YAHUDİLER VE HIRİSTİYANLAR İBRETTİRLER

Kuran’da, geçmiş toplulukların hataları bize ibret olsun diye, Peygamberlerin tutum ve davranışları ise örnek olsun diye anlatılır. Aksi takdirde son Peygamberin anlatılması kafi gelecekti. Fakat tarih tekerrür karakterlidir. Hıristiyanlık ve Museviler gibi Peygamber ve din adamlarını putlaştırma, Allah’ın kitabı dışında kendi işlerine geldiği gibi kitaplar oluşturma, Allah’ın dinini mezheplere bölerek tefrikalaşma bizim içimize de girmektedir. Artık buna müsaade etmemeliyiz. Matbaanın bulunmasıyla fikir ve görüş ayrılıkları da oluşmuştur. Bunun sonucu olarak insanlar Kilise’nin yerleştirdiği iman ve akideler konusunda düşünmeye ve sorular sormaya başlamışlardır. Emin olmak için siz de kendi çelişkilerinizi sorgulamalısınız. Cahillikten kaynaklanan eminlik “önyargılılık” demek olacağı için çok tehlikeli bir hastalıktır.

Bugünkü bilinen en eski İncil bile Latince’ye çeviridir. Hz. İsa’ya indiği dilde bir İncil elde mevcut değildir. Orjinalinde ne olduğunu bilmediğimiz kelimeler Latince’ye “Baba” ve “Oğul” şeklinde çevrilmiştir. Fakat bu Latince tercümelerde bile “Oğul” kelimesi sadece Hz. İsa için değil, Allah’ın tüm sevgili kulları için kullanılır. Aynı şekilde Baba kelimesi de sırf Hz. İsa’nın Baba’sı manasında değil tüm kulların Baba’sı manasında kullanılır. “... Benim Babamın ve sizin Babanızın, benim Rabbimin ve sizin Rabbinizin yanına çıkıyorum.” (1).

Uydurma miraç hadislerinde ve İsa’nın vefat ettirilip yücelmesinin yükselmesi olarak anlatıldığı hadis ve tefsirlerde olduğu gibi yukarda olan ve kendisine çıkılan bir Tanrı inancı. Belli ki İncil’in orijinalinde kul manasına yakın olan itaat eden, sığınan, sahip çıkılan anlamında şimdi meçhul bir kelime “oğul”, Yaratıcı manasına yakın itaat edilen, sığınılan, sahip çıkan anlamındaki bir kelime de “baba” diye çevrilmiştir. Günümüzdeki İncil çevirileri incelenince bile tercümelerle Hıristiyanlıkta ne kadar tahrifat yapılabildiği hakkında fikir sahibi olmamız mümkündür. Yeni Amerikan İncil Yuhanna (9,35) “İsa kovulmasını haber alır almaz onu aradı ve ona sordu, insanoğluna inanıyor musunuz?” derken, Yeni Uluslararası İncil Yuhanna (9,35) “İsa kovulduğunu duydu ve onu bulunca şöyle dedi: insanoğluna inanıyor musunuz?”

Görüldüğü gibi tercümede yeryüzündeki kimseyi Babanız diye çağırmayın deniyor. Oysa “Baba” herkesin biyolojik kan bağı olan babasını çağırdığı isimdir. Hiçbir zaman Allah’ın çağrıldığı bir isim değildir. Burada da kanaatimiz Baba diye tercüme edilen kelimenin orijinalinin Allah’a mahsus yaratıcı veya benzeri bir kelime olduğu fakat tercümelerle bu kelimenin günümüzdeki “Baba” kelimesi şeklinde kaldığıdır. Burada şirke girilmemesi istenirken girilmiş olmalıdır. Bugünkü Katolik ve Ortodoks mezheplerinin yorumcuları bu kelimelerin tüm insanlar için mecazi manada, Hz. İsa için ise gerçek manasında kullanıldığını söylemişlerdir. Şu halde bugünkü Hz. İsa’nın oğul Tanrı ilan edilmesindeki asıl suçlu Katoliklik, Ortodoksluk tipi mezhepler ve onların kurumu olan kilisedir. Kilisenin yorumundan ibaret olan bu yaklaşımlara, dini sadece mevcut İncil’lerden öğrenmeye çalışan Hıristiyanlarca varılmayacağı bellidir. Yıllarca insanlar Hıristiyanlığı kilise kurumunun menfaatçi yorumuyla öğrendiler. Günümüzde din anlayışımız Hanefi, Şafi gibi Sunni ve diğer Şii mezheplerin anlatımlarıyla nasıl dejenere olmuşsa, benzer şekilde Hıristiyanlık da Katolik ve Ortodoks mezheplerin hegemonyasıyla dejenere olmuştur. Kuran’ın orijinali elde mevcut olduğu için Kuran’a gidip de ilaveleri ve eksiltmeleri düzeltmek; gerçek dinle, uydurulan dini ayırt etmek gayet kolaydır. Fakat ehl-i kitabın bu şansı yoktur.

