UĞURLULUK VE UĞURSUZLUK

Birlikte yaşayan insanlar kimi zaman korkudan, kimi zaman çaresizlikten, kimi zaman da rastlantılardan doğan bir takım batıl inanışlara kapılabilmektedirler. Bu inanışlar tarihi ilk sosyal topluma kadar yaklaşır. Hz. Adem’den sonraları bozulan ve ilahi düsturlardan uzaklaşan cahillerin içlerinden gelen sesleri kaale almaları mümkündür. Esasen çoğunun bilimsellikle, akılla, çağdaşlıkla ve dinsel inançla da bir ilgisi yoktur. Bunlar akılla bağdaşmayan tamamen hissel hurafeler hatta vesvesedirler. Bu tür inanışların doğmasında kişilerin doğal yapısı etken olduğu kadar büyüklerin, kimi din görevlilerinin cehalet örneği sözlerinin de etkisi olmaktadır.

Batıl dinler bu şekilde doğmuşlardır. Uydurma hadis ve rivayetleri gerek uydurmaya gerekse uydurulana inanmaya tenezzül eden insanoğlu maalesef cahil olduğunda bidat ve hurafeye dönük düşünmekte ve yaşamaktadır. Ona ne uydursan hazırdır…

“Hâşâ!” diyerek söze başlayalım: İsa Peygamberi Allah yüceltmiş, kullar yükseltmiş uçurmuştur. Bazıları tekrar indirmek üzere göklerde yaşatırken, bazıları ise Tanrının oğlu demeye kadar işi vardırmıştır. Mehdiler deccaller uydurulmuştur. Buraklar hayal edilmiş Allah’la Peygamber buluşturulmuştur. Kabirde sorgular icat edilmiştir. Namazın kazası da icat edilmiştir. İmanın şartı altıya, İslam’ın şartı beşe indirilmiştir. Musa Peygamber Allah’la güreştirilmeye bile cürret edilmiş, hatta ölüm meleğinin gözünü bir tokatta kör etmiştir. Gafiller iyi niyetle Peygamberleri Allah’a ortak koşmuştur. Evliya Geylani ölüyü diriltmiştir. Evliya Bistami kendisini noksanlıklardan münezzeh (sübhan) ilan ederken, Hallac-ı Mansur da kedisini hak olarak ilan etmiştir. Allah’tan gayrısı da ahirette on binlere yüz binlere şefaat etmiştir. İbn-i Arabî İslam’ın noksanını tamamlamıştır. Hz. Ali ilahlaştırılmıştır. Cehennemde bir miktar yanıp çıkmalar, üç kere “boş ol” demekle çabucak boşamalar, erkeklerin altın yüzük takmasını ve daha nice yeni yeni haram kılmalar, hüküm vermeler vs… Hep dini kaynağından almamanın faturalarıdır. Din müesseseleştirilmiş, akademik bir yapıya büründürülmüş, âlimin yitik malı haline getirilmiş, beşeri içtihad ve uydurma hadislerle kemale erdirilmiş ve nihayet akıl ve tefekkürün yerini keşif ve önyargı almıştır. Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın “Marifetname” si ne kadar ilimsel ya da bilimseldir? Resmen uçmaktadır. Nablusi’nin rüya yorumları kitabı şarlatanlıkla yüklüdür. Kara Davut’lar, Mızraklı İlmihal’ler vs. aman Allah’ım, bizim bu Müslümanlara hiç merhamet edilmemiş ha bire kuş beyinli muamelesi yapılmıştır. Kendileri kadar kurnaz olmayan ve kafası çalışmayan rics’leri yönetmek elbette ki kolaydır.

