ANLATMA!

                                             ANLATMA!

            Sen hiç misket oynadın mı küçük bir çocukla?.. Sen hiç balık tuttun mu sabırlı bir ihtiyarla?.. Sen hiç bir yandan koşarken bir yandan ağladın mı?.. Sen hiç helal yemeğin ardından parmaklarını yaladın mı?..
            Apartmanlar yükseldi yükseleli, zenginler sadece zenginlere komşu oldu olalı hepsi komşusu tokken tok yatıyorlar. Fakirlerin hanesi ayrıydı, şimdi bölgesi ayrı. Kaldırımda da rastlamıyorlar birbirlerine; yakına da olsa lüks arabasıyla gidiyor diye. Öyle keskin çizgilerle ayrıldılar ki tanışmaları neredeyse imkânsız artık... Zengin kızın kör ve fakir kemancıyla tanışması için randevu alması lazım, yolda rastlamakla mümkün değil.
Düşünsenize,
ekonomik durumu iyi güzel bir bayan doktor,
yakışıklı ama fakir kemancımıza rastlıyor.
Kemancı sigarasını yakmak için bir kibrit istiyor:
“Bir kirbit verir misin?”
Doktor lafı düzeltiyor:
“Kirbit değil, kibrit.”
Kemancı utanır:
“Afedersiniz hanfendi, cahilliğime bağışlayın. Ben yanlız yaşayan, laylon ayakkabılı...” deyince,
esas bayan dayanamaz:
“Yanlız değil yalnız, laylon değil naylon,
neyse kes tamam, al şu parayı bir diş macunu bir de diş fırçası alırsın.
Dişlerin çok iticiler midem bulandı. Sigarayı da bırak ağzın böyle kokmasın.”
Gariban kemancı ardından bakakalır.
Orda en ince sesle, en acılı arabesk şarkıyı da söylese
zengin kızın etkilenmeye niyeti yoktur.
Midesi kabarmadan çekip gider...

            Artık yoktur öyle Ferhat ile Şirin'ler... Davul dengi dengine lafını gençler kullanıyor şimdi. Şimdi Ferhat'ın derdi şirin bir iş bulmak, Şirin'in derdi zengin Ferhat...
            Cami imamı bile kızını fakir bir Hazret-i Ali'ye vermez şimdi. Hep paradan sorar, paradan konuşur. Zaten camiye yardıma alışmıştır o, cemaate yardıma değil. Günahları da o kadar umurunda değildir; çünkü Hz. Muhammed bütün ümmetine şefaat edecek o da aradan sıyrılacaktır. İnsanlığın, Müslümanların, mazlumların bu halini de kafasına takmasına gerek yoktur; bu işi Mehdi ile İsa el ele vererek halledecektir. Ona düşen sabırla beklemektir...
            Avukat davanın uzamasına bakar; önemli olan hemen sonuç almak değil, masrafları artırmaktır. Doktorun iyileştirmek için acelesi yoktur; ne kadar yara o kadar para... Öğretmen okulda faza bir şey vermemeli ki özelde daha çok talep görsün... İktidar halkını uyandırıp yetiştirmemeli ki iktidarı beğenmeyecek kadar seviyesi artmasın...  Televizyonlar ve futbol avutmalı ki aklını kullanmaya fırsat bulmasın. Bir yandan da tarikatlar sabrı öğretmeli ki haksızlığa dayanacak güç bulunsun...
            Lanet olası bir gidişatın ücrasında beyinsizlerin kahrını çekmenin aşk acısından bile elim olduğunun hissindeyim. Seni yönetenlerin senden akıllı olmadıklarını bile bile yönetilmenin içler acısı kimyamda. Kahrolurcasına bakarken gerzek yöneticilerin endamına acıyorum milletime duyasıya... Kravatından sıkıp kendime çeksem suratındaki uzuvların yerlerini değiştirebileceğim adamlar, şişik işkembelerini boşaltmadan dolaşıyor çalımla... Adam kayıran, adam ayıran, adam sıyıran bu beyzadeler gerile gerile konuşurlarken avamla, yırtılacak gibi şişip havalanırlar. Derken bir telefon alsalar yukardan iki büklüm olur az önceki yırtık, büzüşür de büzüşür, nokta olur pısırık... Böylece o aslında hem gerilip yırtılan hem de büzüşen bir paçavradır... Evinde karısına geçiremediği sözü cıvan gibi delikanlılara geçirir iş yerinde... Etek giyse eteğini öptürecektir.
            Niçin yaşıyoruz? Hayvanlar gibi “yemek” için mi? Niçin yaşıyoruz? Emredici nefsi rahatlatmak için mi? Şeytanın ardındaki kalabalığa bir kişi de olsa dâhil olmak ve ordusunu kalabalık göstermek için mi? Senin derdin ne? Yok mu? Ne maçı, ne dizisi, ne çapkınlığı? Lanet olsun! Mazlumlar için cehenneme dönmüş bir dünyada nasıl bu kadar kayıtsızsın? Avaz avaz ağlayanların dünyasında böyle ne kadar da arsızsın...
            Sen küçük çocuklar gibi mutlu olamazsın arkadaş! Onların mutluluğunu temiz kılan zalimlerden ve mazlumlardan haberdar olmayışlarıdır. Senin mutluluğunu iğrenç kılan ise habersizmiş gibi davranışındır. Üstelik haberin var ve bu umurunda bile değil... Her şeyden önce sen insan mısın?..
            Anlatma! Borç veremiyorsan darda kalana, sen hiçbir şey anlatma... Hibe edemiyorsan sana olan borcu geciktirene, anlatma... Beş yıldızlı otellere para verirken, beş çocuklu işsize nasihat veriyorsan anlatma... “Dostluk başka alış veriş başka” diyorsan anlatma... Kızını vereceğin adamın imanından çok işini soruyorsan, anlatma... İki tane eşin olduğu halde bekarlara sabrı vazediyorsan, anlatma...“Parayı veren düdüğü çalar” diyorsan anlatma... “Üzümünü ye bağını sorma” diyorsan anlatma, zıkkım ye, zıbar...
                                                                                                                                                            10.08.09  YÜKSEL YILMAZ


 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.