“CAFERİ, Şİİ VE RAFİZİLERİN İNANÇ ESASLARI” YAZISI ÜZERİNE DEĞERLENDİRME

Sünni bir kaynaktan alıntı yaptığım bu yazıyı hiçbir etki altında kalmadan tarafsız olarak değerlendireceğiz. “Alıntılar” italik, “siyah punto yazılar” bizim yorumumuzdur.

1. ALLAH İNANCI:
-Beda (ilimden önce cahil olma) sahibidir. Buna karşın imamları bütün ilimleri bilir, onlara gizli bir şey kalmaz. Böyle bir sıfat yakıştırması ancak kullar için uygun düşer. Allah her an yaratmadadır ve her şey onun mahlûkatıyla şekillenir. Televizyon icat olurken ilhamı zihinlere düşüren, insanda bilgi birikimini sağlayan, oluşum için bir araya gelen tesisatı yaratan, o zaman ve o yerde “oluşa geç” derken tüm merhaleleri an be an var eden ve tüm bunları dilemesiyle gerçekleştiren Allah'tır. Burada yeni öğrenme kul içindir; Allah izin ve ilham vermekte öğrenen değil öğreten olmaktadır.
-Zaman, mekan, keyfiyet, hareket, intikal ve cisimlerin sıfatlarından hiçbiriyle sıfatlanamaz. O nuzül etmez, dünyada ve ahirette asla görünmez. Maalesef buna itiraz edecek Sünniler de vardır.

2. KUR'AN İNANCI:
-Mahluktur. Mushaf için mahlûk denebilir ama Kuran mesajdır ve mesaj mahlûk değildir; hem ağırlığı, hacmi, kütlesi yoktur hem de Peygamberimizin dilinden Arapça dökülmüş olsa bile aslen ‘Allahça'dır.
-Sahâbe tarafından ekleme ve artırma yapılmıştır. Böyle bir şey onu beşeri kılar; sahabe bile Kur'an kadar Allah'ın koruması altında değildir. Kur'an sahabenin biri hariç-o da olaya vurgu yapılmıştır-sahabenin adını bile anmamaktadır.
-Kur'an'dan ‘Velayet Suresi' ile ‘Ali ve Muhammed Ailesi' lafızları çıkarılmıştır. Böyle bir inanca sahip olduklarına inanmak bile istemiyorum; tanıdığınız bir Şii'ye sorun; iftira olabilir. Çünkü bu iftira değilse şirk olur. Neden kaynağı yok? Sünniler bu rivayetlerle bu tabakaları suçlarken onların Buhari'si de Maide suresinin aslında Bakara kadar uzunken keçinin yemesi sonucu Kur'an'ın eksildiğini rivayet etmiştir. Ama kendi kaynaklarından çok eleştirme gayretiyle başka kaynaklara baktıkları için bunu bilmemektedir.
-Cebrail (Aleyhi's-Selam) in getirdiği Kur'an 17000 (on yedi bin) ayetti, halbuki şu an 6236 ayettir. İşte kaynak verilmeden söylenmiş bir iddia daha. Kur'a'ın eksik olduğunu söylemek küfür'dür.
-Kur'an'ı Allah'ın indirdiği şekliyle yalnızca Ali (Radıyallahu Anh) ve vasileri (imamlar) cem edebilir (bilebilir). Böyle bir inanç Ali'yi putlaştırmak olur. Allah'ın Kitabının korunması peygamber bile olmayan tek bir kula bağlı olamaz.
-Kur'an'ın tertibi Allah ve Rasûlü'nün razı olacağı şekilde değildir. Bu rızadan nasıl emin olabilirsiniz? Bu saatten sonra bunu problem etmenin faydası yok. İniş sırasına göre sonradan da düzenleyenler olmuştur. Birini tercih edebilir ve mesajı alabilirsiniz.
-Kur'an'da geçen tağut kelimesi ile kastedilen Ebu Bekir ve Ömer (Radıyallahu Anhuma) dir. Az sayıda kişinin bunu iddia edeceğini sanıyorum. Varsa kaynak verilmeli. Kaynaksız yazı. Ne diyelim? Diyen varsa iftira atmış olur; diyen yoksa kaynak vermeyen müfrit olur.
-Nahl Suresi 90. ayette geçen ‘fahşa' Ebu Bekir, ‘münker' Ömer ve ‘bağy' ise Osman (Radıyallahu Anhum) dır. Bu iddia da kaynak ister. Cahil kesimden ziyade mümkünse alim iddiası olandan ya da bir kitaptan kaynak verilmeli.