Bütün bu cürümü işleyen insanoğlunun geleneksel olarak cehaletle daha nelere inandıklarını gözden geçirelim. İşte budur… İşte insan bu kadar beyinsiz olabilmektedir… İşte insana bu nedenle fazla güven olmaz… İşte akıl yerine keşfin geçmesi insanı bu kadar gülünç duruma düşürmektedir… Şimdi konumuzu misallerle tamamlayalım:

Ruh, mezarlık, türbe ve ziyaret yerleriyle ilgili halk inançları: “Ziyaret yerlerindeki ağaçları kesenler çarpılır.” “Türbeden dışarıya bir şey, bir nesne götüren kişiler çarpılır.” “Mezarlığı parmağı ile işaret etmek iyi değildir. Parmakları ile işaret eden kişilerin parmakları kurur.” “Kurban kesilirken hayvan dilini dışarı çıkarırsa kurban sahibi o yıl içerisinde ölür.” “Bir çocuk sürekli ağlarsa o evde mutlaka ölüm meydana gelir.” “Ölüye talkın verilirken can gelir, kalkmak ister, başına tahtaya çarpar. O zaman ölü "eyvah ben ölmüşüm" der.” “Ölen bir kişinin etleri ölümünden 40 – 52 gece sonra kemiklerinden ayrılır. Ölünün etleri kemiklerden kolay ayrılsın diye o gece evinde dua edilir.” “Bir kişi gömüldükten sonra ruhu 7 gün evini ziyaret eder.” “Ayakkabı çıkarıldığında ters dönerse, ayakkabı sahibinin tez vakitte öleceği düşünülür.” “Rüyada ölü görmek diriye işarettir, misafir gelir.” “Yatarken çorapları baş tarafa koymak iyi değildir, insan çabuk ölür.” “Eve ölü girmesi iyi değildir, eve dışarıdan ölü getirilirse o evden birbiri ardı sıra üç ölü çıkar.” “Resim yapmak günahtır, resim yapan kişi ahirette ona can verecektir.” “Resim olan yerlerden melekler kaçar.” “Ölünün elbiseleri ölü yıkayıcılarına verilir.” “Mezarlıktan ağaç kesilmez. Ağaçta cin olduğuna inanılır.” “Mezarlıkta yatılmaz.” “Gece ölen kişinin üzerine sabaha kadar bıçak konulur.” “Mezara toprak atılırken elden ele kürek verilmez.” “Yoğurdun güzel olması için mezardan çırpı toplanarak kaynayan sütün altına atılır.” “Kırık ayna uğursuzluktur.” “Ölünün yıkandığı evde üç gün ışık yanar.” “Baş sağlığına gelen kişilerin ayakkabıları ters çevrilmez.” “ Mezar kazıcısına para verilmezse ölünün rahatsız olacağına inanılır.” “Ezan okunurken bacak bacak üstüne atılmaz.” “ Mezarlıktan taş, toprak alınmaz.” “Köpek uluması ölüme işarettir.” “Ölü gömülene kadar ev süpürülmez, çamaşır yıkanmaz, eve su getirilmez.” “Mezarlık genişletilemez, çünkü ölü sayısı artar.” “Ölünün elbiselerini giyenin ömrü uzar.” “Ölü bulunduğu odadan yıkanmaya götürülürken yatağına bir baş soğan konur.” “Kefen makasla veya bıçakla kesilmez.” “Ölü evden çıkarılmadan üzerinden kedi atlarsa ölünün hortlayacağına inanılır.” “Evde namaz kılınırken seccadenin önünden bir hayvan geçerse namaz bozulur.” “Kırda namaz kılınırken namazdan önce bir taş veya sopa dikilir (öne hayvan geçmemesi için)” “Mezarlıkta sigara içilmez.” “Bir kimsenin bitlenmesi yakın zamanda öleceğine işarettir.” “Ölü olan evin komşuları evlerindeki suları dökerler. Aksi halde birbiri sıra ölümler meydana gelir.” “Yatak katlanırken baş taraftan katlanmaz, ayak tarafı önce katlanır. Baş tarafından yalnız ölünün yatağı katlandığı için o yatakta yatan kimse ölür...”