Mevcut İncil bir kenara bırakılmış ve kilise (saygın rahipler güruhu) kendi yorumunu İncil’in üstüne çıkartmıştır. Zaten Hz. İsa’nın öldürülmesi için karar alan da Yahudi haham toplumuydu. Dinimizdeki ilaveciler ise dinimizin hadis imamı, mezhep imamı adlı saygın din adamı topluluklarıdır. Biz Hz. İsa’yı öldürmek isteyen hahamlar da, Hz. İsa’yı aşırı yücelten Saint Paul de saygındı. Söz uydurma hadis toplayıcılarına veya mezhep imamlarına gelince saygıda kusur etmiyoruz. Hıristiyanlar Saint Paul’den, Museviler katliamcı hahamlardan savunmaktan asla vazgeçemezler. Dine en büyük zararı tümü sapmış hahamlar, tümü sapmış rahipler, çoğu sapmış imamlar gibi sözde kutsallar vermektedir.

“Allah’ı bırakıp bilginlerini, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i Rabler edindiler. Hâlbuki hepsi de tek Allah’a kulluk etmekten başka bir şeyle emrolunmadılar. O’ndan başka ilah yoktur. O bunların ortak koştukları şeylerden yücedir.” (2).

 Allah bize geçmişteki bu kavimlerin durumunu anlatıyorsa, bunun önemli bir sebebi bizim de aynı yanlışı tekrarlayabilecek olmamızdır. Benzer hatalara düşülmeye devam edilmiştir. Din adına insanların paralarını haksızlıkla yiyen bazı rahipler, hahamlar gibi, bizim şeyhler, hocalar, mevlidhanlar da din sayesinde sefa içindedir. Kuran’ın orjinali elimizde olduğu için biz bizim ehl-i kitap gibi rivayet ve concept’e ihtiyacımız yoktur.

Bugün elimizdeki Tevrat ve İncil’de geçen şu sözler Peygamberimize işaret ediyor olabilir mi?:

“Ve bütün milletleri sarsacağım ve bütün milletlerin (Himada’sı) gelecek ve bu mabedi şanla şerefle dolduracağım der. Orduların Efendisi; benimki gümüş, benimki altın der. Benim bu son evimin şöhreti, ilkinden daha yüksek olacak der insanların Efendisi ve bu yerde selam (şalom) vereceğim der orduların Efendisi.” (3).

Kuranı Kerim’de Hz. İsa’nın kavmine ismi Ahmed olan bir Peygamber geleceğini söylediği anlatılır. “Ahmed” kelimesi “Muhammed” ismiyle aynı kök yapısına sahiptir. “Himada” kelimesi eski İbranice’de “ hmd” kökünden türemiştir. Böylece Hz. İsa’nın kavmine adı “Ahmed” olan bir Peygamber gelecek demesiyle, adı “övülmüş” manasında olan bir Peygamber gelecek demiş olduğu ve Peygamberimiz’in adının manasını söylediği de düşünülebilir. “Ahmed” kelimesi “Himda” kelimesinin değişmeden kalmış Arapça şeklidir ve aynı manaları içermektedir. Grekçe yazılmış Yuhanna İncil’inde de klasik Grek diline tamamen yabancı olan “Paracletos” ismi kullanılmıştır. Aslında “Ahmed, Muhammed” kelimelerinin karşılığı olan “ şanı yüksek, övülmüş, çok hamdeden” manasına da gelen pekiştirilmiş şekildeki “Periclytos” kelimesinin Hz. İsa tarafından vazedilen Arami lisanındaki “Himda” ve “Hemida” kelimesinin Grekçe’ye tercüme edilmiş şekli olması kuvvetle muhtemeldir. Sonuçta ve her halükarda bu kelimenin manası Peygamberimizin ismiyle aynı manadadır. “Şalom” kelimesine gelince bu kelime de İslam kelimesi ile aynı kök ve manalara sahiptir. Sami dilinde “ Şalom” ve “İslam” kelimelerinin “barış, teslimiyet” manasına gelip aynı kökten türediği bilinir.