3. SAHÂBE İNANCI:
-Sövme, hakaret ve tekdir etme (kafirlikle itham) üzere kuruludur. Kâfire bile sövmek caiz değildir. Sövmek terbiyesizlere aittir.
-Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den sonra Mikdam bin Esved, Ebu Zerr ve Selman-ı Farisi (Radıyallahu Anhum) haricindeki sahâbe dinden dönmüştür. Korunmuş kitab olan Kur'an'a bakarak bu söylenemez; gerisi ise kuru bir zan ve kuru bir rivayet olur.
-Ebu Bekir ve Ömer ile o ikisini sevenler kafirdir. Aynı şey...
-Ebu Bekir ve Ömer ile kızları Aişe ve Hafsa (Radıyallahu Anhum) ya lanet okurlar. Aynı şey...
-İmamiye dininin gereklerinden bazıları:
a) Mut'a nikahını helal bilmek, (ayetleri paragrafla doldurursan mümkündür)
b) Temettü Haccı yapmak, (Umreden yararlanmak)
c) Ebu Bekir, Ömer ve Osman (Radıyallahu Anhum) dan beri (uzak) olmak, kaynak yok; eğer bir yerlerde kaynağı varsa da kuru bir zan ve kuru bir rivayet
d) Muaviye, oğlu Yezid ve Ali'ye karşı savaşan herkesten uzak olmaktır. Sadece Ali'ye karşı olanlara ise bu Ali'yi putlaştırmak olur; Ali'nin Kur'an'da adı bile geçmiyor.
-Ömer (Radıyallahu Anh) in katledildiği günde düğün yaparlar ve onun katili olan Mecusi Ebu Lu'lu'ya ‘Şucauddin (Dinin Yiğidi/Kahramanı)' derler. Başlıkta adı geçenlerin bunu yaptıklarına dair bir delile rastlamadım. Şia'nın bunu yapacağına ihtimal bile vermiyorum. Yapan varsa cahildir.

4. YAHUDİLERLE BENZERLİKLERİ:
-Yahudiler ‘Mesih Deccal ve kılıç inene kadar cihad yoktur.', Rafiziler ise ‘Mehdi gelip bir münadi de gökten seslenene kadar cihad yoktur' derler. Ona bakarsanız siz de Yahudilikten hadislerimize intikal eden bu Deccal kelimesine siz de inanmışsınız. Bu durumda Yahudilere siz de benzemiş oluyorsunuz. Mehdi de geçmez. Öyleyse Yahudilerin icat ettiği bu iki kelimeye Sünniler de Rafiziler de iman ediyorsunuz. Farkınız Mehdi'nin ne yapacağı sadece.
-Yahudiler ‘Krallığa ancak Davud'un soyu layıktır.', Rafiziler de ‘İmamlık ancak Ali'nin evladına layıktır.' derler. Kur'an soyu değil takvayı önemser. Ama bazı Sünniler ehl-i beyt'i Alevilerin çoğu gibi putlaştırabilmektedirler. Demek ki şikâyet eden de şikâyet edilene benziyor. Hep beraber de Yahudilere benzemiş oluyorlar. Bu benzerlik Yahudi olmak değildir ama Yahudileşmektir.
-Yahudiler namazı yıldızlar görününceye kadar tehir ederler, Rafiziler de akşam namazını aynı vakte geciktirirler. Namazı vakti girmeden kılmış olmamak için tehir ediyor olamaz mı? Hem sonra Yahudilerin namaz kıldığı da nereden çıktı? Bir takım eğilme hareketlerine namaz diyorsan kıyasla bakalım senin kıldığın namazla alakası var mı? Ama Rafizilerin namazı sana benzer. Ne olacak şimdi?
-Yahudiler insanları ‘Yahudiler ve diğerleri' diye ikiye ayırır ve kendi dışındakileri putperest olarak görürler. Rafiziler de ‘Velayet'i kabul etmedikleri için kendileri dışındakileri kâfir sayarlar. Bizim Müslümanlar da Müslümanlar ve diğerleri diye ikiye ayırmıyorlar mı? Ne var bunda? Biz de mi Yahudilere benziyoruz? Hem sonra tut ki ehl-i kitap oldukları için benzer taraflarımız var. Onlar da bizim gibi tek Allah'a iman ediyorlar, oruç tutuyorlar, sünnet oluyorlar, Musa'yı seviyorlar, Yakub'u seviyorlar ne oldu şimdi? Bunlar da benzerlik... Eleştiriye bile değmez bir yazı imiş... Şimdiden değerlendirdiğime pişman oldum.
-Yahudiler Tevrat'ı tahrif ettiler, Rafiziler ise Kur'an'ın tahrif edildiğini iddia ederler. Bu ikisi çok farklı. Çünkü Yahudiler Tevrat'ın tahrif edildiğine inanmıyorlar. Biz de Kur'an'ın tahrif edildiğine inanmıyoruz. Bu durumda biz daha çok benzemiş oluyoruz. Ne iyi de yapıyoruz. Kur'an'ın tahrif edildiğine inanmaktan kasıt eğer tefsirler ise sorun yok. Ama orijinalini kastediyorlar ise kâfir olurlar.
-Yahudiler de Rafiziler de mestlere meshetmezler. Sünnilerin de tümü mesh etmezler ne olacak şimdi? Peygamberimizin meshettiğine dair hadisler var. Ama Kur'an'da adı esamesi okunmadığı için giysen ne olur giymesen ne olur... Bu durumda meste mesh etsen ne olur etmesen ne olur... Dünyada Müslümanların haline bakın; bir de bunu dert edin...
-Yahudiler Cebrail (Aleyhi's-Selam) e düşmanlık ederler, Rafizilerden Gurrabiyye fırkası ise vahyi Ali (Radıyallahu Anh) yerine Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e getirdiği için onun hata ettiğini söylerler. Rafizilerin böyle bir fırkası bunu yapıyorsa kâfir olurlar. Ama bunun Yahudilere benzerlikle alakası yok.

