ESHAB-I KEHF ve LİCE...

Eshab-I Kehf Ve Lice
 

Kuran-ı Kerim’in Kehf Suresinin 9 ve 26. Ayetlerinde bahsedilen ve Müslümanlarca Eshab-ı Kehf, Hristiyanlar tarafından ise “Yedi Uyurlar” olarak bilinen 7 mümin gencin kabirlerinin nerede olduğu yüzyıllardır merak edilen konulardan biridir.

 

Yıllardır Tarsus ve Afşin ilçelerinin Kaymakamlık, Belediye ve (Ticaret odaları gibi) STK’ların himaye ve destekleriyle Prof. Antetli şahıslara hazırlatılan kitaplar, Broşürler, değişik zaman dilimlerinde medyanın davet edildiği Sempozyum, Panel ve Konferanslar ile insanlarımızın aklına Tarsus ve Afşin sokuldu. Diyarbakır’da bile Eshab-ı Kehf denilince akla önce Tarsus ve Afşin’in gelmesi bizim bu konuda kendi gerçeklerimize ne kadar uzak tutulduğumuzun bariz bir kanıtıdır. Kendi tarihini bilmeyen, Kendi tarihine uzak tutulan bir nesil yaratıldı uzun zamanlar boyunca… Bizim Lice ilçemizin Kaymakamlık, Belediye ve STK’larının son yıllara kadar bu konuda hiçbir çaba harcamadıkları bilinen bir gerçektir. Lice’de bu konuda kitap, Broşür, Sempozyum, Konferans türü etkinlikler yapılmamış ve bu alan tamamen Afşin ve Tarsus’un hâkimiyetineadeta terk edilmişti. (Hatta Diyarbakır’da konuyla ilgili yazılan bir çok yazıda/haberde “KEHF” yerine “KEYF” yazılması gibi trajikomik durumlar da bol bol yaşanmıştır.)

 

Diyarbakır’da bu konuda ŞAHSİ olarak sevgili Şevket BEYSANOĞLU Bey ciddi çabalar göstermiş ve değişik tarihlerde birkaç yazı yazmıştır. Muhsine Helimoğlu YAVUZ’da, “Diyarbakır Efsaneleri” adlı kitabında bu konudaki efsaneleri derlemiştir.

 

2002 yılında yayınlanan “LİCE” adlı eserimize kadar biz bu kaynak sıkıntısını epey yaşadık! Neyse ki sonraki yıllarda hem akademisyenler ve hem de STK’lar bu işe el attılar. Önce Merkezi Diyarbakır’da bulunan ŞARKİYAT ARAŞTIRMALARI DERNEĞİ’nin organizesinde ve Kaymakamlık ile Belediyenin de himayesinde 5-6 Eylül 2008 (Depremin 34. Yıl dönümünde) tarihinde Lice’de düzenlenen “LİCE SEMPOZYUMU” bir milat oluşturdu. Lice ile ilgili birçok araştırmanın saygın Bilim Adamlarınca ele alındığı bir Sempozyum idi. Ardından Lice ve Bölge ile ilgili araştırma yazıları ardı ardına geldi. Liceli hemşerimiz Prof. Dr. Kadri YILDIRIM, “Hakiki Eshab-ı Kehf Lice’dedir” diyerek tarihçi Abdulrezzak Semerkandi’nin 527 yıl önce bu gerçeği kanıtladığını söyledi. Doç Dr. Hasan TANRIVERDİ’de Kur’an’da bahsedilen özellikler ile Lice’deki mağaranın yüzde yüz uyduğunu belirterek mağara duvarındaki kitabe üzerindeki bilgilerin gerçek Eshab-ı Kehf mağarasına ışık tuttuğunu belirtti. Yine son birkaç yıldır Diyarbakır’lı Araştırmacı Yazar Sevgili Mehmet Ali ABAKAY ve yine Diyarbakır ile ilgili yazılarından tanıdığımız M. Sıddık ALGÜL Beyefendilerin de bu konudaki çalışmaları takdire şayandır.

 

Ashab-ı Kehf’in Lice’de olduğuna dair delillerimiz nelerdir?

