KUR’AN’LA ÇELİŞEN HADİSLER BİZİ İLGİLENDİRMEZ

Mantık diyecektir ki: “Belki size çelişiyor gibi gelebilir. Ama ya çelişmiyorsa?” Zaten bunu dikkate alacağız. Önyargılılara önyargısızca karşı çıkmalıyız. Akıl, araştırma yoluyla deliller elde ederek bunu ayıklar.

 

Kur'an kendi diliyle dinin tek kaynağıdır. Malesef hadisler zayıf bile olsalar dinin diğer bir kaynağı kabul edilince uyduruk olan hadisler asıl kaynak olan Kur'an ile çelişmiştir. Meşhur hadis kitaplarının hadisleri böyle olunca zayıf hadis kitaplarının durumunu sizin tahmininize bırakıyoruz. Kuran ile çelişen hadislerin olması diğerlerine yüz ekşitmemiz ve telafi için Kuran'a gidip dini yeniden kavramamız için kâfidir.

 

Burada leştirdiğimiz hadisler en ünlü hadis kitaplarından alıntılanmıştır."Allah kendisini yaratmayı isteyince atı koşturdu ve onu koşturup terletti. Sonra kendisini bu terden yarattı” veya "Allah melekleri iki kolunun ve göğsünün kıllarından yarattı” veya "Allah'ın gözleri hastalandı, melekler Allah'ı ziyarete geldi” veya "Allah'ı rüyada gördüm. Uzun saçlı güzel bir genç suretindeydi. Yeşil bir elbise giymiş, altın nalınları vardı” gibi hadisleri konu bile etmiyorum. (Hadis Müdafası, İbni Kuteybe, sayfa: 66 – 67). Meşhur hadisçilerin bu tarz uydurma hadisleri nakledenleri yalanladıkları ve bu hadisleri kabul etmedikleri de doğrudur. Fakat bizi ilgilendiren en ünlü ve en güvenilir hadis kitaplarında ayırt edilemeyecek şekilde karışmış hadislerdir. Demek ki hadis toplarken gösterilen doğru ile yalanı ayırt etme çabası bile bir işe yaramamıştır. Zaten Kuran yeterli, eksiksiz, teferruatlı olduğuna göre böyle fazlalık çabalara da gerek yoktur.

 

“Kur'an'ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o Allah'tan başkasının katından olsaydı elbette içinde birçok çelişkiler bulacaklardı.” (Nisa Sûresi: 82).

 

Kur'an ile çelişen hadislerin olması ise hadislerin Allah katından olmadığının ve dinin kaynağı olamayacağının ispatıdır. Ayrıca Hicr suresindeki ayetten Kuran'ın korunduğunu, böylece dini kaynak olarak korunmuş bir kitaba sahip olduğumuzu anlıyoruz.  

 

Hadise inanacaksak soruyorum: Allah’ın baldırı olur mu? Üstelik Kur’an’da buyruluyor: " ... O'nun benzeri gibi hiçbir şey yoktur” (Şura Suresi: 11). Çelişen bir hadiste ise: "Allah ahirette Peygamberlere kimliğini kanıtlamak için bacağını açıp baldırını gösterir” (Müslim, İman: 302; Buhari: 97/24,10/29, Hanbel: 3/1) kayıtlıdır. Hadis kitaplarının sözde en doğrusu olarak gösterilen, tek hadisini inkâr edenin kâfir olacağı iddia edilen Müslim ve Buhari'de geçen bu hadislere inanacak mısınız? Allah'a hiçbir şeyin benzemediğini söyleyen ayete rağmen… Ayet umurunda ise cevabın ona göre olacaktır...