5. HIRİSTİYANLARLA BENZERLİKLERİ:
-Hıristiyanlar hanımlara mehir ödemezler, mal gibi faydalanırlar. Rafiziler de mut'a nikâhını helal sayarak böyle evlenirler. Ama Hıristiyanların evliliği mut'a gibi değil Sünnilerinki gibi ömür boyu amaçlı bir evliliktir. Benzerlik dersen bu durumda bize de benziyor; ne olacak şimdi?

6. YAHUDİ VE HIRİSTİYANLARIN ÜSTÜN YÖNLERİ:
-‘Dininizin en hayırlıları kimdir?' diye sorulduğunda Yahudiler ‘Musa ve ashâbı', Hıristiyanlar da ‘İsa'nın havarileri' diye cevap verirler. Rafizilere de ‘Dininizin en şerlileri kimdir?' denildiğinde ‘Muhammed'in ashâbı' derler. Kur'an bu gibi soruları sormuyor. Bunları soranlar birbirine benzerler; cevapları farklı olsa bile. Çünkü dinin kişi değil, işi önemser; yani niteliği över; mesela “şunu yapan kurtulur” der; “şu kişi kurtuldu” demez. Ashaba dil uzatmak hep rivayete inanmanın kötü bir sonucudur.

7. İMAMLARI HAKKINDAKİ İNANÇLARI:
-Allah'ın belirlemesiyle belirlenirler.
Ayetin içine kendinden katarsan...
-İlahi koruma sonucunda masumdurlar (günah işlemezler). Allah'tan başka herkes hata yapar; günah işler; peygamberin farkı bağışlanmalarının kesinliğidir.
-Yeryüzü, insanlar var oldukça imamsız kalmaz. Hangi ayete göre? Yok... Öyleyse hemen parantez aç bir ayetin içine ve doldur bakalım...
-Allah tarafından desteklenirler. Allah dua eden ve çabalayan iyi kullarının hepsine yardım eder; imam olması şart değil. Ama sürekli bir destek kastediliyorsa, burada destekli bir atma var...
-Kulların amelleri bilgileri dahilindedir. Buna inanmak şirk olur.
-Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hariç (melekler dahil) tüm mahlukattan üstün ve şereflidirler. Üstünlük imamlıkta değil, takvadadır.
-Tüm nebilerden daha alimdirler. Parantez içi bilgileri, gereksiz tartışmaları, hurafeleri katarsan herkesten bilgili dersin tabi.
-Allah onlarla bilinir ve onlarla Allah'a ibadet edilir. Bu icat olur.
-Sözleri ve emirleri Allah'tan indirilmiş gibidir. “Sizden olan ulul emr'e itaat edin” ayetini kastediyor olabilir. Ama bunu suiistimal edip abartmamalı.
-Göğün ve yerin ilmi, olmuş ve olacakların ilmi onların yanındadır. Şirk.
-Varlıkların yaratılmasında vasıta ve sebeptirler. Şirk.
-Ne zaman öleceklerini bilirler ve istedikleri zaman ölürler. Şirk.
-Tekvini (yaratılışla ilgili) velayet hakları vardır. Şirk.
-Dua, ancak onların isimleri ve aracılıkları ile kabul edilir. Şirk.
-Nuh boğulmaktan, İbrahim ateşten, Musa Firavun'dan ve İsa (Aleyhimu's-Selam) asılmaktan onların hakkı için dua ettiklerinden dolayı kurtulmuşlardır. Şirk.
