KEÇİ HANGİ KURAN AYETİNİ YOK ETMİŞMİŞ?

Önceki şeriatlarda ve hadislerde olan fakat Kur’an’da olmayan “recm”i topluma kabul ettirmeye çalışan recm savunucuları yalanlarını halka kabul ettirmek için hikâyeler de uydurdular. Mesela bir hikâyeye göre recm ile ilgili Kuran ayetleri sayfalara yazılı şekilde Hz. Aişe’nin evindeydi. Peygamberin vefatından sonra odaya giren aç bir keçi bu ayetleri yemiş. Böylece keçi bu ayetleri neshetmiştir, yani hükmünü kaldırmıştır. Bu hikâyeyi İbni Mace Nikâh 36,1944 veya Hanbel 5/131, 132, 183 ve 6/269’da bulabilirsiniz. Bunu nesh olarak anlayanlar da var. Oysa Kur’an’da geçen nesh, artık Kur’an mevcut olduğu için önceki Tevrat ve İncil gibi kitapların hükmünün kalkmış olmasıdır. Ne haddine Kur’an’dan bir ayetin hükmünü kaldırmak?.. Üstelik nesh işini bir keçiye indirgeyecek kadar da dalga geçiyorlar… Sen geçilen bu dalgaya alet olacak mısın?..

       Peygamberin vefatından önce hem tamamlanmış, hem ezbere bilinen Kuran’ın bir ayeti hem de keçinin yemesi suretiyle nasıl ortadan kalkar? Geleneksel İslamcılara göre büyük âlim olan İbni Kuteybe, konuya şu cümlesiyle giriş yaparak açıklık getirir: “ Keçi mübarek bir hayvandır.” Devamında ise bu büyük âlim keçinin faziletlerini açıklar ki konu iyice anlaşılsın. Sonra da şu ilginç cümlesiyle sözüm ona konuyu açıklar: “Ad ve Semud kavimlerini ortadan kaldıran Allah, bir ayetini keçiye yedirerek kaldıramaz mı?” Bittiiii… Nasıl yeterli oldu mu? Allah’ı inkâr eden bu iki kavmi Kuran ayetlerine benzeten İbn-i Kuteybe böylece geleneksel, hadisçi, mezhepçi İslamcıların tutarsız yaklaşımlarına iyi bir örnek oluşturmaktadır. Türkçeye “ Hadis Müdafaası” diye çevrilen orjinal ismi “Tevil-u Muhtelifu’l Hadis” olan İbn-i Kuteybe’nin kitabını okursanız. Kur’an’ın yeterliliği ile geleneksel İslamcıların çaplarının yetesizliğini daha iyi anlarsınız... Hadis kitaplarında bizim kanaatimize göre Hz. Ömer’e iftira olan bir hadisi ise şöyledir:

       “İleride bazı kişiler çıkacak ve recm cezasını Kuran’da bulmuyoruz diye recmi inkâr edeceklerdir. İşte bu kişiler okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkacaklardır. Eğer halkın “Ömer Kuran’a ilave ediyor” demesinden korkmasam bu recm ayetini Kuran’a yazardım.” (Buhari 93/21, Müslim Hudud 8/1431, Ebu Davut 41/1).

            Bizce bu hadis bile tek başına Buhari, Müslim ve Ebu Davut’un güvenilmeyecek kitaplar olduğunun anlaşılması için yeterlidir. Böylece en sahihleri, en doğruları böyle olan hadis kitapları bile bir kenara atılıyorsa diğer hadis kitapları ve hadislere dayanan tefsirler ve ilmihal kitaplarının da tereddütsüz bir kenara atılmaları gerekir. Görüldüğü gibi bu recm hadisi hem dine, hem Peygambere, hem Ömer’e iftiradır. Bu hadislerin mantığına göre Hz. Ömer Allah’tan çok halktan korkuyordu. Demek Hz. Ömer halktan değil de Allah’tan korkmuş olsaydı keçinin yiyerek yok ettiği recm ayeti, hadis kitapları yerine Kuran’da olacaktı! Öyle mi?.. Bereket ki Müslümanların umumunun Kur’an’ın bozulmamışlığına inanmaları bu hadisteki iftiraya inanmalarını engelleyecektir.

            Şimdi ne düşünüyorsunuz? Birilerinin bu hadisleri Buhari’nin eserlerine(!) sokmuş olabileceğini mi? Hayır. Çünkü İbn-i Kuteybe bile konu etmiş ve hatta savunmuş. Keçi mübarek bir hayvanmış. Sonuç olarak bu hadis Kur’an’a tamamen zıttır ve kabul edilemez. Zaten o dönemlerde de tartışılmış konular bunlar…

            21. yüzyılın insanısınız. Bilim ve teknoloji alabildiğince ilerliyor. İnançlarınızı ne derece akıldan bağımsız beslerseniz o derece dışlanır, alaya alınır ve adeta bir eğlencelik meczup olarak görülürsünüz. Hiçbir ciddiyetiniz ve değeriniz kalmaz. Size bakan dinin hakkaniyetinden şüphe eder. “İşte inananların hali” derler. “Biz de mi bunlar gibi olalım?”

