Su Arıtma Cihazları Gerçekten İşe Yarıyormu?

Sağlığımızı doğrudan etkileyen bir faktöre değineceğiz. Su Arıtma cihazları gerçekten sularımızı arıtıyormu? Suyun tadının değişmesi suyun arıtıldığınımı gösteriyor yoksa buda bir tür satış hilesimi? Yazımızda hem su arıtma yöntemlerine değineceğiz hem de su arıtma cihazlarının ne yapması gerekirken ne yaptığının altını çizeceğiz? Konuya hakim olabilmemiz için öncelikle su arıtma sürecini başından sonuna tüm süreciyle kavramamız gerekiyor ki gerçek anlamda bilgi sahibi olabilelim ve değer yargıları üretebilelim. 

İçme Suyu arıtma işleminin amacı, tükettiğimiz suları tabiata zarar vermeden iade etmek ve böylelikle suyun yegane kaynağı olan tabiattan tedarik edebilmek. Atık sularımızı tabiata iade ederken ne kadar dikkatli davranırsak tabiattan temin ettiğimiz suyada o nispette güvenebiliriz. Öncelikle sularımızı tabiata yeterli arıtım teknikleriyle iade edebiliyormuyuz sorusunu sormamız gerekiyor. Kullanıp atık hale getirdiğimiz suları tabiata nasıl iade ediyoruz; ilk konumuz bu!

Atıksu Arıtma

Atık suların arındırılması başlı başına bir vaka. Mutfakta bulaşık sonrası yemek artıkları ve yıkama kimyasallarıyla oluşan atıklar tuvalet giderlerinden ve çamaşır makinelerimizden çıkan atık sular kanalizasyonlarla arıtım tesislerine bağlanıyor ve denizlere deşarj ediliyor. Milyonlarca insanın yaşadığı yerleşim birimlerinin ürettiği muazzam kirliliği arıtmak şüphesiz fevkalade büyük bir sorumluluk taşıyor. Zira bu su denizlerdeki canlılığı etkiliyor, keyifle tükettiğimiz balıkların dna yapılarına nüfuz ederek soframıza ulaşıyor. 

Atıksu Arıtma işlemi fevkalade büyük ve muazzam tesislerde gerçekleşir. Biyolojik Arıtma olarak adlan edırılan bu süreç terfi istasyonları yada paket arıtma sistemleri vasıtasıyla muhtelif aşamalardan geçirilerek önce çökeltilir, ardından biyolojik unsurlara maruz bırakılarak mikroorganizmaların varlığından arındırılır ve tabiatın sindirilebileceği hale getirildikten sonra denizlere boşaltım gerçekleşir. 
 

Kimyasal Arıtma

Kimyasal arıtma süreci yoğunlukla tabiattan alınan suyun muhafazası için kurulan tesislerde yani barajlarda kullanılır. Barajlarda biriken sular bekledikleri için içerisinde pek çok mikroorganizma için yaşam alanı haline gelir. Barajları çevreleyen alanlardaki hayvanların da istifade ettiği bu tesisler elbetteki akar sular gibi berrak ve steril olmayacaklardır. Bu sebeple öncelikli olarak içerisinde bulunan mikroorganizmaların çoğalmasını engellemek ve mümkün nispette azaltmak gerekiyor. Bu işlem için bazı kimyasallardan istifade ediliyor. Bu kimyasallardan en düşük maliyetli olanı, pek çoğumuzun aşina olduğu "klor" adlı maddedir. Bu madde mikroorganizmaların yaşam fonksiyonlarını ciddi şekilde etkiler ve çoğalmalarına engel olur. Çoğalamayan bakterilerin beslenmelerine engel olduğu için de bu bakterilerin yok olmalarını sağlar. Ancak bu işlem suda ciddi oranda bir kimyasal birikimi meydana getirir. 