-İlah ve Rab olduğuna inanmaksızın (ister diri, ister ölü, ister taş ve ister çamur olsun) Allah'tan başkasından istekte bulunmak şirk değildir. Şirk.
-Onların helal kıldıkları helal, haram kıldıkları haramdır.
Şirk.
-Onlar Ali (Radıyallahu Anh) nin sulbünden Allah'ın çocuklarıdır.
Şirk.
-12. İmamları olan Kaim, h.255 yılında doğmuştur ve halen (şu an h.1428 yılındayız) yaşamaktadır.
Şirk.
-İmamlara bu şekilde inanmayanlar kafirdir.
Şirk.

8. RİCAT AKİDESİ:
-12. İmamları olan Kaim, ahir zamanda ortay çıkacak, siyasi düşmanlarını boğazlayacak ve diğer fırkaların gasbettiği hakları Şia'ya iade edecektir. Böyle gelecek zamandan bahseden rivayetlere Sünniler de inanıyorlar. Ama Kur'an'da bunları bulamazsınız. Öyleyse mezhepler Kur'an'dan çok birbirlerine benziyorlar.
-Ebu Bekir ve Ömer (Radıyallahu Anhuma) onun zamanında asılacaktır. Keza...
-O, Aişe (Radıyallahu Anha) yi diriltecek ve ona had cezası uygulayacaktır. Aynı...
-Zimmet ehli olan Yahudi ve Hıristiyanlarla barış yapacak ve onlardan cizye alacaktır. Bu da gelecekten haber veren kâhin uydurması...

9. TAKİYYE ( İNANCINDAN BAŞKASINI SÖYLEME / YAPMA ) İNANCI:
-En faziletli ameldir.
Allah şartlara ve kalbe bakar.
-Yapmayanın imanı yoktur. İcat...
-Dinin 9/10 u (onda dokuzu) takiyyedir, yapmayanın dini yoktur. İcat...
-Takiyyeyi terk edenin bu günahı ebediyyen mağfiret edilmez (bağışlanmaz). Kim demiş? Ayet mi var? Yok. Salla...
-Takiyye ile bir münafığın arkasında kılınan namaz, imamlarının arkasında namaz kılmak gibidir. İcat...
-Mecbur kalınırsa takiyye olarak her türlü yemin edilebilir. Dediğimiz gibi Allah şartlara ve kalblere bakar.

10. ÇAMUR AKİDESİ:
-Hüseyin bin Ali (Radıyallahu Anhuma) nin kabrinin çamuru her derde şifadır.
Şirk...
-O çamurla çocuklara tahnik (yeni doğan bebeğin ağzına konulması ki, Rasûlullah bunu hurma ile yapardı) yapılır. Şirk...
-O, bir yere gönderilen herhangi bir şeyle beraber bulundurulursa onun için bir güvencedir. Şirk...
-O vesile yapılarak Allah'tan istekte bulunulabilir. Buna tevessül etmek diyoruz. Şirk...
-Şiiler seçkin bir topraktan, Sünniler ise başka bir (kötü) topraktan yaratılmıştır. Bu ikisinin karışımından Şiilerin günahkarları ortaya çıkmıştır. Sünnilerdeki salah ve güvenilirlik ise karışımdaki Şia toprağının etkisi sebebiyledir. Şirk...
-Kıyamet günü Şia'nın günah ve cezası Sünnilere, Sünnilerin hasenatları ise Şia'ya verilecektir. Şirk...

