İMAMETÇİLER

Adam şuna inanmış:

“Abdülaziz bin Müslim’den şöyle rivayet ediliyor: Ali b. Musa-i Rıza (as) zamanında Merv’de idik. O şehre vardığımız ilk gün, yani Cuma günü merkez camiinde toplandık. Halk, imamet meselesini ve insanlar arasında bu konuyla ilgili pek çok ihtilafın olduğunu konuşup tartışıyordu. Ben efendim ve mevlam İmam (as)’ın yanına varıp halkın konuştuğu meseleyi kendilerine arz ettim. 

İmam (as) tebessüm ederek şöyle buyurdu: “Ey Abdülaziz! Halk cahil kalıp hileyle dinlerinden sapmış. Allah Tebarek ve Teala dinini peygamberi için tamamlamadıkça ve içinde her şeyin beyanı olan Kur’an’ı ona indirip helal, haram, hudut, ahkâm ve ihtiyaç duyulan her şeyi tamamıyla açıklamadıkça peygamberin ruhunu almadı.

Allah (cc) şöyle buyurmuştur: “Biz, kitapta hiçbir şeyi bırakmadık.” (Enam/38).

Allah-u Teala, Resulullah (sav)’in ömrünün sonunda vaki olan Veda Haccı’nda şu ayeti nazil etti: “Bugün dininizi ikmal ettim, size verdiğim nimetimi tamamladım, size din olarak İslam’ı seçip beğendim.” (Maide/3)”.

Buna bu şekilde iman ediyor. Ona göre bu ayetin nüzul sebebi budur ve buna iman etmiştir. Bu şu demektir: Allah sözü olan bir ayete iman ettiği kadar, kul sözü olan nüzul rivayetine de bir o kadar iman etmiştir. Peki, sen, nasıl bu ikisini bir kefeye koyabiliyorsun? Çünkü böyle düşünürse önyargısına hizmet edecek de onun için…

Ondan sonra da kalkıyor, aman Allah’ım… Onlar için imamet meselesi, dini tamamlayan ve onu kemale erdiren bir meseledir, Hz. Resulullah (sa) vefatından önce, dinin nişanelerini ümmetine açıklamış, onun yollarını onlara izah etmiş onları doğru yola iletmiş, Hz. Ali (as)’yi onlara bir İmam ve kılavuz tayin etmiş ve halkın ihtiyaç duyduğu her şeyi açıklamış; kim Allah’ın kendi dinini kâmil etmediğini düşünürse gerçekte Allah’ın kitabını reddetmişmiş; Allah’ın kitabını reddeden de kâfirdir ya zaten.. İşte İmamet böylece sürekli olarak onun neslinde baki imiş; Hz. Resulullah (sa) onu miras alıncaya kadar daima asırdan asıra, nesilden nesile imameti birbirinden miras alıyormuş; Allah-u Teala onlar hakkında şöyle buyurmuş: “İbrahim’e gerçekten yakın olanlar, ona uyanlarla bu Peygamber ve iman edenlerdir. Allah inananların dostu ve yardımcısıdır” (Al-i İmran/68).

Böyle inanırken de içi rahat… Gel de anlat… Daha peşinen seni kâfir görmeye ayarlı zaten… Sorsan Hz. Ali gördü mü Muaviye’yi kâfir gözüyle diye, bunu ispatlayamayacaktır ama olsun; gene de “kâfir” diyecektir.

Derken kendi senaryosunu kendi yazar:

“Böylece İmamet, Hz. Resulullah (saa)’a mahsus kılınmıştı. Hazret de onu Allah’ın emriyle –Allah’ın farz kıldığı şekilde – Hz. Ali (as)’nin uhdesine bıraktı; daha sonra bu makam onun, Allah’ın kendilerine ilim ve iman verdiği seçkin nesline intikal etti. 

Allah (cc) onlar hakkında şöyle buyurmuştur: “Kendilerine ilim ve iman verilenlerse (kıyamet günü dünyada ve berzahta bir saatten fazla beklemediklerine dair yemin eden suçlulara cevap olarak) derler ki: And olsun ki siz, Allah’ın kitabında diriliş gününe kadar (kabirde) yatıp kaldınız; işte bu dirilme günüdür.’’ (Rum/56).

Öyleyse İmamet, kıyamet gününe dek sadece Hz. Ali (as)’nin soyunda baki kalacaktır. Çünkü Hz. Resulullah (saa)’dan sonra hiçbir peygamber yoktur. O halde bu cahil insanlar İmamı (kendi reyleriyle) nasıl seçebilirler?”

Hah, şimdi oldu? Bir de cahil damgası vurunca tamam oldu. Böylece “böylece”leri nasıl kurguluyor görüyorsunuz. Verilen hiçbir ayet mealinin bunların anladığı imametle hiç ama hiç alakası yoktur. Ama önemli olan Allah’ın ne anlattığı değil, bunların ne anladığı olunca yani anlamak istediğini anlatınca sonuç budur.

“İmamet öyle bir makamdır ki, Allah-u Teala İbrahim (as)’i nübüvvet ve Halillik (Allah’ın dostu olma) makamından sonra üçüncü bir makam ve fazilet olarak onunla şereflendirip bu makamla onun adını yüceltmiştir.

Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: “Ey İbrahim! Ben seni insanlara imam kılacağım. İbrahim (as) sevinçle ‘Benim zürriyetimden de mi?’ dediğinde Allah-u Teala: Benim ahdim zalimlere ulaşmaz.” (Bakara/124) buyurdu. Bu ayet kıyamete kadar her zalimin imametini iptal etmektedir. Böylece İmamet, ümmetin seçkinlerine mahsus kılınmış oldu.”

Makam icatları… Nübüvvet makamı, Halillik makamı ve nihayet İmamet makamı… İbrahim peygamberin teklifi reddolunca elbette anlamalıyız ki, zalimin imameti olmaz. Fakat imameti Aleviliğe alet etmek de doğru olmaz. Ümmetin seçkinleri de nerden çıktı? Sen iradeni kullanır ve zalim olmazsın, o kadar. Ne seçmesi? Bu icatlarla Allah’ın rızasına değil, kendi rızamıza çağırıyoruz. Böyle hissi ve ölçüsüzce meselelere yaklaşırsanız kendinize göre haklı olursunuz. Başkaları da kendilerine göre hissi ve ölçüsüz yaklaşıp kendilerine göre haklı olurlar. Böylece tefrika başımızın en büyük belası olur. Aman dikkat!

                                                                Mayıs 2009/ YÜKSEL YILMAZ

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019