Tecavüz Günlükleri – Taharat anteni

 

Alüminyum çubuk arıyordum. 1 cm çapında. Uzunluğu, ne olursa. Kesip kesip anten yapacaktım. Hırdavatçıya attım adımımı. Bağımsız olarak satılan alüminyum çubuk bulamadım fakat bir an gözüm bir şeye ilişti. Neydi bu?

 

Taharat çubuğuydu. Evet. Bulmuştum. 90'ar santimlik iki tane aldım. Babamdan da demir testeresi. Eve geldim. Ölçtüm, biçtim, kestim. 75 santimetre 75 santimetre . İki parça. Ve sonuçta bu akşam anten yapmayı tamamladım.

 

Empedans uygunlaştırma en önemli sorunlardan biri. Filtre devrelerini filan daha kurmadım. İyice bir hesap kitap yapıp kablo bağlantılarını da tamamladın mı.. birkaç şey daha var...

 

Osiloskolar pahalı. Osiloskop alamıyorum şimdilik. Fakat bu da sorun değil. Sinyalleri görmek gerek ya. Ben de Pc tabanlı bir sinyal göstergeci yaptım. Her şeyi gösteriyor, ne güzel.

 

Epeyidir meraklıyım bu konulara. Fakat araya hep baka başka işler girdi; kimi zaman da biraz maddi sıkıntılar. İnsan hobi denen şeye para harcayabilmelidir. Bu noktada benim sorunum şu: geniş bir saha olduğu için bu ilgi alanı harcanan para da artıyor. Net bir proje üzerinde çalışmakta fayda var dedim ve çok da fazla para harcamadan da yollar bulunabiliyor.

 

Çöpler filan elektronik eşya dolu. Söküp söküp parçaları voltran yapıyorum. Voltranla bir işim yok.

Lafın gelişi öyle.

 

Seviyorum ben sinyalleri. Düşünsenize, her yanınızdan gizemli gizemli bilgiler, dalgalar geçiyor. Görünmez şeyler. Zaten görünmez şeylere hep ilgi duymuşumdur. Hissediyorum fakat göremiyorum. Çok şükür ki bilgisayar imdadımıza yetişti. Bip, bip.

 

Antenim kırık, kalbim kırık. Sinyaller bir dolu. Ve görünmez gürültüler içinde, geçen zaman değil, dalgalar.

 

Taharat çubuğu. Kestim biçtim, anten yaptım. Siz siz olun işinizi dalgalara bırakmayın. İyi bir anten yapın. Çekin hayatı net. Kırdırmayın anteninizi.

 

 

 



Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.