Soyulan mı, Kırılan mı? Ya Da Bilerek Yozlaşan Bir Millet mi !?

   Tarih boyu birçok millete, ırka ev sahipliği yapmış olan devletim, şimdilerde merhametli oluşuyla sorgulanır olmuş.

    İyi niyetimizden o zamanlar faydalanamayanlar şimdilerde niyetimizi suistimal ve hak iddia eder olmuşlar. 

623 yıllık imparatorluk serüveninde Ermeni ve daha nice toplulukları kendi milletimiziden ayırt etmeden barındırdık topraklarımızda. Ve şimdi soylarını yok ettiğimizi iddia eden bilgi noksanlığında çığır açmış Papa, çeşitli hurafe ve safsatalarla kendi dinini, milletini tanıtmaya çalışmaktadır. '4T' kuralını benimseyip, hayata geçirme planlarında olurlarken, yapacaklarını önceden hesap edebiliyoruz. Eğer bir insanda haset, tatminsizlik, kin ve düşmanlık varsa o insandan her şeyi bekleyin!  Zira o insanlar,  Allah inancı zayıf ve özgüveni düşük, ar perdesi yırtılmış insanlardır.

 Ermeni milletinin kanını taşıyan Kim Kardashian'ın cümlelerini okudum geçenlerde. "Milletime yıllarca yapılan acılar, çektirilen eziyetlerin tanınması ve kınanması için elimden geleni yapacağım, söz veriyorum" diye açıklamada bulunmuştu ve bu açıklamaları yaparken kendi dilinden yoksun olduğunu üzgünce belirtmiş,  ingilizceyı tercih ederek konuşmuş. Milleti yozlaşanın, dili de, dini de elinden alınır. Eğer yozlaşmlarının temel maddesi biz Türkler olsaydık, Osmanlı zamanında dillerine, dinlerine, namuslarına, ırklarına vs müdahale eder, günümüze kadar varlıklarını sürdürebilmelerine engel teşkil ederdik.

- Osmanlı Devleti'nin üst düzey devlet yöneticisi Ermeni idi,

- Farklı devletler için yapılan görüşmelerde, alınan kararlarda en ön sıralarda yer alan Ermeni idi,

- Yaptıkları işler, meslekleri hükümdarlarca desteklenen Ermeni idi.

Kıyaslama yapıldığında anlaşılıyor ki, çok müsamaha göstermiş tepemize çıkarır konuma getirmişiz. Düşüncem o ki eğer Ermeni ve bize sığınan nice topluluklar başka milletlerin himayesi altında olsaydı, ırklarını temsil edecek tek bir varlık bile bugün olmazdı!  Bizler çıkarlarını, sığınan milletlerin üzerine yoğunlaşarak zaferler kazanmadık,  korumacı politikamız aynı milleti korurken arkasından baskalarıyla onun kuyusunu kazmak olmadı.

   Tarih dersleri daha küçük yaşlarda öğretilmeye başlanmalı ki ileride benliğimize zeval verecek bozuk karakterli ve doyumsuz iştahlı kişilikler ortaya çıkmasın.

- Öğretilsin ki, çocuk milletine daha güçlü bağlarla bağlanmayı öğrensin.

- Kendi düşünceleriyle karar verebilmeyi öğrensin ki, başkalarının dolduruşlarına kanıp isyan bayraklarını çıkarmasın.

 - Öğrenmenin yanı sıra çok okusun ki, objektif konuşabilmeyi öğrensin, başkalarının kışkırtmaları ve gerçeği görmeksizin gözlerine inen öfke perdelerini kaldırabilsin.

Ben bu niteliklerin bir tanesini dahi göremiyorum Ermeni milletinde. Eğer yıllarca varlıklarını bizim topraklarımızda, serbestçe ve birçok kişiye nasip olmayacak görevlerde sürdürdülerse karşılığı bu olmamalı. Gerçeklerin belgelerle kanıtlanabilirlik durumuna gelmesi halinde hâlâ diretilen bir hak arayışı ve adımızı barbarca, diktatörce yankılanmasına neden olacak bu dar görüşlü insanları şiddetle kınamaktayım.

Ermeni topluluğunun kendini tanıtma çabasını anlamak gerek; konuşmalardan ve yazılanlardan anlaşılıyor ki, bu milletin dini ve benlik anlayışı kopuk ve bitaptır. Her dinin içinde 'adaletli olmak' geçer, işte dini bağları zayıf olanların bu kelimeden habersiz olmasına şaşmamak gerek.

 Bilmemek değil öğrenmemek ayıp. Sayın Papa ve Ermeni milleti, dininize ve benliğinize yaraşır şekilde konuşmayı öğrendikten sonra haklarınızı ve soyunuza yapılanları gelin o zaman iddia edin.

   Savaş sırasında ya da devletimize karşı yapılan herhangi aykırı bir davranıştan ötürü öldürülenleriniz dışında neyinize zeval verdikte bir isyan içerisindesiniz !? Yahu bir devletten hiçbir kanıt olmadan istenilen hak, harama el uzatmak değilde nedir? Bazen diyorum ki; fazla taviz sadece sana değil, yıllarca süregelen bir tatminsizlğin, zayıflığın ve eksik bağların yıllarca çoğalarak milletinin üzerine yığılması ve fütursuzca isteklerin sıralanmasıdır. Çok mu müsamaha göstermişiz ?

Eğer çok merhametli oluşumuzdan faydalanıp, haksızca bu topraklardan, bu milletten bir çöp bile istense hesabı çekilir ve karşılıklarına razı olmak gerekir.

Biz de harama göz dikmek yoktur, yolumuzdan bir hareketle yahut  bir sözle çıkmayız, biz nereye baş koyduysak orada yürür, orada karar verir ve orada can veririz. Birilerinin kışkırtmalarıyla yoldan çıkmayız, net olun, net! Net ve kararlı! Lakin haksızlığın netliği de kararlılığı da olmaz.

Bulanık suda yüzülür mü hiç ? Sizinki de o hesap..

https://twitter.com/demirr_meltem

http://meltemdemirm.blogspot.com.tr/

 



Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.