Hayvanlarla ilgili halk inançları: “Ev yılanı o evin bekçisidir.” “Yılan öldürülüp, suya atılırsa ve yılan suda kaybolursa yağmur yağar ve durmaz, seller olur.” “Kurt uluyunca ya ayaz olur ya kar yağar.” “Bir evin başında baykuş öterse, o evde biri ölür ya da bir yıkım olur.” “Kurtlar uluyunca inekleri yemesinler diye gökten ağızlarına yiyecek düşer.” “İnek doğurunca eve ağır bir şey alınırsa ya da ağır bir şey kaldırılırsa ineğin sütü kesilir.” “İnek ilk yavrusunu doğurduğu zaman onun "ağız" ı (ilk sütü) evden çıkarılmaz, aksi halde ineğin sütü kesilir. Sütün içerisine kömür atılıp öyle verilir.” “İneğin sütünü yere sağmak iyi değildir, hayvan hastalanır.” “İlk yaylaya çıkışta sığırların ortasından bir yabancı geçerse sığırlar hamile kalmaz, doğum yapmazlar.” “Bir kimsenin önünden kara kedi geçmesi uğursuzdur.” “Baykuş ötmesi uğursuzluktur, yanan bir odun alınarak baykuşa atılmalıdır.” “Bir kişinin önüne tavşan çıkması uğursuzluktur, mümkünse gidilen yoldan geri dönülür.” “Çakal uluyunca yere tükürmek gerekir, yoksa insanın başına bir yıkım gelir.” “Çakal ulumaya başlayınca hava açacak, günlük güneşlik olacak demektir. (Bir başka inanca göre yağmur yağarmış).” “Bir kişi gerdeğe girmeden önce yanlışlıkla kediye basarsa başarısız olur.” “Yılan canlı canlı ateşe atılırsa yağmur yağar.” “Bir evin önünde karga öterse o eve haber gelir.” “Rüyada akrep görmek iyidir.” “Kedi ile aynı yerde yatmak doğru değildir. Kedi insanın ruhunu çalar, ömrünü kısaltır.” “Karga öttüğünde kar yağacağına inanılır.” “Köpeğin vakitsiz gece havlaması, horozun vakitsiz ötmesi, öküzün gece böğürmesi kötü şeylere işarettir.(Düşman saldırısı, deprem, doğal afet vs.).” “Köpek havaya doğru bakarak havlarsa kan dökülecek demektir.” “Güvercin, kumru, kırlangıç, leylek öldürmek günahtır.” “Kuzular satılıncaya kadar yabancılara gösterilmez.” “Avlanan hayvan başkasına verilmez, verilecekse karşılığında demir para alınır.” “Yılan görmek uğurludur.” “Keklik görülmesi uğursuzluktur.” “Horoz öttüğünde yağmur yağar.” “Baykuşun bir eve konması o ev için uğursuzluktur.” “Tavuğun horoz gibi ötmesi uğursuzluktur, öten tavuk kesilir.” “Kediyi Hz. Ali sıvazladığı için hiçbir zaman sırtüstü düşmez.” “Kesilen kurbanın kemikleri kırılmaz.” “Kurbanın kanı kanı ve kemikleri gömülür…”

Ocak ve ateşle ilgili halk inançları: “Ateşe tükürmek, ateşe sövmek, ateşe tırnak atmak, su dökmek uğursuzluk getirir.” “Sabah evinden başkasına ateş verenin ocağı söner.” “Ateş yanan yere cinler girmez.” “Ateş sönünce cinler, periler ocak başına toplanır.” “Ocağın üstünü boş bırakmak uğursuzluk getirir.” “Sacayağının birdenbire devrilmesi evin başına bir yıkım geleceğini gösterir.” “Sacayağı boş bırakılırsa şeytanlar yemek pişiriyor denir.” “Sacayağı boş bırakılırsa o evde ölü suyu kaynar.” “Tencerede su boşuna kaynarsa düşmanlar çoğalır.” “Akşam evden dışarı ateş verilmez.” “Lamba yakılmayan evin ocağı her vakit kararır. Aynı zamanda ev sahibinin öldükten sonra mezarı da karanlık olur.” “Hastalanan hayvanları ateşten geçirmek iyidir.” “Ateşi söndürmek için su dökülmez, ateş toprakla örtülür.” “Ateş çok önceden sönmüş olsa dahi külün yanında yatılmaz. Külde cin ve şeytanın oynak yaptığına inanılır.” “Külün üstüne su dökülmez, işenmez.” “Gece kül dökülmez, evin bereketi kaçar.” “Hayvan ve insan pisliğinin üstüne kül dökülmez.” “Yağmurun dinmesi için avluya sacayağı atılır, sacayağının ortasına da bıçak saplanır.” “Sönmüş ocağın yanında yatmak günahtır.” “Gece külün yanından geçilmez, üstünden atlanmaz, şeytan gelir.” “Ateşin çıkardığı ses ateşi yakan kişi hakkında dedikodu yapıldığına işarettir…”

