HADİS YOLUYLA ATILAN İFTİRALARA ORTAK OLMA!

Bazı hadis karşıtları toleranslı iken, bazıları ise hadislere şiddetle karşıdırlar. Hadisler doğru ya da yanlış pek çok rivayeti taşırlar. Bana kalırsa her ne olursa olsun, ister akla isterse nassa karşı olsun hadislere önyargıyla iman etmek kadar olmasa bile, önyargıyla tamamen hadis karşıtı olmak da aşırı bir tutumdur. Fakat yanlışa iman etmeye müsaade yok, zannı reddetmeye müsaade vardır.

 Öyle hadisçiler vardır ki teslimiyetle kişiyi şirke götürerek, hadisle nassı bile neshe vardırırlar. Ayetin nesholduğu yalanı nedeniyle alışmıştır-hadisle de, fıkıhla da, kelamla da neshetmeye kalkışır. Nesh konusuna giren o kadar ilmi (!) alan vardır ki bir araya geldiler mi neredeyse tüm ayetlerin neshedilmesinin bir bahanesini bulurlar. Vahye ters düştüğü umulan bir hadis vahyi anlamamaktan dolayı size öyle gelmiş de olabilir. Çünkü meallerde de yer yer hatalar vardır. Meal demek Kur’an demek değildir…

Kur'an-ı Kerim'de nesh konusu önceki kitaplarla (Tevrat, Zebur, İncil’le) alakalıdır. Kur'an'ın gelişiyle o kitaplardakiler nesh olmuştur. Çünkü o kitaplarda tahrifat söz konusudur; Allah şartlara göre vahyeder ve Kur'an ‘benzer olarak ya da şimdiki şartlara daha uygun olarak’ öncekileri ihtiva eder. Tevil yoluyla bozulan ilahi kitabeleri öncekiler gibi ilahi olarak gelmiş bir kitab olan Kur'an nesheder. Zaten ayet "...benzerini ya da daha makulünü ..." getirmekten bahseder. Neshedici olarak kastedilen Kur'an ayetleridir; içtihadlar ve rivayetler değil. Sen kimsin Allah'ın sözünü neshedeceksin ey taharete ihtiyacı olan aciz?..

Elbette ki hadislere iman edilmez. İyi niyet kurtarır mı bilmiyorum-Allah bilir. Ama böyle şansgele-rastgele ya da “ya tutarsa” deyip de ahiret yoluna çıkılmaz. Cennet piyango usulüyle kazanılmaz. Adeta yazı-tura atmak gibidir; hatta kaybetme ihtimali çok daha yüksek olmakla birlikte... 

Tamamen hadis karşıtı olmaktan imtina nedenim, ola ki Resulullah (a.s.) söylemiştir ve rivayet doğrudur-reddetmiş olmak istemem. Muallâk olmak en isabetli yoldur. Sonuç olarak Allah hadisleri koruyacağını vaat etmemiştir. Fakat Kur'an'a uygunsa amel edilmesinde ne beis olabilir?.. Bu konuda çok çok az da olsa esnek olunabilir.

Akla ve nakle (vahye) aykırı gelen pek çok hadisin rivayeti Ebu Hureyre'ye varmaktadır. Ebu Hureyre'nin bunu rivayet ettiği ne kadar doğrudur? Ettiyse doğru söylediği ne kadar doğrudur? Hz. Ömer’in Ebu Hureyre'ye hadis nakletmemesi konusunda şiddetle uyarıda bulunduğu ne kadar doğrudur? Zira bunlar da hadistirler. Ebu Hureyre'nin naklettikleri de onun hakkındaki olumlu-olumsuz nakiller de hadistirler. Mesela Mervan bin Hakem'in orijinal olan Kur'an'lardan birini yaktığı da hadistir; o kişinin Buhari'de ravi olması da hadistir... Nasıl olur da Buhari gibi biri onun gibi birinden hadis alır da Ebu Hanife gibi birinin tek bir hadisine bile yer vermez?.. Hadis dünyası oldukça karışık ve karmaşıktır. Mesela Peygamberin Miraç'ta bindiği iddia dilen Burak'ın rengi rivayetlerdeki onca renkten hangisidir ve hatta Burak uydurma bir şey midir?.. Peygamber ‘Allah’ın yanına yükselmiş’ değil de ‘Allah’ın indinde yücelmiş’ olmasın sakın?..

