ONLAR Kİ SÖZ DİNLERLER’İN YORUMU

“Dr. Edip Yüksel, “Türkçe Kur’an Çevirilerindeki Hatalar” isimli kitabında (Zümer:18)’i açıklarken, başka yorumcuların hatalarına da temas ediyor. “Onlar ki Sözü Dinlerler” başlığı altındaki yazısında ayeti şöyle meal ediyor:

“Onlar ki sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar.
İşte onlar Allah’ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir
ve onlar akıl sahipleridir. (39: 18).”

Devamında da, “Bu ayet, Müslümanları bağnaz olmamaya ve değişik düşünceleri dinleyebilmeye çağırır. Müminler her çeşit düşünceyi dinledikten sonra bunların en güzelini seçip ona uyarlar…” diyor.

Buraya kadar söylenenleri değerlendirecek olursak, günümüzün penceresinden bakarak o gün de bağnazlar vardı diye bağnaz olmamak şeklindeki bir çıkarımla hareket etmektense mümkün mertebe o günün penceresinden yine o güne bakarak değerlendirme yapmalı ve bugün için zorlamaya kaçmadan alacağımız mesajı genel bir ilke olarak almalıyız. Onu ne kadar özelleştirirsek o kadar münhasır açılar oluşturmuş oluruz. Bu ayet için “değişik düşünceleri dinleyebilmeye çağırır” demek tamamen Dr. Edip Yüksel’in hissi kabulüdür. O kadar zorlamaya, başka kapıları açmaya gerek yoktur. Malum olduğu üzere insanlar ama şundan ama bundan –günümüzde de olduğu gibi- çeşitli sözleri duyarlar. Bu sözlerin kimi az ya da çok çirkindir; kimi ise güzeldir. Fakat korunmuş ilahi Kitab olan Kur’an güzel olanların içlerinde en güzel olanıdır. Hani hatırlayın: O ki Tevrat ve İncil’i dahi neshetmiştir. Hem de benzeri ya da daha iyisiyle. Gerçekten gerek Tevrat ve gerekse İncil’in sözleri içinde Kur’an’a uyan güzel sözler vardır. Yani bütünüyle muharref değildir. Fakat Kur’an korunmuş hak bir Kitab (Söz) olduğundan bütünüyle güzeldir. Böylece Kur’an söylenenlerin yani Söz’ün en güzelidir. Buna uymalarından da bellidir ki bu kimseler Allah’ın hidayet verdiği aklını iyi işleten kimselerdir. Bu kadar basit. Bu basit anlatımı ilmileştirmek, münhasırlaştırmak, anlam zenginlikleriyle boğarak anlatmayanı da içine katmak bizi ayette de geçen “ulu’l elbab” yani kavrama yeteneği olanların dışına iter.

Sayın Edip Yüksel elbette iyi niyetle bir değerlendirmede bulunmuş olmalıdır. Burada bize düşen hüsn-ü zanda bulunmaktır. Ama onun yorumundan anlaşılan o dönemi adeta unutup bu dönemi değerlendirmeye dönük olarak Müslümanlar değişik düşünceleri dinlemeye çağrılan, her düşünceyi dinlemeye açık olup (önyargısızca) bunlar arsında bir seçim yaparak en güzeline uyan kimselerdir. Dr. Edip Yüksel’in bahsettiği gibi günümüzde önyargısızca ve bağnaz olmaksızın değişik düşünceleri dinlemeye açık olalım ve en güzel sözün seçimini elbette yapalım. Hatta yine bu ayetin kastetmediği başka doğru ve iyi işler de yapalım. Nasihatin doğru olması anlatılanın da bu olduğu anlamına gelmez. Anlatılanın yanından teğet geçilmiştir. Burada anlatılan fikir özürlüğüyle alakası olmasa da fikir özgürlüğü iyidir. Fikir özgürlüğü iyidir ama burada anlatılan değildir.

Daha sonra şöyle bir ifadesine rastlıyoruz: “Ne var ki, Sönmez yayınları tarafından yayımlanan Fikri Yavuz imzalı meal bu ayetin anlamını aşağıda göreceğiniz gibi parantezlerle boğmuştur:

“O kullarım ki, (Kuran’ı) dinlerler.
Sonra da onun en güzelini (en açığını ve kuvvetlisini) tatbik ederler.
İşte bunlar Allah’ın kendilerine hidayet verdiği kimselerdir ve
bunlar gerçek akıl sahipleridir. (39:18).

