KUR’AN İTİKATTA TEK, AMELDE İLK ÖLÇÜDÜR

Bazı hadislere göre Peygamber efendimiz Kuran’ı tebliğ etmek ve Kuran’ı yaşamak dışındaki dini konularda bazı hatalar yapabilmektedir. Mesela: “Peygamber’imiz Medine’ye geldiğinde Medineliler hurmayı aşılıyorlardı. Peygamber’imiz “Ne yapıyorsunuz?” diye sordu. Onlar “Biz bunu yapardık” dediler. Peygamber’imiz “Belki yapmazsanız daha iyi olur” dedi. Onun sözüne uyarak bu işlemi terk ettiler de hurma ürün vermez oldu. Bu durumu Peygamberimize hatırlattıklarında kendilerine şöyle buyurdu: “Ben ancak bir insanım. Size dininizle ilgili bir şeyi emrettiğimde onu alın. Kendi görüşümden bir şeyi emrettiğimde ise ben ancak bir insanım.” (1). 

Yine bir başka menkıbeye göre: “Peygamberimiz Bedir’de suyun yakın olduğu bir yeri ordugâh olarak seçmişti. Sahabeden el Habbab b. el Munzir O’na şöyle dedi: “Ey Allah’ın elçisi, burası bize laf düşmeyecek şekilde Rabbinin senin için seçip yerleştirdiği bir yer midir, yoksa o bir görüş, öneri ve harp hilesi midir?” Allah’ın elçisi cevaben “ Aksine o bir görüş ve harp hilesidir” dedi. Bunun üzerine el Habbab: “Burası hiç de iyi bir konak yeri değildir. Kalkıp karşımızdaki topluluğa en yakın suyun başına karargâh kuralım. Sonra orada bir kuyu kazıp suyu depolayalım da biz içelim, onlar içmesinler” dedi. Peygamberimiz: “Doğru söyledin” dedi ve onun söylediğini yaptı.” (2).

Başka bir kaynakta şöyle geçer: “Ben ancak bir insanım. Sizler aranızdaki davaları bana getiriyorsunuz, umulur ki bazılarınız delillerini diğerlerinden daha iyi dile getirirler de ben duyduğum üzere onlar lehinde bir hükme varırım. Kime (haksız yere) kardeşinin hakkından hüküm verirsem, o kardeşinin hakkı olan bu şeyi kesinlikle almasın. Haksız yere alan için ancak ateşten bir parça ayırırım.” (3).

Buraya kadar olan bu hadislerin yargısına göre belli ki Kuran dışında helal ve haram kaynağı yoktur; hadis kitapları oluşturulmayacak hatta mevcutlar imha edilecektir ve Kuran dışındaki yani din dışındaki hareketlerine dini bir mana yüklenip dine ilave yapılmayacaktır (4). Dine ilaveler yapanlar, kendi türettikleri kaynaklara aldıkları hadislerle bile çelişmektedirler. Şu halde apaçık olan kitabımız itikatta tek, amelde ilk ölçümüzdür. Bunun yanı sıra tefsirlerin gereksizliğini söylüyormuş gibi algılandığımız için bu konuda da hatırlatmalarımız var:

Tefsirler bizi yanıltabilir ya da ışık tutabilir. Kimin hangi konuda nasıl bir yaklaşımla sonuca vardığına göre durum değişir. O dönemin Arabının tanıdığı deyimleri bugün bilmiyor olabiliriz. Kureyş suresindeki "yaz-kış yolculuğu", Beled suresindeki "emin belde" ifadesi ve Tekvir suresindeki "On aylık gebe develerin başıboş bırakıldığı zaman" ayetleri gibi. "Yaz-kış yolculuğunun, emin beldenin ve yavru devenin" Arabın hayatındaki rolü bilindiğinde ayetler daha iyi anlaşılacaktır. Kur'an'ın anlaşılmasında onun indiği dönemin ve o dönem toplum şartlarının nüzul sebebi gibi bir sınırlı imkânla yetinilmeyip daha kuşatıcı malzemelerle kavramaya çalışılması gerekir.