Tarım ve bitkilerle ilgili halk inançları: “Karaağaçtan düşen yaşamaz.” “Karaağaçtan beşik, sandık yapılmaz.” “İncir ağacının altında uyuyanları şeytan alır götürür.” “Ceviz ağacının altında yaşayanları şeytan alır götürür.” “Tarlada zina yapılırsa bereket olmaz.” “Üzümün tanesini, karpuzun sap kısmındaki kabuğunun içini yiyenler yetim kalır.” “Zeytin kutsaldır.” “Ulu ağaç altında tek başına uyumak iyi değildir.” “Ekin ekili tarlada işenmez, cinsel ilişkide bulunulmaz.” “Ekin savrulurken harmanın içerisinden geçilmez, geçilirse harmanın bereketi azalır.” “Ekin ekmeye, ekin biçmeye giden kimselerin önceden yıkanması, abdest alması uğur getirir.” “Ceviz ağacının gölgesinde yatan kişi beceriksiz başarısız olur. Ceviz ağacı çevresinde olup biten her şeyi resim gibi işlermiş. Kesildiği zaman urlarındaki işaretlerle tüm gizlilikleri açığa çıkarmış.” “Çocuğun bezleri yabani ağaca asılırsa çocuk yabani olur.” “Nar tanelerini yere dökmek günahtır, nar cennet meyvesidir.” “Yoğurt veya süt dışarıya verilirken üzerine üzerlik, kömür, yeşil yaprak konulmazsa ineğe nazar değer.” “Dut ağacı dibinde yatmak, oturmak doğru değildir, cin çarpar.” “Hamur yoğururken dışarı hamur sıçrarsa misafir gelir.” “Su kabağının çok olduğu evde ölüm olayı da çok olur.” “Buğday çok olan evde ölüm az olur.” “Tarla sınırında uyuduğunda insanı ağırlık basar, çarpılır.” “Zeytin ağacının altında uyuduğunda insanı ağırlık basar.” “İncir ağacının altında yatan insanı ağırlık basar…”

