“SÜNNET VAHİYDİR” YAZISINA CEVAP

“Rasûlullah (s.a.v)’in sözleri, amelleri ve susması olan sünnet vahiydir” diyenler hiç alakası olmayan şu ayet mealini hatırlatırlar: “İnmekte olan yıldıza and olsun ki arkadaşınız (Muhammed) hiç sapmadı ve azmadı, o hevesinden konuşmaz. O ancak vahydir ve kendisine vahy edilir, onu müthiş kuvvetli olan biri öğretti.” (Necm:1-5). Vahyi Allah’tan Peygambere ve ondan da bize gelen değil de ondan doğan (sözü, ameli ve hatta susması) her şey olarak tanımlamak yani vahyin ana kaynağı olarak Allah’ı değil de Peygamberi göstermek masum yüzlü ama aslında çok çirkin bir şirk’tir. “O hevesinden konuşmaz” diyor ayet çünkü devamında “O'na çok şiddetli ve kudretli olan öğretti” diyor. Demek ki öğretileni naklediyor; kendi söz, amel ve hatta susmasını değil. Öğreten ise devamında da geçtiği üzere üstün güçlere sahip, muhteşem görünümlü Cibril’dir. Hatta “O, en yüksek ufukta bulunuyorken (aslî sûretine girip) doğruldu” buyruluyor. Yani Peygamberin sözü yok burada; nakledilen olarak Allah’ın sözü var. İnsan aklının yarısı bile işlese bunu doğru anlamak yine de mümkün; bu kadar açık.

Devamında diyor ki: “Bu ayette “vahy” kelimesi geneldir, sadece Kur’an’la tahsis edilmedi. Her konuştuğu vahy olur. Rasûl’ün konuştuğu ise sadece Kur’an değil, Hadis-i Şerif’i de vardır. Onun için, “arkadaşınız Muhammed hiç sapmadı” dedi. Bu bir pekiştirmedir, Muhammed’in hiç sapmadığını gösterir.” Aman Allah’ım, bu ne gaflettir, bu ne amansız bir şirktir?.. Devamında apaçık olarak Cibril’den bahsedildiği bellidir. Hemen devamında 8. ayette “Sonra yaklaştı ve ardından sarktı” buyrulur. Belki bir aktarıcı var. Peygamber Cibril’den vahiy alıyor. Genel bir şey yok; aksine son derece özel, son derece hususi. Bu mantık hadisleri de vahiy kabul ediyor. Bu durumda Aişe ile evlendiği zaman, kendisinin 49, Aişe’nin ise 6 yaşında olduğunu hatta onunla bebek oynadığını söyleyen Kuran dışı rivayetler vahiy mi oluyor hadis mi?

İşte hadisler: “Muhammed’in en küçük karısı Aişe’dir. Muhammed 52 yaşında iken, 9 yaşında olan Aişe ile gerdeğe girmiştir (Aişe, Muhammed ile evlendiğinde 6 yaşında idi.” (Bkz:Buhari, e’s Sahih, Kitabu Menakıbı’l-Ensar/44; Tecrid, Hadis no:1553; Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’n-Nikah/69, Hadis no: 1422). Bunun üzerine sıkışmamak için "9 yaşındaki bir kız, "müştehat" (şehvete konu olabilecek çağda sayılır) diyorlar. Bu nedenle, bir erkek 9 yaşındaki bir kızla evlenebilirmiş. Bu fıkıh hükmünü ileten kaç ana baba kızını 52 yaşında birine verme sünnetini işledi acaba? Hiç. Aslında kendileri de inanmıyorlar ama aklı yanlış işletince bu hale düşüyorlar işte. (Bkz: Muhammed Ali Tehanevi, Keşşafu ıstılaha-tı’l-Fünun,1/788; M. Sofuoğlu (Cilt 4, Syf - 318,319), Sahih-i Müslim ve Tercümesi).