Nüzul ortamı demek Kur'an nazil olmadan önceki ortam (cahiliyye çağı), Kur'an'ın nazil olduğu ortam, Kur'an nazil olduktan sonraki ortam demektir. Kur'an öncesi dönem İslami terminolojide "cahiliyye çağı" olarak adlandırılmıştır. Fakat cahiliyye çağını o döneme hasredemeyiz. Cahiliyye çağının bizim tarafımızdan bilinmesini, anlaşılmasını sağlayan başlıca kaynaklar; öncelikle Kur'an ayetlerinden çıkaracağımız bilgilerdir. Sonra o döneme ilişkin bilgiler sunan tarih kitapları (5) 'tarihi bulgular, mevsuk rivayetler ve cahiliyye şiiridir. Kur'an'daki kölelerle ilgili hükümleri içeren ayetleri hatırlayın. Günümüzde ön yargılı ve bilgisiz birçok insanın Kur'an'da kölelerle ilgili ayetlere bakarak, Kur'an'ın köleliği onayladığı gibi bir sonuca varmaktadırlar. (6). Zira Kur'an'da kölelerle ilgili ayetler, köleliğin onaylandığı manasında olmayıp, o toplumda çok önceden beri zaten var oan ve iyice yerleşmiş bir kurumun -tedriç yoluyla- önce ıslahına, sonra da tardına yöneliktir. Kölelerin Arap toplumundaki statülerinin ilk halini ise tarihi rivayetlerden kavrayabiliriz. Kur'an'ın nüzulünden önceki ortamın bizim tarafımızdan anlaşılmasını kolaylaştıran yardımcı bir kaynak olan cahiliyye şiiri (7), büyük kısmı okuma yazma bilmeyen (8) ümmilerin oluşturduğu Arap toplumunda etkili ve güzel söz söyleme sanatı olarak kutsanmakta ve Kâbe duvarlarına asılmaktaydı. Cahiliyye Araplarının hac mevsimlerinde düzenledikleri panayırlarda (9), belagat ve fesahat ustası şairlere gösterdikleri büyük ilgi, dönemin entelijansiyasını oluşturan şairlerin önemi nedeniyle idi. Şair kelime olarak şe'ara veya şe'vra kökünden türemiş olup, normal insanların bilemeyeceği şeylerin farkında olan, ilham alan, görünmeyen dünya hakkında bilgi sahibi olan kimse demekti. Bu bilgileri şaire verenin "cin" olduğuna bile inanılırdı. Bütün bunlardan dolayı cahiliyye döneminde şiir, bugün anladığımızdan ve düşündüğümüzden çok daha farklı bir etkiye sahipti (10). Dönemin Arap kabileleri bile karşılıklı olarak hasımlarına ya da düşmanlarına çoğu kez şairin diliyle hitap ederlerdi. 

'Kur'an'ın nazil olduğu ortam" da önemlidir. Sebeb-i nüzul kitaplarında maalesef konu çok abartılmaktadır. Örnekler verelim: "Bir ayetin sebeb-i nüzulü bilinmedikçe onun hakiki manasını anlamak mümkün olmaz." (11).

"Sebeb-i nüzul olmazsa Kur'an'ın hakiki manası anlaşılmaz." (12).

 "Sebeb-i nüzul bilmeden Kur'an tefsiri haramdır." (13).

Fazlurrahman’ın yaklaşımı ise Suyuti’ler kadar aşırı olmamakla birlikte, ‘zorunlu’ ifadesi zorunlu olmamalıdır. Oysaki zorunlu diyor:

 "Kur'an'ın anlaşılması için O'nun nesnel ortamı şüphesiz ki, zorunlu bir unsurdur." (14).

Oysaki sebeb-i nüzul hakkındaki rivayetlerin çok çelişkili ve karışık oluşları bile (15) misallerdeki abartıların yanlışlığını göstermeye kâfidir. Kur'an gibi her türlü tahrifattan uzak, korunmuş, subut-u kati ifade eden ve bu durumu itibariyle de dinin aslını oluşturan bir kaynağın, sebeb-i nüzul gibi ravi sayısı bir veya bir kaç kişi olup mütevatir haber derecesine ulaşamamış ahad haberlerle (16) bize ulaşan ve zanni olan rivayetlerin belirleyiciliğinde değerlendirilmesi Kur'an'ın iyi anlaşılmadığını gösterir. Zira dinde, kati olanın, zanni olanı belirlemesi asıldır; bu hususun iyi anlaşılamaması neticesinde de Kur'an'ı nüzul sebeplerine mahkûm etme söz konusu olmuştur. Zaten ahad haberler Ravi sayılarının azlığı dolayısıyla "zan'dan beri değillerdir.

Ayetin nüzul sebebi hususi olsa bile, hükmü genel olup, Kur'an'ın bütün ayetleri için geçerli olan "illeti aynı olanın, hükmü de aynı olur" kuralı geçerlidir. Ayetleri tarihsel şartlara, kişilere aitmiş gibi göstermemek, sınırlandırmamak gerekir. Mesela Leheb suresi anlatılırken sebeb-i nüzulüne binaen hep peygamberin azılı düşmanı Ebu Leheb'in kötülüğü anlatılır da her nedense hiç bugünkü "Ebu Lehebler" görülmez. Nüzul ortamı faktörlerini ise klasik usulcülerin anlayışının aksine, sebeb-i nüzul ile ilgili rivayetleri, dar çerçevesi ile sınırlamayıp faydalı olabilecek birçok unsurla birlikte ele almak gerekir.