İnsan vücuduyla ilgili halk inançları: “Diş düşürülünce o dişi kimsenin göremeyeceği bir yere saklanmalı ya da gömmeli.” “Elleri diz üzerinde kavuşturmak, parmakları birbirine geçirip el bağlamak iyi değildir, insanın kısmeti kapanır.” “Parmakların çatırdaması iyidir, insanın sağlıklı olduğunu gösterir.” “El yıkanırken önce sağ elden başlamalı, önce sol elden başlamak uğursuzluk getirir.” “Tokalaşırken ya da birisine bir şey verirken sağ el kullanılmalıdır, sol el uğursuzluktur.” “Çorap giyilirken ayağın Kıbleye doğru uzatılması doğru değildir.” “Çorap giyilirken önce sağ ayak giyilir.” “Burun kaşınırsa kişi hakkında dedikodu yapılıyor demektir.” “Sağ avuç kaşınırsa para gelir, sol avuç kaşınırsa elden para çıkar.” “Akşam tırnak kesilmez.” “Akşam sakız çiğnenmez, akşam çiğnenen sakız ölü etidir.” “Ayak kaşınınca yolculuk var demektir.” “Baş taranırken dökülen saçları dökmek doğru değildir, bunlar toplanır, ölünce o kişinin kabrine konur. Çünkü bu saçlar kıyamet gününde tekrar bitecektir.” “Hamile kadın aş ererken neye bakarsa doğacak çocuk ona benzeyecektir.” “Akik taşı kanamayı keser, insanı yoksulluktan kurtarır.” “Henüz bir yaşını doldurmamış kişi abdestsiz iki kişi arasından geçerse vücudunda yaralar oluşur.” “Sol kulağın çınlaması zenginliğe işarettir.” “Sağ kulağın çınlaması sağlığa işarettir.” “Gözün seğirmesi olumsuzluğa işarettir, çevrede ölüm meydana gelebilir.” “Kulağın çınlaması birisi tarafından anılmaya işarettir.” “Bacak bacak üzerine atmak günahtır.” “Üst çenenin önündeki dişlerden birisi düşerse ana babadan birisinin öleceğine inanılır.” “Sağ üst azı dişi düşerse ağabey ya da amcanın öleceğine inanılır.” “Sol üst azı dişi düşerse evlat ya da kardeşin öleceğine inanılır.(Diş ile ilgili inançların gerçekleşmesi için sadaka verilir, sabah kahvaltıdan önce kuşlara yem verilir).” “Avuç içi kaşınırsa bir yerden para geleceğine işarettir.” “Kesilen saçın üzerine basılmaz, basılırsa o kişinin başı ağrır.” “Kesilen saçları kuşlar alıp yuvalarına götürürlerse o kişinin başı ağrır…”

Gök cisimleriyle ilgili halk inançları: “Gece gizlice ay ışığında, gölgede yıkananlar ay gibi parlak olur.” “Ayın yansımasının vurduğu su içilmez. O suyu içenin başına mutlaka bir kötülük gelir.” “Yıldız kaydığında bir insan ölür.” “Dolunayda doğan çocuk uğurludur, geleceği ışıklıdır.” “Dolunayda doğan kızlar ay gibi parlak ve güzel olur.” “Gece aya doğru tükürmek, sövmek uğursuzluk getirir.” “Güneş batarken uyuyanın ömrü kısalır.” “Gün dönümünde tarım işleriyle uğraşılmaz, düğün dernek yapılmaz.” “Güneş tutulacağı zaman hayvanlar korkudan bağırırlar, güneşin tutulacağını önceden sezerler.” “Güneş güzele vurur.” “Ay eskisinde ekilen sebze ve meyveler verimli olur.” “Ay hilal halinde iken iki ucu aşağı olursa o ay yağmurlu, yukarı doğru olursa kurak olur.” “Güneş batarken (zaval zamanı) çocuğu ölen kişi su içmez.” “Ay yeniye geçmeden tohum ekilmez, ekin biçilmez.” “Aysız günlerde ağaç kesilmez, kesilirse kerestesi dayanıklı olmaz.” “Aysız günlerde diş çekilmez.” “Aysız günlerde yaylaya çıkılmaz, yayladan inilmez, ormana gidilmez.” “Gün batarken yemek yiyenin bahtı kararır.” “Akşamüstü yemek yiyenin anası babası ölür.” “Yıldız kaydığında evliyaların buluşur...”