Bekledi alanda kimyasal işlemlere maruz kalan su, şebekeııdnye aktarılmadan önce bu kimyasallardan arındırılması için tekrar bir arıtma sürecine girer. Bu süreçte suya uygulanan kimyasalların arındırılması sağlanır ve su, en düşük maliyetlerle ve en hızlı şekilde kullanıma sunulur. 
 

İşte esas tehlike buradan sonra başlıyor. "Kimyasal Arıtma" sürecinde ağır kimyasallara maruz kalan su, şarj işleminde de bu kimyasallardan arındırılmaya çalışılıyor. Bu süreç milyonlarca metreküplük sularda gerçekleştiği için orantısal olarak gerçekleşebilecek çok küçük hatalar bile bizim cc ler miktarında içtiğimiz suyu tehlikeye sokuyor. Sudaki mikroorganizmaları yok eden bu kimyasallar, mikroorganiznmalardan meyda gelmiş olan bizler içinde tehlike oluşturuyor. 

Varsayalımki bu süreç fevkalade şekiştilde ve hatasız olarak işletildi. Peki barajdan çıkan su yeterince steril bir şekilde musluğumuza ulaşabiliyormu? Binlerce kilometrelik su hatlarından geçen şebeke suları tesisatlardaki muhtelif kritiklerden etkilenerek ayrı bir risk sürecine giriyor. Nihayetinde musluğumuzdan akan su adeta badireler atlatarak bize ulaşıyor. Bu sularla elimizi yüzümüz yıkamamız çok tehlikeli olmayabilir ancak savunma mekanizmamızın kalbine yani iç organlarımıza gönderdiğimiz bu sular kaleyi içteh fethedebilecek güçte tehlikeler taşıyor.

Su arıtma cihazlarının amacı tüm bu süreçlerden sonra bakiye olarak arıtılamamış suların musluktan çıkışı noktasında yani zincirin son halkasında son kontrol anlamına geliyor. Peki kimyasal, biyolojik ve çökeltim gibi yüksek fenni tekniklere maruz kalan suyu nasıl bir teknoloji ve nasıl bir teknikle arıtıyoruz? Filtrelerlemi? Mümkün değil.

Su arıtma cihazları bu anlamıyla sudaki toz ve suyun tadını doğrudan etkileyen, kokuya sebep olabilen muhtelif unsurları temizlemekte başarılı olabilir. Peki söz konusu kimyasal ve biyolojik etkileri giderebilecek niteliktemidir? İşte burası kocaman bir soru işareti. Basit filtreler, çalışma şeklini açıklamaktan çekinen ucuz arıtma aparatları, basit su test süngerleriyle şov yapmaya çalışan arıtma cihazı markaları sizi yanıltmasın. Su arıtımı ciddi bir iştir ve kimyasal, biyolojik ve filtresel arıtma işlemlerinin tümünü yapamayan cihazlar suyunuzu arıtmakta başarılı olamayacaktır. 

Arıtma ile ilgili değer yargılarımız oluştuysa şimdi doğru ürünü bulmak için daha fazla detaya sahipsiniz. 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Erken Rezervasyon İçin Doğru Zaman Turizm 14.04.2016
Sunucu Kiralama ve Cloud Teknoloji / İnternet 30.12.2015
Afrodit'in Memleketi Karpaz Turizm 23.12.2015
Web Sitesi Sahibi Olmak Çok Kolay Teknoloji / İnternet 31.03.2015
Pastorize Bir Çözüm; Hazır Web Sitesi Teknoloji / İnternet 27.03.2015
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Virüs Akımına Uyalım Sağlık 28.03.2020
Corona Virüs Korunma Yolları Sağlık 19.03.2020
KoronaVirüs Dünya'yı sarıyor! Sağlık 12.03.2020
CORONAYA KARŞI GÜMÜŞ VE SİRKE KARIŞIMI ARAŞTIRILMALI ÖNERİM Sağlık 11.03.2020
TÜBİTAK'IN TELESKOPLARI VE FİLTRESİZ TERMİK SANTRALLAR Sağlık 25.01.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.