“MÜTEVATİR MİDİR?” DİYE SORULAN MÜTEVATİR OLAMAZ

Bir kısmı geç dönemlerde yaygınlaştığı için, olsa olsa meşhur veya müstefiz olan, mütevâtir olarak nitelendirilen hadis, fıkıh, akaid siyer v.s. literatüründe yer alan âhâd hadislerden çoğumuzun malumu ve dikkate şayan olanlara göz atalım:

İman Yemen’lidir, ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır, derinin tabaklanması onun temizlenmesi demektir, denizin suyu temiz, ölüsü helaldir, besmele çekmeyenin abdesti yoktur, abdest öncesi ve abdest dışında dişlerin fırçalanması, abdestte sakalın parmaklarla aralanması, kulaklar da abdestte başa dâhildir, cünüb olan uyumak isterse abdest alsın…

Kadının kullandığı sudan arta kalan ile gusletmek, müezzinler kıyamet günü insanların en uzun boyluları olacaklardır, müezzinin günahları sesinin ulaştığı yer ölçüsünde bağışlanır, Hz. Peygamberin Ka’be içinde namaz kıldığı, baldır da avretten sayılır, kim bu kötü kokulu ağaçları (sarımsak) yerse bizim mescidimize yaklaşmasın, yeryüzü bana mescit ve temiz kılındı, sabah namazını erken kılın, sevabı daha çoktur, erkeklerin saflarının en hayırlısı ilkidir kadınların saflarının en hayırlısı ise sonuncularıdır…

Namazın anahtarı abdest, tahrimi tekbir almak, tahlili (bitişi) de selâm iledir, namazda besmele okumak ve bunu açıktan yapmak, namazda besmele çekmemek gerektiği, Fatiha’yı okumayanın namazı yoktur, teşehhüdde işaret parmağını kaldırmak, Hz. Peygamberin sandaletleriyle namaz kıldığı, sabah ve ikindi namazından sonra (nafile) namaz kılmanın yasaklanması, kim üç cuma namazını özürsüz terk ederse Allah onun kalbini mühürler…

Cuma günü olunca guslediniz, Hz. Peygamber bayramlarda giderken ayrı yoldan gider ve gelirken de ayrı yoldan gelirdi, ölülerinize la ilâhe illallah’ı telkin ediniz, Müslümanların (küçükken ölen) çocukları cennete girecektir, sizi kabir ziyaretinden menetmiştim artık ziyaret edin, Allah Yahudilere ve Hıristiyanlara lanet etsin peygamberlerinin kabirlerini mescidlere çevirdiler, kabir azabına dair hadisler, Peygamberlerin kabirlerinde diri oldukları, üzerinden bir yıl geçmeden malda zekât yoktur, hilali görünce oruç tutun ve tekrar görünce de bayram yapın…

İftarı erken ve sahuru geç yapmak, Hz. Peygamber oruçlu olduğu halde hanımlarını öperdi, benim ismimi kullanın ama künyemi kullanmayın, kim malı uğrunda öldürülürse şehittir, velisinin izni olmayan birinin nikâh akdi geçersizdir, yırtıcı kuşların etlerinin yenmesinin yasaklanması, bizi aldatan bizden değildir, ümmetin hata üzerinde birleşmeyeceği, hâkim içtihad eder de isabet ederse ona iki ve eğer hata ederse bir sevap verilir, varise vasiyet edilmez…

Delil iddia sahibine yemin de inkâr edene düşer, Kulhuvallahu ahad sûresi Kur’an’ın üçte birine denktir, merhamet etmeyene merhamet olunmaz, Ademoğlunun bir vadi dolusu malı olsa ikincisini de üçüncüsünü de ister, güvercinle oynayanın şeytanın peşinden giden bir başka şeytan olduğu, biriniz bir yazı yazdığında önce kendisinden başlasın, Rabbimden başka bir dost edinecek olsaydım Ebubekr’i edinirdim, ben kimin mevlâsı isem Ali de onun mevlâsıdır, Hasan ve Huseyn, cennetlik gençlerin efendisidirler, Muaz’ın ölümünden dolayı arş titremiştir,