Doğum ve kırkla ilgili olan halk inançları: “Kırklı kadın evden fazla uzaklaşmaz.” “Kırklı kadın gece evinden dışarıya çıkmaz.” “Kırklı bebeğin başının altına Kuran, muska, bıçak, çörek otu konulur.” “Kırklı kadının yattığı odaya kibrit ve süpürge konulur.” “Kırklı kadın gece yalnız bırakılmaz.” “Kırklı kadın kırkının çıkacağı gün üç yakın komşuya gider, daha sonra evden uzaklaşabilir.” “Kırklı kadınlar ve bebekleri birbirleriyle karşılaştırılmaz.” “Kırklı çocuğu görmeye gelen kişi, kırk basmaması için demir veya kâğıt para verir.” “Kırklı çocuğun yanına kedi veya köpek sokulmaz, aksi halde "al" basar.” “Kadın ve geyik kırlı olursa karşılaştırılmaz, aksi halde kırları karışır. Geyik yedi yılda bir yavruladığından kadının da yedi yıl çocuğu olmaz.” “Kırklı çocuk yalnız bırakılacağı zaman başucuna bıçak, soğan, sarımsak bırakılır.” “Üzerinde para ya da altın bulunan bir kişi kırklı çocuğun yanına sokulmaz. Eğer çocuğun yanına gelirse para veya altın, çocuğun başucunda bir süre bekletilir.” “Kırkı çıkmamış kadın bir eve gittiğinde mersin yaprağı batırılmış suyu gittiği eve döker, daha sonra eve girer.” “Gelin alayı kırkı çıkmamış kadının evinin önünden geçerse gelinin çocuğu olmaz.” “Kırkı çıkmamış kadının bulunduğu eve değirmenden un getirilmez.” “Kuzular kırkları çıkıncaya kadar kimseye gösterilmez.” “Kırklı kadının başucunda gece ışık yakılır.” “Kırklı çocuğu olan iki kadın iğne değiştirir, yoksa kırk kalkmaz…”

Özel günlerle ilgili halk inançları: “Hıdrellez günü dikiş dikilmez, ağaç, bitki kesilmez, canlı öldürülmez. Bunlar yapılırsa yeni doğacak ne varsa anasının karnında hıdırellez eğrisi olur.” “Arife günü, yakını ölen kişi dikiş dikmez.” “Arife günü iş yapılmaz.” “Arife ve bayram günü ağaç kesilmez.” “Hıdrellez günü kapalı kapalı un çuvalları açılır.” “Arife günü eve odun getirilmez, getirilirse eve odunlarla birlikte mutlaka yılan girer.” “Arife günü sabun kullanılmaz.” “Hıdrellez günü gün doğmadan eve getirilen suyla yoğurt tutturulabilir, mayaya gerek yoktur.” “Hıdrellez günü gün doğmadan akarsuda yıkanılırsa insan sağlıklı olur.” “Hıdrellez günü gün doğmadan eve mutlaka bir testi su getirilmelidir. Bu suyun sağlık verileceğine inanılır.” “Aşure ayında (oruç süresince) yaş ağaç kesilmez.” “Bayram günü tıraş olunmaz.” “Kuzular hıdrelleze kadar sayılmaz…”

Taş ve su kültüyle ilgili halk inançları: “Gece göle girmek iyi değildir. Geceleri cinler, peri kızları gölde yıkanırlar. Girenlerin ruhlarını periler çalar.” “Geceleri su üzerinden atlanmaz. Su birikintileri ecinnilerin ve perilerin mekânıdır.” “Gece dışarı su dökeni periler çarpar.” “Kaynayan suya bıçak sokulmaz.” “Suya tükürmek uğursuzluk getirir.” “Çeşme başında uyunmaz, şeytan gelir.” “Büyük, kökü derinde olan taşın üzerinde uyunmaz, şeytan gelir.” “Çamaşır yıkanan suyun üzerinden geçilmez, bu suda şeytan olur...”

Karanlık ve ışıkla ilgili halk inançları: “Akşam soğan yenen yere melekler gelmez.” “Gece aynaya bakanın ömrü kısa olur.” “Gece acı (biber, soğan, sarımsak) evden dışarıya verilmez.” “Yoğurt, süt, peynir, vs. gece dışarıya verilmez. Vermek gerektiğinde üzerine kömür, üzerlik veya yeşil bir dal konularak verilir.” “Gece ıslık çalmak günahtır.” “Gece evden eve tuz verilmez.” “Akşam kapının önü süpürülmez.” “Ekmek aktaracağı evden eve verilmez.” “Çocuklar gece beş taş oynarsa düşman gelecek denir…”

