MELEKLERİN SEYAHAT SÜRESİNİN İDRAKİ

Neden bu başlığı kullandık? Birincisi, böyle bir başlık altında hiç anlamadıkları din konusunda ateistler Mearic süresinin söz konusu ayetinde hata bulduklarını zannediyorlar. Güya biz onlar kadar hata yakalayamayız ve anlayamayız ya… Ayet şöyle: “Melekler ve Ruh (Cebrail), ona, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir.” (Mearic Suresi, 4)

Müslüman olduğunu söyleyen bizim bilimci ve modernist teistler de hep matematik hesabıyla Kuran mucizelerini anlatmaya gayret ettikleri için bunlar da sözüm ona cevap geliştiriyorlar. Bunlar bizim beşeri ölçülü Müslümanların yanılgılarına belki cevap verebilirler ama kendisini ve üslubunu hiç tanımadıkları ilahi ölçülü Kuran’a ve onun yolundakilere asla…

Ateist araştırmacılara göre “Cebrail'in Allah katına çıkıp inmesi, Allah katında bir güne denk; fakat dünya zamanı ile 50.000 yıl sürer. Kuran 610 civarında geldiğine göre, Cebrail'in Hira mağarasına ulaşabilmesi için Allah katından; MÖ 49.390 yılında yola çıkmış olması gerekiyor” muş.

Vah zavallı… Buraya kadar sorun var. Nedir sorun? Ateist tenkitçi Kuran’ın üslubunu hiç ama hiç bilmiyor. Biz Kuran’daki sayıları sayı değeriyle değil mecaz değeriyle değerlendiriyoruz. Bu ateist Kuran’da “40 kere maşallah” ifadesine rastlasaydı mutlaka bundan rakamı sayı değeri olarak alır ve tek tek kırk kere “maşallah” denmiş olduğunu çıkarırdı. Ayrıca meleklerin ve ruhun konu edildiği dünya dışı bir meselede 610 gibi dünya içi bir tarih ve takvimin ne alakası olabilir ki? Niye bu süreci kendi türünden değerlendirmiyor? Paranormal bir mesele normal ölçülerde değerlendirilemez; aslolan paranormal olmaması değil, anormal olmamasıdır. Çünkü biz Tanrının da zaten normalüstü olduğuna inanıyoruz. O zaman pek tabi ki paranormal durumların zaten olması gerekir. Bu açıdan bakınca ateistin durumu ölçüsüz ve içler acısıdır.

Diyor ki, “Demek ki; Tevrat ve İncil'i Cebrail getirmiş olamaz, çünkü Cebrail'in o sıralar yolda olması gerekiyor” diyor. Gömleğin ilk düğmesini bir kez yanlış ilmikledi ya gerisini de hep şöyle yanlış ilmikliyor: “Örneğin İncil ve Kuran arası 600 sene, Cebrail İncili getirip, geri dönse ve hiç oyalanmadan geri gelse arada minimum 100.000 sene geçmesi gerekir.”

Sonra da olasılık kılıfında kafa geçiyor… “Cebrail Dünya'ya varmış, Tevrat'ı, İncil'i ve Kuran'ı tebliğ ettiği yaklaşık 3.000 sene boyunca dünyada beklemiştir.”Kim diyor bunu; ayet mi? Hayır. Kendi diyor. Buradan öteye kendi katıyor kendi eleştiriyor. Aslında kendi kattıklarını eleştirdiği için alaya aldığı da kendisi oluyor. Böylece Allah’la dalga geçmek isteyen bir dangalağın hiç farkına varmadan nasıl kendisiyle dalga geçtiğinin hikmetine de şahit oluyoruz.İyi ama zeki adam bu sefer de sözüm ona şöyle bir sorun yakalamış: “Beklediğine göre, demek ki diğer kitapların geçersiz olacağı ve yeni kitap gönderileceği önceden biliniyor olmalı.” Kim dedi bekledi diye? Kendi dedi. Buradan devam ederek beklemekten kendi söz ettiği halde beklemenin çelişkilerine ve rakamlara geçiyor. Onun bundan sonra uzun uzun daha neler saçmaladığına devam edemeyeceğim... Işık yıllarına, Cebrail’in yaptığı hıza hatta Allah katının evren içinde bir yerde olmasına girerek güya çelişki yakalıyor. Dalga geçtiği için durumuna gülmüyorum; çünkü acıyorum. Allah katı nedir? İlahiyatçılar “Allah’ın indinde olan” anlamında “Allah katında olan” diyorlar diye neden onların bu zaafından yararlanıyorsunuz? Sonra da şu komik değil ama gülünç duruma düşerek soruyor: “Allah katının Evren'in içinde bir yerlerde olması gerekmez mi? "İndinde" anlamında olan bir şey için evrende "Allah'ın katını" aramak ne büyük gaflettir. “O zaman da sorarlar, kardeşim Allah, yarattığı Evren'in içinde nasıl olabilir? Allah, yarattığı Evrenden küçük müdür?” Hadi buyur buradan da yak…

Zavallı! “Senin katında olan” şey “senin indinde olan” şeydir; saptırmana gerek yok. Bence bu beyinsiz ard niyetliler yüzünden ilahiyatçılar “katında” demek yerine “indinde” desinler; hem bu orijinale daha uygun olur, hem de bu tiplere fırsat vermemiş olurlar. Günlük hayatta bu tipler de zaman zaman mecaz ve deyim kullanıyorlar; ama bunu sadece işlerine gediğinde sorun yapmıyorlar. Amaç önyargılı bir halde alay ederek kendi kalplerini mühürletmek…

2015/YÜKSEL YILMAZ

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019