HADİS ÇELİŞİR, KUR’AN ÇELİŞMEZ!

Aynı kaynakta hadislerin çelişebildiğini görmek iki nedenden dolayıdır:

1-Daha önce gerçekleşmemiş bir olayın daha sonra gerçekleşmesi,
2-Uydurma olması.

Birincisi bize şu dersi veriyor: Demek ki Peygamberimiz  falanca tarihe kadar bir şeyi yapmadığı için sahabesi tanık olmadığını söylemiş ve bu tanıklık rivayet olarak zincir oluşturmuş olabilmektedir. Daha sonra o şeyi yapsa dahi bundan haberi olmayanlar o rivayetin rivayet edilmesini sürdürürler. Hatta bu raviler yapılan o şeyi hayatları boyu duymama ihtimaline de sahiptirler. Mesela Peygamberin ayakta su içmesi ya da kırmızı elbise giyme meselesi gibi… Yani çelişen hadis çeşitli olasılıklara sahip olabilir. Uydurulmuş olabilir de olmayabilir de… Asıl olan Ku’ran-ı Kerim’le çelişmemektir. 

Mesela Peygamberin ayaküstünde idrar döktüğüne Hanbel (4/246;5/382, 394) kaynak olurken, aynı Hanbel asla ayaküstünde idrar dökmediğine de kaynak tır (4/196; 6/136, 192, 213). Buhari’nin 1. cildinde de mesela mübarek günler konusu böyledir. Buhari’de daha başka pek çok yerde buna rastlıyoruz. Müslim, Ebu Davud,Nesai,İbn-i Mace gibi en popüler diğer muhaddislerde de durum böyledir. 

Bu durumda hangisini seçeceğimiz bellidir. Elbette ki hangisi hüsn-ü zanna ve Kur’an ahlakına uygun ise onu. Yani hadisi Kur’an’a başvuracağız. Zira güvenilen güvenilmeyene değil, sı sadece merak gidermeye yarar ve hiçbir mesaj vermez.;çünkü kimi açık kimi kapalı olan rivayet yüklü hadisler,ondan çok daha açık-apaçık-bir ilahi kelamı açıklayamaz. Kur’an zaten bir açıklama olarak indirilmiştir. Peygamber bile ona müdahale edemez, bir tek şey katamaz. (Bakınız: Hakka süresi 44).

Çelişen hadsilere rastlanmasından da bellidir ki, hadisin birinin ya da ikisinin de uydurma olma ihtimali gayet yüksektir. Aslında çelişmeyen hadisler için de bu gerçek değişmez. Korunmayan bir sözün akla uygun olup olmaması önemli değildir; önemli olan sözün korunmasıdır. Koruyan ise sadece Allah’tır ve o sadece Kelamını korumuştur.

Peygamberin  hadisler yazdırdığına dair olan hadisler de çelişir. Mesela bir hadiste, “Peygamber Amr b. As’a söylediği he sözü yazmasını emretti.” (Hanbel 2/162, 192, 207) der iken, başka bir hadis şöyledir: “Ömer, Peygamberden, halkın doğru yoldan sapmamaları için kendisine bir şeyler söyleyip yazmasını istediğinde; Peygamber:’Allah’ın kitabı bize yeter’ dedi.” (Buhari İtisam 26,İlim 39,Cenaiz 23,Vasaya 22).

Hangisi doğrudur?.. Eğer Hanbel’in aktardığı doğru ise ta o günden beri bugüne kadar hadislerin korunması, toplanması ve muhafazası neden disipline edilmedi? Neden ta Buhari’lere kadar hadis araştırılmadı ve yazılmadı? Neden Ebu Hanife’ler bu işe el atmadılar? Hatta sahabe Ömer’in Ebu Hureyre’ye hadis nakletmemesi konusunda şiddetli tehditlerin yer aldığı hadisler de var… Yine eğer Hanbel’in aktardığı doğru isesahabe  Ömer neden böyle yapsın? Yok eğer Buhari’nin dediği doğru ise Ebu Hureyre, sahabe Ömer’in vefatından sonra neden onu dinlemeyip binlerce hadis rivayet etmekte üstelik rekor kırdı? Yine Buhari’nin dediği doğru ise ve tabi Müslim’in dediği doğru ise yani “Allah’ın kitabı bize yeter” denilerek hadis yazdırılmadı ise,neden Buhari ve Müslim başata kendileri naklettikleri bu hadise rağmen,”Allah’ın kitabı bize yeter” demeyip binlerce hadis nakletmeyi sürdürmüşlerdir?..

Yine Hanbel,”Peygamber Amr bin As’a söylediği her sözü yazmasını emretti” dediği halde, buna zıt olarak şunu da rivayet ediyor: “Peygamber,’Benden Kur’an haricinde hiçbir şey yazmayınız. Kim benden bir şey yazdıysa onu imha etsin’ buyurdu.” (Hanbel 3/12, 21, 39; Müslim, Zühd 72).

O halde hadislere yaklaşırken Kur’an dikkate alınmalıdır. Peki Peygamber bunların hangisini söylemiş olabilir?.. Muhaddisler çelişiyor olduklarına göre çelişmeyen ve dikkate şayan tek ölçü Kur’an-ı Kerim’dir!
Çelişen hadis sayısına bakılırsa, değil bir Peygamber, sıradan biri bile bu kadar çok çelişmez… Şu halde çelişkiler muhaddislerin malıdırlar…

Şöyle bir hadis vardır: “Peygamberin vefatı yaklaştığında odada içlerinde Ömer’in de bulunduğu birkaç kişi vardı. Bir ara Peygamber:’Geliniz, sizin için bir daha asla sapmayacağınız bir yazı yazayım’ dedi. Bunun üzerine Ömer:’Peygamber hastalığın etkisiyle ne dediğini bilmiyor, Kur’an yanınızda, Allah’ın kitabı bize yeter!’ şeklinde konuştu.” (Buhari Cihad 176,Cizye 6,İlim 49,Mezra 17,Meğazi 83,İtisam 26;Müslim Vasiyye 20, 21, 22;Hanbel 1/222, 324, 336, 355).