 

Hadise inanacaksak soruyorum: Allah el sıkışır mı? Üstelik Kur’an’da buyruluyor: "Ve hiçbir şey O'nun dengi değildir” (İhlâs Suresi: 4). Çelişen hadis ise şöye: "Allah benimle görüştü ve el sıkıştı. Elini iki omuzum arasına koydu. Öyle ki parmaklarının soğukluğunu iki göğsüm arasında hissettim” (Hanbel: 5/243). Bu hadis İhlâs Suresi'nin Allah'ın hiçbir şeye denk olmadığını söyleyen ayeti gibi daha birçok ayetle de çelişir. Eğer hadisteki "el” ifadesi mecazi bir manaya gelip insani eli çağrıştırmasa kabul edilebilir olurdu. Allah'a parmak, parmaklara soğukluk atfeden bu hadisten böyle mecazi bir manayı kimse çıkaramamaktadır. Üstelik bu hadiste Allah ile Peygamberin el sıkışması gibi kabul edilemez bir ifade de yer almaktadır.

 

Kuran: "Dinde zorlama yoktur” (Bakara Suresi: 256) dediği halde hadis: "Dinini değiştireni öldürün.” (Nesei: 78/14, Buhari 12/1883) diyebilmektedir. Allah'ın hükmünü hadisle aşmaya yeltenen uydurukçular yüzünden çok kelleler gitmiştir. Radikal dinci örgütlerin yaptığı katliamları bu örgütlerin zihinlerinde meşrulaştıran bu tür hadislerdir. Diyanet bile düne kadar Buhari ve Nesei gibi hadis kitaplarını övmekte ve dinin kaynağı olarak göstermekte iken, nihayet belki Diyanet İşleri'nin gelmiş geçmiş en iyi başkanının (Bardakoğlu) gayretleriyle hadis kitapları gözden geçirilerek, uyduruklar biraz daha gün ışığına çıkarılmıştır. Bu kitaplarda müslüma kanı caiz görülebilmektedir. Bu katliamlara temel olacak deliller Sunni hadis kitapları ve mezhep izahlarında mevcuttur.

 

Kur'an,“Doğrusu hiçbir günahkâr bir başkasının günah yükünü yüklenmez” (Necm Suresi: 38) dediği halde, hadis: "Ölü ailesinin kendisi için ağlamasından dolayı azaba uğratılır” (Buhari, K. Cemiz: 32,33,34) diyerek çelişmektedir. Bu adamların Kur’an’la çelişmesi yeterli gelmiyorsa imandan yana, akılla çelişmesi de yeterli gelmiyorsa akıldan yana sorunları var demektir.

 

Kur'an, "Ben sizden erkek olsun, kadın olsun hiçbir çalışanın ürettiğini boşa çıkarmayacağım. Hepiniz birbirinizdensiniz” (Ali İmran Suresi: 195) dediği halde, hadis: “Kadınlar arasında iyi kadın, yüz tane karga arasında alaca bir karga gibidir” (Buhari: 9/1391) diyebilmektedir. Kur'an hayır üreten erkeğin de kadının da önünü açık tutarken, hadisler kadının önünü kapamaktadırlar. Kadın konusu, Peygambere iftira olarak uydurulan hadislerin en çok olduğu konulardandır.

 

Kur'an, "Zulmedenler dedi ki: Siz olsa olsa büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz” (Furkan Suresi: 89) buyrulduğu halde, hadis: “Peygamber Medine’de bir Yahudi tarafından büyülendi. Günlerce ne yaptığını bilmez durumda ortalıkta dolaştı” (Buhari: 76/47, Hanbel: 6/57,4/367). Muhammed Abduh ve Mutezilenin bu hadise itirazlarına karşın gelenekçi Muhammed Ebu Şehbe hadisi şöyle savunur: "Eğer Abduh sihir hadisini inkâr etmişse akıl ve nakil ilimlerinde söz sahibi el Maziri, el Hattabi, Kadı İyaz, İbn Teymiyye, İbnul Kayyım, İbn Kesir, en Nevevi, İbn Hacer, el Kurtubi ve Alusi gibi pek çok âlim de O’nun hem rivayet ve hem de 77dirayet yönünden doğru olduğunu ispat etmişlerdir.” Şehbe, Buhari ve Müslim'in de hadisi kabul ettiğini anlatır ve sihir sonucu olanları hadislere dayandırarak şöyle aktarır: "Peygamberimiz'e sihir yapılmıştı. Öyle ki hanımları ile cinsi münasebette bulunmadığı halde bulunduğunu zannederdi. Süfyan bunun en şiddetli sihir olduğunu söylemiştir” (Ebu Şehbe, Sünnet Müdafaası, sayfa: 152,153). Kur'an'a göre ise Peygamberin büyülendiğini söyleyenler zalimlerdir. En güvenilir (!) hadisçilerin çoğu ise malesef Peygamberin büyülendiğini söylemektedirler. Büyülüyken bile vahiy almışmış...

