Molla Halil ile Deli Mahmut Dünürcü Gidiyor

Molla Halil ufak tefek gariban bir köylüdür. Ufak tefek olması yanında arı gibi çalışkandır da. Biraz saf, biraz da Mahmut kadar olmasa da "piyadedir" icabında. Otuz beş kırk yaşlarında hala bekârdır, o da Mahmut gibi "evde kalan kızların taliplisi" ve Mahmut'un da rakibidir bu meyanda. Köyde Hacı dayının yaşı epey geçmiş bir kızı vardır, defalarca Mahmut'a isterler, Hacı dayı vermek istese de kızın gönlü olmaz. Araya konu komşudan "iş pişirici" teyzeleri sokarlar, sevabına bir el atalım, garipleri baş göz edelim denirse de sonuç alınmaz. Komşu köyler araştırılır, uygun aday adayı bulununca haber edilirdi. Kim elini çabuk tutarsa o istemeye gider, lakin sonuç çıkmazdı. Yine komşu köylerden bir kız olduğu haberi gelir, o köyden bir kadıncağız vardır. Bizim köyden komşu köye zamanında gelin gitmiştir. Mahmut'un da akrabasıdır, gel isteyelim diyerek haber yollanır köylülerden biri aracılığı ile. Mahmut kime söylesin, en iyi ahbabı Molla Halildir, konuyu açar Halile. Kararlaştırıp yola düşerler, dağlardan tepelerden yolun kestirme yerlerinden yürüyerek birkaç saatte komşu köye varırlar. Köyün girişinde sorup sual edip "hüsne teyzenin" evini bulup misafir olurlar. Hüsne teyze köylülerine iyi davranır, nasihatler eder. Önlerine sofra serip bir güzel doyurur, sonra kalkıp önlerine düşerek kız evini göstermeye gider. Neyse efendim kız evine girerler, ev sahipleri gelen misafire çay kahve Allahın verdiği ikramını yaparlar. Kız aday adaylarının önünde pervane olur garibim, bunlara sofra serer ağırlarken, bizim Halil kızı görünce çok beğenir. Nasıl edipte bunu kendime istesem diye düşünmeye başlar. Yanı başında oturan Hüsne teyze lafı açmak için "efendim sebebi ziyaretimizi misafirler açıklasınlar" der, Halile dönerek. Halil "Allahın emri, Peygamberin kavliyle" diyerek söze başlar, kızınız görmeye geldik, "kızınızı beni isterse bana, bunu isterse buna" istiyoruz der. Mahmut ters ters Halile bakmaya başlayınca, kadınlardan birisi süpürgeyi kapar "kalkın bakayım, gözlerine s..tıklarım" size kız mız yok, gedin gözüm görmesin sizi der. Halil ayakkabısını eline alır, yola doğru koşmaya başlar, Mahmut peşinden, Hüsne teyze de arkalarından "uy gurbanlarınız oluyum, başıma gelene bahın hele" diye söylenerek çıkarlar. Kadıncağız mahcup olmuştur komşusuna karşı, dönüp gönlünü almaya kalktıysa da faydasız evinin yolunu tutar. Bu arada bizimkiler yolu yarılamışlardır bile. Halil önde Mahmut arkada koşturma devam etmektedir. Mahmut iki metre iri yarı dev gibi cüsseli, adam azmanı, Halil ise ufak tefek "yerden bitme" gibi bir şeydir. Halil ufaklığının verdiği çeviklikle iyi koşuyor, Mahmut arkasından "kehil - kehil" bitap düşüyor garibim. Yakalasa "kedi manığı" gibi boğacak, Halil'i. Soluk soluğa köye gelirler, rivayet odur ki Halil birkaç ay köyün içerisine girememiştir. Olayı duyanlar Halile gidip, "Mahmut kaysıyı satmış, beş atar almış, seni vuracak" derler garibime. Korkudan kendini işe güce veren Halil, ne köye inebilmiş ne de bakkala aylarca gelebilmiştir...


Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.