Görüldüğü üzere ne kadar ’inanmayın’ desek de bu rivayet çok sayıda ve çok popüler kaynaklarda kayıt altındadır.

Doğrusunu elbette Allah bilir; ama ben şahsen bu rivayetin doğruluğuna şüpheyle yaklaşıyorum. Elbette ki ölüm iyice yaklaşınca, bazı insanlar kendilerini kaybederlerken, bazıları ise son nefese kadar gayet kendindedirler. Peygamber için ikincisi söz konusu olmuştur diye Onun hakkında hüsn-ü zan etmeyi ravilere tercih ediyorum. Yani burada ya kaynaklara ya da Resulullah’a –ikisinden birine- hüsn-ü zan etmek durumundayız. Seçmek gerekiyor ve ben Resulullah’ın o duruma gelmediğine inanmayı seçiyorum. Bu hadise inanmakla muhaddisleri seçenler kendileri bilirler… Ben bu rivayetlere inanmıyorum… Nasıl olsa imanın şartı değiller…

Bu durum bize bir ayet mealini hatırlatıyor:“Allah’tan ve ayetlerinden sonra hangi söze inanıyorsunuz?” (45: 6)

Bu ayet meali de Zümer süresindeki şu ayet mealini hatıra getiriyor: “Onlar sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah’ın doğruya ilettiği temiz akıl sahipleridirler.” (39: 18)

Gelenekçilik hadisler konusunda ne öğretti ise öyle olmak tabii bir sonuç olabilir; fakat bu demek değildir ki,’aldırma, geç, git, bu dünya böyle gelmiş böyle gider…’

Bizler hadislerin karşısına tümden çıkmıyoruz ve elbette ki ölçülü çıkıyoruz. Muhakkak ki Kur’an’a uygun hadisler de vardır. Mesela Tirmizi’nin şu hadisini sevgili Resul’ün demiş olma ihtimali çok yüksektir:
“Kur’an’dan başka hidayet kaynağı arayan sapıtmıştır.” (Tirmizi 2906).

Mesela bu hadis mealini vereceğimiz ayetlerle de gayet uyumludur: “Bu sana indirilen bir kitaptır. Onunla uyarman ve insanlara öğüt vermen konusunda göğsünde bir kuşku ve sıkıntı olmasın. Rabbinizden size indirileni izleyin, O’ndan başkalarını dost edinerek izlemeyin. Ne kadar az öğüt alıyorsunuz.” (7:2,3).

Böylesi ayetler var iken,üstelik Kur’an’a uygun hadisler bile uydurmak mümkün iken,mesela Kur’an’a uygun olan Tirmizi kaynaklı bu hadis bile ‘Kur’an’dan alamayacağımız neyi’ veriyor bize?..

Peygamber bile Kur’an’la uyarıyor iken biz hadislerle mi uyaracağız?.. Diğer ayetten de anlaşıldığı üzere Rabbimizden bize indirileni yani Kur’an-ı Kerim’i izlememiz isteniyor. Eğer biz bu ayeti sadece o zamana hitabediyormuş gibi düşünürsek Kur’an’dan koparız…

Kur’an’dan kopmak ve koparılmak… Aslında bu gelenekçi Müslümanların en büyük derdi olmalıdır… Resulullah sevgisiyle hadislere yapışılacağına, Allah ve Resulü’ne olan sevgiyle Kur’an’a yapışılmalı ve Kur’an tek rehber kabul edilmelidir… Hadisler muhaddislerin malıdır… Din Kur’an’da tamamlanmıştır… Gerisi sadece ilim olabilir…

“… Rabbini yalnızca Kur’an’da andığın vakit dönüp kaçarlar” (17:46) ayetindeki “yalnızca” kelimesinin yerini değiştirerek anlam kaydırmakta gelenekçilerin niyetleri nedir?..

Bu gelenekçilik aslında Emevilerle başlamış olup, Abbasi ve Osmanlı dönemlerinden günümüze kadar taşınmıştır… Peygamber ve sahabesi döneminde olmadığı için Kur’an ve sünnete uygun olmayan reformist bir gelenek oluşturulmuş olup, kastettiğimiz gelenekçilik budur. Vaktiyle dinde olmayan şeylerin katılmasının adıdır reformist gelenekçilik… Bu tiplerden bazılarını Peygamber ve sahabesi dönemindeki itikadi anlayışa çağırdığınız zaman kullandığınız sözler bid’at ve hurafelerden uzak olduğundan onlara hayli yeni gelir. Bu nedenle çok komik ama sizi reformist zannederler… Oysa ki dinde reforma kalkışanlar aslında onların ta kendileridir… Onların ne çokça kıldığı namazları, ne çokça tuttukları oruçları, ne de çokça gittikleri hacları, ne de Kur’an’a yaklaşımları Resul ya da sahabe gibi olmayıp değiştirilmiş ve yerleşmiştir. Öyle oturmuştur ki artık, dokunursan aslına dokunuyorsun zannederler…


ASRIN İDRAKİNE GÖRE HADİS USULÜ(5) Tarih : 10.04.2006


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019