11. EHLİ SÜNNET HAKKINDAKİ İNANÇLARI:
-Malları ve kanları mübahtır.
Bu denilirse şirktir... Ama Şia'nın böyle demediğini de ben biliyorum şimdi. Bu iftiradır.
-Şia dışındakiler pis olarak doğar. Bunlar sonunda verilecek olan kaynağın fitnesidir; işin kötüsü kaynak Sünni.
-Şeytan parmağını her doğan çocuğun vücuduna sokarak zarar verir, çocuk da bu sebeple ağlar. Doğan Şii ise ondan uzaklaşır ve ona zarar vermez. Buradan itibaren kaynak güvenini iyice yitirmiştir. Gidin bir Şia'ya sorun bakalım diyorlar mı?
-Şia dışındakiler veled-i zinadırlar. Şia böyle dese ilmihallerinde Sünnilere karşı hassas olmazlar ve kardeş görmezler. Bu iftiralardan dolayı Sünnilik adına utanıyorum... Şia'nın tüm Sünnileri bu saçmalıklar için aynı fikirde görememeye davet ediyorum.
-Yahudi ve Hıristiyanlar aslen kafir, Ehli Sünnet ise mürtedir. (Dinden çıkan manasına gelen mürtedin küfrü, aslen kafir olanınkinden daha şiddetlidir. Bu sebeple tarih boyunca Ehli Sünnet'in aleyhine onlarla yardımlaşmışlardır. Özellikle Tatarların Müslümanları katletmesinde onların tarafında bulunmuşlar ve yardımlarını esirgememişlerdir.) Bu laflar ilimle iyice alakasızlaştı...

12. MUT'A İNANCI VE ONUN FAZİLETİ:
-Mut'a (para veya mal vererek geçici süreyle bir kadınla birlikte olma şeklindeki nikah şekli) dindir.
Kur'an'da yoktur.
-Onunla amel edenler dinleriyle amel etmiş, inkar edenler ise dinlerini inkar etmiş olurlar. Kur'an'da mut'a'nın varlığını zorlayarak buldukları için elbette böyle diyeceklerdir. Bunların ilk işleri Kur'an'a eklenen parantezlerden kurtulmak olmalıdır.
-Mut'ayı inkar eden kafir olur. Yok canım... Belden aşağı suiistimal bu kadar da mı tavan yaptı?
-Mut'a çocuğu, şer'i nikah çocuğundan faziletlidir. Bıktım...
-Allah onlara sarhoş edici içecekleri haram kılmış, onun yerine mut'ayı helal kılmıştır. Bitsin artık...
-Mut'ayı bir kere yapan Hüseyin (Radıyallahu Anhuma) in, iki kere yapan Hasan (Radıyallahu Anhuma) ın, üç kere yapan Ali (Radıyallahu Anh) nin ve dört kere yapan da Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nin derecesinde olur. Bunu diyemezler. Şia, Nebi derecesinde kimseyi görmez. Ali'yi de görmez. Mut'a'cıyı mı görecek? Yalan. Gel de şimdi diğer denilenlere de inan bakalım...
-Mü'min bir kadınla mut'a yapan Kabe'yi 70 kere ziyaret etmiş gibi olur. Acaba dedi mi? Hadi gel de inan...
-Mut'anın bir sınırı yoktur, 1000 kere de yapılabilir. Bitsin bu eziyet...
-Aynı zamanda kadına dübüründen (makatından) yanaşmak (birleşmek) caizdir. Yazının bitmemesine zor tahammul ediyorum...

