KUR’AN’DAN UZAKLAŞIRKEN NEREYE YAKLAŞTIĞINIZ ÖNEMSİZDİR!

Hadisler konusunda şunları asla unutmamalıyız: Hadisin muhatabı olmakla Resul’ün muhatabı olmuş olmuyoruz. Fakat Kur’an’ın muhatabı olmakla Allah’ın muhatabı olmuş oluyoruz. Allah, Resul’ü korumuştur; fakat hadisi korumayabilir. Hadis uydurulabilir; fakat ayet uydurulamaz. Aynı kaynaktaki hadisler bile çelişebilir. Ebu Hureyre’yi öven rivayet de kötüleyen rivayet de hadistir; fakat rivayetine bakarak o rivayet hakkında bir kanaat sahibi olabiliriz. Kur’an itikatta tek ölçüdür. Hadis ise ancak amelde ölçü olabilir: Fakat Kur’an’a zıt düşmemek şartıyla… Kur’an’ı ne kendisi, ne hadis, ne fıkıh, ne kelam, ne de başka herhangi bir şey neshedemez. Nesih farklı şey söyleyince değil, aksine şey söyleyince gerçekleşir. Bu şey Kur’an’da yoktur. 

Şunları da asla unutmamalıyız: Hadisin kıymeti Kur’an’a uygunluğuna bağlıdır; ne hakkında olduğuna bağlı değil... Mesela ihtimaldir ki kötü biri hakkındaki bir hadis doğru, iyi biri hakkındaki bir hadis yanlış olabilir. Kur’an’dan alamadığımız önemli bir şey mevcut olamaz. Böyle bir şeyi Kur’an’da bulamadıktan sonra hadiste bulmak mümkün değildir. Mütevatir gelenek (sünnet) bunu halleder. Allah için nasıl yapıldığı ne yapıldığı kadar önemli ise nasıl yapılacağını vahyder. Vahyetmediyse gereksizdir. Hadis “ya dediyse” ile “ya demediyse” arasındaki muallak durumdur. O halde hadise karşı olmak demek Peygambere karşı olmak demek değildir. Zira onlar Peygambere karşı olsaydılar Kur’an’a da karşı olurlardı. Çünkü Allah’ın takdiriyle kitabı o getirmiştir...

O halde biz “din tamamlandığı halde” dinimizi başka şeylerle tamamlamak gibi bir gaf yapmamalıyız. Tamamlanmış bir dine katılan şeyler bugünün tipik Müslüman postürünü sergiliyor. Kur’an’a göre rehber sadece Kur’an iken bizim için de öyle midir dersiniz?..

Bizler içtihad ve rivayet yoluyla az mı yasak icad ettik?.. Peygamber bile Allah yasallaştırdı ise katamıyor. Ayet-i kerime mealen şöyledir: “Allah’ın kendisine yasallaştırdığı bir konuda Peygambere herhangi bir engel yoktur. Bu, öteden beri gelmiş geçmişlere uygulanan Allah’ın sünnetidir. Allah’ın emri belirlenmiş ve kesinleşmiştir.” (33:38).

Başka bir yerde de şöyle dehşet bir ayet mevcuttur, mealen: “Yoksa Allah’ın izni olmadığı halde onlar için dini kurallar ve yasalar ortaya koyan ortakları mı var? Daha önce belirlenmiş bir karar olmasaydı onların arasında yargı verilirdi. Zalimlere acı bir azap vardır.” (42:21) buyruluyor.

Allah dini yasalar konulmasına izin vermiyor; haram ve helal yetkisini de kendinde bulunduruyor. Başka bir yerde de Kur’an’ın yeterliliği konusunu da içeren şu ayette bakın ne güzel buyrulmuştur: “Allah’tan başka yasa koyucu mu arayayım? O ki size Kitabı detaylı olarak indirmiştir. Kendilerine Kitap vermiş olduklarımız Onun Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler. O halde kuşkulananlardan olma.” (6:114).