Fikri Yavuz’un verdiği bu meal ne yazık ki bazı yanlış anlamalara sebep olmaktadır. Aynı surenin 23. ayetinde Kur’an’ın en güzel hadis olduğu belirtildiği halde, Fikri Yavuz’un mealinden, Kur’an’ın sadece bazı bölümlerinin en güzel olduğu anlamı çıkıyor. Üstelik mü’minler, Yavuz’un mealine göre, Kur’an’ın en güzel olmayan ayetlerine uyamayanlarmış!..”

Bir çeviri de biz yapalım; hem de motomot:
“O kullar ki dinlerler Sözü,
sonra tabi olurlar en güzeline;
işte onlardır hidayet verdiği kimseler Allah’ın,
işte onlardır aklını iyi işletenler.”
(39:18).

“Gerçek akıl sahibi” de ne demek? Sahte akıl sahibi varmış gibi… Akıl zaten gerçektir de mesele onu nasıl kullandığımızdır… Dr. Yüksel ise “onlar akıl sahipleridir” demiş, sanki akıl sahibi olmayan söz konusu edilmiş gibi. Dediğim gibi herkes akıl sahibi olsa bile onu iyi kullanıyor mu, kullanmıyor mu? Onu nasıl kullanıyor?.. Yani kavrama yetenekli mi, yeteneksiz mi? Kavrama yeteneği olan aklını iyi işletir. İş kullanmakla bitmiyor.

Dr. Edip Yüksel elbette buradaki eleştirisinde haklıdır. Gerçekten Söz’ü Kur’an olarak değerlendirdikten sonra onu bütünüyle değil de kısmi olarak en güzel sözleri içeren bir Kitab olarak telakki etmek Kur’an’ın bir kısmına saygısızlıktır. Burada Dr. Edip Yüksel yanılırken saygısız değildir; fakat diğeri yanılırken saygısız bir duruma düşmüştür. Fakat her ikisi için de hüsn-ü zan içinde olmamız gerektiği kanaatindeyim. Hüsn-ü zan ile reddedip saygımızı ve sevgimizi sürdürerek tefrikayı engellemeli ve elbette yapıcı eleştirilerle de uyarıcı olmalıyız. Kur’an ile hemhal olmuş samimi bir Müslüman asla yanılmak ve saygısız olmak istemez. Onlar da istememişlerdir.

Hani uydurma hadislerde de geçtiği üzere, ‘işte şu sureyi şu kadar okumak Kur’an’ı şu kadar hatmetmeye bedeldir’ gibi. Bir rivayete göre üç ihlâs bir defa, bir fatiha on defa hatmetmeye bedelmiş. Yahu Allah’ın bir sözü daha önemli olursa, otomatikman diğeri daha önemsiz denmiş olur. Bunu ancak ‘ulu’l elbab’ olanlar fark ederler. Niyetlerimiz, gayretlerimiz, amaçlarımız iyi olabilir. Biz aklı işletme metotlarımızda ayrılıyor ve farklı ölçüler edinerek tefrikaya düşüyoruz. Baksanıza kullanılan parantezler açıklamak yerine aksine koparmış…

Konuyu şöyle bitiriyor: “Kur’an ayetlerini güzellik yarışmasına sokarak güzellerini terk edip en güzeline uymak 15:91 ayetinde eleştirilen tehlikeli durumu ortaya çıkarır. Fikri Yavuz, ne yazık ki 15:91 ayetine de yanlış anlam vermiş ve “Kur’an” kelimesini, Yahudi ve Hıristiyanların “Kitapları” olarak tercüme etmiş ve Kur’an’ı, İncil ve Tevrat ile karıştırmıştır. Hatta bir önceki 15:90 ayetinde geçen “muktesimin” kelimesini de Yahudi ve Hıristiyanlar olarak yanlış tercüme etmiştir.

15:90 ayetinin doğru çevirisi şöyledir:
Tıpkı o taksim edenlere indirdiğimiz gibi!
Onlar ki Kur’an’ı bölük bölük ettiler.
Rabbin hakkı için hepsine soracağız.
Yaptıklarının hesabını…”

Öncelikle bu ayetler sadece 15:90’dan ibaret olmayıp, 15:90–93 arasıdır.

Suyuti’ye göre Hicr süresi Resulullah’ın Medine’ye hicretinden önceki son yılın içinde vahyolmuştur. Bakara’nın büyük kısmı hicretin ilk iki yıllık döneminde olmak üzere, tamamı hicretten sonra vahyedilen ilk suredir. Tek istisnası 275–281 ayetleridir –ki bunlar da zaten vefatına yakın inmişlerdir.

