ÇOĞUNLUK HAKLILIK SEBEBİ DEĞİLDİR

“Onlara; "Allah'ın indirdiğine uyun" denildiğinde ; “Hayır biz atalarımızı üzerinde bulduğumuza (geleneğe) uyarız." derler. Ya atalarının aklı bir şeye yetmez, doğru yolu bulamamış idiyseler?”  (Bakara Suresi: 170).

Kuran'ın birçok ayetinden anlıyoruz ki, sapıtanlar geleneğe uymak uğruna sapıtmışlar ve geleneğe karşı olan düşüncelere şiddetle karşı çıkmışlardır. Ayette de açıkça bellidir ki aklını kullanmayan "atalar" gibi putperestler de akıllarını kullanmamışlardır.

Dinler tarihinde de kaydolduğu üzere tarih akıl ve gelenek çarpışmasıyla geçmiştir. Peygamberler Allah'tan aldıkları mesajı insanlara iletirler ve iman sahipleri akılları sayesinde Allah'ın delillerini görerek, Allah'ın mesajlarına ve onları getiren elçiye uyarlar. Elçiye uymak onla ilgili hadislere değil, onun getirdiklerine uymaktır. Mesajı reddedenler ise geleneği yıktıkları için onları bozgunculukla, atalara ihanetle suçlarlar ve atalar/gelenek namına aklın yolunu reddederler. Zaten mesajı reddedenler için akıl, başvurulması gereken bir kriter değildir ki. Mesajı reddetmek için mesajın gelenekle çelişmesi yeterlidir. Onların ölçüsü “Allah’ın ne istediği” değil, “geleneğin ne istediği”dir. Geleneği sürdüren unsur taklittir ve taklitte akıl aranmaz. Çünkü akılcı düşünce körü körüne taklitçiliği reddederek delil ister. İşleyen aklın gelenekteki yanlışlıkları sorgulayıp reddetmesi işlerine gelmez. Onun için Nuh Peygambere “... Hem biz bunu geçmiş atalarımızdan da işitmiş değiliz” (Müminun Suresi: 24) demişlerdi. Hud Peygambere de  “Sen bize yalnızca Allah'a kulluk etmemiz ve atalarımızın kulluk etmekte olduklarını bırakmamız için mi geldin?” (Araf Suresi: 70) diye sorgulamışlardı. Salih Peygambere “... Atalarımızın kulluk ettiklerine kulluktan sen bizi engelleyecek misin?” (Hud Suresi: 62) diye sormuşlardı. Şuayb Peygambere de sordular: “Ey Şuayb, atalarımızın kulluk ettiklerini bırakmamızı ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı emrediyor?” (Hud Suresi: 87). İbrahim Peygamber de bu sorulardan nasibini almıştı: “Biz atalarımızı böyle yaparken bulduk.” (Şuara Suresi: 74). Musa Peygambere de dediler: “... Biz geçmiş atalarımızdan bunu işitmedik.” (Kassas Suresi: 36). Peygamberimize karşı da durum aynıydı: “... Bu sizi atalarınızın kulluk etmekte olduklarından alıkoymak isteyen bir adamdan başka bir şey değildir.” (Sebe Suresi: 43). Geçmişte hep aynı olan bugün neden aynı olmasın değil mi?.. Geleneğin nasıl dinleştiğinin günümüzde canlı şahitlerisiniz… Geçmişten gelen öğretileri rivayet ve içtihadları tamamlanmış olan dine dâhil edip karıştırarak ve elde edileni gelenekselleşerek kutsallaştırıyor…

 “...İnsanlardan öyleleri vardır ki; hiçbir ilme dayanmadan, bir yol gösterici ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında mücadele edip durur. Onlara; ‘Allah'ın indirdiğine uyun.' dendiğinde şu cevabı verirler: ‘Hayır biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız.'..." (Lokman Suresi: 2021).

“Bilmediğin bir şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.” (İsra Suresi: 36) buyruluyor. Akıl işletilirse uydurma mezhepçi yapılardaki akılla bağdaşmayan yüzlerce izah din diye nasıl yutturulacaktır? Kuran, Allah'ın varlığının delillerinin aklın işletilmesi ile bulunabileceğini söyler. Fakat Kuran aklın kullanılmasını sadece Allah'ın varlığının delilleriyle sınırlamaz. Allah'ın varlığının, aklın işletilmesi sonucu anlaşılması, aklın işletilmesinin son derece önemli olduğunu gösterir. “Bu, ayetlerini iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.” (Sad Suresi: 29).

Kur’an nasıl pasifize edilebilir? Hem de akla savaş açarak… Kalabalık olmalarından delil çıkartmaya çalışmakla haklı olunur mu? Dünyada Hıristiyanların ya da Budistlerin bizden fazla olması onları haklı yapmıyorsa çoğunluk haklılık sebebi olamaz. Hindistan’da ineğe tapanlar çoğunluktur.

“Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyarsan seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak zan ve tahmin ile yalan söylerler.” (Enam Suresi: 116) gibi ayetlerden de anlaşılacağı gibi çoğunluğa uymak, çoğu zaman kişilerin sapıtmasına sebep olabilir. Birçok zaman diliminde azınlıklar haklı olmuşlardır. Başka bir ayette de “Onların çoğu Allah'a ortak koşmadan iman etmez.” (Yusuf Suresi: 106) buyruluyor.

Kuran'a göre kişiler inandıkları gerçekler uğruna toplumun gelenekleriyle zıt düşmekten ve toplumdan dışlanmaktan çekinmemelidirler. Peygamberler bu İslam yolunda ne çileler çekmiş ve çoğu şehid edilmişlerdir. Toplumun geleneklerini/tabularını koruması dışlama mekanizmasıyla mümkün olabilmiştir. Allah'ın rızasından uzaklaşmaktan korktuğundan daha çok toplumdan dışlanmaktan korkanlar elbette ki geleneklerin zihinlere vurduğu zincirlerden kurtulamazlar. Toplumun dışlaması değil, Allah’ın dışlaması kötüdür.

“Allah kuluna yetmez mi? Seni ondan başkasıyla korkutuyorlar.” (Zümer Suresi: 36).

İstişare ehliyle yapılır ve bilenlerin çoğunluğu esastır; ama toplumun çoğu bilge değil aksine cahil olduğundan çoğunluk akıllı değil, duygusal ve çıkarcıdır.

                                                                                      19.02.2010/YÜKSEL YILMAZ


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019