1.) Mağaranın durumunun Kur’andaki ifadelere (ipuçlarına uyuyor olması)

Mağaranın durumu, Kur’an-ı Kerim’de Kehf süresi 17. ayette geçen:

“Resulüm orada bulunsaydın güneşi görürdün: Doğduğu zaman mağaralarının sağına

meyleder; batarken de sol taraftan onlara isabet etmeden geçerdi (böylece) onlar

(güneş ışığından rahatsız olmaksızın) mağaranın bir köşesinde (uyurlardı)’ “şeklindeki ifadelere tamamen uymaktadır.

2. ) Mağaranın hemen yanında bir kilise kalıntısının bulunması.

Yöre halkı tarafından ‘Deri Rakim’ (Rakim kilisesi) olarak adlandırılan çok eski bir kilisenin kalıntıları mağaranın hemen yakınında bulunmaktadır. Şevket Beysanoğlu Bey bu kilise kalıntılarının fotoğraflarını da yayınlamıştır.

3.) Mağaranın ağzındaki duvar kalıntısı.

Mağaranın ağzında Dakyanus’un ördürdüğü söylenen bir duvar kalıntısı vardır.

4.) Birçok müfessir tarafından Dakyanus’un hem şehir hem de kral olarak anılması.

Dakyanus birçok araştırmacı ve müfessirce kabul gördüğü gibi hem Eshabı

Kehf olayının yaşadığı şehrin, hem de bu Allah dostlarına zulmeden Kralın ismidir.

Lice’de bulunan Antik şehrin ve Kralının adı Dakyanus’tur. Lice’deki Dakyanus Antik kenti gibi, Kralının adının da Dakyanus olması sadece bir tesadüf olabilir mi?

5.) Dakyanus Antik kentinin bulunduğu “Fis” ovasının adı Efsus’tan bozulmadır.

Şevket Beysanoğlu “Fis” adının aslında Efsus’tan bozma olduğunu belirtmektedir.

6.) Mağaranın bulunduğu dağın adının Eshab-ül Kehf adını taşıması.

1977 yılına kadar Devletin Resmi kayıtlarında Eshab-ül Kehf’in bulunduğu Dağ’ın adı Eshabı Kehf Dağı olarak geçmektedir. Eshabı Kehf olarak geçen Dağın adı, bu tarihte Harita Genel müdürlüğünce yanındaki dağlarla birlikte değiştirilmiş ve İnceburun Dağları adını almıştır. 1976 yılında 1.Uluslararası Türk Folklor kongresine bildiri olarak sunulan ve daha sonra Kongreye sunulan diğer eserlerle birlikte kitap haline getirilen “Eshab-ı Kehf’in yeri” konulu çalışmasını kaleme alan Şevket Beysanoğlu Bey bu dağdan RAKİM dağı olarak bahsetmiş, parantez içinde de Eshab-ı Kehf dağı olduğunu belirtmiştir.

7.) Mağaranın bulunduğu dağın tepesinin bazı haritalarda ‘Rakim’ tepesi olarak

geçmesi.

Yakın tarihlere kadar Devlet Kurumlarına ait birçok haritada mağaranın bulunduğu dağın adının Eshab-ül Kehf, tepesinin ise Rakim tepesi olarak geçtiği bilinmektedir.

8.) Olayın geçtiği dönem bölgenin Doğu Roma imparatorluğu hâkimiyetinde bulunması.

Olayı araştıranlarca olayın geçtiği dönem olarak Roma imparatorluğu genel kabul görmüştür. Hristiyan kaynaklarına göre olay Hz. İsa’dan sonra 201 ile 254 yılları arasında hüküm süren Decius (Dekyanus= Dakyanus) döneminde yaşanmıştır.

Lice bölgesi, MS 226 yılına kadar Roma-Part, 226 yılından sonra ise Roma-Sasani egemenlikleri arasında savaşlara sahne olmuştur. Dakyanus Antik kentinin Roma döneminden kaldığı neredeyse %100’e yakın bir oranda ispatlanmıştır. Selevkoslar dönemine ait olabileceğini iddia edenler varsa da Dakyanus kentinin Roma mimari yapılarını barındırması bu iddiamızı güçlendirmektedir. (Abdülkerim Balta: Lice Tarihi bölümü. Zeki Dilek(ed) Lice. s: 34)

9.) Kehf suresine konu olan 3 olaya ait bulguların bölgede var olması.

a) Eshab-ı Kehf kıssası, Eshab-ı Kehf olayına ait bir çok bulgu ve efsane bölgede mevcuttur.

