YAPACAK BİR ŞEY YOK

Mozaik bir toplumda herkesin sizi anlamasını bekleyemezsiniz. Herkes benimle aynı fikirde değil. Herkes bana karşı da değil. Hereksin durumu aşağı yukarı böyle. Herkesi razı eden kimse yok ve herkesçe reddedilen de yok. O zaman neden herkesi ikna etmek için çırpınalım?

Ortalama bir yerden hayata hitab ediyoruz. Marijinal fikirlerden sıyrılmış olarak rölantide yaşıyoruz. Önyargı kanserine karşı erken teşhisle başkaldırıyoruz. (*).

Kötülere bir ana yüreğiyle beddua eden (**) ve iyilere bir baba yüreğiyle dua eden bir duygunun mekânında tur atıyoruz. Sevgiyle ilham alıyor, adaletle karar veriyor, zeminde bir santim boy atana bile saygı duyuyoruz. Yeter ki çukurdan hakaretlerini duyurtan kuytu bir ses olmasın. Fındık kadar bile olsa zeminde olsun; lakin bir fındığın sonunun bir çukura yuvarlanmak yahut ayakaltında ezilmek olduğu hatırdan çıkarılmasın. En iyisi zeminde kök salarak azametle büyümektir.

İfadeleriniz önyargı duvarına çarpıp size geri dönüyorsa direnmeyin. Burası peygamberlerin bile çaresiz kaldığı çukur noktadır. Anlayın ki, yapacak bir şey yok.

Siz birtakım kaynaklarla ispatlarken ne diyecek önyargı? “Madem ispatı var tamam” mı diyecek? O takdirde onun adı önyargı olmaz ki; tam aksi olur. Önyargı duvarından dönecektir tabiatıyla ve diyecektir ki: “Verdiğin kaynaklara müdahale edilmediği ne malum?”

Haydaaa…

“O öyle dememiştir; ama onun kitabına biri o saçmalıkları sokmuştur.”

Vay canına…

“O öyle demez; kitabında bu dediklerin varsa, onları bir müsteşrik onu kötülemek için oraya yazmıştır.”

Ne oldu şimdi? Bak ikna olmadı. Yapacak bir şey yok. Sen tek yapılması gerekeni yapıp vermişsin kaynağını… Gerisi onun işi…

Daha da üzerine gitsem ne olur acaba diye düşündüğüm de oldu. Kaynağı yanımda taşıyıp, sayfaları bir bir açıp, işaret parmağımla satırları bir bir gösterip işte dediğim de oldu. Yazarın kendi çağdaşlarından onun bu düşüncesini topa tutanlardan misaller verdiğim de oldu: Bak onunla aynı ömürde yaşamış biri ve bu konuda onu şöyle şiddetle eleştiriyor. Demek ki bu sözler ona ait, kimse eklememiş…

Önyargılının duvar yazısı ne mi oldu? Söyleyeyim:

“Belki onun da kitabına müdahale edilmiş, eleştiri olarak sonradan eklenmiştir.”

Şimdi ne olacak?

Yapacak bir şey yok diyorum ya.

Nasıl ki İslam hak bir din olduğu halde dünyanın büyük çoğunluğu en başta önyargı ve dikkatlice araştırmama nedeniyle bunun farkında olmuyorsa, bu da bunun gibidir.

Hak eden anlar ama araştıran hak eder. Önyargılı olan ise araştırmaz. Yan gelip yatan, ilk öğrendiği neyse ona yapışan, hiç silgi kullanmayan, kendi içine yönelmeyen, düşüncelerini akıl süzgecinden geçirip elemeyen, düşüncelerinden hiç şüphe etmeyen, kanaat önderini herkesten akıllı ve kendini herkesten şanslı gören bir kimseye yapacak bir şey yok.

Tıpkı bir insan öldüğünde artık yapacak bir şey olmaması gibi bir şey bu. Bunun için önyargı da bir nevi ölümdür.

“Bazen yaşlılar şimdi on sekiz yaşında olmak vardı” diye iç geçirdiklerinde düşünürüm: On sekiz yaşında bir önyargılı olup bunu sadakatle koruyacaksam ecele on sekiz dakikası kalmış bir önyargısız olmak çok daha iyidir.

İnsanın en güzel çağı şu ya da bu yaşta olması değil, düşüncelerinde devrim yapması ve sürekli kendini aşmasıdır. Eğer bunu başarırsa her yaşın tadını yaşı kaç olursa olsun ayrı ayrı tadacak ve hayattan lezzet alacaktır.

Hayattaki hiçbir şey erdemin varlığı kadar bizi halimizden memnun kılmayacaktır. Erdemsiz geçen gün sayısı kaç olursa olsun yaşanmamıştır. Başkaları için yaşarken zaman kaybeden her erdemsiz sanki bir eşya gibidir. Hayat bir şey katmadan ve hayattan bir şey anlamadan yaşayan kostümler başkalarına aittirler. O ölülerin kendi hayatları yoktur. Onların hayatı kiralanmış ve başkasınca kullanılmaktadır. Matematik yapalım: ben bir işimi 10 kişiye yaptırıyorsam ve onlar o işe 25 yılını harcayıp emekli olduysalar ben işlerim için 250 yıl daha ekstradan kullandım demektir.

Fikir alanında da böyledir. Biri fikretmiş ve siz aynen alıp taşıyorsunuz. Uslu bir kul gibi aldığınız için o fikri gözden geçirmek aklınızın ucundan bile geçmiyor. 10 kişi size intisab, iktida ya da biat etse size adanmış yıllar hayli uzundur.  Onun üstadına karşı çıkabilirsiniz. Ama dışlanırsınız. Onun üstadı ne kadar haksız olursa olsun bunu bir türlü anlatamazsınız. Sözleriniz onun yüzündeki duvara çarparak düşecektir. Sizin ona zahmetle ilettikleriniz artık yerlerdedir. O eğilip yerden toplayacak kadar mütevazı olmadığına göre bu iş size düşecektir. Nasıl? Eğil bakalım şimdi…

Önyargılıya laf anlatabilmek zaten doğaya aykırıdır. O zaman denir ki: Demek ki önyargı değilmiş.

O halde zamandan kazanmak için baktın ki muhatabın önyargılı, eyvah! Derhal başka yöne dön ve orada zaman kaybetme. “Neyse” de geç git… Orada onunla muhatab olup direnmek oyalanmak anlamına gelir. Oyalanmayı kendine yakıştırıyorsan buna da yapacak bir şey yok…

Dipnot: *: (Kansere benzetmekle bugün için doğru söylemiş olabilirim; ama yarın kanser tedavi edilebilir hale geldiğinde bile önyargı tedavisizliğini hem de kıyamete kadar sürdürecektir).    

**: (Analar yürekten beddua edemezler).

16 Eylül 2011


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019