CIMBIZLA SEÇİLEN HADİSLERLE YÖNLENDİRİLDİNİZ!

Bir yerlere hadis-i şerif yazılırken hep iyisi seçilir. Böylece tüm hadislerin iyi olduğu zannedilir. Çünkü nerede bir hadis okunsa seçilerek oraya konmuştur. Hiçbir takvim yaprağında ya da geleneksel dini bir kitapta şu hadise rastlayamazsınız:

“Peygamber, savaşta kadınların ve çocukların öldürülmesinin bir sakıncası olmadığını söyledi”. (Buhari, Cihad/146; Ebu Davud:113)

Neden? Çünkü okuyunca hoş bir etki bırakmıyor. Fakat bu hadise Buhari, Cihad/146; Ebu Davud:113 gibi itibar edilen kaynaklarda rastlayabilirsiniz.

Benzer kaynaklarda kadınlara ve çocuklara dokunulmamasıyla ilgili tam tersine ifadelere de rastlıyoruz. Bunlardan bir tanesinde yahudilerin çocuklarına zarar verenler uyarılıyor ve onların ileride müslüman olabilecekleri vurgulanıyor.

Burada çelişen nedir? Hadislere ‘Peygamber sözü’ diyenlere göre Peygamber mi çelişiyor? Biz ‘raviler çelişiyor’ diyoruz. Resulullah’ın (A.S) çocuklara ve savaşın dışındakilere zarar vermeyeceğine hüsn-ü zan ediyor, inanıyoruz. Çünkü Kur’an, Resul’ün karakterinin inanmayanlara da merhametli olduğunu ve (muallaki konularda, fitnede) hüsn-ü zan etmeyi öğütlüyor.

Bir hadis çok takdir edilen iki ayrı kitapta çelişebileceği gibi, aynı kaynakta da çelişebiliyor. Örneğin Hanbel’de şöyle bir hadis geçiyor:

“Peygamber hiçbir vakit ayaküstünde işemedi”. (Hanbel 4/196;6/136, 192, 213).

Fakat yine aynı Hanbel’de şöyle de geçiyor:

“Peygamberin ayaküstünde işediğini gördüm”. (Hanbel 4/246;5/382, 394). 
Aynı hadis Buhari’de de var:(4/60, 62).

Buradan birçok ders çıkıyor:

1. Bir hadis sağlam olduğu düşünülen iki ayrı kaynakta çelişebilir.

2. Bir hadis sağlam olduğu düşünülen aynı kaynakta da çelişebilir.

3. Tut ki insan aşırı derecede sıkışmıştır; ayakta idrar dökmeye mecbur kalmıştır; bunda ne beis vardır? Gayet doğaldır. Bir kimse tarafından böyle görülmesi onun bunu adet edindiği anlamına gelmez.

4. Değil bir Peygamber herhangi bir erdem sahibinin bile idrar dökerken başkasının görebileceği bir yeri tercih etmeyeceğini düşünmek daha akıllıcadır.

5. Temizlik konusuna bu denli önem veren bir insan ayakta idrar dökmemiş olmalıdır. Çünkü bu temizlenmede sorun doğurabilir.

6. Raviler ne duyduysalar onu duyurdular; belki de bu konuda en ufak bir bilgi yoktur. Duyum başka, gerçek başkadır. 

7. Onun ayaküstünde idrar dökmediğini söyleyen bunu cidden, gerçekten ve edeben söyleyebilir. Peki, ayakta idrar döktüğünü söyleyenin eline ne geçecektir? Ona ne faydası vardır? İyi bir müslümandan bunu rivayet edileceğini umar mısınız?

Varyasyonlar artırılabilir; fakat asıl sorulması gerekene gelelim…

Kur’an-ı Kerim’e baktığımız zaman daima faydalı konulara rastlıyoruz. Müslümanlar Peygamberin idrar dökme konusunu bilmekten bir şey elde etmezler. İdrar dökmenin otururken daha edepli, daha temiz ve daha rahat olabildiği ortadadır. İnsan bunu deneyimleyebiliyor ve hadis olsun olmasın anlayabiliyor. O halde ne diye böyle bir konuya Peygamberin adını karıştırıyorlar? Peygamberi neden böyle bir konuyla anıyorlar? Onunla ilgili rivayetlerden bizim yararlanacağımız, müslümanların dertlerine derman olacak onca konu varken bu mesele hangi derdimizi halledecektir? Kime lazımdır?

Bir insan anasının, babasının, avradının, evladının su dökmesini edep olarak konuşturmaz iken, nasıl olur da onlardan da çok sevdiği Peygamberinin konuşturur? Onun ahlakını Kur’an-ı Kerim’de bulabiliyoruz. Rivayetler onun ahlakını her zaman sağlıklı yansıtamazlar.

Kur’an-ı Kerim’de de sabit olduğu üzere Allah, sevgili Peygamberimizi düşmandan korumuştur. Kur’an-ı Kerim’i ise tahrif edilmemek üzere sonsuza kadar koruyacak ve korumaktadır. Fakat hadisi koruyacak diye bir kaide yoktur.

Şu halde Kur’an’dan emin olduğumuz gibi, hadislerden emin olamayız. Bu bütün hadisleri bir taraf atmak değil, itikatta Kur’an’ı tek ölçü kabul etmek ve amelde en üste oturtmak, baş üstünde tutmaktır. Zira hadislere iman etmek gibi, tamamen dışlamak da yanlıştır. Hadise iman eden şirke girerse, dışlayan da ola ki Resul’ün (A.S) söylediği bir sözü belki dışlamış olur -bu durumda içimiz rahat edemez-. Zaten kasten dışlayan kâfir olur. Burada niyetler elbette önemlidir.

