MEHDİ GELECEK Mİ?

Mehdi kıyamet alametleri içinde en popüler olan, hakkında en çok hadis uydurulan ve en çok istismar edilen ütopya kahramanıdır. Hadisler kullanılarak oluşturulan bu karakterin kıyamete yakın dünyaya geleceğine, herkesi yenip dünyaya hâkim olacağına, daha sonra gelecek Hz. İsa ile buluşup eş başkan gibi dünyayı yöneteceğine, bunları gerçekleştirmek için ise Deccal’la savaşacağına inanılır. Araştırılırsa Mehdi’nin Hz. Muhammed öncesi de beklendiği görülecektir…

Hadislere Mehdi kadar, Mehdi’nin talebelerinin de üstün yeteneklere sahip sıra dışı kişiler olduklarını söylemesi yüzünden, kendi şeyhinin ya da liderinin Mehdi olduğunu ispat edebilmek için binlerce hadis uydurulmuştur. Bazıları ise Mehdi’yi yetiştiren hoca olarak onun kendi talebeleri (cemaati) arasından çıkacağını iddia etmiştir. Mehdi hakkında birbiriyle çelişen birçok hadis vardır. Bir hadise göre Mehdi Şam’dan, diğerine göre Kufe’den, diğerine göre İstanbul’dan, bir diğerine göreyse Medine’den çıkacaktır. İlk nesiller kendi önderini Mehdi çıkarmak için o kadar çok hadis uydurmuşlardır ki sonraki nesillerin hadis uydurmasına gerek kalmamıştır. Bu nesiller de kendi liderlerine uyan hadisleri doğru kabul etmiş, diğer hadisleri kendi işine göre yorumlamış veya yalanlamışlardır. Liderleri küçük burunluysa “Mehdi küçük burunludur” hadisini kabul ederek diğer tarifleri görmezlikten gelmişlerdir. Kendisinin Mehdi’liğine inandıramayacağını hissedenler Mehdi’ye asker yetiştirdiğini düşündürmüşlerdir. Her grup kendi liderini şefaatçi Mehdi sanma yanılgısı içinde umut ekmiş, paçayı yırtacağını sanmıştır. Cemaat olanların büyük kısmı Mehdiyet konusunda açık konuşmazlar. Ta ki iyice güvenene kadar…

Hadislerde Mehdi’nin kendisinin bile Mehdi olduğunu söylemeyeceği de nakil edilir. Cemaatler bu hadisi liderlerinin Mehdiyetini gizlice, kulaktan kulağa dedikodu yoluyla yayarlar. Düşünsenize liderinin; 15 asır önce tarif edilen, bazı Peygamberlerle eşit üstünlükte olan, hatta onlara bile gıpta ettiren tüm dünyaya hâkim olacak kişi olması, elbette ki müritlerinde çok güçlü bir bağlılık oluşturacaktır. Bu bağlılıkla müritler tüm mesailerini ve tüm paralarını şeyhin eline teslim ederler. Şeyhin herhangi bir lafını tartışmayı akıllarından bile geçiremezler.

Şiilikte Mehdilik konusu imanın şartlarındandır. Sünniler de zaten hadislere zayıf bile olsa iman ederler. Mehdinin hicri 256’da doğan Hasan Askeri’nin oğlu Muhammed olduğu, ortadan kaybolduğu ve günü gelince meydana çıkıp vazifeyi alacağı inancı Şiiliğin temel inançlarındandır. Tek başına bu uydurma bile akideleştiğinden bu mezhebin istikameti Kur’anidir. Şiilere göre Mehdi ortaya çıkıncaya kadar onun vekilleri hüküm sürecektir ve vekillere itaatsizlik, Mehdi’ye itaatsizliktir; Mehdi’ye itaatsizlik ise Allah’a isyandır. İran devriminde halkın bölünmeden tek kaynaktan büyük bir bağlılıkla idare edilip ayaklanmasının altında da Mehdiyet inancı vardır. Sünnilikteki binlerce Mehdi’ye karşı Şiilikte, tek bir Mehdi vardır.

Deccal ise Mehdi’nin savaşacağı kişidir. Şeyhini Mehdi ilan edenler şeyhine karşı çıkılmasını Deccallık ilan ederler. Böylece Mehdiyete hizmeti ibadet sananlar, Deccaliyetin ordu veya fikir sistemiyle savaşı da cihad sayarlar. Deccal hakkındaki hadislerde Deccal’ın cenneti ve cehennemi olduğu, ölüleri dirilttiği, alnında kâfir yazdığı, bir gözünün kör olduğu, yeryüzünde gelmiş geçmiş en büyük fitne olduğu anlatılır.

