HADİS'E İMAN EDİLMEZ

Hadisin muhatabı olmakla Resulullah'ın muhatabı olmuş olmuyoruz. Hadis kavram manasıyla ‘rivayet edilen söz'dür. Çünkü hadis denildi mi herkes rivayet edileni anlar; sözlük anlamı pek akla gelmez. Rivayet edilen sözün şahidi rivayet edilen kişi değil, eden kişidir. Hadisle muhatap olan rivayet edenle muhatap olmuştur.

Mesela bazı ateistler dine aykırı bir hadisi ele alarak Nebiullah'ı eleştirirler. Mesela şu hadisteki ifadeyle Resulullah'ı suçlarlar:

"Ureyne ve Ukeyle kabilelerinden bir grup Medine'ye giderek müslüman oldular. Medine'nin havası onlara dokununca Peygamber onlara deve sidiği içmelerini öğütledi. Adamlar develeri dağıttılar ve çobanı da öldürdüler. Peygamber onları yakalattı. Ellerini ve ayaklarını kesti. Gözlerini oydu. Çölde susuz ölüme terk etti. Biz onlara su vermek isteyince Peygamber bizi engelledi." (1).

Şimdi siz bu hadise inanacak mısınız?.. Rahmet Peygamberi göz oyar mı ve susuz bırakır mı? Hayır! O halde burada sorun rivayet edilende değil, edendedir. Bu hadis olduğundan biz Resulullah'ın değil, ravinin muhatabıyız. Şahsen bu hadisin sağlamlığına inanmıyorum. Siz de inanmıyorsunuz değil mi? Düşünceniz buraya kadar belki benden yanaydı; fakat kaynağını verince bakalım hala benden yana olacak mısınız? Kaynak şu:(2).

Şimdi buradan ne ders alıyorsunuz?

Kaynaktan da anlaşıldığı üzere "gözleri oyma" meselesi ve benzeri meseleler birkaç yerde daha geçiyor. Üstelik gelenekçilerin en beğendiği ve güvendiği kaynaklardan ikisi: İmam Buhari ve İmam Hanbel hazeratı...

Mesele şurada: Bunlar söylenmiş ve bize intikal etmiş. Fakat sözün sahibi Nebiullah değil, hadis araştıranların yaşlanmış büyüklerdir. Onlar da kendi yaşlanmış büyüklerinden duymuşlardır. Takriben aradan 200–250 yıl geçmiş olup, gerçekçi bir araştırma ne kadar titiz olunsa da zordur. Bu çağın insanı olarak siz duyum yoluyla (rivayetle) 200–250 yıl öncesini ne kadar sağlıklı araştırabilir ve neyi delil olarak getirebilirsiniz?

Rivayetlerin intikali kitapların ve evrakların intikali kadar sıhhatli olmaz. Bu durum o dönem için de bu dönem için de geçerlidir... Fakat elbette onca yanlışın içine doğrular da karışır...

Nelerin doğru olabileceğini Kur'an'ı hakem yaparak ve ölçü alarak anlayabiliriz.

Neden insanlar hadise iman ediyorlar? Birincisi Buhari'ye hayran bırakılıyorlar -ki Buhari hakkındaki övgüler de rivayet olmaktan öteye gitmez-; ikincisi Kur'an'la anlayamadıkları boşluğu hadisin doldurabileceğini düşünüyorlar.

Mesela diyorlar ki, "Ayet namaz kıl diyor, hadisler olmazsa nasıl kılacağız?"

Burada sorgulanması gerekenler şunlardır:

1. Sorun bakalım, çevrenizde kaç kişi namazı nasıl kılacağını hadislerden öğrenmiştir?

2. Namazın mezheplerce çeşitliliği hadis araştırmalarından önce olduğuna göre ve İmam Ebu Hanife'ler Buhari'lerden önce yaşadığına göre niye namazın kılınışını Resulullah'tan 200 yıl sonrasına göre biçimlendirmiyor ve hadislere bırakmıyorsunuz? Ne yani Buhari'nin dedesi, hocası, babası nasıl namaz kılacağını bilmek için Buhari'nin araştırmalarını mı bekleyecekti?..

O halde Resulullah'tan beri gelen mütevatir bir gelenek söz konusudur. Belirli kriterlerde birbirinden çok önemli farklılıkla ayrılmayan ve çoğunluğun benzer olarak kıla geldiği namaz biçimi malumdur. Kur'an'da secde, rükû, kıyam belirtilmiştir... Zira bu zaten bilinmektedir ve bilinerek intikal etmektedir. Secdeden ve rükûdan malum şekiller anlaşılmaktadır ve Allah'ın önemsediği ne yapacağındır. Namaz kılacaksın... Nasıl mı? Malum olduğu üzere kıl da nasıl kılarsan kıl; intikal ede ede gelmiş işte... Zaten meçhul olsaydı Allah mutlaka açıklar ve biçimsel detaya da girerdi.

Zira Kur'an-ı Kerim'e göre, "...her şeyin detaylı açıklaması..." dır (3). Kur'an'ın girmediği bir konu önemli, girdiği bir konu önemsiz olamaz. (4).

Demek ki namaz konusunda mütevatir geleneğe uyulmaktadır, hadise değil. Demek ki hadis olmadan kılıyoruz. Bazı hadisçilerin ve fıkıhçıların detayları Kur'an-ı Kerim'i bağlayıcı değildir. Kuran dinin tamamlandığını söylüyor.

