GELENEĞİN ÜÇ BOYUTLU KRİTİĞİ

Geleneğe yaklaşım usulüm kimlerde vardır diye merak ediyorum. Ama toplumun çoğunluğuyla mutabık olmadığım kesindir. Bazı konularda çoğunluk, bazılarında azınlık, belki bazılarında tamamen yalnızımdır. 

Mesela bayramlaşma konusundan memnunum. Her ne kadar Müslümanların asıl bayramının Cennet olacağına ve bayramı pek hak etmediğine inansam da Müslümanların musaffa yaparak helalleşmeleri, sıla-i rahim yapmaları, fakirleri doyurmaları, belki nadiren oluyordur ama küskünlerin barışmaları hoşuma gidiyor. Bundan hoşlanan büyük çoğunluğun içinde ben de varım. Ezanın hatta sala’nın okunması geleneği de hoşuma gidiyor. Otobüslerde yaşlılara, engellilere ve bayanlara oturmaları için yer vermek, bir ortama girerken selamlaşmak, cenaze evine yemek taşımak, müsrif olmamak kaydıyla düğünlerde yemek vermek, misafirperestlik çok hoş geleneklerdir. Hastalara, yeni evlenenlere, yeni doğanlara, hitan düğünlerine hediye götürmek da hoş… Bu konuda çoğunluk bana katılacaktır…

Fakat azınlığın bana katılacağı görüşler de taşıyorum. Mesela hurafeye baş kaldırmada her yerde taraftar bulamam. Aklı işletme usullerini belirleme ve değerlendirmede de azınlığım. Çok nicelikte nitelikli kitapları ölçülere oturtarak değerlendirmek, duyumcuları değil akademisyenleri önemsemek konusunda da azınlığım. Bilen olarak bilmeyenlere nispeten de bilenler arasında geleneğe ölçülü yaklaşma ve delili önemseme konusunda da böyleyim. Siyasette yalnız kalmak ve azınlık olmak pahasına kafa tutmakta da böyleyim.

Azınlık olduğumuz fikirleri değerlendirmeye tabi tutarsak, azınlık içerisindeki herkesin bilgi mozayiği farklı olacağından farklı sonuçlar elde edilebilir. Ölçüler ne kadar benzerse sonuçlar da o kadar benzerler. Farklı sonuçlara varmanın nedeni ölçülerin farklılığıdır. Bu nedenle azınlık kendi içinde detaylandırıldığında ayrışım siz tek kişi kalıncaya kadar sürebilir.

Tek kişi kaldığınızda hatalıysanız bunun nedeni fikirlerinizin emsalsiz saçmalığıdır. Aşırı derecede yanılgılar benzersiz olabilirler. Tek tip sapıklıklar da olabilir. Mesele “mutlaka haklı” olabilmektir. Uçuk bir misal olarak şayet doğruyu bir tek siz biliyorsanız susmanız ya da saklanmanız sizin dışınızdaki herkese zulümdür. Meziyet budur ki herkes falanca konuda yanılırken o kendisini çoğunluğun caydırıcılığına teslim etmemiş ve tek başına haklı olabilmiştir. Çünkü hakikati herkesten fazla önemsemiştir. Şimdi mesele tek başına kalmayı sürdürmemek ve taraftar olacak olanların sayısını artırmaktır. Böyleleri gürültüye değil hakka kurban olurlar.

Galiba en yalnız olduğum konu şöyle bir prototip oluşturmakta destek bulamamamdır: Bir adam düşünün ki sportmen, esnek, güçlü, dayanıklı, hızlı, dövüş sanatı ustası, akrobat, düzenli egzersiz yapıyor, ailece spora katılıyor, birkaç dil biliyor, seçerek kitap okuyor, önyargısız, dindar, çok bilgili, entelektüel, şefkatli, erdemli, satın alınamıyor, menfaatsiz, haksızlığa meyletmiyor, kul hakkına tenezzül etmiyor, dürüst, namuslu vs. Bütün toplumu böyle yapmak; ama tamamını… Ebeveyn çocuklarına, hükümet halkına, halk hükümete, öğretmenler öğrencilerine özelliklerini sıraladığım prototipi örnek verecek. Bu uğurda ağır bedel ödemeye hazır olacak.

                                                                                             18.03.2011/YÜKSEL YILMAZ

 

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019