Mümbit bir toprağa sahip olan hadis dünyasına ne eksen biter. Bu nedenle sorgulanmaya gayet müsaittir. Dolayısıyla biz hadisleri ancak-ki o da Kur'an'a uymak kaydıyla ya da Kur’an’a uygunsuz olmaması kaydıyla-amel olarak değerlendirebiliriz. Mesela namazda bazı hareketler konusunda yararlanılabilir. Bazı hadislere göre Peygamber namazda kalkarken bir eliyle yerden güç alır yani yere dayanır, öyle kalkarmış. Bunu okuduğumdan beri süratle kalkmıyor, böyle yapıyorum. Bana faydasının olup olmayacağı tartışılır; ama dizlerime daha az yük biniyor ve daha rahat kalkıyorum-bu kesin. Bu bir detay da olsa zihnimin bir köşesinde kalabalık etmez-belki de Peygamberimiz (a.s) ilk namazlarında nispeten genç iken yere yaslanmadan kalkıyordur. Detay olduğunu da kabul ediyorum; çok önemli de olmayabilir. Zira bir şey çok önemli olsaydı Kur'an mutlaka söz ederdi. Kur'an-ı Kerim'de bir yerde, "...Biz Kitapta hiçbir şeyi noksan bırakmadık..." (6.38) ve başka bir yerde de "...Rabbin unutkan değildir..." (19.64) buyrulmaktadır.

Radikal şekilde hadis karşıtı olanların en çok sorduğu ve sorguladığı sorulardan ikisi şudur: "Neden Buhari, Hanefi mezhebinin imamı Ebu Hanife gibi hem takva hem şehid bir allameden bir tek hadis bile rivayet etmiyor?” ve “Mervan b. Hakem gibi orijinal Kur’an’lardan birini yaktığı kaydolmuş bir zalimden ve Ebu Hureyre gibi sabıkalı bir yalancıdan hadis rivayet ediyor?" Çok çarpıcı olan bu soruyu tahlil edecek olursak sorunlara da ulaşırız. Mesela maddeler halinde şunlar söylenebilir:

-Buhari Şafii idi ve o zamanlar Şafiilerle Hanefiler birbirini eh-i sünnet dahi kabul etmiyorlardı...

-Ebu Hanife'den hadis almaması Buhari’nin büyük noksanı ve gafı olabilir...

-Mervan b. Hakem'in orijinal bir Kur'an yaktığından nasıl emin olunabilir?.. Nihayet bu da bir rivayettir. İşimize gelen rivayeti kabul, işimize geleni reddedemeyiz. Bu konuda icma ya da tevatür var mıdır?... Mervan b. Hakem bunu niçin yapmış?.. Kafir mi, münafık mıymış?.. Yoksa kitaba bir şeyler mi bulaşmışmış?.. Niyeti nedir?..

-Ebu Hureyre gerçekten çok aşırı hadislere imza atmıştır. Fakat gerçekten hepsi de ona mı aittir?.. Ebu Hureyre imzalı hadisler ona ait olsun olmasın sonuç olarak elbette o hadislere temkinli yaklaşılması gerekir. Ebu Hureyre hakkında söylenen olumlu-olumsuz rivayetler ne kadar doğrudurlar ve doğrulukları ya da yanlışlıkları ne kadar ispatlanabilirler?.. Araştırınız...

-Usulcüler Hz. Aişe kaynaklı hadisleri Ebu Hureyre kaynaklı olanlara tercih ederler. Araştırınız...

O halde hadislerle kafa karıştırmaya gerek yok. Karmaşıklığın çok yoğun olduğu alanda Kur’an’da bulamadığımızı ‘araştıran akılla’ telafi etmeliyiz. Zaten İsra süresinde ayet apaçık buyurur ki:
"Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme; çünkü kulak, göz ve gönül hepsi bundan sorumlu tutulacaktır" (17.36).

Kur'an-ı Kerim tastamam, mükemmel ve detaylı mıdır? Kur'an anlaşılması kolay bir kitap mıdır? Bu her iki sorunun da cevabı kocaman bir 'EVET' tir. Fakat hadislerin anlaşılmasının zor olduğuna ve detayda gereksizliğe delil teşkil edecek birkaç hadis misal verebiliriz:

Mesela namaz kılan biri kendini Allah'a verdikten sonra önünden bir şey geçince niçin namazı bozulsun? Kan akınca abdest bozuluyor ise namaz esnasında ameliyat olan Hz. Ali'yle ilgili o meşhur hadis ve/veya hadise nasıl gerçekleşebilmiş? Bunlar hep kapalılıktır. Hadiste denilir ki:

"Namaz kılan bir adamın önünden eşek, kara köpek ve kadın geçerse namazı bozulur" (Buhari 8/102; Hanbel 4/86).

