Mustafa Kemal Atatürk Katı Bir Kemalist miydi?

'Kemalist' sözcüğünün iki anlamı arasında ne kadar da büyük bir uçurum oluşmuş.

İlk başta 1919 sonrası Mustafa Kemal'le birlikte hareket eden tüm çevresi için yabancılar tarafından kullanılmış bu sözcük. Yani o dönemde tüm kongre delegeleri, Ankara'daki Millet Meclisi'ndeki vekiller, Anadolu hareketine destek veren tüm halk katmanları 'kemalist' ki, bunlar arasında ağalar, şeyhler dahi var.

Birinci anlam ne kadar kapsayıcı ise ikinci yani şimdiki anlam o kadar dışlayıcı. Günümüzde 'kemalist', kendi tarih ve siyaset yorumuna bu adı vermiş. Bunda en ufak bir sapmayı kabul etmemek ve böyle gördüğünü kendinden saymamak bir yana, böyleleri onun için bir araya gelinemez, işbirlikçi ve karşı-devrimci kişilerdir. İşin kötü yanı etkinin doğurduğu tepkiyle Mustafa Kemal'i benimseyen, temel ilkelerinin çoğunu kabul eden birçokları kendisini 'kemalist' olarak tanımlamıyor, aksine 'kemalist' onlar için sapkın, işbirlikçi, Batı yandaşı gibi olumsuz anlamlar ifade ediyor. Haliyle böyleleriyle ittifak yapmaları da söz konusu değildir.

İki anlam arasındaki derin farkı yaratan Mustafa Kemal'in kendi eylemleri midir? Tabii ki ülke işgal altındaykenki ile otoritesini yerleştirdikten sonraki politikaları arasında fark olmadığını iddia edecek değilim. Aksine iki anlam arasındaki geçişi başlatan bu farklardır ancak bugünkü uçurumun yaratılması için iki kesim birbiriyle yarış içine girişmişlerdir. Birinci kesim en baştan kemalizm karşıtıdır. Bunların işi Mustafa Kemal'in Cumhuriyet'i beraber kurduğu müttefiklerini yanlarına çekmektir. İkinci kesim ise kendinden başkasını 'kemalist' saymayan dışlayıcı gruplardır. İkincilerin işi birincilere arayıp da bulamayacakları malzemeyi sağlamaktır. Hiç bir ittifak, uzlaşma kabul etmeyerek, hatta kendi ideolojilerini yalan yanlış yorumlayıp milletin bir arada yaşama, millet olma özelliğini ortadan kaldırabilecek denli diğerlerini ötekileştirerek.

Millet olabilmek için Atatürk iki görev vermişti. Tam bağımsızlık ve Cumhuriyet'i kanımız pahasına korumak. Kemalist politikalar sonucunda en azından bu iki değerde bizimle ortak olan kitleleri, 'kemalizm' düşmanların yanına ittik. Atatürk ölmeden önce samimi olarak yanında yer almış geniş bir kitle, bugün mütareke dönemindeki İstanbul'un yanındadır.

Oysa tek miras 'akıl ve bilim'di. Hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural yoktu. Biz bize neler yaptık?

Tam anladığım gibi midir, yoksa Atatürk'ün kendi yarattığı çelişkilerin 'kemalist' sözcüğünün anlam ayrımındaki payı daha mı büyüktür? Çok kapsamlı bir konu ama bu yazının hedefi Atatürk ile çelişki sözcüğünü yan yana bile getirmeyecek olan bugünkü anlamıyla 'kemalistler' olduğu için önemli de değil. Hedef kitleme ise sadece katılık ve uzlaşmazlık konularında yanlış bir yorumlama yaptıklarını anlatmakla yetiniyorum, diğer konular bu yazının oldukça ötesinde bir tartışma gerektiriyor.

"Mustafa Kemal katı bir kemalist miydi" sorusunu aydınlatmak için iki alıntı paylaşmak istiyorum.