b) Hz. Musa ve Hz. Hızır(AS) Kıssası, Diyarbakırın Doğusunda ve Dicle nehrinin kuzeyinde Hızır İlyas Köyü vardır..1970 sayımına göre burası 40 Haneli, 212 nüfuslu bir yerleşim merkezidir...Daha kuzeyinde Kani Hızır (Hızır pınarı) vardır... Hızır (AS)'nın Birkleyn mağaralarında Hz. Musa ve iskender-i Zülkarneyn ile buluştuğuna dair efsaneler halk arasında amlatılmaktadır...

c) Zülkarneyn Kıssası, Eshab-ı Kehf'in 10-20 km kuzeyinde Zülkarneyn mağaraları vardır. Bu mağaraların 9-10 km kadar batısında ise Zülkarneyn kalesi harebeleri mevcuttur…

10.) Lice’deki Mağara ile ilgili bilgilerin Anadolu’nun en eski bilgilerine sahip olması;

 

Bu hususta Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Tanrıverdi şu yorumda bulunur. Kur’an-ı Kerimde bahsedilen mağara 7 kişiyi rahatlıkla içine alacak şekildeydi. Ancak bu mağara neden küçük denecek olunursa; Selahaddin Eyyubi döneminde mağaranın yarısının yıkılıp taşları aşağıya Dérkam köyüne düşmüş, mağara unutulmasın diye Selahaddin Eyyubi’nin kardeşi Melik Adil Kehf mağarasını tamir ettirmiştir. Melik Adil’in, yani Eyyubilerin Lice, Antak hakimi olduklarını, Antaktaki minaredeki yazıdan da anlıyoruz. Melik Adil Kehf mağarasını da tamir ederek buraya yazısını bırakmıştır. Bu yazı Ashab-ı Kehfin Diyarbakır Lice’de oluşunun en önemli belgesidir.

1183’de Diyarbakır Selahaddin Eyyubice alındı. Kardeşi Melik Adil 1200-1218 yılında bölge sorumlusu oldu.

 

Mağarada 1200 yıllarına ait Melik Adil’e ait kitabe Lice’deki 1200 yılına ait kitabeye karşın ülkemizdeki diğer bölgelerdeki Eshabı Kehf belgeleri daha yenidir. Konuyu teyideden ilginç bir vesika mevcuttur. Ünlü tarihçi Abdulrezzak Semerkandi’nin 530 yıl önce bir eserinde (Matlaun Saadeyn) çok ilginç bir cümle :, “Eserinde diyor ki; (Sultan Üveys, Lice’deki Ashab-ı Kehf’e Bingöl üzerinden sefer düzenledi ve Muş Ovası’na vardı). Yani 1500 yıllarına ait Lice Ashab-ı kehfle ilgili bir belgeye de tarih kitaplarında rastlıyoruz.

11.) Bölgede Kehf ashabının ve Köpekleri Kıtmir’in isimlerinin bol olması.

Diyarbakır, Lice, Hani ve Kocaköy gibi yerlerde Kehf ehlinin isimleri çocuklara verilmektedir. Hatta bir çok ailede bir köpek ismi olan Kıtmir ismini bile çocuklarına vermekte bir beis görmediklerine şahit olunmaktadır. Örneğin sadece Lice ilçesi Nüfus kayıtlarında 168 tane Yemlihan (Emlihan diyenlerde vardır) ismi verilirken tam 11 tane de KITMİR ismi yer almaktadır.Eshabı Kehf olayına yerel halkın ne kadar önem verdiğinin en bariz göstergesi sayılabilir.

12.) Lice ilçesinde Eshabı Kehf’le ilgili 1863 yılına ait bir belge.

1861-63 İngiltere’nin Diyarbakır konsolosu J.G. Taylor, Diyarbakır Lice ilçesini ziyaret eder ve şunları yazar: Hani’nin güneydoğusunda Lice’yi Diyarbakır ovasından ayıran dağ silsilesinin tepesindeki (İnceburun dağları) Köşk-ü Kak ve Afisos (Efes kelimesinin bozulmuş şekli) Dakynus (Dakyanus) kalıntılarına gelir.