            İlahiyat sanki daha iyi bir branş sahibi olamayanların zorunlu tercihi imiş gibi önüne gelenin işi olmuş; elbette hepsi değil ama maalesef çoğu zeki bile değiller. Daha da ziyadesi dürüst… Yine de içlerinde öyle bilgeler var ki başka alanlarda eşine rastlamak mümkün değil. Manevi yanımızın da beslenmeye ihtiyacı var ve salt bilim bunu veremez. Dinin hakkaniyetini ispatlamada akıl yeterli değildir; fakat yardımcıdır. Bilim de bu hakkaniyetin ipuçlarını ispatlamada değil, göstermede yardımcıdır. Önyargısız bir doğallıkla keşfinizi açık tutmalısınız… Nelerden ibaret olmak isterseniz sizi onlar oluşturacaktır…

            Keçinin Kur’an ayetini yok etmesi tartışmaları bugün ne kadar gülünç geliyor değil mi? Fakat geçmiş zamanlarda ilmi bir tartışma olarak bile görülebiliyordu… Hele ki 100 sene sonra bu konuya nasıl bakılır dersiniz?..

            Sonuç olarak “la” sözcüğüyle başlayan inancımız yalnızca bir tevhid dini değil, önce tenzih eden bir tevhid dinidir. Biz öyle önümüze sunulan her şeye eyvallah demeyiz; her şeye inanmakta ya da reddetmekte aceleci davranmayız. Tefekkür ederiz; hatta gerekirse istişare ederiz…

            Midye ve karidesi yemenin, altın ve ipek giymenin haramlığını, başörtüsü ve peçe takmanın farziyetini, müzik dinlemenin ve resim yapmanın yasaklığını, namazlarda ve hacda Kuran’da olmayan detayların varlığını savunan Ehli Sünnet mezhepler ile Şii mezhepler aynı zamanda recmi, hem de istisnasız olarak savunurlar. Eğer uydurma hadislerin dinin kaynağı olamayacağı iyice anlaşılırsa, o zaman tüm bu uyduruk recmler ve mezheplerin vaziyeti sorgulanabilir ve böylece binlerce kardeşin kanını ve gözyaşını akıtan ayrılık ve gayrılıklar ortadan kalkar. Tahrim süresinin ilk ayetine rağmen Kuran’da olmayan bu ilave farzlar ve haramlar hep mezhepler yoluyla dinimize girmiştir. Recm konusu ise hem mezheplerin hatalı olduğunu, hem de hadis kitaplarına itibar edilemeyeceğini açıkça gösterir. Çünkü Buhari, Müslim, Ebu Davut, Hanbel, İbni Mace gibi bütün meşhur kitaplar recmi savunurlar. Recmi haklı çıkartmak için Kuran’ın eksik olup, recmin aslında Kuran’da olduğunu söyleyebilmek bile rehberi Kur’an olana çok şey ifade eder. Kur’an noksan olunca da (hâşâ!) tamamlayıcı olan o kendi kıymetleri artar.

            Şu ayetleri nakledelim de artık bizden günah gitsin:

            “Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Hiç şüphesiz o zalimler kurtuluşa eremezler.” (6/21).

            “Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden ve O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Şüphesiz O, suçlu-günahkârları kurtuluşa erdirmez.” (10/17).

            “De ki: "Allah hakkında yalan uydurup iftira edenler, kurtuluşa ermezler.” (10/69). 

            “Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir? İşte bunlar, Rablerine sunulacaklar ve şahidler: "Rablerine karşı yalan söyleyenler bunlardır" diyecekler. Haberiniz olsun; Allah'ın laneti zalimlerin üzerinedir.” (11/18).

            “Allah hakkında yalan uydurup iftira edenlerden veya kendisine hak geldiği zaman onu yalan sayandan daha zalim kimdir? İnkâr edenlere cehennem içinde bir konaklama yeri mi yok?” (29/68).

            Bilmeden, doğruya götüren bir rehberi olmadan, aydınlatıcı bir kitabı da bulunmadan Allah yolundan saptırmak için büyüklük taslayarak Allah hakkında tartışan insan vardır. Dünyada rezillik onadır; ona kıyamet günü yakıcı azabı tattırırız." (22/8-9).                                                                  

 

ASRIN İDRAKİNE GÖRE HADİS USLÜ 12 / 05.10.2009/ YÜKSEL YILMAZ

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019