6577 numaralı şu hadis de mi vahiy?: “Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Ben Resulullah aleyhissalatu vesselam'ın yanında iken bebeklerimle oynardım. Aleyhissalatu vesselam da benim kız arkadaşlarımı bana gönderirdi. Arkadaşlarımla beraber oynardık."

4066- Urve dedi ki: "Hatice, Peygamber (s.a.v.), Medine'ye gitmeden 3 yıl önce vefat etti. Ondan sonra 2 veya 2 seneye yakın bir müddet bekledikten sonra Âişe ile 6 yaşındayken evlendi, 9 yaşına bastığında onunla zifafa girdi." (Bu hadisi Buhârî (nikâh 38-39, VI, 134; 57-59, VI, 139; 61, VI, 140), Muslim (nikâh no. 69-72, s. 1038-9), Ebû Dâvud (no. 2121,4933-7), Nesâî (nikâh 29/1-3, VI, 82) ve İbn Mâce (no. 1876), Hisâm b. Urve an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. Rudani,Büyük Hadis Kulliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/227) 

4067- Diğer rivayet: "Onunla 9 sene birlikte oldu." (Bu hadisi Buhârî (nikâh 38-39, VI, 134; 57-59, VI, 139; 61, VI, 140), Muslim (nikâh no. 69-72, s. 1038-9), Ebû Dâvud (no. 2121,4933-7), Nesâî (nikâh 29/1-3, VI, 82) ve İbn Mâce (no. 1876), Hisâm b. Urve an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. Rudani, Büyük Hadis Kulliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/227).

4068- Diğer rivayet: "Benimle, 7 yaşımdayken evlendi." [Buhârî, Muslim, Ebû Dâvud ve Nesâî.] (Bu hadisi Buhârî (nikâh 38-39, VI, 134; 57-59, VI, 139; 61, VI, 140), Muslim (nikâh no. 69-72, s. 1038-9), Ebû Dâvud (no. 2121,4933-7), Nesâî (nikâh 29/1-3, VI, 82) ve İbn Mâce (no. 1876), Hisâm b. Urve an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. Rudani, Büyük Hadis Kulliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/227).

Yüzlerce sapık ifadeler içersinden sadece bu bile inandırıcı olamaz. Vahiyler böyle ne itici olur ne de çelişir. Öyleyse hadisleri Kuran-ı Kerim gibi, Buhari’yi Muhammed Resul gibi, Buhari'yi Allah gibi ya da Muhammed Resul’ü Allah gibi görmemek gerekir. Onun yaptığı her şey vahiy olsa Tahrim suresinin 1. ayetinde ya da mesela Hakka suresinin 44. ayetinde uyarılmazdı.

Eleştirisini yaptığımız gafil hiç alakasız olarak ve “Ondan dolayı başka ayette şöyle buyurdu” diyor: “De ki; ancak benim Rabbımdan bana vahyedilene uymaktayım.” (A’raf:203). Vahye uymak ‘vahiy’ değildir adı üstünde ‘vahye uymak’tır. Böyle bir kapı açamazsın! Vahiy Allah’tan gelir! Devamında gafletle diyor ki: “O zaman Rasûl’ün ameli vahydir. Çünkü vahy’den başka şeye uymaz.”

Gafile ardından şu ayet mealini getiriyor:  “De ki; sizi ancak vahy ile uyarırım.” (Enbiya:45).Bunun hadisle alakası yok!Bu o zamanlar inmekte olan Kuran ayetleridir!

“Rasûl’ün uyarması vahy ile olur. Bütün uyarıları vahydendir. Kendisinden değildir. Uyarıları sadece ayetler değildir, hadisler de var. Orada çok uyarılar geçiyor. Böylece, Rasûl’ün sözü ve ameli vahy olur” diyor. Bu gafilden daha bilgili olan İmam Gazali’nin İhya’sında Allah Resulü’ne nisbet ettiği bir uyarı hadisini ele alalım: “Yaşlı kadınların dinine yapışın.” (3/67). El- Iraki bu hadisin avam sözü olduğunu söyler. Ne olacak şimdi? Bu gibi binlerce sıkıntıyı buraya taşırsak çok uzar. Hadisi bir uyarı olarak vahiy addetmek küfre vardırır.