En hayırlı dönem benimki sonra ardından gelen sonra da onu takip edendir, evimle minberimin arası cennet bahçelerinden bir bahçedir, Uhud dağı bizi sever biz de onu severiz, İsra kıssası, ayın yarılması, Fetihten sonra hicret yoktur vs. Bu böyle sürüp gider…

Yaygınlaşmasına aldandıkları için olsa gerek, el-Kettanî de dâhil birçok müellif bunların mütevâtir olduklarını zannetmişlerdir. Meselâ sırat, havz, kevser, kabir azabı vb. konulardaki hadisleri duymayanımız yoktur.

Hâlbuki es-Serahsi (ö.490/1096) kabir azabı ve benzeri konulardaki hadislerin meşhur-âhâd olduklarını söylemek suretiyle (1), bunların mütevâtir oldukları iddiasını reddeder. Diğer yandan mütevâtir olduğu söylenen bu hadislerden bazıları, mütevâtir olması bir yana, bilakis fıkhî ve itikadi mezhepler arasında tartışma konusu olan hadislerdir. Yine, rükûya giderken ve rükûdan kalkarken ellerin kaldırılacağına dair hadisi, bırakın mütevâtir olmasını, Hanefiler tarafından delil olarak dahi kabul edilmemiştir.

Ama hepsinden ilginci mütevâtir olduğu ileri sürülen hadisler içerisinde hatalı, mevzu (uydurma) veya mevzu olma ihtimali yüksek hadislerin bulunması, buna rağmen bunların mütevâtir hadislere dair bir eserde yer alabilmiş olmasıdır. Meselâ Haricileri kötüleyen ve onlarla savaşılmasını emreden hadisler, avret yerine dokunanın abdest alması gerektiğine dair hadisler, ateşte pişen etten dolayı abdest almak gerektiğine dair hadisler, ölünün arkasındaki dirilerin kendisine ağlamasından dolayı azaba uğramasıyla ilgili hadisler, oruçlu iken hacamat yapanın da yaptıranın da orucu bozulur hadisi, aşure günü oruç tutmak bir senelik günahlara, arefe günü oruç tutmak da iki senelik günahlara kefarettir hadisi, imamlar Kureyş’tendir hadisi, bir kimse içki içerse ona sopa vurun; ikinci üçüncü defada da sopa vurun; dördüncü defa yine içerse onu öldürün (!) hadisi, Allah’ın ilk yarattığı şeyin a) akıl, b) arş, c) kalem, d) levh-i mahfuz, e) kamış, f) nur-ı Muhammedi, g) su, h) ruh olduğuna dair hadisler, Hz. Peygamberin bütün âba ve ecdadının tevhid üzere öldüklerine dair hadisler, Ebdâl hadisleri, Mehdi’ye dair hadisler ve cennete sorgusuz-sualsiz (!) 70.000 kişinin gireceğine dair hadisler vs.

İbn Kayyım el-Cevziyye’nin “el-Menâru’l-Munif” eserinde de örneklerini göreceğiniz üzere bırakın tevatürü, sıhhati dahi şüphelidir. Bilhassa İslam’ın, âhiretin, hesabın ve ilahi adaletin ne demek olduğunu bilen birisinin 70.000 kişinin sorgusuz-sualsiz cennete gireceğini ileri süren bir rivayetin, Hz. Resulullah’ın ağzından çıktığını kabul etmesi düşünülemez ve zaten maalesef çoğu İslâm âlimlerinin mütevâtiri tespit ölçüleri hiç de bilim adamı titizliğinde değildir.

