Adına Yazdıklarım

TAM UMUTSUZLUĞA DÜŞERKEN, YENİ UMUTLARA YELKEN AÇMAK...

2012-Yazının Oluşturulma Tarihi (Yaşananlar 2004)
   Bunu ilk öğendiğimde ki anlarım gözümün önünde. Önünü alamadığım bir hissizlik ve kaygı vardı içimde. Oldukça olgunlukla karşılayışıma şaşırıyorum şu an. Ne kadar vakur durursam o kadar az etkilendiğimi ve etkilediğimi düşünmesini istedim herkesin. Oysa "gönderilenler hep yüreğe gidince, insana ruhu dar gelir, bedeni bundan yıkılırmış". Kendimi hiçbir zaman düşünmekten alıkoyamadım. Her zaman geçeceğine inanarak değil, inandırarak geçirdim ömrümü. İnsanın sevdiklerinden başka ömrünü adadığı neyi olabilir ki ? 

Ve hastanedeki o anlar... Haberi öğrendiğim zaman ipler kopmuştu içimde. Adıma, kişiliğme yakışmayan bir isimdi bu. Hiç beğenmemiştim başından beri. Kelimeyi duyduğum anda dondum. Düğmeleri bozulmuş, bir kenara fırlatılmış, bakımsız  bir oyuncak gibi hissettim kendimi. Hiçbir tepki vermeden, sadece içimdeki yaratığın kahkaha seslerini duyuyordum. Diğer taraftan ise; durmaya eğimli ve bir daha da onarılmayacak olan yüreğimin sesleri çınlıyordu kulaklarımda. Bu yükü kaldıramayacaktı yüreğim. Böyle bir şeyle asla başa çıkamazdım.  Hem ardımdakiler...
 

Ve sonra...

O sesler zaman geçtikçe daha "iyi" düşünmeme neden oldu. Şimdi bu sesin yankılandığına minnettarım. Hislerim bana daha cok güven verdi. Hastalığımın beni bitirdiğini biliyordum. Zaten o da bundan inanılmaz bir haz duyuyordu. Bunun bir sonu yok muydu ? Elbette vardı...

Onunla mücadele etmenin zamanı geldi de, geçiyor bile. Daha bu yaşımda, hayatımı ona bırakamam. Kaderimi onun ellerinden yaşayamam.Tüm bunlar bana daha da güç verecekti, biliyordum. Her geçen gün artan gücüm ve cesaretim, beni mutlu hayatıma götürecekti, buna inanıyordum...

     ..............................

2016

Şimdi mi?  Şimdi tam 76 yaşında ve hâlâ aynı vakurlukla ayakta durmaya çalışan ama artık gücünün olmadığını kabullenen bir ihtiyarım. Ve 12 yıl sonra onunla tekrar yollarımız kesişti. Bir türlü kopamadık. Hep sınandım. Yıllar boyunca sevindiğim en harika anlarda bile sınanıyordum... Yorulmanın eşiğindeyim. Gidemiyorum. Bırakmak istemediğim kalpler var. Onlara rağmen yine yıllarca acı çekmeye razı bu naçiz vücudum.

Hiç üzülmediğim tek bir şey var; yıllar sonra bu notları buraya düşerken, tebessüm ederek gözyaşlarımı bırakıyorum.

Ve 76 yıllık ömrümde ki en mutlu olduğum şeyler; evlatlarım... Gittiğim an gülümseyin mutlaka! Çünkü ben, ömrünü noktalayarak gidenlerdenim. Ne eksik ne fazla. Ne mutlu bana ki, idealist ve gururlu ve emin ve hedefleri olan evlatlarım var.

Benden sonra ki emanetlerim; sevgimi tam gösteremesem de daima sevdim sizleri. Hep çok sevdim ve hep çok sevecegım. Şimdi, gözlerimi kapatıyorum ve sizlere olan güven, inanç, sevgim ve dualarımla o anı bekliyorum...

 

NOT:  Yazılanlar benim değil, kelimelerde ki kahramanın ağzından ama benim tarafımdan yazıldı. Bir nevi hissiyatlarımla hareket ettim. 2012 ile başlayan notlarımı annemin öğrencisinin çocuğu olduğunu öğrendiğim 12 yaşlarında bir genç kardeşim için oluşturmuştum. Fakat bundan 2 gün önce tesadüfen arşivimde bu notu açtım ve okudum. Daha sonra aradan 4 yıl geçmesiyle hayatımda ne çok şeyin değiştiğine tanık oldum. Düşündüm ve şimdi aynı hastalığın farklı çeşidiyle çok çok çok yakınımda olan biri mücadele ediyor. Ve 4 yıl önce o genç kardeşimin yerine koyarak yazdığım kelimelerin hisleri, başıma geldiğinde de bende hâlâ aynı izlenimleri bıraktığını gördüm. Ve şimdi, o çok yakınımda olan kişinin yerine koyarak da 2016 notlarını oluşturdum. Yani, bir nevi iki farklı kişinin aynı kaderlerini tek bir yerde ve kişide toplamaya çalıştım. Hem şaşırdım hem duygulandım hem de güçlendim. (Ayrıca notta 12 yıl sonra diye bir kelime var, çünkü yakınım yıllarca bu hastalıkla mücadele etti, yani 2012'de başlayan bir rahatsızlık değildi sayın okurum.) 

Gözünüzün önünde hergün yiten birinin "Kaybetme Korkusu" dünyada ki en büyük acı. Ve ben, acının ne demek olduğunu artık çok çok iyi biliyorum. Gerçekten yıllar sonra böyle bir yazı yazacağımı hiç düşünmezdim. 

Hayat bazen unutulması imkansız anlarla öğretiyor bir şeyleri...

Korkuyu yaşadığımda anladım...

Sevdiklerine bakıp usanmadan; "seni seviyorum, seni çok seviyorum." de. "Hatta sen ne yaparsan yap, kim olursan ol, seveceğim." de. 

 

...Ve bir gün senin adına, sadece sana ithaf ederek yazdığım bir kitabım olacak ve maneviyatınla daima yanımda olacaksın, kalemim artık çok daha güçlü, buna inanıyorum ve seni çok seviyorum...

Çok daha güzel anılarını  kaleme alıp "birlikte" tebessüm edeceğimiz zamanlara...

M.DEMİR 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BEN GELDİM Yaşam 14.04.2020
Tarihin İlk Cinsiyet Değiştirme Ameliyatı, ilk Transeksüel E. W. Tarih 27.08.2017
Zarafetin Ve Mutluluğun Kadını Genel 18.08.2017
Şeref Yoksunu Darbeci Politika 17.07.2016
Sükûta Erişmek (Bir Ân) Anı 03.04.2016
Başlık Kategori Yayın Tarihi
El Altından Duyurmak Basın Nerede? Anı 15.06.2020
29.05.2020 Cuma Tarihe Not (günlük) Anı 31.05.2020
Drone İle Tacize Uğruyorum (Bana Hakaretler Var) Anı 16.05.2020
Dersimizi aldık mı? Anı 27.03.2020
Uzak Durulması Gereken İnsanlar Anı 04.12.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.