Kalıntılar, eski Fes şehrine yani Procopious’un bahsettiği Phison’a (Roma Bizans dönemi Dakyanus kenti) aittir. Bunların yanında yer alan küçük köyün ismi ise Fes,Afis,Affision’dur (Lice’ye bağlı Ziyaret köyü). Köy halkı arasındaki inanışa göre, bu kalıntılar ile bunların hemen yanında yer alan küçük mağara 7 uyurlar ile onların koruyucusu olan Kelb-i Kehf’e aittir. (Kaynak: Zekai Erdal. Taylor’a göre Lice ve çevresi. Dünden Bugüne Lice Sempozyumu Bildirileri. Mardin Artuklu ün-Şarkiyat derneği yay.2012.s.117)

13.) Bölgede Eshab-ı Kehf ile ilgili çok sayıda Efsanenin olması;

Dakyanus, Kakanus adlı birinin oğludur. Acem hükümdarları Kakanus’u,hükümdar gömütlerini korumakla görevlendirir. Kakanus ölünce, yerini oğlu alır.Babasından öğrendiği hükümdar gömütlerinden birini açar ve içindeki değerli eşyayı alır. Acemistan’dan ayrılarak Fis Ovası’nda bir tepeye kent kurar, surlarla çevirir.Adamlarıyla köyleri yağmalamaya başlar. Kısa sürede çevreye egemen olur.Kendisi de halkı da putperesttir. Savaşçı ve zalim bir kişidir. Putlara tapmayanlara zulmeder ve öldürür. Günün birinde, beyzadelerinden Yemliha, Mekselina, Misilina, Mernus, Sazenuş, Debernuş ve Keşeftetayuş adlı yedi kardeşin puta tapmanın yanlış olduğunu, tek olan Tanrı’dan başkasına tapılamayacağını söylediklerini duyar. Hemen, yakalanıp getirilmelerini buyurur. Bunu duyan kardeşler kaçıp, Rakim Dağı’ndaki mağaralardan birine saklanır. Dakyanus’un askerleri bunların saklandıkları yeri öğrenir. Mağarayı kuşatır. Bir bölümü de içeriyi arar. Yedi kardeş ve köpekleri “Kıtmir”, mağaradaki oyuğa saklanmıştır. Kendilerini koruması için Tanrıya yakarırlar. Derken derin bir uykuya dalarlar. Mağarayı arayanlar bunları göremez. O zaman Dakyanus açlıktan ölmeleri için mağaranın ağzına duvar ördürtür. Günün birinde sürü sahiplerinden biri duvarı ve mağarayı görür. Ağıl yapmak için duvarı yıkar. Uyuyanları görmez. Uyuyanlar bir süre sonra uyanır. Acıkmışlardır, en büyük kardeş Yemliha’yı kente ekmek almaya gönderirler.

Fırıncı, Yemliha’nın, Dakyanus zamanından kalma parasını almaz.

Aradan 309 yıl geçmiştir. Yemliha ve kardeşleri başlarından geçenleri

dönemin hükümdarına anlatır ve mağaraya dönüp yeniden uykuya dalarlar: ( Yurt Ansiklopedisi, Sayfa 2321)...

 

Peki ama tüm bu delillere RAĞMEN Eshab-ı Kehf’in Lice’de olduğunu KESİN ve NET olarak ifade etmek mümkün mü?

 

Kuran’ı Kerim’in Kehf Suresinde geçen Ayetlerde Rab’bimiz bize kaç kişi oldukları ile ilgili KESİN BİR SAYI ve YER İSMİ belirtmemiştir; “Ashab-ı Kehf'in sayılarında ihtilaf edenlerden bazıları: Onlar, üç kişidir, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler. Diğer bazıları da "Onlar, beş kişidir, altıncıları köpekleridir " diyecekler. Her ikisi de bilinmeyen hakkında tahmin yürütmektir. (kimileri de:) "Onlar, yedi kişidir; sekizincisi köpekleridir" derler. De ki: "Onların sayılarını Rabbim daha iyi bilir." Onları ancak pek azı bilir, Bu sebeple onlar hakkında bu bildirilenler dışında bir münakaşaya girişme ve bunlar hakkında hiç kimseye de bir şey sorma!” (Kehf Suresi 22. Ayet)