Birincisi 'ittifak' konusunda günümüz 'kemalistleri' için Attilâ İlhan, Emre Kongar'dan aktarıyor:

"Mustafa Kemal'in uzlaşmaz bir siyasi adam olduğu kanısı özenle işlenen ilkelerden biridir. Oysa Mustafa Kemal Paşa, Bağımsızlık Savaşı sırasında içte ve dışta her türlü ittifakın peşinde koşmuş, olanaklı olduğu ölçüde bunları en geniş çizgide gerçekleştirmiştir. Toprak ağaları, şeyhler, tüccar, eşraf, âyan, sivil ve asker 'bürokratlar' sürekli ittifaklar yaptığı toplumsal katmanlardır." Attilâ İlhan - Hangi Atatürk - 4. Baskı - Sayfa 55

İkincisi ise Falih Rıfkı'dan. Ankara saflarına Sakarya Savaşı sonuçlanana kadar geçmemiş bir subayla ilgili. Bu subay bağışlanmış ve birçok dönem de milletvekilliği yapmış.

"Atatürk insan zaaflarını bilir ve çok, pek çok defa affetmesini de bilirdi. Kendisi Anadolu'da iken o arkadaşının İstanbul Merkez Komutanlığında nasıl çalıştığı hatırlatıldığı zaman:
- Öyledir.. Pek sıkışmağa gelmez. Fakat doğrusu ya, ben Anadolu'da iken yanıma gelmek de pek kolay değildi. İnanılır şey değildi ki bizim yaptığımız! demişti.
Pek samimî idi. 'Kuvay-ı Milliye devrinde nerede idin, ne vazife görürdün?' diye sormıyan yalnız o idi. Başkaları ise Anadolu'ya bir gün önce ve bir gün sonra gelmiş olmağı, pek ehemmiyetli bir kıdem davası gibi güderlerdi.
Yüzellilikleri bile affetmesi insan zaaflarına karşı feylesofça davranışının bir eseri değil midir? Bir gün barışmıyacağı hasmı, bir gün bağışlamıyacağı suç yoktu, diyebilirim." Falih Rıfkı Atay - Çankaya

'Yüzellilikler' Lozan anlaşmasıyla sayısı belirlenen, Kurtuluş Savaşı sırasında düşmanla işbirliği yapmış yurtdışı sürgünleri. Padişah'ın maiyeti, kabine üyeleri vb. Bunlar 1938 yılında Atatürk tarafından affedilmiş.

Asla bir araya gelemeyen bugünkü kemalistler, ülkücüler, solcular, sağcılar, batıcılar, avrasyacılar, dinciler... İlk defa Ekmeleddin İhsanoğlu deneyiminde ilk kemalistler gibi davranmışlardı. Sonucun başarısız olması ittifak etmenin yanlış olduğu anlamına gelmez.

Bize öyle bir öğretilmiş ki, Özdemir İnce'nin İhsanoğlu'nun adı çevresinde birleşmeye davet eden yazısını okuyana kadar benim için de Atatürk katı bir kemalistti, ben de öyleydim.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Dönen Kızın Etekleri Edebiyat 20.01.2020
t Yaşam 01.01.2020
'Altın'cı Filoyu, Kovmak Farz Oldu Yaşam 12.09.2008
Petkim'i Satan Sepet Kim? Ekonomi 13.06.2008
Önemli Olan Yaşadığın Süre İçinde Fazla Şeyler Yapabilmektir Politika 12.06.2008
Başlık Kategori Yayın Tarihi
YCHP'Lİ NİHAT YEŞİL'E KIDEMLİ SORULAR !! Politika 20.06.2020
Batı Emperyalizmi ve Türkiye Politika 17.06.2020
"KRİPTO FETÖ VİRÜSÜ" ve FETÖ'YE GEBE KALAN VESAYETCİLER !! Politika 12.06.2020
İhanet Projeleri -3 Politika 05.06.2020
KILIÇDAROĞLU'NUN, HDP 'ye UYUMLU YENİ PARTİ PROGRAMI !! Politika 03.06.2020

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.