Bereketle ilgili halk inançları: “Değirmenden ilk gelen unla yapılan ilk ekmeği yiyen kişinin karısı ölür.” “Dışarıya maya verilirse evin bereketi gider.” “Ekmek kırıntılarını yere atmak, ayakla çiğnemek evin bereketini götürür.” “Gurbete giden kişinin azığından bir parça ekmek çalınır.” “Bir kişinin üzerinde dikiş dikilirse o kişinin kısmeti bağlanır.” “Bıçakla ekmek kesilmez, evin bereketi kaçar.” “Bismillah demeden yemek yiyen kişi doymaz. Şeytan da onunla birlikte yemek yer.” “Çorap örerken boğazından başlamalı yoksa dayanıklı olmaz.” “Kürek kemiğinin kırılması bahtı açar…”

Atmosfer olaylarıyla ilgili halk inançları: “Dolunun kesilmesi için avluya bıçak atılır.” “Mezardan çıkarılan kafatası suya atılırsa yağmur yağar.” “Şeytan düğün ederken (nisan yağmuru) yağmurun altında duranları cinler alır götürür.” “Nisan yağmuru zemzem suyu gibidir, uğurludur. Nisan yağmurunda ıslanmak insana sağlık verir.” “Gök gürlediğinde demir ısırmak uğurludur.” “Gökkuşağının altında bir erkek geçerse kız, kız geçerse erkek olur.” “Dolu ilk yağdığında birkaç tane yemek sağlığı iyi gelir.” “İlk dolu yağdığında ismi Mehmet olan ya da anasının ilk oğlu doluyu bıçakla ikiye ayırır.” “Gök gürleyince bir bıçak alınarak dama atılır.” “Beş taş oynamak kuraklığa işarettir.” “Dolu yağdığında dolunun kesilmesi için dışarıya sacayağı atılır.” “Şimşek çaktığında yere bıçak saplanır…“

Mevsimlere, aylarla ve günlerle ilgili halk inançları: “Martın birinci günü eve dışarıdan kimse giremez, girerse buzağılar, kuzular ölür.” “Ocak ayının birinci günü görülen kimse sana iyi gelirse o yıl yaşarsın, iyi gelmezse hasta olursun.” “Salı günü çamaşır yıkanmaz, yıkanan çamaşırı giyen kişi onu kirletemez, ölür.” “Salı günü doğan çocuklar kan dökücü olur.” “Salı günü düğün yapılmaz.” “Cuma günleri dışarı toz dökülmez, işe gidilmez.” “Cuma günü ana rahmine düşen çocuk bilgili olur.” “Cumartesi günü çamaşır yıkanmaz.” “Cuma gecesi sabaha karşı doğan çocuğun rızkı bol olur.” “Cuma günü örgü örülmez, insan kısmetini kaybeder.” “Cuma akşamı tırnak kesilmez, insan gözden düşer.” “Ağustosun yedisinde tarlaya giren kimse çarpılır.” “Cumartesi günü yorgana çarşaf kaplanmaz, çünkü Cumartesi kaplanan çarşaf ölü ister.” “Salı sallanır.” “Tarlaya ilk tohum Salı ve Çarşamba günü atılmaz.” “Cuma günü namaza kadar ağaç kesilmez.” “Salı ve Cuma günü hiçbir işe başlanmaz.” “Cuma günü ekin ekilmez.” “Pazartesi başlanan işler ağır gider...”

Cinsiyetle ilgili olarak uydurulanlar: “Odanın ışığını evin erkeği yakarsa o ev daima nur içerisinde ve bereketli olur.” ”Kadının yolda erkeğin önünü kesmesi uğursuzluktur.” “Bir kadın iki erkeğin arasından geçerse çocuğu olmaz.” “Bir adam iki kadının arasından geçerse sözü geçmez.” “Bir erkek iki kız arasından geçerse köse olur.” “Yarım çay içen kadın dul kalır.” “Ava gidecek kişinin önünden kadın geçerse avlanamaz. Bundan dolayı o kişi ava gitmekten vazgeçer.” “Kız çocuğunun ilk kez kesilecek saçını dayısı keserse saçı gür olur.” “Oğlan çocuğunun ilk kez amcası veya dayısı keser.” “Kız baba evinden Perşembe veya Pazar günü çıkar.” “Koç katımında koçun üzerine kız çocuğu bindirilirse doğacak kuzu dişi, oğlan çocuk bindirilirse erkek olur...”

