TÜRKÇE KUR’AN ÇEVİRİLERİNDEKİ HATALAR ÜZERİNE

Sayın Dr. Edip Yüksel sayısal tespitlerinden ziyade hadislere olan akıllıca yaklaşımıyla hemfikir olduğum biri olarak önce sayın Prof. Dr. Süleyman Ateş’i bir televizyon programından (1) kaçırmasıyla dikkatimi çekmişti. O programa Emine Şenlikoğlu isimli bir hanımefendi de katılmış, ona babası molla Sadreddin beyin alimliğinden ve kardeşi rahmetli Metin Yüksel’in şahadetinden duygulu ifadelerle yalvarırcasına bir edayla bahsederken bir abla gibi ısrarla telkin etmiş, fakat bu zeki adam hiç aldırış etmeyerek yaklaşık olarak şöyle demişti: “Neden bu düşüncelerimden vazgeçmem için yalvarıyorsun? Hatrın için neden vazgeçeyim? Ancak ikna olursam vazgeçebilirim. Haklıysan ikna edersin, yalvarman bir şey değiştirmez...” Öyle ya ilmin yetiyorsa anlatırsın, yetmiyorsa zaten sus…

Dr. Edip Yüksel’in “Türkçe Kur’an Çevirilerindeki Hatalar” (2) isimli kitabını okudum. Aslında ilgimi çeken Kur’an’la ilgili bir çalışma olmasıydı. Meal çalışmasındaki modern zorlamalarına bu kitapta da rastlamamayı temenni ettim. Gördüm ki akıl dolu kriterler içeriyordu.

Daha önce “Önsöz”ün ilk sayfasında çok doğru bulduğum şöyle bir ifadeye rastladım: “… Allah’ın korunmuş kelamını korunmamış kul sözlerine muhtaç görenler, Kur’an’ın anlaşılmasının zor olduğunu iddia edip durdular.”

Bu çok doğru sözü ilk defa ondan duyuyor değilim. Seyyid Cemaleddin’lerden beri bu kriter meşhurdur. Fakat ülkemizde niteliksiz fraksiyonların niceliğinin çokluğu hasebiyle şirk dolu kriterler o kadar yaygındır ki, sıradan ya da basit böyle sözcüklere rastladığımızda derin bir nefes alıp sadrımızı genişleterek nefes veriyor ve rahatlıyoruz. Böyle kriterlere sahip müslimundan dolayı Yüce Allah’a şükrediyoruz. “Çok şükür ki bu memlekette herkes körü körüneci değil” diyoruz… Gerçekten de ifade ettiği gibi Allah’ın kelamının korunmuş olması şunu gösterir: Demek ki ancak O’nun kelamına güvenilebilinir. Korunmasız kul sözleri güvenilmezliği taşırlar. O zaman sorumuz şudur: Siz güvenilene güvenilmeyeni mi sorarsınız, yoksa güvenilmeyene güvenileni mi? Ya da mesela siz çok iyi tanıdığınız birine iyi tanımadığınız birini mi sorarsınız, yoksa iyi tanımadığınız birine çok iyi tanıdığınız kimseyi mi? Elbette kimden eminseniz onu sormaz, ona sorarsınız. Zanni olanla kesin olanı açıklamak zaten apaçık olan bir “açıklama”ya farklı mesajlar yüklemek anlamına gelir. Demek ki hadisleri Kur’an’a sormak yakışır, tam aksi değil… Kur’an sorgulanma ya da sanık sandalyesine oturtulma mercii değil, aksine danışılması gereken ilk merciidir.

Sonraki sayfada yine çok güzel bir ifadeyle karşılaşıyoruz: “… Fıkhı, hadisleri, tasavvufu ve İslam tarihini anlamak ve doğruları yanlışlardan ayırmak için Kur’an’ın, her şeyden önce Kur’an’ın bilinmesi gerektiğini söyleyeceklerine; tam tersi bir yolla Kur’an’ın önüne yüzlerce ciltlik külliyatları ve çelişki dolu uydurmaları koyuyorlardı.” Önce Kur’an’ın bilinmesi birtakım yanlışların bilinmesine set çekecektir. Yanlışla karşılaşınca hemen ayet aklınıza gelecek ve “ayet böyle dediğine göre bu mesele şöyle olamaz” diyerek istikametten ayrılmayacaktır. Dr. Edip Yüksel’in Kur’an-ı Kerim’e yaptığı bu ölçülü övgü ve saygılar müfessirlerinkinin çok çok üzerindedir.

Sonraki sayfada, “… hemen hemen tüm Türkçe Kur’an meallerinin sure fihristinde, bazı surelerin ayet sayılarında ortak matbaa hataları mevcuttur. 96 ayetlik Vakıa suresi yanlışlıkla 69 ayet, 24 ayetlik Haşr suresi yanlışlıkla 34 ayet olarak gösterilmiştir. Tekvir ve Mutaffifin surelerinin ayet sayıları da kopya edilen ortak yanlışların örneklerindendir” diyor. Böylece fotokopicilere payını veriyor. Zenginlikmiş gibi gösterilen fotokopiler sadece farklı kapaklara ve isimlere sahipler. Bir ilköğretim mezunun bile becerebileceği kısa bir koşturmacanın ürünü olan çalışmalarla para kazanmak… Gülünç oluyorlar ama onları takdir eden aptalların parası onlara yetiyor da artıyor bile.

“… Arapça bilmeyen herhangi bir şahıs, Türkçe Kur’an meallerindeki hataların öneli bir kısmını fark edebilecektir. Arapça bilmeyen okuyucularım, Kur’an’ı anlama konusunda istekli olmaları halinde Kur’an’ın karanlık bir kitap olmadığını göreceklerdir. Yeter ki bu konuda gerekli zihinsel gayreti göstersinler. Allah kendilerine Kur’an’ı öğretecektir. (55: 2).”

Aynen katıldığımı ifade etmek tek seçeneğim. Önsöz’de katılmadığım hiçbir söze rastlamadım. Belki de buraya kadar şu dijital konulara girmediği için taraftar olduk. Ama yine de bu çalışma hediye edilebilecek ve evinizdeki kütüphanenizde bulunması gereken türden bir kitaptır diyebilirim. İleriki sayfalarda katılmadığım az buçuk bir şey varsa da genel olarak düşüncelerime tercüman olarak beğeniyle okuduğumu itiraf etmeliyim. Unutmadan söyleyeyim: Kur’an’a bağlılık bir kriterdir ama gelişigüzel bağlanmamak da bir kriterdir (3).

Unutmamalıyız ki bizler şerefimizi ondan alıyoruz. Çünkü: “… o şerefli bir Kur'an'dır.” (4).

Dipnotlar: 1) . Hulki Cevizoğlu’nun “Ceviz Kabuğu” isimli programı. 2) . (Türkçe Kur’an Çevirilerindeki Hatalar, Dr. Edip Yüksel, Ozan Yayıncılık Ltd. İstanbul 2007, 3. baskı). 3). Allah izin verirse eleştirdiğimiz bu kitabın geri kalanıyla ilgili makalelerimizi de paylaşacağız. 4). (85: 21).

                                                                                                               02.08.2010 / YÜKSEL YILMAZ


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019