DİĞER DİNLERDEKİ UYDURMALARIN DİNİMİZE TAŞINMASI

İslam'ı dejenere etmek, mantıksızlaştırmak veya kendi asıl inancına benzetmek için kasıtlı olarak uydurmaları dine sokanlar ve İslam'a geçmelerine rağmen kendi eski dini, örfi alışkanlıklarını üzerlerinden atamadıkları için, bunları dinimize taşıyanlar dini reformize etmiş ancak dikkatli Müslümanlar bunun farkına varabilmiş ve etkilenmemiştir. Yahudilerin kıssaları, Hıristiyan hikâyeleri, Putperest adetleri, Hinduistik ve Budistik mistikler, Şaman adetleri hep dinimizin içine hadis veya içtihad olarak girmiştir. İsrailiyat denen Yahudi hikâyeleri, Mesihhiyat denen Hıristiyan hikâyelerini bile sollamış, diğer dinlerde daha evvel kök saldıklarından dinimize kolaylıkla girmişlerdir.

Dinimize İsrailiyat'ı taşıyan kişilerin en önemlilerinin Kab el Ahbar, Vehb bin Münebbih, Abdullah bin Selam olduğunu söylemiştik. Bugünkü tefsir kitapları başta olmak üzere, birçok hadis kitabında bu kimselerden kaynaklanan yüzlerce uydurmaya rastlayabiliriz.

Vehb bin Münebbih'ten rivayet edilen İsrailiyat menşeli hadis denen uydurma şöyledir: "Beytul Makdis'in halkı Allah'ın komşularıdır. Komşularına azap etmemek Allah'ın üzerine haktır. Beytul Makdis'e gömülen kabir imtihanından ve darlığından kurtulur.”

Kurtubi'nin tefsirinde de geçen Kab el Ahbar kaynaklı bir uydurma ise şöyledir: "Allah Teala kendisini yarattığında Arş dedi ki: Allah benden daha büyük bir mahlûk yaratmadı. Ve böbürlenerek sallandı. Allah ona öyle bir yılan doladı ki o yılanın yetmiş bin kanadı vardı. Her bir kanadında yetmiş bin tüy vardı. Her bir tüyde yetmiş bin surat vardı. Her bir suratta yetmiş bin ağız vardı. Her bir ağızda yetmiş bin dil vardı. Her gün onun ağızları yağmur damlaları, ağaç yaprakları, kum ve çakıl taneleri, dünyanın günleri ve tüm meleklerin sayısı kadar tespih eder. Yılan arşın üzerine dürülür ve arş onun ancak yarısına uzanabilir. İşte o zaman arş alçak gönüllü olmaya başlar.”

Mesihhiyatın dinimize sokulmasının kaynaklarına misal olarak Temim ed Dari ve İbn Cureyc'i gösterebiliriz. İsa Rsul'ün yeniden dünyaya geleceği, Deccal, ölüm meleği, cennet ve cehennem Mesihhiyat uydurmalarının en yaygınlarıdır.

Gelenekçi İslamcılar dinini sırf Kuran'dan anlayan Müslümanlara çok kızdıkları gibi, yabancı İslam araştırmacılarının da hadislerin güvenilmezliğini ortaya koymalarına çok kızmaktadırlar. Doğru da olsa yabancı olmaları inanmamaları için yeterli bir sebep olabilmektedir. Fakat bilim evrenseldir ve bir yabancı da objektif olabilir. Müslüman toplumlarda mevcut olmayan hür bir ortama sahip olan bu kişilerin ortaya koydukları hususlar düşündürücüdür. Onların çalışmalarına objektif bir şekilde yaklaşmak, hatalarını göstermek ve ortaya koydukları doğru hususlardan yararlanmak gerekir. Bu araştırmacılardan özellikle Goldziher'in, Schacht'ın Van Kremer'in, Sprenger'in ve Dozi'nin kitaplarında herkesin yararlanabileceği birçok nokta mevcuttur. Bunların en ünlüsü Goldziher şöyle der: “Rabbanilerin (Musevi, Hıristiyan din adamları) sözleri, uydurma İncil’lerden alıntılar, Yunan felsefesinin öğretileri, Fars ve Hind kökenli deyişler ve daha niceleri hadis kanalıyla İslam'a girmiştir. Tüm bunlar doğrudan veya dolaylı olarak İslam kültürünün malı haline gelmiştir. Yine dini kıssalardan büyük bir bölümü İslam’a sızmıştır. Eğer hadislerde kullanılan materyali ve Yahudi din kültürünü incelersek bu ikinciden büyük bölümünün, İslam din kültürüne sızmış olduğunu görürüz.” (Goldziher, El Aqide veş şeria, sayfa 4243)