 

Doğruların en doğrusu olan Ku'ran, "Ey iman edenler! Herhangi birinize ölüm gelip çattığında vasiyet zamanı aranızda tanıklık şöyle olsun: Kendinizden adalet sahibi iki kişi yahut yolculuk etmekte iken ölüm musibeti başınıza geldiyse sizin dışınızda iki kişi” (Maide Suresi: 106) dese bile hadis: "Varis için vasiyet yoktur” (Hanbel: 14/238) demiştir. Bu apaçık bir çelişkidir. Kur'an'da hem Maide suresindeki bu ayette hem de diğer ayetlerde vasiyet anlatılır. Vasiyetten arta kalanların Kur'an'da tavsiye edilen şekilde dağıtılması gerekir. Vasiyeti iptale yönelik bu hadis aslında Kur'an'ın bu hükmünü iptale yönelik bir girişimdir.

 

Kur'an, "De ki; ‘Allah'ın kulları için çıkardığı süsü ve temiz rızıkları kim haram etmiş? De ki: ‘ Bunlar dünya hayatında iman edenler için, kıyamet gününde ise yalnızca onlarındır. Bilen bir topluluk için biz ayetleri böyle detaylı anlatırız'” (Araf Suresi: 32) dediği halde, hadis: "Altın ve ipek ümmetimin kadınlarına helal, erkeklerine ise haramdır” demektedir. (Müslim: 2/16). Altın ve ipek hem erkek için, hem de kadın için bir süs eşyasıdır. Kur'an'da hiçbir ayette yasaklanmazlar.

 

Kur'an, "Bundan sonra yeri yumurta biçimine soktu” (Naziat Suresi: 30) dese bile yine de hadis: "Dünya balığın üzerindedir. Balık başını sallayınca Dünya'da depremler olur” (İbni Kesir Tefsiri: 2/29 68/1) demiştir. Kur'an, mucizevî bir şekilde dünyanın yumurta biçiminde elipsoid olduğunu söylerken uzun yıllar sonra bile dünyayı balığa oturtan, depremleri balığın kuyruğunun sallanmasına bağlayan bu zihniyet türemiştir.

 

Kur'an her ne kadar "Gerçekten Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise dilediğini bağışlar” (Nisa Suresi: 48) dese de hadis “Cehennemde en şiddetli azaba uğratılacak kişiler ressamlardır” (Buhari, Tesavir: 89) diyerek muhalefet edecek ve çelişecektir. Kur'an'a göre en büyük günah "Allah'a ortak koşma"dır. Allah ortak koşmayı kesin affetmeyeceğini söylemekte, bunun dışında her günahın affedilebileceğinin ihtimal dahilinde olduğunu yani Onun takdirine kaldığını belirtmektedir. Bu yüzden Allah'ın en şiddetli azabına uğrayacak olanlar özellikle ortak koşanlardır. Oysa Buhari'nin yukarıda alıntıladığımız hadisine göre en şiddetli azaba ressamlar uğrayacaklardır. Bu hadis başta Kuran ile çelişmektedir. Ayrıca mantıkla de çelişmektedir. Başka bir hadise göre ise cehennemde en şiddetli cezaya satranç oynayanlar çarptırılacaktır. (Büyük Günahlar, Hafız Zehebi, sayfa 9697).

 

İşte "korunmasız hadisler" ile "korunmuş Kitap" arasında böylesine bir uçurum oluşmuştur. Şu halde bir hadis hele hele Kur’an’la çelişiyorsa bizi ilgilendirmez.

 

ASRIN İDRAKİNE GÖRE HADİS USLÜ 14 / 05.10.2009/ YÜKSEL YILMAZ 

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019