Şimdi gel de sorgulama... Yahu namaz kılan karşıya bakmıyorsa ve o anda kendini Allah'a bırakmış ise ve de kendi iradesinin dışında olarak o masum bir şekilde namazını kılıyorsa önünden geçen eşekten ona ne?.. Cahil halk tabakasında eşek hep kötüyü temsil eder... At geçse idi sorun olmayacaktı. Ya da o esnada önünden kara fakat ille de kara bir köpek geçti... Eyvah, namaz gitti... Böyle şey mi olur? Şayet köpek beyaz olsaydı mesele kalmayacaktı. Ne yani yarısı kara yarısı beyaz olsaydı fetva kurulu mu oluşturulacaktı?.. Cahil halk tabakasında kara köpek de hep kötüyü temsil eder. Ya da o esnada önünden kadın geçse-ki kadın deniyor kim olursa olsun fark etmez demektir-namaz güme gidiyor... Hz. Aişe geçse bozuluyor, Ebu Cehil geçse bozulmuyor. Neden? Adamın aklı kadına takılır diye mi yoksa kadın hakir bir varlık olduğu için mi? Herhalde hakir olduğundandır; zira eşek ve kara köpekle birlikte zikrediliyor... Böylece cahil halk tabakasında kadın da hep kötüyü temsil ediyor... Emin olun ki cahilin eşşekliğine eşekler bile yetişemezler…

Bunun senin namazınla ne alakası var? Kur'an'a bak bakalım böyle şeyler var mı? Namazda huşu istiyor... Gösteriş için kılmamanı istiyor... Namaz konusunda bizim müslümanların aslında iyi bildiği yaygın bir bilgi vardır: Namazı bedenen kılacak durumda değilsen bile gözlerinle-ima ile kıl. O halde asıl olan ruhsallıktır. Aklın başka yerde iken eğilsen ne olur? Aklın Allah rızasında olunca önünden fil geçse ne olur, şeytan geçse ne olur? Bedenen müsaitsen kıyam, rükû, secde nasıl farz ise samimiyet de o kadar farzdır. Daha ne olsun?.. Kulun miracının secde anı olması gibi… Yahu kendini Allah’a verdiğin an kıyam anı olur da secde anında tatile nasıl gideceğini düşünürsen bu durumda Allah’a yakın olmanın ruhsalı mı olur, bedenseli mi olur?..

Başka bir hadiste denilir ki:
"Bir grup maymun zina eden bir maymunu yakalamış ve taşlama cezasını uyguluyorlardı. Onları bu haklı işte desteklemek için ben de taş atarak yardım ettim" (Buhari 63/27).

Bu hadis Buhari'den diye şimdi sen gel de bunu "Peygamberimiz buyurdular ki.." diye takdim et... Olacak iş midir? Bu ifadeyle Peygambere (a.s.) kimler iftira attı bilmiyorum ama Allah elbette biliyor! Lakin bunlar bir müslümanın ağzından çıkacak sözlere benzemiyorlar. Buhari binlerce hadisi terk etmiş, geriye sahih olanları bırakmış ve çok titiz olmuş imiş-gerçi bu iddia da hadistir-o halde bu hadisler onun gözünden mi kaçmıştır? Yoksa Buhari'nin titiz olduğuna dair olan hadis mi sahih değildir? Sahi sahih denilen hadisler bir yana, her şeyden önce onlara sahih diyen hadisler sahih midirler?.. Zira sahih diyen sahih değilse, sahih denilenler otomatikman sahih olmayacaklardır!

Bu hadisle ilgili olarak sormak lazım: Maymun bir hayvan değil midir? Hayvandır. O halde maymunlar zina ederler mi? Hayır. O halde bunu koskoca Resulullah (a.s) bilmez mi? Bilir. O halde bu hadisi Buhari niçin aktarmıştır? Allah bilir. O halde hadisleri rivayet edenin adı ne olursa olsun temkinli yaklaşılması gerekmiyor mu? Evet. Bu hadisi uyduran dalgasını da geçerek Peygamberin maymunlardan öğrenmesinden söz ediyor...

Darwin’in ilham aldığı bir kafa mı bunu uydurmuştur? Bir gurup maymun zina cezasını nasıl verebilir? Maymunun dini mi var? Onu yakalamış recmediyorlarmış... Sonra da Peygamberi buna alet ederek o da taşlamış ve bunu buyurmuş... 

Allah herkesin defterini düreceği günde bunları uyduranlara da uydurulanlara uyanlara da hesabını soracaktır... Sen Peygamberine böyle bir yalanı ve ilkelliği yakıştırıyor musun? Elbette yakıştırmıyor olmalısın... 

 ASRIN İDRAKİNE GÖRE HADİS USULÜ (3)Tarih: 16.03.2006 / YÜKSEL YILMAZ


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019