizim bünyemize ya da dokumuza ne kadar uygundur? Doğu kültürü Batılıyı, Batı kültürü Doğuluyu nasıl etkiler? Bir Batılı Doğu sanatçısına ya da bir Doğulu Batı sanatçısına nasıl oluyor da hayran olabiliyor? Tanzimatan bu yana yüzlerini Batıya çeviren sözde aydınlarımız neden yadettikleri Mustafa Kemal kadar milli değildirler?

Oryantalizm sömürgecilikle doğmuş ön keşif koludur ve sözde aydınlarımızın kendi fikirleri bile yoktur. Bunların İslami bilgilerinin kaynağı bile marksist görünümlü yahudi ajanı Maxim Rodinson’dur. Bu siyonistin Hazreti Peygamberimizin hayatını anlatan bir kitabı vardır ve bu kitap zavallı sözde aydınlarımızın başvuru kaynağıdır. Sözüm ona aydındır ama Arapça kaynaklara bakacaksa eğer, ümmidir. İbn-i Hişam’ın, İbn-i Teymiyye’nin ya da bir İbn-i Rüşd’ün ne yazdığını okuyamaz. Birileri hem de tek başına kendisinden daha zeki bir alimin kitabını yarım yamalak anlayıp  çevirmenlik taslayacak ve yaptığı şey ilmi olacak… Vah zavallı; hem sözde aydın olacak, hem bin beş yüz yılın en büyük nurunun hayatını kaleme alacak, hem de (yeterli) Arapçası yok yani ümmi…

Çocukluğumuzda kendilerine hayran kaldığımız ses ve sinema sanatçılarının hep solculuğun ileri ucunda yer almaları ve din karşıtı olmaları benim gibi daha nicesini akıl baliğ olduktan sonra burkmuştur. Hayranlıkla izlediğimiz adamların içip pis pis sızan sarhoşlar, uçkuru devamlı açık sapık supuklar, ün ve şanla şımarmış riyakarlar, para budalası ahmaklar, solu bile rezil eden maneviyatsız zavallılar, kumar masalarında sürünen acınası yaratıklar, kendilerini alkışlayan başörtülülere bile ayyaş ayyaş sövebilen inanç düşmanları, dışardan ithal solculuğun kötü taklitçisi cahiller olduklarını sonradan anlamak onları gözümüzden düşürüp yerlere seriyor…

Şöyle bir bakılsa görünecektir ki modern Batıda en büyük direniş hareketlerinin arkasında doğrudan olarak din vardır. Polonya’da işçi sınıfı mevcut rejime karşı kilisenin önderliğinde başkaldırmıştı. Yunanistan ve Batı Almanya gibi ülkelerde anti-Amerikancı hareketleri kilise etkilemişti. Gerek Asya’da gerekse Latin Amerika’da solcu akımlarla kilise el ele omuz omuza olup, sosyalist rahipler aynı zamanda büyük gerilla örgütlerine önderlik yapmaktadırlar. Amerika’da binlerce dini tarikat gençliğe heyecan vermektedir. Tecavüz ve yamyamlıkla suçlanan Alman mezheplerinin varlığına rağmen alternatif bir dünya özlemini dile getiren bıkkınlar da var. Bu dini anlayışlar batıl ve hurafedirler ama etkilidirler; din dünya çapında etkisini alabildiğince sürdürmektedir. Türkiye’deki sözde aydınlar ise bundan habersizce hala 18.yüzyılın rasyonalizmine ve 19.yüzyılın pozitivizmine takılıp kalmışlardır. O asırlardaki solcuların sloganlarını bugün hala kullanmakta, ecnebi fikir babaları yeni bir şey üretemedikleri için eskisiyle idare etmektedirler.

Sırf modern ve aydın desinler diye iktisatçı Darwin’in “Kapital” isimli kitabı en çok okunanlardandır. Bu kitapta bütün insan faaliyetlerinin temelinde libido olduğunu söylediği ve cinsellik saplantısına düştüğü halde bu teslim kafalara ters bile gelmez. Gays teorisiyle “insan insanın kurdudur” diyen Karl Marx’ın tezi, öğrencisi Adam Smith’in karşı tepkisiyle çürütüldüğü halde hala marksist kalabilenler vardır. Smith öyle bir çıkış yapmıştır ki pozitivizmin kurucusu Berkeley’in her defasında eleştirdiği “tarihin diyalektik idealizmi” düşüncesini doğrulamıştır.

Cumhuriyet gazetesinin yazarı Oktay Akbal, din konusunda bilgisiz olduğu halde bu konuya el atacak cesareti kendinde göebiliyor ve Hz. Nuh ile Hz. İbrahim’i karıştırarak, Hz. Nuh’un oğlu İsmail’i kurban ettiğini yazıyor. Din konusunda çok bilgisiz olan bu gazete yazarlarında bu hatalar sıklıkla oluyor. Fakat okuyucusu da dini konulardan bihaber olunca bunlar göze çarpmıyor. Nedense aklıma, “insan bilmediğinin düşmanıdır” sözü geldi.

Bir misal daha verecek olursak Milliyet gazetesinde, başörtüsü yasağını protesto etme konusundaki yazısında Beyazıt Camii çıkışında halkı galeyana getirmek için “Kuran’dan hadisler okuduklarını” yazmıştı (17.01.1987). Ayet ile hadisi karıştıracak kadar İslami bilgisizlik size bir şey ifade ediyor olmalıdır. Agora meyhanelerinde mi kaleme alıyorlar bu haberleri acaba?

Malumunuz Türkiye’de ne solcuların kalitesi var, ne de sağcıların… Keza ne de gazetecilerin… Hepsi orijinal olanı taklitle meşguldürler. Siyasal olarak önder bir ülke olmadıkça ülke içindeki kanaat önderleri bile uygar ülkelerin öncelikle ne dediklerini dinlemeden fikir beyan etmeyeceklerdir. Dış politikada İngilizce ifadeleri Türkçeye çevirecekler, iç politikada ise ecnebilerden fikir alamayacakları için hep hata yapacaklar. Beceriksiz dünya solunu bile taklit eden Türk solu hep seçim sandığına gömüldü durdu. Türk sağı ise hep ecnebi fikirlerin Türkçe tercümanı oldu ve canımıza ot tıkadı. Nisan 2011’e geldik ama Türkiye’nin AT’a tam üyelik başvurusu Nisan 1987’dir ki bu tam 24 yıl demektir. Bekletilmek itibarsızlıktır… Biz Batıya başvurmaktan çok Batıyı başımıza vuruyoruz; ama sersemlediğimiz için olsa gerek farkında değiliz… 

13 Aralık 2011


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
MHP, KEMALİST BİR PARTİ’YE DÖNÜŞÜR MÜ ? Politika 15.09.2019
ÜLKEMİZDE SU YÖNETİMİ VE ÇARE ! Politika 09.09.2019
Tahir Çalgüner ; YENİ MERKEZ PARTİ 'nin SİNYALLERİNİ VERDİ.. Politika 08.09.2019
Vay Terörist!!!!!! Politika 03.09.2019
Sudan Haberler Politika 02.09.2019