FİKİR GÜREŞİ

İnanmakta ve inanmamakta acele etmemek… Bu ilke benimle birlikte dolaşıyor. Böylece çoğu zaman daha geç tespit ediyorum ama daha az yanılıyorum.

Yetmiş çeşit fırkanın her birinin kendince haklı olduğunun ve dört dörtlük olmadığının farkındayım. İçerden baktıklarında her biri kendini dört dörtlük görüyor. Fakat dışardan bakılınca hiçbiri değil… Derken, dışardan bakan gördüğü noksanı eleştirerek saldırmakla ve kendi noksanına karşı yapılan eleştirilere savunmakla meşgul. Ne dışardan bakmak, ne de içerde bilgisizlik yeterli…

Acaba dört dörtlük olan fikir ne kendi grubunu ne de başka grupları dört dörtlük kabul ederek, yapıcı olmayan eleştirilere son vererek birlik haline gelmek ve tek grupta toplanmak mı? Birtakım hatalara, ilk etap olarak, belli bir müddet katlanarak ve tek grupta toplanarak iktisadi, ahlaki ve ilmi esasların siyasi esaslara dayalı olduğunu ve siyasi lidere biate bağlı olarak muhafaza edilip yürütüleceğini hatırlatmak isterim… Küfrün korkulu rüyası Hak için mücahede eden siyasiler ve devlet adamlarıdır. İktidar gücünün ehemmiyetini uzun uzun izahata gerek yok. Küfrün lideri daima Hak için mücahede eden lideri muhatap alır ve onun için korkulu rüya da odur.

Şahit olunduğu üzere her grupta örnek veya ibret olmaya şayan kişiler bulunuyor. Küçük grupların büyük gruplara yaptığı eleştirilerde küçük grubun en çok unuttuğu şey, kitleleşme aşamasına gelen bir grubun kadrolaşma aşamasındaki şartları tam manasıyla yaşamaya elverişli olmamasıdır. Yani gelişmenin beraberinde getirdiği sancıdır.

Söz konusu grupları dört dörtlük görmediğim gibi dört sıfırlık da görmüyorum. Her birinin makul olan ve olmayan yönleri var. Her bir grubun makul yönlerini tavsiye etmeleri ve makul olamayan yönlerini savunmaları, o grubu iyice parçalanana kadar oyalar.

Ucunda para olan çalışmacılar ‘bilgiç personel’, ucunda salt maneviyat olduğunu söyleyenler ise ‘emsalsiz emin’lerdir. Hem öyle bir nispette ki, onlara hiçbir dilde anlatamazsınız. Zira karşınızdaki kişi son derece bilgisiz bir cahille muhataptır ve o son derece bilen bir emindir. Muhakeme esnasında mantık öyle oryantal fikir ve cümleler üretir ki “U” dönüşü yapan araba sollanır, “O” dönüşü yapan dansöz o kadar dönemez, kıvıramaz…

Fikir güreşi beden güreşi kadar net neticelenmiyor. Yenilen fikir pehlivan da güreşe doymuyor ama kendisi kabul etmedikçe sırtı yere gelmiyor. Yalan, iftira, hakaret gibi taktiklerle tuş olmamaya çalışıyor. Yerde bile olsa inkâr silahıyla sıyrılmaya çalışıyor. Bir ressam bir kişinin görüntüsünü tablosuna aktardığı zaman, siz istediğiniz kadar “ona benzetemedin” deyin. Size “ben onu böyle görüyorum, ben fotoğrafçı değil, ressamım” diyerek savunacak ve sırtı yere gelmemiş olacaktır. Bu nedenle, inşa edilmiş bazı fikir sokaklarının çıkmaz oluşunu müşahede ediyoruz.

Cahilane fikirlerle güreşmek çamurların içindeki bir mandayla güreşmeye benzer. Yani ne tam bir güreşe benzer ne de tam bir netice verir. Çamura bulaşmamak ise kesinlikle mümkün değildir. En iyisi cahile susarak galip olmak… Yani mandalarla çamurların içinde güreşmeye kalkmamak. Her grupta mandalarla güreşme meraklısı çıkar. Mandayı yağmur gibi yağan bereketli cümleleriyle yıkarken, kendini ha bire çamura bular. Mesele, mandayla güreşe başlayıp insanla güreşten ayrılmaktır ve bu Hadi olan Allah’ın inayetine bağlıdır. Tebliğci ilmini, gücünü ya da zekâsını ispatlamak için konuşunca, güreşin neticesinde belki tertemiz yıkanmış bir manda ile çamurlu bir insan güreşten ayrılır, ama neticede temiz de olsa manda mandadır ve insanda da olsa çamur pisliktir…

Vücudun kontrol altına alınışı önce giriş kapısından içeri davet edilmekle mümkündür ve böylece kalp fethi gerçekleşmiş olur. Oraya girdikten sonra oradan kovulmaya sebebiyet verici bir tavır takınmadan ikna kapısına yani zihne yönelmek en kestirme ve güvenilir yoldur.

Bütün bildiklerim Kur’an-ı Kerim’e ne kadar dayanıyorsa o kadar hakikattir. Zihnimde ne kadar ayet-i kerime varsa o kadar danışma ve yanılmama şansım var. Aklımı o nispette kullanma imkânım var... Aksi takdirde beşer mantığı devreye girecek ve her an yanılmak ile yanılmamak arasında ip cambazlığı yapıyor olacağım…

Sübhan Allah’tan dileğimiz; selametiniz, afiyetiniz, sebatınız, hak istikametiniz ve başarınızın devamı ya da artması ile akıbetinizin her iki cihan için de hayırlı olmasıdır…

                           ŞUBAT 1996/ YÜKSEL YILMAZ


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019