Gerek Cafer es Sadık, gerek Hz. Osman ve gerekse İbn-i Abbas’ın Mushaflarındaki sıralamanın her üçünde de söz konusu edilen Hicr suresi Bakara suresinden önce inmiştir. Zümer suresi ise Hicr’den sonra ve Bakara’dan önce inmiştir. Otoriterlerin çoğunluğun görüşüne göre bu sure Mekke’de nazil olan son surelerdendir. Hicr suresindeki bu ayette daha sonra Bakara’da vurgulanacağı üzere Kitab ehlinin bazılarının mesajların bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr etmeleri tabiidir ve bir gönderme yapılmaktadır. Tevrat ve İncil’de Yahudi ve Nasranîlerin kendi hevalarına ve çıkarlarına yani işlerine gelmeyenleri inkâr etmelerinin aynısı Kur’an için yapılmaya teveccüh edilmektedir. Bunu yapanlar sibak’tan da anlaşıldığı üzere Allah’tan başkasına tanrısal nitelikler yakıştıran müşriklerdir. Buna Yahudi olan ya da olmayan yahut dün Nasranî bugün Hıristiyan olan ya da olmayan tüm müşrikler yeltenebilir. Hatta günümüzde de tanık olduğumuz üzere “müslümanım” derken şirk koşanlar bile…

Şimdi de bizim motomot çevirimizi görelim:

“Nitekim inzal etmiştik o taksimcilere de…
o kimseler ki Kur’an’ı taksim etmiş,
Hakkı için Rabbın, elbette sorumlu tutacağız onların hepsini;
amellerinden dolayı.”
(15:90–93)

Karşı çıkarken tefrite, kabul ederken ifrata koşmamalı, birilerinden hoşlanmayışımız onlar hakkında bizi adaletsizliğe sevk etmemeli, şirk olmayan iyi niyetli yanılganlara saygılı olmalı, hoşlanmadığımız kimse de olsa doğrularına “eyvallah” demeli, kişi değil işi hedef alarak kabul ya da reddetmeli, eleştirilerimizde kul hakkına ve bizi tefrikaya düşürecek düşünce, tutum ve davranışlara hatta kalp kırmamaya azami derecede dikkat etmeli, eleştirdiğimiz kişinin kardeşimiz olduğunu ve şirkten sonra en büyük problemimizin dargınlık ve kırgınlıklarla paramparça bir ümmet olmak olduğunu unutmamalıyız…

Dipnot: Aşağıdaki notlar İnternette “Kitabullah V.1.0, Tüm Kuran Meal ve Tefsirleri, 26 Meal – 3 Tefsir–2 Orijinal Huruf-Ayrıntılı Kuran Fihristi, Programlayan: Ali Rıza Peker” kaynaklıdır. Belli ki Dr. Edip Yüksel internette başka, yorumunu yaptığımız bu söz konusu kitabında başkadır. Demek ki yazarlar internette yıllar önce yazdıklarından sonra değişim ve gelişim nedeniyle kitaplarıyla kısmi de olsa farlılık gösterebilmektedirler. Önemli olan bu da değil çelişmemek ve varsın “sebat etmiyor” desinler, gerekirse vazgeçip değişmektir.

“Onlar ki sözü (kavl) (*) dinlerler ve en güzeline uyarlar. Onlar, ALLAH’ın yol gösterdiği kimselerdir. Onlar akıl sahipleridir.” (39:18) 

(*) 39:18 Kuran’ı terkedenlerin Muhammed’den sonra hadis, sünnet, icma diye adlandırdıkları kaynakları Kuran’a eş koşacaklarını bilen Tanrı, bu üç kelimeye, Tanrı ve Kuran için kullanılmaları dışında sürekli olarak olumsuz anlam yükler. Farklı sözleri dinlememizi öğütleyen bu ayet, ilginçtir ki, “hadis” değil “kavl” kelimesi kullanmıştır. Hadisleri ortak koşanlara istismar edecekleri bir örnek vermemek için! (Bak 33:38; 66:3.)

“Aynı şekilde o bölücülerle de ilgileneceğiz. Onlar ki Kuran’ı parçalara ayırdılar. Rabbine and olsun ki, hepsinden soracağız. Yaptıkları şeylerden.” (15:90–93)                                                                             

                                               08.08.2010/YÜKSEL YILMAZ


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019