Devamla diyor ki: “Nitekim Rasûl’ün, vahye muhalif olana karşı susması düşünülemez. Bu halde susması da vahy’den olur.” Bakın ‘Allah affetsin’ bile değil, ‘Allah hidayet versin’ diyorum…

“Allahû Teâlâ Rasûl’ün bütün getirdiğine uymamızı istedi ve bütün nehylerden vazgeçmemizi de istedi” diyerek alakasız bir ayet mealini taşıyor: “Rasûl size ne getirdiyse onu alın, size ne nehyettiyse onu bırakın.” (Haşr:7). Sonra da “Burada ifade geneldir. Sadece Kur’an’la tahsis edilmedi (özelleştirilmedi)” diyerek sapık ve çelişik zanni rivayetleri Allah sözü gibi kabul etmiş oluyor. “O zaman sünneti de kapsıyor. Çünkü Rasûl Kur’an’la beraber sünneti getirdi” diyerek Kuran’da hiç olmayan bir ‘sünnet’ tanımı yapıyor.

Allahû Teâlâ şöyle buyurdu: “Kim Rasûl’e itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur.” (Nisa:80). Bu itaate gafilce hadis imamlarını da katıyor. Belki farkına bile varmadan “Kim Buhari’ye itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur”da demiş oluyor.

“Rasûl’e itaat, Allah’a itaat sayılırsa, Rasûl’ün sözü ve ameli Allah’tan bir vahy olur” diyorsun ama be ey gafil, Buhari’nin sözü Rasûl’ün sözü olmaz. Sıkıntı burada; şirk burada.

Daha sora yine alakasız bir ayet meali: “De ki; Allah’ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin.” (Ali İmran:31). Dikkat edin, muhatabı direkt muhataptır. “Bana uyun” demek “hadis ravilerine uyun” demek değildir.

Gafil, “Burada yalnız Kur’an’ı kasdetmiyor, Rasûl’ün sünnetini daha fazla kastediyor” diyor. Hayır! Senin “sünnet” tanımın Kuran’la alakasızdır. Kuran sunnetullah’tan söz eder; Allah’ın sunneti’nden söz eder; sizin anladığınız manada bir “sünnet” olmadığı için Kuran’ın hiçbir yerinde “Resulün sünneti” ifadesi geçmez. Nasıl oluyor da sizin Kuran’dan sonra ikinci ölçü olarak gördüğünüz “peygamberin sünneti” Kuran’ın hiçbir yerinde geçmiyor?..

Elbette Peygamber bizim en güzel modelimiz, önderimiz, örneğimizdir; ama “onun sünneti” Kuran’da geçmez çünkü sizin “sünnet” tanımınız yanlış.

Yeterince uzadığı için ve zaten yazının devamını değerlendirecek kadar sabrım kalmadığı için toparlıyorum. Kuran’da geçen sunnet, farz, kitab, zekât, şükür, dua gibi daha birçok sözcük bizim halk arasında kullandığımız anlamda geçmez. İnsanlar bu sözcüklerin o zamanlardaki anlamına zaman içinde sonradan başka anlamlar katarak nihayet kattıklarını kullanır olmuşlardır.
 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BİR SAVUNMA YAZISI (14) Genel 26.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (13) Genel 25.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (12) Genel 24.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (11) Genel 15.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (10) Genel 14.06.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
HAFTANIN SAÇMA OLAYLARI Genel 01.07.2020
HAFTANIN SAÇMA OLAYLARI Genel 17.06.2020
HAFTANIN SAÇMALIYANLARI Genel 11.06.2020
İslam'da Güzel Ahlak Genel 03.06.2020
Torus Nefesi Nedir ? Torus Nefesi Teknikleri'ni Nasıl Uygularız ? Genel 20.05.2020