ASIL ve VEKİL...

"Nasılsanız öyle yönetilirsiniz" buyurmuştu Peygamber Efendimiz.

Türkiye toplumu olarak o kadar salak, o kadar sadece kendini düşünen bencil, o kadar saygısız, o kadar medeniyetsiz, o kadar çözümsüz bir toplumuz ki sorunlarımızı adam gibi oturup konuşmak ve çözüm üretmek yerine birbirimize üstünlük taslamayı tercih ediyoruz.

Türkiye halkları olarak, Burnundan kıl aldırmayan, Başkalarının da fikirleri olabileceğine ihtimal dahi vermeyen, kendi doğrularını zorla da olsa başkalarına kabul ettirmeyi marifet sanan bir toplumuz.

Olayı biliyorsunuz; Dokunulmazlık fezlekelerinin görüşüldüğü TBMM Meclis Anayasa Komisyonu’nda AK Partili ve HDP'li milletvekilleri arasında yine kavga çıktı.

Bu kaçıncı kavga, bu kaçıncı gerilim bilmiyorum, istatistiğini tutmadım, gerek te görmedim doğrusu.

Bildiğim tek şey bunların bizim halkımızın vekilleri olduğu, yani bunları bizim seçtiğimiz.

Bizim seçtiğimiz vekiller de olsa olsa bize benzeyecekti diye düşünüyordum, hakikaten de bize benziyorlarmış!

Aynen bizim fotokopimiz gibiler, Kavgacı, Hırçın, Bencil ve Çözümsüzler...

"Rabbena hep Bana" diyorlar, başkalarına hayat hakkı tanımıyor, sadece kendilerine istiyorlar. Aynı biz yani, biz de sadece kendimize yontmuyormuyuz her şeyi..

Aynı bizim fotokopimiz gibi olanlarda aynen bizim gibi davranmışlar demekki, şaşırmamak gerek...

Hristiyan Avrupa Devletleri yüzyıllar boyunca Irk ve Mezhep savaşları yaptılar. 
adına "Yüzyıl Savaşları" denen savaşlarda milyonlarca insanları öldü, çok değil, daha yetmiş-seksen yıl önce 2. Dünya Savaşında birbirlerini yok etmeye kalktılar.
Sonra akıllandılar, akıllarını kullanarak aralarındaki sorunların büyük bölümünü bitirdiler. Şimdi aralarındaki sınırları bile kaldıran, ya da sınırların sadece şeklen var olmasını sağlayan bir Avrupa Birliği kurdular. Ortak para ve diğer bir çok konuda ortaklaştılar. Beraber kazanıyor, birlikte büyüyorlar.
Yine çok değil, daha 25 yıl kadar önce Çekoslovakya diye bir ülke vardı. Bir gün duyduk ki "ÇEK" ve "SLOVAKYA" diye iki ayrı devlete dönüşmüşler! Ne bir kavga,ne bir gürültü! Gayet medeni bir şekilde ülkeyi ikiye bölüp herkes kendi yoluna ayrılmıştılar, halende aralarında ciddi hiçbir sorun olmadan iki iyi komşu olarak varlıklarını devam ettiriyorlar...
 
Oysa, Bizler Müslümandık.

Aynı Allah'a iman ediyor, Aynı kabeye dönüp namaz kılıyorduk.

"Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız!" buyurarak Müslümanları birbirlerine dokunmamaları konusunda uyarmıştı Veda Hutbesinde Efendiler Efendisi, yetinmemiş yine Veda Hutbesinde;

""Müminler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz. Müslüman müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslümana bir Müslüman kardeşinin kanıda, malıda helal olmaz." ve, ""Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanızda birdir. Hepiniz Ademin çocuklarısınız. Adem ise topraktandır.Arabın Arab olmayana Arab olmayanında Arab üzerine üstünlüğü olmadığı gibi kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahında kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur.Üstünlük ancak takvada, Allahtan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız Ondan en çok korkanınızdır. " buyurarak bizleri yani kendisine Müslümanım diyenlere hayat düsturunun nasıl olması gerektiğini çok net ifadelerle hitap etmişti...

İslam bu temel düsturlarla kendisine Müslümanım diyenlerin asla ve kati surette ırkçılık yapmamasını emretmiş, ırkçılığın şeytandan olduğunu defalarca belirtmiştir.

Ancak günümüz islam toplumları kendisine Müslüman sıfatını yakıştırdığı halde bu düsturlardan uzaklaşmış ve İslamın kesin olarak Haram kıldığı, Yasakladığı ırkçılığı kendisine hayat düsturu olarak kabul etmiş ve hayatına uygulamıştır...

Her şeyimizi ırkımıza endeksli hale getirmiş, her olayımızda ırkımızı önceler hala gelmişiz.

Haram olan, asla yapmamamız gereken ırkçılık hayatımızın en temel düsturu haline gelince de birbirimize sırf ırki gerekçelerle saldırmayı marifet bilir hale geldik.

Topluma yön vermesi gereken İslam Alimleri toplumu bu büyük ırkçılık tehlikesinden uzaklaştırmak ve uyarmak yerine toplumlara ırkçılık yapmanın püf noktalarını öğreten Zalimler haline geldiler...

Kendisine "Alim" diyenlerden ırkçılığın nasıl yapılması gerektiğini bire bir öğrenen toplumlar da bunu uygulamaya koyarak, diğer ırklara mensup insanların haklarını nasıl daha fazla gasp edebilirizi düşündüler...

İslam Alimlerinin Zalimleştiği, Kendisine Müslümanım diyen toplumların Allah'ın ve Peygamberinin kesin olarak haram kıldığı hemen her şeyi mübah kıldığı, İslamı kendi ırklarına ve çıkarlarına göre formüle ettiği bir dünya da, Halkın seçtiği vekiller de halkın istek ve arzularına göre davranacaktı elbet!

O yüzden bu İslam toplumlarının bir yansıması, bir fotokopisi, bir aynasıdır bu kavgalar...

Biz neysek, vekilimiz de o!!!!!!!!!!!!!!


Başlık Kategori Yayın Tarihi
SAYIN VALİM Yaşam 17.06.2020
RAMAZAN PİŞKİN MESELESİNE DAİR Sosyal 05.06.2020
GENÇLER NEDEN EVLEN(E)MİYOR? Sosyal 22.05.2020
CORONA GÜNLERİNDE TOPLU ULAŞIM Sosyal 28.04.2020
SOSYAL YARDIMLAŞMADA TEKELLEŞME SORUNU Sosyal 23.04.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Ayasofya Sorunu Sosyal 15.06.2020
SOSYOLOJİK VİRÜS "IRKÇILIK" Sosyal 04.06.2020
Neden Hala İnsan Olamadık? Sosyal 28.05.2020
ESKİ RAMAZANLARI UNUTMAYALIM Sosyal 15.05.2020
Önce İnsan Olmak Sosyal 09.05.2020

Yazıya yapılan bütün yorumlar

Türk 05.05.2016

Türkiye halkı diye bir halk yoktur, Türk halkı vardır. Bunu da o kalın kafana sok. Müslüman adam zeki adamdır.

Sana göre ırkçı 05.05.2016

aslını inkar eden bizden değildir diyen peygamberin ümmeti olarak ben bir Türküm diyorum, bunun neresi ırkçılık ?

Türk halkından bir vatandaş 05.05.2016

Türkiye toplumu olarak o kadar salak derken ettiğin hakaret ile nasıl bir ahlaka sahip olduğunu, ne kadar müslümanca yaşadığını göstermiş oldun. Aferin saa

Bu yazıya sizde kendi yorumunuzu yazabilirsiniz.