Mesela ben şu hadisin uydurulmuş olduğuna inanıyor Peygamberin demiş olamayacağını düşünerek, iyi niyetle dışlıyorum. Bu hadisi Buhari’nin, Müslim’in ya da Ebu Davud’un rivayet etmesi beni ilgilendirmiyor. Hadis şöyle:

“Keçinin yemesi sonucu Kur’an’dan çıkan taşlama (recm) ayetini Ömer Kur’an’a tekrar sokmak istedi; ancak halkın dedikodusundan korktuğu için cesaret edemedi”.(Buhari 53/5; 54/9; 83/3; 93/21; Müslim, Hudud 8/1431; Ebu Davud 41/1; Itkan 2/34).

Benzer bir hadis de şöyledir:

“Zina yapan evlilerin taşlanarak öldürülmesini emreden ayet, Aişe’nin döşeğinin altındaki sahifede yazılı bulunuyordu. Peygamber ölünce Aişe onun defin işlemleri ile meşgulken, evin açık kapısından içeri giren bir keçi o sahifeyi yedi ve böylece taşlama cezası Kur’an’dan çıktı; ama hükmü devam ediyor”. (İbni Mace 36/1944; Hanbel 3/61; 5/131; 132; 183; 6/269).

Şimdi siz korunduğunu söyleyen Kur’an’a mı inanacaksınız, bu kaynaklara mı? Bakınız Yüce Allah buyurmuştur:

“Hiç kuşkusuz o zikri (Kur’anı) biz indirdik; her hal ve şartta onu muhakkak koruyacak olan da biziz”. (15.9)

Buradan şu sonuç da çıkıyor: Biz Kur’an kadar Buhari’lerden emin olamayız. Bilginler abartılarak hayran bırakılabilirler. Nitekim takım tutar gibi cemaat ya da âlim tutanlar vardır. O halde bazı rivayetlere göre hani Buhari binlerce hadisi atmış geriye en güvenilir olanları bırakmıştı ve bunların hepsini ezbere biliyordu? Zikrettiğimiz bu sapık hadisleri ezberlemesi ya da bu günlere taşıması makul müdür? 

Ben bunların Peygamber tarafından söylendiğine inanmıyorum ve Kur’an’ın ruhuna aykırı bu gibi hadisleri dışlıyorum.

Dinde reformculuk Kur’an’a ters düşen hadisleri sevmektir, dışlamak değil. O kadar reformist olmuşlar ki, artık tartışılamaz hiçbir şeyi geriye bırakmamışlar… Gelenekçi reformistler… İyi kötü harmanlanan her şeyin muhafazakârları… Emevi, Abbasilerin ve Hinduistik Yeseviliğin Türklere intikal ettirdiği ne var ne yok hepsini yutmuşlar, yutturmuşlar…/b] Saltanatçı devletlerden aldıklarıyla saltanat devletleri kurmuşlar… Osmanlı bile dinin doğrularından kısmen nasibini almıştır ve bu nedenle kısmen iyidir. 

Fakat reformist kafa asla Resulullah (A.S) ve sahabesinde göremeyeceğimiz şekilde bidatlere ve hurafelere maruzdur. Padişahlar kardeş ve evlat katili olmuşlar, ecnebi hanımlarına bile daha çok değer vermişlerdir. Genelde anası ecnebi olanlar padişah olabilmiştir. Sonra buna da makul bir gerekçe bulunmuş ”devletin bekası için” denilmiştir. Devletin bekası için öldürülen çocukların hesabı sorulmamış, çünkü içtihad edilmiştir. Oysaki adam öldürmek İslam’ın en şiddetle karşı çıktığı günahlardandır. Diyeceksiniz ki “ya çocukları öldürmek”?.. Allah 2 yaşındaki suçsuz günahsız kardeşini öldüren Sultan Fatih’e "o sultandır mübah" diye benzer soruyu sormayacak mı?

“Ve 'diri olarak toprağa gömülen kızcağıza' sorulduğu zaman: «Hangi suçtan dolayı öldürüldü?» (81: 8-9).

Kur’an’da bunu bulamaz ve vicdanınıza rağmen kabul edemezsiniz. O halde rivayetler ve içtihadlarla Allah belamızı vermiş, ta Hz. Ali’lerden (R.A) beri sosyal olarak İslamiyet hakkıyla yaşanmamıştır. Ta o dönemlerde başlayan hastalıklar bugün kroniktir. Biz Kur’an’ı yalanlayan hadislere -Buhari de dese- karşı çıkarken eğer adımız hadis karşıtı oluyorsa, -Buhari de dese- böyle hadislere iman edenin adı ne oluyor dersiniz?..

Bu gaflet hadisin ayeti neshedebileceği ifratına kadar varmıştır; hatta içtihadın bile ayeti neshedeceğini söyleyenler vardır. Bunlar Kur’anı dışlayan gafiller, Kur’an’ın dışladığı şerefsizlerdir. Kur’an bizim şerefimizdir. Şu halde biz Kur’anı dışlayanı dışlıyoruz. Onu dışlayan ister hadis, ister fıkıh, ister kelam olsun fark etmez. Rest çekeriz!

Bizim gibi düşünenler oldukça Kur’an-ı Kerim’in rehberliğinin önüne hiçbir rehber koyamazlar…

***
Asrın İdrakine Göre Hadis Usulü 2, Tarih: 12.03.2006 / YÜKSEL YILMAZ


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019