ANLAYIŞLI OLMA ERDEMİ

Hata ile çok sıkça yüzleşiyoruz. Kusurlarımız beşeriliğimizi defaatle hatırlatıyor. Kâh özür diliyoruz, kâh utanıyoruz. Fakat beceriyi de hatayı da noksanı da üzerimizde bir arada biriktirip tecrübe ediyoruz. Tecrübelerimiz hata yapmamızı azaltsa da yine de bir türlü hatasız olamıyoruz. Bazen eksik bazen fazlasıyla ölçüyü tutturamıyoruz. Bazımız adaletsizlik, haksızlık, vicdansızlık yapıyor... Bazımız yanlış, zarar, kötülük yapıyor... Bazımız da bu kötü hasletlere karşı mücadele ederken bile hatadan uzaklaşamıyor...

Bütün bunlara rağmen yine de aklımızı beğeniyoruz. Bizim yaptığımız hatayı başkası yapınca alay ediyoruz. Başkasının yaptığı hatayı biz yapınca “olabilir” diyerek geçiştiriyoruz. Önce şapkamızı takıyoruz, sonra başkasının kelini gösteriyoruz. Bu özelliğimiz bizi erdemsiz basit varlıklar haline getiriyor.

Seviyemizin bu kadar aşağıya çekilmemesi için aklımızı ve uzuvlarımızı dikkatli kullanmalı, insanın bir ayna olduğunu ve aynı topraktan yaratıldığını unutmamalıyız. Hatalara karşı daha anlayışlı olmalıyız. Hataya karşı dikkatli olmak gerektiğini aileden ve okullardan temel olarak zaten alıyoruz. Fakat anlayışlılık dersi maalesef ihmal ediliyor.

Nice aklını beğenen ukalalık yaparken aslında hata halindedir; akıl verirken aslında kendisinin daha çok ihtiyacı vardır; fitne yaparken veya gammazlarken aslında seviyesini yerlerde gezdiriyordur. Birilerinin ayağının altına kaygan sabun sipariş ederken, başka birileri de onun ayağının altına muz kabuğu soyuyordur. Bütün bunlar erdemsizliğin malum sonuçlarıdırlar.

Sürekli hata yaptığı halde senin hata yapmanı hevesle bekler ve sen hata yapınca müjdelenmiş gibi hatanı yüzüne çarpar. Fakat çarparken doyasıya olsun diye başkalarının fark etmesini de ister. Burada sorun ahlakidir. Esasen nefsine mağlup olmuş acınası bir varlıktır ama haberi bile yoktur. Fare olduğunu fark ettirmemek için başını saklarken kuyruğu görünür ama o saklandığını sanır.

Mademki sen de zaman zaman hata yapıyorsun, kendine beklediğin anlayışlılığı sen de başkasına neden göstermiyorsun? Çünkü sen sefilsin... Karşındaki geri zekâlı olmadığına göre hatasını beşeri nedenlerinden ötürü yaptığı ortadadır. Mademki bu hatasını anlamıştır yahut anlayacak kapasitededir neden rencide etmeyi tercih ediyorsun? Önemli olan bunu anlaması mıdır ve sen zaten ona bunu anlatmaya çalışmıyor musun? Yoksa önemli olan anlaması değil de mahcup edilmesi midir? Neden senin için onun mahcup olması anlamasından önemlidir? Çünkü sen erdemli değilsin.

Sürekli hatalar yaptığımız halde, emredici nefis böyle istediği için kendi hatalarımızın dışındakilere karşı anlayışsız iken kendi hatalarımıza hoşgörülüyüz. İşimize böyle geliyor da ondan... Bu haksızlık değil midir?

Şu halde insanlar genel olarak daha anlayışlı olmalı ve öyle her basit hatayı görmemelidirler. Yasalara ve ahlaka aykırı olmadıkça hoşgörülü olunmalıdır. Bunun sonucu hatalarımızı aza indirir ve birbirimize sevgimizi artırır. Aksi takdirde aksi olacaktır ki-oluyor da. Anlayışlılık ne suiistimale uğramalı ne de ihmale...


21.06.2011/YÜKSEL YILMAZ


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BİR SAVUNMA YAZISI (14) Genel 26.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (13) Genel 25.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (12) Genel 24.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (11) Genel 15.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (10) Genel 14.06.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Türkiye CENNET Vatan da Biz Layık Sakinler Değiliz Yaşam 02.07.2020
Hayat Hiç Adil Değil Yaşam 24.06.2020
SAYIN VALİM Yaşam 17.06.2020
Neredesiniz Bana Kin Nefret Duygusu Uyandırmışlar? Yaşam 29.05.2020
KORONALI GÜNLER Yaşam 25.05.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.