Bu önemli tespit nedeniyle ecnebiler kendilerine mistik ve anarşik gelen İslam anlayışını tekrar gözden geçirerek hakikati bulabilirler ve hatta hidayete bile gelebilirler. Hahamlar ve rahiplerin düştüğü hataya imamlar da düşmemelidirler. Din adamları din tüccarına dönüşebilmekte ve insanları saptıranların başlıcaları bu din adamları olabilmektedir. Sahtekâr din adamları kadar onlara uyanlar da suçludur. 

 

 

Mezheplerini tartışılmaz kılmak isteyenler Hanefi mezhebinin kurucusu Ebu Hanife'nin Allah’ı rüyasında yüz kere gördüğü şeklindeki bir yalanı bile mezhep taassubuyla uydurabilmişlerdir. Kur’an’da Allah'ın kitabını bilip de onun gereklerini yerine getirmemiş olanlar kitap yüklü eşeklere benzetilmektedirler. Mevkisi her ne olursa olsun, ister halife, ister Diyanet İşleri Başkanı, ister şeyh, ister yatırı en görkemli abid, ister türbesi en büyük türbeli zahid, adına her yıl binlerce adak adansa ya da türbesine bezler bağlansa da bu çelişik kişiler çelişmeyen Kuran'ın değil, çelişik mezheplerin temsilcileridirler. Allah'ın bizden istediği ölü tavukları diriltmemiz, kendisini rüyada görmemiz değil, yalnız Kuran'ı rehber edinmemizdir.

Oysa "gerçek dindarların" Kuran'la çelişmemesi beklenir. Hıristiyanlar da kendi evliyaları olan Saint'ler hakkında çok büyük mucizeler anlatırlar. Sürekli ibadet etmiş bu kişilerin mezarları da ziyaret edilir.

Kuran insanın güdülen sürüler değil, aklını işleten insanlar olmasını ister ve Peygamber'e bile "bizi güt" demelerini yasaklar. (Bakara Suresi: 104). Oysa Kuran'dan uzaklaştırılan halk menfaatler doğrultusunda güdülmek istenmiş ve Peygamber'den başka hiç kimseye onay vermeyen dinimizde, uydurma kutsallar ve uydurma mezheplerle bu işe soyunmuşlardır. Halk uyanmasın diye Kuran'ın tercümesine de karşı çıkılmıştır, yanına birbiriyle çelişen ve kafaları karıştırarak anlaşılmasını daha da zorlaştıran yüzlerce cilt uydurma kaynaklar da konulmuştur.

 

ASRIN İDRAKİNE GÖRE HADİS USLÜ  18 / 30.12.2009/ YÜKSEL YILMAZ


Başlık Kategori Yayın Tarihi
İFADEDE ANAHTAR Genel 28.03.2020
“STOP-HITS & STOP-KICKS” Spor 25.03.2020
“BE LIKE WATER” Spor 23.03.2020
"NON-THING" Spor 21.03.2020
ELLER KİMİN İÇİN KALKIYOR? Genel 17.03.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
KENDİNİZİ ÖNEMSEYİN, SAĞLIKTA KALIN.... Genel 29.03.2020
ASIL VİRÜS FİKİRDİR! Genel 25.03.2020
Cephe 4.0 Genel 17.03.2020
İLAÇ KARARGAHI (VİRÜS) Genel 16.03.2020
BU VATAN BÖYLE! Genel 08.03.2020