Muhammed Gazali  "Kitabu’l Fiten" de öncelikle "Deccal" ile ilgili hadisleri inceleyerek ilgili hadislerden örnekler verip, Deccal olayının üç dine mensup olan insanlar tarafından benimsendiğini vurgular. Gazali "Deccal" ile ilgili rivayetlerin bazılarının vehimlerden oluşan kanaatler olduğunu, ancak bir kısmına ise Kur'an'da veciz ifadelerle değinildiğini bildirir. Gazali gibi birinin böyle bir kanaate sahip olması hayret vericidir. Gazali Kur'an'da veciz bir şekilde anlatıldığını söylediği Deccal ile ilgili bir kısım ayetlerin birini bile örnek olarak verememiştir. Hal böyle olunca aklımıza "Hangi Kur'an ayeti Deccal ile ilgili bilgi vermektedir?" sorusu geliyor. Gazali'nin belirttiği gibi Deccal inancı ilahi menşeli üç büyük dinde de mevcuttur. İslam itikadına girmiş olan bu inanç Kur'an kaynaklı olmayıp, diğer dinlerin ve yabancı kültürlerin sonucu oluşturulmuştur. İtikada taalluk eden bu ve benzeri anlayışların değerlendirilmesinde dikkat edilecek bir diğer husus da bu haberlerin gaybi konulara tekabül etmeleridir. Gazali'nin rivayetleri Kur'an çerçevesinde değerlendirirken, belli ki net bir usul oluşturamamıştır.

Nurculuğun kurucusu merhum Said Nursi, kendisini Mehdi’nin öncüsü olarak ona talebe yetiştiren bir “bediüzzaman” olarak gösterir. Eserlerinde kendine ve yazdığı kitaplara Mehdiyet vazifesinin en önemli safhasını yükleyerek, Deccal olarak da Atatürk’ü gösterir. Uydurma hadiste “Deccal’in alnında kâfir yazar” denildiği halde Said Nursi bununla şapka giyilmesini anlar. Uydurma hadiste uzun bir eşekten bahsedilir; bununla treni anlar. Deccal’in Cennet ve Cehenneminden ise Cumhuriyet döneminde tertiplenen eğlenceler ile cennet, muhalefetin hapse atılmasıyla vb. Cehennem anlaşılır. (Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, Şualar, 5. Şua).

Mademki Deccal’ı tespit etmiş ve onunla uğraşmıştır, o halde Mehdi’yi hala aramaya gerek yoktur. Mehdi kime denmemiştir ki? Said Nursi ölünce bölünen Nurcu cemaatlerin başına gelenlerin en önemlileri de bu cemaatlerdeki kimi şahıslarca Mehdi sanılmaktadırlar; kimi de Mehdi'nin bu cemaatten çıkacağını iddia etmektedir; bazılarına göre bu Fethullah Gülen'dir. Türkiye’nin ikinci büyük cemaati olan Süleymancılığın da kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan’ı çok sayıda Süleymancı Mehdi kabul eder. Süleymancıların Deccal hakkındaki görüşleri ise Nurcularla aynıdır. Süleyman Hilmi Tunahan’ın mirasçısı da ayrıca Mehdi sanılır. Aslında onlar da bundan pek emin değildirler ya neyse… Erbakan için de Mehdi olduğu söylenmiştir; hatta bu hataya ben bile düşmüştüm. Türkiye’deki en büyük tarikatların kurucuları ve sonraki birçok vekil için de durum benzerdir. Bunlar Mehdi alternatiflerine karşı Atatürk’ün Deccalliğinde birleşirler. Bunun en önemli sebebi Sünniliğin en kutsal kurumu olduğuna inandıkları halifeliğin Atatürk tarafından kaldırılmasıdır. Oysa Kuran’da halifelik diye bir müessese geçmez, şapka giyenin kâfir olduğu söylenmez... Atatürk’ün kaldırdığı halifelik ile Ebu Bekir’in idari makamı arasında son derece fark var… Tüm bu Mehdi ve Deccal çıkarımlarının ve bununla ilintili yorumların Kuran ile alakası yoktur.

Kuran’da tek bir ayette bile geçmeyen bu karakterler yüzünden binlerce Mehdilerin peşine düşülmüş, çok sayıda reform düşmanı Deccal diye lanetlenmiştir. Binlerce kişinin kanı dökülmüş, adeta bir İslam mitolojisi oluşturulmaya çalışılmıştır. Her devirde gelecekmiş gibi beklenen Mehdi kişileri tembelliğe itmiş, birçok Mehdi bekleyicisi kendi ürettikleriyle kurtuluşu arayacaklarına, kurtuluşu gelecek Mehdilerden ummuşlardır. Dış mihraklarca içimize giren bu reform elbette ki dış mihrakların işine gelmiştir. Ayrıca mezhepçiler, içinde bulundukları perişanlığın günahını da kendilerinde arayıp kendilerini düzelteceklerine, uydurma Deccallere suçu yükleyip kurtulmuşlardır.

Şayet Kur’an bir konudan bahsediyorsa o konu önemlidir. Fakat binlerce ayet içinde Mehdi ve Deccal’ın adı bile geçmemekte, esamesi bile okunmamaktadır.

                                              31.12.2009/ YÜKSEL YILMAZ

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019