Yolculukla ilgili olarak uydurulanlar: “Yola giderken tükürmek insana yıkım getirir.” “Yola giderken dönüp bakmak iyi değildir.” “Üç yol ağzında yatmak uğursuzluktur.” “Bıçak yere atıldığında sırtı üzerinde durursa misafir gelecek demektir.” “Elden kaşık düşerse misafir gelecek demektir.” “Ağızdan lokma düşerse misafir gelir.” “Ava giden kişinin arkasından karısı süpürge atar.” “Ava giden kişiye ‘Nereye gidiyorsun?’ diye sorulmaz; sorulduğu takdirde kişi avlanamaz.” “Ayakkabılar üst üste gelirse yola gidileceğine inanılır.” “Yol kenarında yatılmaz, yatan kişilere ‘yel üstünde gidersin’ (şeytan çarpar anlamında) denilir.” “Ava giden kişiyle konuşulmaz, rızkı kesilir.” “Ava gitmeden önce tüfek yere konulur ve en fazla üç - dört yaşındaki bir kız ya da oğlan çocuğu tüfeğin üzerinden atlar…”

Evle ilgili halk inançları: “Evin temeline kara taş koymak iyi değildir.” “Kapının önünde oturan kişi iftiraya uğrar.” “Duvar dibinde uyumak iyi değildir, insan çarpılır.” “Evin içerisi temiz olmazsa oraya melekler değil şeytanlar gelir. Böylece o evde mutluluk değil geçimsizlik olur.” “Evden bir kişi gurbete gittiği zaman o gün ev süpürülmez, dışarıdan misafir alınmaz.” “Eşya taşımak için kullanılan ala iple komşunun evine girilmez. Komşunun başına bir uğursuzluk geleceğine inanılır.” “Kapı eşiğinde oturulmaz. İnsan fakir olur.” “Kapı eşiğinde oturulmaz, insan bekâr kalır.” “Urganla komşunun evine girilmez. Aksi halde komşunun evinde kıtlık olur.” “Kapı eşiğinde oturulmaz, kapı eşiğinde şeytan bulunur.” “Yağmur yağarken kapı eşiğinde oturmak günahtır.“ “Ayakkabının ters gelmesi hastalığa işarettir.”, “Elden ele sabun verilmez, verilirse kavga edilir, sabunu vermek gerektiğinde elin tersi kullanılır.” “Yemekten sonra kaşığın ağzı yukarı çevrilir, yoksa nasip kapanır.” “Kapakla su içilmez, nasip kapanır.” “Bıçağı tersiyle uzat, yoksa uğursuzluk getirir”… Bu gibi eşyalarla ilgili halk inançları halkın cahil kesiminde yayılır. Büyüklerden küçüklere intikal eder.

Sonuç: Allah’ın kitabını ölçü alalım ki beşeri zaafımızla bilgiç geçinip ölçütler icat etmeyelim. İslam inancının olmadığı boşluğu böyle cahilce halk inançları doldurur. “Kur’an’a göre” demediğimizde, “bence” deriz. Kur’an’a rağmen “bence” demek haddini bilmezliktir. Fakat muhayyer olduğumuz konularda görüşümüzü söylememiz basirettir.                 

                                        01.10.2009/YÜKSEL YILMAZ

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Sosyal Medya, İşsizlik mi? Özgürlük ve Mutluluk mu? Yaşam 15.09.2019
GEZİ Olayları'ndaki 3 Ağaç, Türkiye ORMANLARI'nın Yakılması, PKK ve Susanlar Yaşam 11.09.2019
Bu ilk ölüşüm değil Yaşam 09.09.2019
HAYAT SOĞUK Yaşam 08.09.2019
KENDİMİ ÇIPLAK HİSSEDİYORUM.... Yaşam 07.09.2019