13. NECEF VE KERBELA İNANCI, ORALARI ZİYARETİN FAZİLETİ:
-Allah'ın haremi Mekke, Rasûlü'nün haremi Medine, Ali'nin haremi Kufe ve onların haremi ise Kum şehirleridir.
-Kerbela toprağı eklenmeseydi Kabe yaratılmaz ve faziletli kılınmazdı.
-Hüseyin (Radıyallahu Anhuma) in kabrinin ziyaret sevabı, makbul 20 hac ve 20 umreye, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile yapılmış 20 savaşa denktir.
-Bu ziyaret (hacıların Arafat'a çıkma günü olan) Arafe günü yapılırsa sevap, 1000 hac ve 1000 umre ile 1000 savaşa denk olur.
-Hüseyin (Radıyallahu Anhuma) in kabrini özürsüz olarak ziyaret etmeyi terk eden cehennem ehlindendir.
-Hüseyin (Radıyallahu Anhuma) in kabrini ziyaret, Arşı üzerinde Allah'ı ziyaret gibidir.
-Allah, Arafe günü (Arafat'ta vakfe yapanlara değil de) Hüseyin (Radıyallahu Anhuma) in kabrini ziyaret edenlere bakar.
-Allah melekleriyle birlikte, nebiler ve mü'minler de Ali (Radıyallahu Anh) nin kabrini ziyaret ederler.
-Ziyaret esnasında kabre yönelmek gereklidir. Çünkü o, Allah'ın yüzü olduğu için kıbleye yönelmek gibidir.
-İmamların türbelerinde kılınan namaz mescitlerde kılınandan üstündür.
-(Kabe'de değil de) Ali (Radıyallahu Anh) nin kabrinin yanında kılınan namaz, başka yerde kılınandan 100.000 (yüz bin) kat üstündür.
-(Kabe dahil) Kerbela'dan daha kutsal bir yer yoktur.
-Kufe Mescidi'nde kılınan farz namaz hac yerine, nafile namaz ise umre yerine geçer.

Toptan cevap vereyim; artık bıktım. Müslümanların arasını açmak için hazırlanmış bir çalışma olduğu ortada... İnanmayın...

14. AŞURA ( MUHARREM'İN ONUNCU ) GÜNÜ İNANCI:
-Muharrem Ayı'nın ilk on günü Allah'a yakınlaştırıcı bir amel olarak siyah elbise giyerler.
-Aşura günü ise yanaklar, göğüsler ve sırtlarını döverler, bazen bunun için zincir ve kılıç kullanırlar.
-Yakalarını parçalayarak ağıtlar yakarlar.
-Aşura günü törenlerinde ayrıca;
a) Ömer ismini verdikleri bir köpeği ortaya getirerek bastonla döverler ve taşlarla öldürürler.
b) Aişe ismini verdikleri bir oğlağı ortaya getirerek tüylerini yolarlar ve öldürünceye kadar döverler.
-Bütün bunlar Allah'ın şiarlarına (gösterge ve değerlerine) tazim (yüceltme) sayılır.

Bu fitneye inanmayın... İddia edenin değil edilenlerden dinleyin...

15. BEY'AT ( EMİRE TABİ OLMA ) İNANCI:
-Kaim dışındaki her sancak sahibi emir tağuttur.
-Diğer emir ve hakimlere itaat, takiyye olarak caizdir.
-Üç raşit halife gaspçı, zalim ve mürteddirler.
-O üçüyle beraber olup anlara yardım edenler de tağut ve zalimdirler.

Saçmalık... Saçmalık... Saçmalık... Artık yazının zerre kadar değeri kalmadı... Suçlayana inanmamak suçlanana inanmayı geçti...

16. RAFİZİLERLE YAKINLAŞMANIN HÜKMÜ:.
-Allah'ın Kitabı'na hakaret ederek O'nu başka türlü yorumlayan,
vs.................. devam ediyor ve artık sabrım bitiyor. Yeter artık Allah hidayet versin...

Şöyle bir not düşülmüş: *Bu yazı Abdullah bin Muhammed es-Salih'in yazdığı ‘Yedi İklim Kitabevi'nden çıkan ‘Caferi, Şii ve Rafizilerin (Kendi Ağızlarından) İnanç Esasları' isimli kitabın özetidir.

Ne diyelim? Yazıklar olsun! Burada suçlananların belki suçları olsa bile suçlayan değer taşımadığı için suçlananları kendilerinden dinleyiniz... Suçlamaları değil, getirdiğimiz usulü dikkate alınız. Bir Caferi ilmihaline baksanız bile yalan olduğunu anlamaya yetecektir. Ben Caferi ve sair ilmihallerin içlerini tasvib etmiyorum; ama iftira atılmasını da istemiyorum.

Zamanımızı alan bütün bu saçmalıklardan sonra bari derslerimizi çıkaralım ki değsin:

Kötüleneni kendi ağzından duy, şahit ol. Müslümanların arasını açanlara asla fırsat verme. Kendin araştır. Kaynak iste. Kur'an'dan başka iman edilecek kitap arama. Kur'an içi parantezlerle yapılan eklemelere dikkat et. Zan ve rivayetler Allah'ın koruması altında değildirler.



22.06.2015/YÜKSEL YILMAZ


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.