Şunu da sormak lazım, Buhari öncesi döneme ait kaç hadis kitabına rastlayabilirsiniz? Bu durum günümüz İncil'ini hatırlatıyor. O da İsa Resul'ün değil, ondan duyduklarını iddia eden ravilerin sözleridir...

Şu halde siz namazı babanız, dedeniz ya da cami cemaatinden olanlara katılarak öğrendiniz... Sizden öncekiler gibi...

O halde biz Kur'an'a ya da akla yahut da vicdana aykırı gördüğümüz bir hadisi reddederken bazılarının sandığı ve bir türlü anlayamadığı gibi (hâşâ!) Resulullah'ın ‘sözlerini' değil, Onun söylediğini ‘rivayet eden ravinin rivayetini' reddetmiş oluyoruz. Bilsem ki bir söz kesin ona aittir başımın üstünde yeri var... Onun zamanında bile bu şaşılacak derecede iftira kokan lafları duysaydım, sorgulamadan körü körüne teslim olmaz, O'ndan açıklama isterdim. O açıkladıktan sonra O canlı delili ölçü alır ve Ona teslim olurdum. Ama sorma ruhsatını o zaman da kullanırdım... Şimdi mi kullanmayacağım?..

Bize Buhari'ler övülürken, o övgüler de rivayet olarak gelmektedirler. En fazla hüsn-ü zan yaparak inanır, ama körü körüne teslim olmayız. Biz Kur'an'dan eminiz. Zaten Allah'ın ayetlerine inandığı kadar filancanın da rivayetlerine inananlar kendilerine şunu sormalıdırlar: "Ben nasıl olur da iman ettiğim kitaba iman ettiğim ve teslim olduğum kadar rivayetlere de teslim oluyor ve iman ediyorum? Buhari'ler bu araştırmayı yapmasaydılar ya da hiç yaşamasaydılar, (hâşâ!) din noksan mı olacaktı? Onlara varıncaya kadar din noksan mıydı?" Kur'an Maide süresinde dinin tamamlandığını söylüyor ve düşünün ki Resul kendisi sağ idi. Tamamlanan dine ne katıyorsunuz? Kur'an'a (6) bakın hele. Resulullah bile katamazken sen kimsin? Üstelik bu ayet Resulullah'ın en şiddetli olarak uyarıldığı bir ayettir... Buhari'nin rivayetlerini de katamazsınız...

Elbette ki hadislere temkinli yaklaşmak iman etmemek bakımından olup, tamamen reddediyor da değiliz. Çünkü Kur'an'a ve akla uygun hadisler de vardır ve bunları Resulullah gerçekten söylemiş de olabilir.

Şu halde biz tümden sahih adı altında bile olsa hadislere iman etmiyor, fakat tümünü zayıf adı altında bile olsa reddetmiyoruz!

Resulullah'a yakınlığı bakımından Aişe validemizden rivayet edildiğine dair rivayet edilen hadisleri, Ebu Hureyre'den rivayet edilenlere tercih ediyoruz. Örneğin Buhari'de aynı ciltte bab: 60 ile 64 bu iki insanın birbirine çelişkili rivayetleridir ve biz burada Aişe validemizinkini tercih ediyor, kutsal gecelerin varlığına inanmıyoruz. Örneğin kadir gecesi Kur'an'ı mübarek etmemiştir, aksine Kur'an o geceyi mübarek kılmıştır ve artık her gece Kur'an'la bereketlenebilir.

Bundan başka Tirmizi'nin hadislerinin metodolojik olması, kaynaklandırması ve incelenmesi bakımından tercihe daha şayandır. Tirmizi'yi bu bakımdan herkes okuyabilir. Fakat Buhari'yi ilk cildinin başında da yazılı olduğu üzere yalnızca allame okumalıdır; çünkü onlar tezatları yakalamaya daha hazırdırlar.

Şu halde avamdakiler Resul'ün sözü diye ravinin sözüne yapışıyorlar. Çünkü "Peygamberimiz şöyle buyurdu" diyorlar. Oysaki şöylesi daha isabetlidir: "Peygamberimizin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir". Zira o rivayet çirkin de olabilir. Böylece topu hak edene yani raviye atmış oluruz.

Siz ve büyükleriniz çocukluktan bu yana önce ne öğrendiyseniz onu doğru kabul etmeye meyyal olursunuz. Bu nedenle hataya düşmemek ya da uyanmak için bazı usulleri bilmek zorundayız. Bu usuller bizim icadımız değildir. Bu konuda doğrular yanlışlardan daha eskidir.(7).

DİPNOTLAR:

1.        Buhari 56/152, Tıb 5/1; Hanbel 3. 107.163

2.        Buhari 56/152, Tıb 5/1; Hanbel 3. 107.163

3.        Yusuf,111.

4.        Ayrıca bak: 6: 114, 7: 145, 11: 1, 41: 3, 30: 28, 6: 38, 16: 89

5.        Sahih-i Buhari, 1.cild, bab: 60 ile 64

6.        Hakka, 44

7.        Bu makale “Asrın İdrakine Göre Hadis Usulü 1”, Tarih: 02.03.2006 yazımızın ilk kısmıdır.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.