Sahih olmak şöyle dursun açıkça mevzu veya mevzu olma ihtimali yüksek hadislere miitevâtir damgası basmaktan çekinmeyen bazı İslam âlimlerimiz (!), bununla da yetinmeyerek, âhad olduklarını bile bile, çok hoşlarına gittiği için bazı hadisleri mütevâtir kategorisine dâhil etmeye çalışmışlardır: “Buhari-Muslim’in müştereken veya ayrı ayrı olmak üzere Hz. Peygambere varan muttasıl bir isnadla eserlerinde rivayet ettikleri hadislerden mütevâtir derecesine varmayanlar, sıhhatinin kesin oluşu ve kesin bilgi vermesi açısından miitevâtir gibidir. Buhari-Muslim’de veya bunlardan birinde yer alan bir hadisi işiten, bunu Hz. Peygamberin ağzından işitmiş demektir” (2).

Bu iddianın doğruluğuna gerekçe olarak gösterilen ise şudur: “Bu iki eserin musannıfları büyük ve yüce imamlardır. Haramlık ifade eden hadisleri (diğerlerinden) üstündür. Bir konuda icma ettiğinde hatadan korunmuş olan masum (hatasız) ümmet, her iki eseri kabul ile karşılamış, onları tasdik edip, onlarla amel etmiştir. Mütevâtir derecesine ulaşmayan bir haberi ümmetin kabul etmesi, nazarî ilmi zorunlu kılar” (3).

Buhari-Muslim hadislerini işitmeyi, Hz. Peygamberin ağzından bizzat çıkmış gibi davranmaları akıllıca değildir. Allah’tan, başka İslam âlimleri -meselâ en-Nevevî’ye göre muhakkik ve çoğunluk ulemâ- bu iddiayı reddetmiş, Buharî-Muslim hadislerinin olsa olsa zann-ı ğalib ifade edebileceklerini söylemişlerdir (4).

Yine İbn Burhan ve İbn Abdisselâm gibi âlimler, geleneksel kafalı İbnu’s-Salah’ı sert biçimde eleştirmişler ve mütevatir konusundaki bu gevsek tutumundan dolayı onu kınamışlardır. (5)

Buhari-Muslim hadislerini mütevâtir derecesine yükseltmeyi kafasına koyanlar, bu itirazları da savuşturmak iştemişlerdir. Bunlardan biri olan İbn Hacer, en-Nevevî’nin itirazının ulemânın çoğunluğu açısından doğru olduğunu, ancak muhakkik ulema açısından doğru olmadığını, zira İbnu’s-Salah’ı destekleyen -meselâ Ebû İshak el-lsferâini, Ebû Abdillah el-Humeydî ve Ebu’l-Fadl b. Tahir gibi- muhakkik âlimlerin bulunduğunu söyleyerek itirazda bulunur (6).

Siracuddîn el-Bulkînî, İbn Kesir ve es-Suyûti de bu konuda İbnu’s-Salâh’ı desteklemişlerdir. Ancak hem bu görüşü ortaya atan İbnu’s-Salah’ın, hem de onu destekleyenlerin bu tavırlarının ilmî olmaktan ziyade ideolojik olduğu hatırlanmalıdır. Zira tek tek raviler tarafından rivayet edilen ve hata ihtimali daima mevcut olan âhâd hadislerin mütevâtir derecesine yükselmesi söz konusu olamaz. Olsa olsa bu hadislere olan aşırı güvenden dolayı, sahihlerin en sahihi veya daha iyimser bir bakış açısıyla meşhur veya müstefiz derecesinde nisbî bir kesinlikten söz etseler bari.

Ümmetin bu iki kitaptaki hadisleri kabul ettiği iddiası da ilim dışıdır. Bu konuda sadece Hanefilerin birçok Buhari-Muslim hadisiyle amel etmeyi reddettiklerini, bunların yerine başka hadisleri delil olarak aldıklarını hatırlamak kâfidir (7).

