KULLUK VE İBADET FARKI

Kur’an-ı Kerim’deki “abd” sözcüğü ülkemizde gelenekçiler tarafından “ibadet” olarak kullanılmaktadır. Bu anlayış kiliseyi ve havrayı ibadethane olarak gören gayri müslimun tarafından ithal edilmiştir.

Nihayet eskilerdeki mescid önce cami olmuş, sonra cami de bir ibadethane olurken hiç yadırganmamıştır. İbadethane “ibadet edilecek yer” demektir. Hıristiyan kilisede ibadetini yapar ve çıkınca ibadet biter. Yahudi de böyle. Nihayet Müslüman da camide ibadetini yaptı ve cami avlusuna çıkınca ibadet bitmiş oldu. İbadet oraya kadar olunca da cami avlularında her türlü dedikodu, fitne, koğuculuk, geyik muhabbeti yadırganmaz oldu. Aynı dedikodu camide yapılsa, biri yanlarına yanaşarak, “susun, burası dedikodu yeri değil” diyebilirdi. Sanki cami dışına çıkınca bu yapılabilirdi. Cem evi de bir ibadethanedir.

İbadet halinde olmak için belli başlı şeyleri yapmak gerekirdi. Namaz kılan ibadet halindeydi; oruç tutan, hacca giden. Garibanın biri gelmiş size derdini açmış, onun derdini halletmek için seferber olmak yerine “Allah versin, Allah versin” demek çok kolaydı. İbadethanelere giderek cimrilikler telafi ediliyor ve günahlar bağışlanıyordur diye zannedilir.

Fakat bir de “abd” kelimesini “kulluk” diye çevirenler vardır. Kulluk deyince ibadethane ortadan kalkar ve tüm yeryüzü kulluk yapmak için yaratılmış olur. Tüm yeryüzü secde yeri olur ki zaten bu Kur’an’da da vardır.

Kulluk” sözcüğü sadece mekânı değil zamanı da sınırsız tutar. Kulluk bugün algıladığımız ibadet gibi belirli saatlerde değildir; günün yirmi dört saati kulluk yapılabilir. Gün boyu iyilik eden, helal kazanan ve Allah yolunda yorulan bir kimsenin geceleyin yorgunluğunu giderirken uykusu da kulluktur. Kulluk yatarken de olur; otururken de, ayakta da.

Şu halde mezhep dinlerinin etkisinden sıyrılarak bu şuurla Kur’an-ı Kerim’de geçen tüm “abd” sözcüklerini “kulluk” olarak çevirirsek ilgili ayetleri daha iyi idrak etmişiz demektir.  Bu takdirde akılda iyi oturamamış bazı tutarsızlıklar da kalkacak ve tatmin olunacaktır. Kur’an’daki kavramları doğru telaffuz etmek mesajları doğru anlamada olmazsa olmaz şartlardandır. Yok eğer ille de “ibadet” sözcüğünü kullanacaksanız, bizim burada “kulluk” sözcüğüne verdiğimiz anlamı “ibadet” sözcüğüne yüklemeniz gerekir.

Sözgelimi bir ayet “Mü’min kullarıma söyle” diyor. Burada “abd” kelimesini sıkışınca “kulluk” olarak çevirmekten başka çare bulamıyorlar. “İbadet” sözcüğüyle çeviremiyorlar. “Abd” sözcüğü bu ayette ibadetle ilişkilendirilerek ve orijinale sadık kalınarak motomot nasıl çevrilebilir? “İbadet eden mü’minlere söyle” mi desin? Olmaz. O zaman ibadet halinde olmayanları ilgilendirmiyor demek olur. Fakat kulluk halinde olmamak diye bir vakit olamaz. Mezhep taassubumuz ve farklı kültürlerin inancımıza tecavüzü maalesef algımızı bu duruma getirmiştir. Geldiği hale bakınız ki artık “abd” kökünü içerdiği halde “ibadet” kelimesi asıl anlatılanı anlaşılanın dışına itmektedir.

Bazı kavramlar vardır; farklı anlasanız da amel ya da muamelatta çok şey fark etmez;  merdiveninizi dayadığınız binanın üçüncü katının balkonuna ha sol köşeden girdiniz, ha sağ köşeden. Bunun önemi yoktur. Fakat merdiveninizi yanlış binaya dayadıysanız var ya… Bunun gibi bazı kavramları farklı anladığınızda anlatılmak istenenin tam tersini dahi anlayabilirsiniz ki bu şu demektir:  Hayatınız boyunca gerçeği hiç anlamadan bu dünyadan göç etme gafleti.  Dikkat, anlamaya yetecek kadar vaktiniz varken bunu değerlenirdiniz.

Sorunu oluşturan Arapça dışı bazı dillerin müdahalesi ve anlam kaosu yaşatmasıdır. İşte böylece mesela bir “ibadethane” sözcücüğü icat oluyor. İbadet nerede yapılır? İbadethanede. İbadethane neresi? Cami. Bu zekâsız algı neyi doğurdu? İbadet camide yapılır ya da camide yalan söylenmez yahut cami avlusunda küfredilmez. Oysaki doğru olan ibadet temiz olan her yerde yapılır ve zaten aslında ibadetin dışına asla çıkılmaz. Kulluk her zaman ve her yerdedir. Ayrıca aslında mescid bütün yeryüzüdür. Mescid binaları semboliktir ve elbette sakıncalı değildir. Fakat yalan cami dışında da söylenmemelidir. Üstelik vaktimizin çoğu cami dışında geçmektedir. Küfür sadece cami içinde ya da cami avlusunda değil hiçbir yerde ve hiçbir zamanda makul değildir. Dilimize yerleşmiş şekliyle “ibadet” sözcüğü eksik ve kısıtlıdır; fakat “kulluk” sözcüğü sınırsız kullanılmaktadır. Eğer böyle olacaksa “kulluk” sözcüğünü tercih etmeliyiz. Yok eğer “kulluk” sözcüğünün zenginliğini “ibadet” sözcüğüne de taşıyacaksak işte o zaman eyvallah.

Artık meallerdeki ”ibadet” sözcükleri yerine “kulluk” sözcüklerini kullanarak anlatılanı daha doğru anlayabiliriz.

                                                  22.08.2012 / İZMİR – YÜKSEL YILMAZ


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019