Şah Veliyyullah Dehlevi'nin şu görüşlerini aktaralım: "Müfessirlerin çoğu, muhasama ayetlerinden ve ahkâm ayetlerinden her bir ayeti bir kıssaya bağlıyor ve bu kıssanın o ayetin nüzul sebebi olduğunu zannediyorlar. Muhakkak olan ise Kur'an'ın nüzulünden asli maksat, beşeri nefisleri ıslah edip pakize ve halis kılma, batıl akidelerini yarıp parçalama, bozuk işleri ve amelleri yok etmektir... Müfessirlerin kıssaların teker teker hususiyetleri nevinden üzerlerine aldıkları zahmetli işlerin ve zorlukların, o ayetler lehine itibara alınacak bir dahli ve tesiri yoktur." (17).

Kur'an'ın indiği ortam ve ayetlerin arka planını veren en önemli üç kaynak şüphesiz ki, sünnet, hadis ve siyerdir. Sünnet ve Hadis; çoğu kimsenin birbirine karıştırdığı gibi aynı anlama gelen iki kavram değildir. Sünnet, Rasul’ün pratiğinin adı olup, hadisle anlamdaş olmadığı halde, hadisi de siyeri de kuşatır. Hadis ise, peygamberden olduğu kesin olan (mütevatir) haberler için kullanıldığı gibi zanni olan haberler (ahad) için de kullanılır.

Kaynakça:

1.    (Müslim, K. Fazail 140 / İbni Hanbel 3/152).

2.    (İbni Hişam, es Sireh c.1 sf.620/ Taberi-et Tarih c.2 sf.144).

3.    (El Kadı Iyaz, Eş Şifa, c.2 sf.179).

4.    (Bak: Hakka, 44)

5.    (Bkz.: İzzet Derveze, Asrun Nebi, Yöneliş Yay.; ve Mevdudi, Tarih Boyunca Tevhid Mücadelesi ve Hz. Peygamber, Pınar Yay.)

6.    (Bkz.: Muhammed Kutub, İslam'ın Etrafındaki Şüpheler, Cağaloğlu Yay., 1969)

7.    (Cahiliyye şiirinin, dönemi tanıtıcı bir kaynak oluşu şüphesiz onun tartışılmaz ve her yönüyle güvenilir olduğu manasında değildir. Bu hususta faydalı gördüğümüz bir yaklaşım için bkz.: Ali Bulaç'ın Toshihiko Izutsu'nun Kur'an'da Dini ve Ahlaki Kavramlar (Pınar Yay.) isimli kitabına yazdığı önsöz, s. 14.)

8.    (Bkz.: Muhammed Hamidullah, İslam Peygamberi. , s. 712.)

9.    (Bkz.: Reşid Rıza, Muhammedi Vahy, Fecr Yay., s. 113.)

10. (Toshihiko Izutsu, Kur'an'da Allah ve insan, s. 159)

11. (El-Vakidi'ye ait olan bu söz için bkz.: İsmail Cerrahoğlu, Tefsir Usulü, s. 116)

12. (Cemaleddin el-Kasımi, Tefsir ilminin Temel Meseleleri, İz Yay., s. 26).

13. (Suyuti'ye ait olan bu söz için bkz.: Subhi es-Salih, Kur'an ilimleri, Hibaş Yay., s. 105).

14. (Bkz.: Fazlurrahman, İslam ve Çağdaşlık, Fecr Yay., s. 78).

15. (Bu konuda dipnotlarda geçen usul kitaplarına bakılabilir. Ayrıca bkz.: M. Sait Şimşek, Kur'an'ın Anlaşılmasında iki Mesele, Yöneliş Yay., s. 29)

16. (Bkz.: Mahmut Ebu Reyye, Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması, s. 305; ve Ali Osman Koçkuzu, Rivayet ilimlerinde Haberi Vahitlerin itikat ve Teşri Yönlerinden Değeri, s. 79)

17. (Veliyyullah Dehlevi, El Fevzul Kebir Fi Usuli-t Tefsir, Çağrı Yay., s. 4).

                                              ASRIN İDRAKİNE GÖRE HADİS USLÜ 13 / 05.10.2009/ YÜKSEL YILMAZ

 

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019