El-Kettani müteahhirîn ulemasından olup, İbnu’s-Salah’a karşı en-Nevevî’yi destekleyenlerden bahsederken, onların “Esas alınması gereken doğru görüş Buhari-Muslim hadislerinin kesin bilgi ifade etmeyip, zann-ı ğalib ifade ettiğidir!” dediklerini nakleder ve keşif ehlinden bazılarının “İbriz” adlı eserin müellifi gibi bazı Sahihayn hadislerini (meselâ İsra’da Hz. Peygamber’in göğüsünün yarılmasına dair rivayet gibi) reddettiklerini de sözlerine ilave eder (8). El-Kettanî de meseleyi sonuçlandırmadan muallâkta bırakmak zorunda kalmış, ama maalesef sonuç olarak mutevatir hadislerin varlığı görüşünü benimseyerek adı geçen eserini telif etmiştir.

Hadis usulünün ve bu usulün esasları dâhilinde sürdürülen çalışmaların, olduğu gibi, hiçbir tenkide tabi tutulmaksızın sürdürülüp savunulmasının ve her türlü ilmî faaliyetin temel taşlarından biri olan “tenkit zihniyeti”nin bizim dünyamızdan çekilmesinin mahsurları ortada olup, yapıcı tenkit zihniyetini yeniden İslam dünyasına aşılayıp, onu tekrar yaygınlaştırmanın ne kadar önemli olduğu da ortadadır.

Sonuç olarak mütevatir hadisin tanımı ile ulemanın mütevatir olduğunu söylediği hadislerin şartları arasında açık bir çelişki bulunmaktadır. Mütevatir hadis -lafzî anlamda- çok az değil, hiç yoktur. Mütevatir olduğu söylenen hadislerin hepsi kitaplarda isnadlarla zikredilen ve ravilerinin cerh ve ta’dile tabi tutulması mümkün olan ahad hadislerin bir araya getirilmesinden ibarettir. Bu elbette ki mütevatirin hiç olmadığı anlamına da gelmez. Sadece ezan okumak, kamet getirmek, namaz vakitleri ve rekâtları gibi İslam toplumunda toplumun nesilden nesile disiplinli bir şekilde aksatmadan uygulayarak naklettiği uygulamalar mütevatire misaldirler. Kitaplarda isnadlarla nakledilen hadisler ise ahaddırlar ve binlercesi dahi bir araya gelseler mütevatirin şartlarına haiz değildirler. Bütün bunlara rağmen Babanzade, “Varis’e vasiyyet edilmez” hadisinin sadece Cabir’den gelen mürsel bir hadis olduğunu söylediği halde, icma ile gereğince amel olunmasında müçtehidlerin hepsinin birbirine nesilden nesile nakletmesine bakarak, onun bu suretle mütevatir olacağını ima etmesi, tenkit zihniyetinden ne kadar uzaklaştığımızın örneğidir. Bazı kaynaklarda söz konusu hadise işaretle, bu gibi hadislerin isnada ihtiyacı olmadığı hadis ilminin kriterleri hiçe sayılarak çekinmeden savunulabilmiştir (9). Hâlbuki mütevatir olduğu söylenen bu hadisi İmam eş-Şafii (ö. 204/819) herhangi bir muttasıl isnad ile dahi elde edemediğinden, “er-Risale”de onu munkatı bir isnad ile zikretmek zorunda kalmıştır (10).

Son söz: “Mütevatir midir?” diye sorulan mütevatir olamaz…

Dipnotlar: (1. es-Serahsî. el-Usûl, I. 329), (2. el-Kettânî, a.g.e., s. 15), (3. el-Kettânî, a.g.e., s. 15), (4. el-Kettânî, a.g.e., s. 15), (5. el-Kettânî, a.g.e., s. 15-16), (6. el-Kettânî, a.g.e., s. 16), (7. Mehmed Said Hatiboglu’nun “Müslüman Âlimlerin Buhari ve Müslim’e Yönelik Eleştirileri” başlıklı makalesini okuyunuz), (8. el-Kettânî, a.g.e., s. 17), (9. Bkz. el-Âmidli, el-İhkam, III. 70. 192; el-Leknevî. -el-Ecvihetu’l-Fâdıla: s. 229, 232), (10. eş-Şafii. er-Risal, s. 139).

 

                               ASRIN İDRAKİNE GÖRE HADİS USULÜ  28 / 31.12.2009/ YÜKSEL YILMAZ

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019