Ancak, Rabbimiz yüce kitabında “Onları pek azı bilir” Ayetleri ile bir yandan İslam Âlimlerinin bu konuda araştırma yapmasına kapı aralamakta, bir yandan da konunun “MÜNAKAŞA DIŞI” kalmasını arzulamaktadır. Yani İLLA DA buradadır demeden ancak delilleri ortaya koymamızda bir sakınca bulunmamaktadır. Şahsi görüşüm, İslami İlimlere ÇOK İYİ DERECEDE VAKIF Âlimlerimizin GERÇEKTEN TARAFSIZ olabilecek ilmi bir heyet oluşturarak dünya üzerinde var olduğu belirtilen mevcut yerleri bizzat gezerek ve mevcut delilleri inceleyerek/araştırarak MÜNAKAŞALARA GİRİŞMEDEN, “Kur’ani bir perspektifle” sonuca ulaşmalarıdır. Kuran-ı Kerim’de Rabbimiz bizden bu olay ile ilgili olarak en temelinde İBRET almamızı istemektedir. Önceliğimiz İbret almak olmalıdır.

Dünya üzerinde bir çok yerde bu olayın sahiplenmesi yanlış bir olay değildir. Çünkü sonuçta dine inanmayan putperestlerin hakim olduğu bir toplumda Allaha İman etmiş bir grup gencin bu tağutlara imani bir başkaldırışları söz konusudur. Yani, Olayın temelinde zorbalara, zalimlere bir başkaldırı olduğundan da HALK tarafından olayın SAHİPLENİLMESİ olayı vardır.

Lice ilçemizin Dérkam köyünde bulunan Eshab-ı Kehf mağaramız her yıl 28 Mayıs’ta binlerce Mümin tarafından ziyaretçi akınına uğruyor.

Neden 28 Mayıs dediğinizi duyar gibiyim!

Kürtler eskiden beri RUMİ takvim kullanıyordular. Rumi takvime göre her 15 Mayıs günü Baharın canlandığı ve Eshab-ı Kehf’in de bu gün içinde uyandığına inanılır. Rumi takvime göre 15 Mayıs tarihi Şu an kullanılan Miladi takvime göre 13 gün geride olduğu için her yıl bu ziyaretler 28 Mayıs günleri gerçekleşmektedir. Eshab-I Kehf’in Mayıs ayında uyanık kalıp, diğer aylarda uyuduklarına inanıldığı için de 28 Mayıs günü ve o hafta dışında (rahatsız etmemek adına) ziyaret yapılmaz.

Eskiden sarp, dik bir yokuş tırmanılarak ulaşılabilen Mağaraya dönemin Lice Belediye Başkanı Şeyhmus BAYHAN tarafından da yapılan altyapı çalışmaları neticesinde bugün daha rahat bir ulaşım var.

Özellikle son dört yıldır, halkın çok büyük bir katılımı ile her 28 Mayıs’ta Lice, Hani ve Kocaköy ilçe Belediyelerinin birlikte organize ettiği etkinlikler düzenleniyor. Ancak bu etkinliklerin “KEHF” ehline “YAKIŞIR” bir şekilde kutlanması gerekir. Yakışmasından kastımız bu etkinliklerde Eshab-ı Kehf’in nasıl insanlar oldukları, İmani duruşları ve onlardan alınacak ibretlerin Din Alimleri tarafından etkinliğe gelenlere anlatılmasıdır. O atmosferin yaşatılmadığı bir etkinlik en çok “KEHF” ehlini üzecektir.

 

Rabbim bizleri “KEHF” ehli gibi doğruları söylemekten alıkoymasın.

 

Amin.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
SAYIN VALİM Yaşam 17.06.2020
RAMAZAN PİŞKİN MESELESİNE DAİR Sosyal 05.06.2020
GENÇLER NEDEN EVLEN(E)MİYOR? Sosyal 22.05.2020
CORONA GÜNLERİNDE TOPLU ULAŞIM Sosyal 28.04.2020
SOSYAL YARDIMLAŞMADA TEKELLEŞME SORUNU Sosyal 23.04.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
CİNSİYETÇİ TOPLUM Evrensel 26.06.2020
BERAAT BATAKLIĞI OLDUK Evrensel 15.06.2020
• İNSANOĞLU BUNU HAKETTİ • Evrensel 23.04.2020
NİYET... Evrensel 12.04.2020
Korona Virüs Kampanyası Evrensel 17.03.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.