2015 Yalan Almanak

Boğulur gibi olmamın sebepleri var.
Hep kötü örnekler verecek değiliz ya. Sözü su gibi olan insanlar da var. Yanınızda ne konuşurlarsa konuşsunlar aklınızı, ruhunuzu duruladıklarını duyumsarsınız.
Yalancılık boğuyor beni.
Bir gün, kendine şair diyen biri ile ayak üstü konuşuyoruz... Zihni Hepgelen'in şiirlerini çok beğeniyorum, dedim. Oysaki öyle bir şair yoktu. O benim arkadaşım yav, dedi... yani, kişioğlu kendini yüceltmek için bu ve bunun gibi bir sürü yalan söylüyordu.
Yani yalan söylemek kavramı çok değişti. İdarelik için yalan söylemek biraz anlaşılabilir... Hayatlarının bizzat kendisi olmuş yalanlar.
Tutanak olmuş... kişilik denen şeyin ta kendisi olmuş. Kişi, yalan ürettiği sürece var olduğunu olumlamaya çalışıyor. Normalde, bazen de ihtiyaç olan yalan, gerektiği zaman kullanılan bir şeyken yalan; bünye, yalan-atar olmuş.
3-4 hafta önce bir öğrencim, elinde bir kitapla yanıma geldi. Ahmet adlı aşkçı zevattan bir yazarın bir paragrafını gösterdi... Hocam, dedi, bu paragrafı hatırladınız mı? dedi. Hatırladığımı söyledim. Öğretmen yazar arkadaşlarımdan birinin (Didim'de) bir kitabında geçen bir paragraf... sadece bir kelime değiştirilmiş, paragraf aynen intihal edilmiş. Çalınmış yani.
Çalmak da yalan söylemektir... veya, tersten düşünelim: yalan bünye çalmaya götürür insanı, desek daha doğru mu olur?
"Bana ne öğrettin biliyor musun: Kadını mutlu etmeye çalışarak onu her zaman mutlu edemeyebilirsin, ama ondan zevk alarak, ondan zevk aldığını hissettirerek onu her zaman mutlu edebilirsin..."  Aşk da Rüya Görür -Atilla Yaşrin
Hakkımda söylenen yalanları pek önemsemiyorum. Yani kızmıyorum. Bir fırsat olarak görüyorum; incelemek anlamında, ki bu anlamda bakıldığında önemsiyorum. Ancak böyle boğulmaktan kurtulabilir insan.
Bir bilseniz, yıllardır ben kimlerle yatıp kalkıyorum! Aynı zamanda dönek mi dönek, bilmem oğlu bilmem!.. Alemciyim ben! Yemediğim naneli karı kalmadı! Siz tanımıyorsunuz beni! Sorun da bu belki. Tanımanızı istemiyorum. Bir de gerçekten tanıtsam var ya! Onlar için fark etmiyor; sorun bu; onu da yerler, yemeye kalkarlar.
İdeolojik zırvalıklar dinliyorum... Aslında şu idedolojiler insansız olsa faşist bile olabilirim...
for misal(ingilizcemi geliştiriyorum, o yüzden for kelimesini kullanıyorum): Bir müslüman borsa oynayamaz, altın biriktiremez. Bir komünist altında krentkroe 4 çekerle gezemez, bankada milyarlar biriktiremez; en önemlisi: emeğin namusun idedolojinin e'sini c'sini ağzına alamaz. Alır mı, diyorsunuz? Ben onlara yalancı demiyorum; bizzat yalan diyorum.
Bu yalan burada bitmez. Halbuki tek derdim basit bir doğru olmak. Kimsenin bilmediği bir doğru. Basit. Bu kadar yalana gerek yoktu; yeterdi bana birkaç idarelik yalan.

Her ne kadar entel takılsak da Kürdibo'nun Yalan şarkısı iyi gidiyor...

https://www.youtube.com/watch?v=ar9PExMugJg



Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.