“Eğer beni seviyorsanız, emirlerimi gözetirsiniz. Ben de Baba’ya yalvaracağım ve o size başka bir “Paraklit” gönderecektir.” (4).

İlgili örnekler artırılabilir. Fakat bu ihtimal Yahudileri ve Hıristiyanları ne kadar düşündürüyordur dersiniz?

Yuhanna İncil’inde geçen “Parakletos”un Kutsal Ruh (Cebrail) olduğunu ileri sürenleri eleştiren Prof. Dr. Maurice Bucaille bunu reddederek “Parakletos”tan kastın Hz. İsa’dan sonra gelecek Hz. İsa gibi bir Peygamber olduğunu söyler. Açıklaması dikkate şayandır: “Burada öne sürülen insanlara bildirme işi hiçbir surette Kutsal Ruh’un işlerinden olan bir ilhamdan ibaret değildir. Aksine kendisini belirleyen Yunanca kelimedeki yayma kavramı sebebiyle, onun açıkça maddi bir niteliği vardır. Şu halde Yunanca “Akouo” ve “Laleo” fiilleri bir takım maddi işleri ifade ederler ve bu fiiller ancak işitme ve konuşma organlarına sahip bir varlıkla ilgili olabilirler. Dolayısıyla bu fiilleri Kutsal Ruh’a uygulamak mümkün değildir... Öyleyse Yuhanna’nın Paraklet’inde, Hz. İsa gibi işitme ve konuşma kabiliyetlerine sahip olan bir insan görmek, mantığın götürdüğü bir sonuç sayılmalıdır. Yunanca metin bu özellikleri kesin olarak gerektirmektedir. Demek ki Hz. İsa kendisinden sonra Allah’ın yeryüzüne bir başka insan göndereceğini ve Yuhanna’ya göre onun rolünün, bir cümleyle söylemek gerekirse Allah’ın kelamını işiten ve onun mesajını insanlara tebliğ eden bir Peygamber’in rolü olacağını haber vermektedir. Şimdi elimizde mevcut metinde bulunan Kutsal Ruh kelimeleri tamamen kasti olarak sonradan yazılmış bir ilaveden ileri gelmektedir. İlavenin gayesi Hz. İsa’dan sonra bir Peygamber’in geleceğini haber veren bir kelimenin ilk anlamını değiştirmektedir. Çünkü buna inanmak Hz. İsa’nın son Peygamber olmasını isteyen gelişme halindeki Hıristiyan cemaatlerinin öğrettikleriyle çelişki ortaya çıkarıyordu.” (5).

Tevrat ve İncil’deki işaretlere rağmen hahamlar ve papazlar örtbas etmek için yarışmışlardır. İncil’de tarifi olmayan Katoliklik, Ortodoksluk mezheplerinin, Roma’daki Papa veya başpiskoposun görüşleri halk için Tevrat ve İncil’in görüşlerinden daha önemli görülmüştür. Sünni ve Şii mezheplerinin, hadislerin, mezhep imamlarının kaderi sizce benzer değil mi? Bunlar da Kitabın yerine geçecek şeyler buldular.

Kaynaklar:

1. (İncil, Yuhanna: 20,17).

2. (Tevbe Suresi: 31).

3. (Tevrat, Haggay: 2,79).

4. (İncil, Yuhanna: 14, 15, 16).

5. (Prof. Dr. Maurice Bucaille, Tevrat, İnciller, Kuranı Kerim ve Bilim, sayfa 127).

                                                                                       07.04.2010/YÜKSEL YILMAZ


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019