Çok ilginçtir ki akıl sahipleri akıllarını kullansın diye başka bir ayette tam bir detaya girmiştir: Diyelim ki sizin mahiyetinizde olanlar var, diyelim ki büyük servetiniz ve fabrikalarınız var, işçilerinizin patronusunuz, büyük bir şirketiniz var; o işçiler mallarınıza ortak gibi davransalar kabul eder misiniz? Peşinen reddedersiniz. Fakat kendi ortağınız için paylaşıcı olursunuz. Allah da ortaksız olduğuna göre neden çekinsin? Neden mahiyetindekilere buyurmasın? Tüm rızıkların hakiki sahibi Allah iken aciz kullar nasıl sahipmişler gibi hiç şükretmeden ya da pek az şükrederek nankörce davranabilirler? Ayet-i kerime çok çarpıcıdır; mealen: “İşte size kendi içinizden bir örnek veriyor: Emriniz altındaki kimseleri, size verdiğimiz rızıklarda size eşit ortaklar olarak kabul eder misiniz? Birbirinizden çekindiğiniz gibi onlardan da çekinir misiniz? Aklını kullanan bir toplum için ayetleri böyle detaylı açıklarız.” (30:28).

Şirket, şirk, müşrik sözcükleri birbirine aittirler. Kimse Allah’ın mülkünde onun şirket ortağı imiş gibi davranamaz. Davranan müşrik olur ve ebediyyen kaybeder. Allah’ın şirketi ve ortağı yoktur. Buna cürret eden hem utandırılır, hem cezalandırılır.

Mademki Kur’an-ı Kerim böylesine açık ve detaylıdır daha ne istiyoruz? Neden Kur’an konusunda razı olmuyor ve yeterli bulmuyoruz?

Burada bazısı şöyle diyecektir: “Biz avamız bize yetmez, tefsire bakmak gerekir. Ancak alimler anlatırsa anlarız.” Bu sorgunun cevabı basittir. Hadis açısından bu şöyle sorgulanabilir: Bir ayette buyruluyor ki; mealen: “Bilgi ile donanmış bir toplum için ayetleri, Arapça bir Kur’an halinde ayrıntılı kılınmış bir kitaptır bu.” Şimdi bu ayeti anlamak için hangi hadislere başvuracaksınız? Bu ayeti gerçekten anlamadınız mı? Anladı iseniz Allah’tan daha ne istiyorsunuz?.. İnanın ki açıklık bakımından hadisler öyle şerhlere maruzdurlar ki, ayetler nice hadislerden daha açıktırlar. Ayetler fıkıhtan ve fetvalardan da açıktırlar. Ne hadisler ne de fıkıh ayetlerin temas etmediği çok önemli bir konuyu bulamaz ve konu edemez. Dünyanın öküzün boynunda olduğu hadisi zorlama bir yolla o kadar farklı ve uçuk şerhlere maruz kaldı ki bu hadisten bütün ayetler daha açıktırlar.

Kamer süresinin 17., 22., 32., 40. ayetleri hep aynı mesajı vurgularlar: “Bu nedenle, biz bu Kur’an’ı akılda kolay tutulur kıldık: Öyleyse, yok mudur ondan ders almak isteyen?”

Görüldüğü gibi ayetlerde ders almaktan söz ediliyor. Demek ki akılda kolay tutulur kılmak kolaylaştırılmasıyla alakalıdır. Hatta aynı sürenin 15. ve 51. ayetlerinde de, “öyleyse yok mudur ondan ders almak isteyen?” diye sorulmaktadır. Göz atın bakalım 17:46, 18:57, 5:48 - 49, 6:114, 10:15, 36:69, 52:34, 16:35, 31:6, 36:70, 11:1, 41:3 vs. pek çok ayet hep sözünü ettiğimiz mesajları vurgulamaktadır. Zaten bizim bunlardan söz etmemizin nedeni de bu vurguların mevcudiyetidir.

Hangi hadislerin şerif olduğunu bilmiyorum. Belki tahmin edebilirim, ama emin olamam. Şerif, şerefli demektir. Kur’an’da , “Kur’an sizin şerefinizdir” buyrulan bir ayet var. Bu nedenle kesin kez eminim ki Kur’an « şerif » tir. Nedense şu ana kadar zanna rağmen hadislere şerif demeyene ve ayete rağmen - mübin ya da kerim demek her ne kadar güzelse de - Kur’an’a şerif diyene rastlamadım. Rehberiniz Kur’an-ı Şerif olsun… Artık bu şerefli Kitaba elbette ki mübin de diyeceğim, kerim de diyeceğim ama, şerif de diyeceğim…

Şeytanın Kur’an-ı Şerif’ten uzaklaşmamız için bulduğu mazeretleri kaale almayalım… Şu ayeti asla unutmayınız: “… Ben yalnız bana vahyedilene uyarım…” (10:15).

                                                            ASRIN İDRAKİNE GÖRE HADİS USULÜ (9) 2006 Yüksel YILMAZ

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019