Eskiden hep tarlaydı buralar.com Vallaha.com Ciddiyim.com

Domain pazarı, yani alan adı pazarı, bu, eskiden hep tarlaydı buralar hikayesine benziyor. Internette yeni sayılabilecek bir piyasa var. Site adları piyasası. Site adları-domain name'ler bildiğiniz emlak arsa vb alım satımındaki gibi  piyasalar oluşturmuş.

Www.bloblo.com şeklinde bir isim satın alıyorsunuz. Ki, neden alıyorsunuz? İleride kendi başına değerleneceği öngürüsüyle veya sitenin içini doldurarak-hit çekerek değerleneceğini düşünüyorsunuz ve alıyorsunuz. Bir yönüyle kumara da benziyor fakat tam da öyle sayılmaz çünkü bir domain name'i ilk alan sizseniz ödeyeceğiniz tutar 20 TL oluyor. 20 TL'nin de kumarı mı olur!

Fakat zaman içerisinde bir veya birkaç sebepten değerlenmiş bir domain name aldığınızda işte o birazcık kumar gibi oluyor.

Sanal ortamlarda oluşan piyasaları geziyorum ara ara. Eskiden aldığım, sonra vazgeçtiğim birkaç domain name'in fiyatlarının şimdiki değerlerini görünce biraz pişmanlık dolanıyor kafamda. Bu domain name'lerden biri demomarket.com. Yıllar önce 20 tl'ye almıştım. İki yıl tuttum. Sonra bıraktım. Şimdiki değeri 2800 dolar.

Bir domain name almadan önce benim düşündüğüm iki şey var: Birincisi, gerçekten böyle bir siteyi yapmak ister miyim? Olabilir...cevabı evet ise birinci aşamayı geçiyorum. İkincisi ise, dile kolay gelen bir isim mi, diye bakıyorum. İki şey tutuyorsa alıyorum domain name'i.

Türkiye'deki domain name sanal pazarlarında insanlar genelde şunun için dolaşıyor: şu domain name'i alsam başka birine kaça satabilirim? Yani gezinen, yatırım yapan kişilerin büyük bir çoğunluğu alıp hemen satmak maksadıyla domain name'lerin peşine düşüyor. Ben bu yaklaşımı pek mantıklı bulmuyorum. Eğer ki domain name çok güzel bir domain name ise hemen satmak düşünülebilir.

Ekonomi dergilerini karıştırıyorum... Nabzı iyi tutan dergiler... Girişimcilik konusunda bazı verilere ulaşıyorum. Ki, girişimcilik deyince işin Internet boyutu mutlaka ki olmalıdır. Edindiğim önemli veri şu: Internet bileşeni de dahil girişimcilik denemelerinde yüzde 80 başarısızlık var. Belki daha fazla.

Dünya devi reklam şirketleri, işin hep gaza getiren tarafına ilişkin propaganda yapsalar da gerçek böyle değil. Facebook'ta, Google'da..veya Türkiye menşeli reklam şirketleri hep, başarı göstermiş birkaç girişimi ön plana çıkararak sanki girişimde bulunan herkes kazanıyormuş gibi gösterseler de durum böyle değil.  Demin söylediğim yüzdeyi tekrar hatırlatayım: yüzde 80. En az yüzde 80 başarısızlık.

Türkiye nüfusu açısından bakıyorum meseleye. 80 milyon olduk herhalde. Bir girişimcinin bir işe girişmeden önce hedef kitlelerini iyi belirlemesi gerekir. Bu, belirlemek işi 5-6 ay belki 1 yıl bile sürmelidir. Nüfusu iyi tanımak lazım. Sen yeni bir girişim yapacaksın, gerçekten de iyi bir fikir bulmuşsun, olabilir, fakat bu fikire insanların ne kadar açık olabileceği konusunu iyi araştırmak lazım. 22 milyon kişinin bilgisayar oyunları oynadığı, bir o kadarının aptal sabah sabah programları seyrettiği, bir o kadarının ... bir o kadarının... şeklinde giden cümlelere denk gelen büyük kitleleri iyi analiz etmeniz gerekir. Çok yakınınızdaki insanlar da, bu bahsi geçen insanlardan farklı değil. Algı kanalları ha kapandı ha kapanacak seviyede.

Girişimi yapan kişi olarak siz, deneme maksatlı farklı bir kimliğe bürünüp, girişiminizi karşınıza başka birinin  getirdiğini düşünerek ilk adımı atsanız iyi olur.

Herkesin üye olup eski yeni bir şeyler alıp sattığı mekanlar rağbet görür her zaman. Ben böyle ortamları başka açılardan faydalı da görüyorum. Neden? Senin ikinci el bir ürünün varsa, bunu böyle bir ortama sunduğun zaman, o ürünün yeni olanının alınmasını engellemiş-geciktirmiş oluyorsun. O ürünün yenisi, demek gereksiz olabilecek üretimi, dolayısıyla tüketimi de artırmış olmak demektir.

Bir ürünün gerçek ihtiyaç duyulan değeri ile yenisinin üzerine konmuş sahte ihtiyaç değeri arasındaki fark aslında ekonomiye bir darbedir de. Bu darbeleri ne kadar azaltabilirsek ekonomiye bir faydamız olur.

Alanlar ve satanlar vardır. Alanlar, bazen de satarlar. Satanlar bazen de alırlar. Fakat Türkiye'de daha çok alanlar vardır. Ürün alan kişi, aynı zamanda kendi de artık ihtiyaç duymadığı   şeyleri elden çıkarmayı daha çok düşünse tüketim çılgınlığı da biraz azalma eğilimine girebilir. Olay biraz da mübadele değeri olayına yaklaşır.

Neye, hangi fikre girişmek gerekir? Hedef kitleler ve onları tanımak önemlidir, demiştik. Bir de ek olarak şöyle bir konu var: bir fikre yatırım yapacağınız zaman başka destek fikirleriniz de olsun. Örneğin; sadece Google ve benzeri reklam programlarına güvenmeyin. Fikrinize, fiilinize destek olacak bir reklam sistemi de siz yapın mesela. Yine, örneğin: bir site kurduğunuzda, gerisinde bu siteyi destekleyecek irili ufaklı 40-50 siteniz olsun mesela.

Bir önceki yazımda bahsettiğim didimpazar.com sitemiz tek başına kurulmadı. Bu sitenin gerisinde 50'yi aşkın destek sitesi var. Bu sitelerin de kendi içlerinde bir reklam sistemi var. Basit bir sistem fakat var.

Domain name'ler konusuna dönüp bitirelim. Değerli gibi görünen domain name'ler, sadece alınıp satılarak değerlendirilmek isteniyorsa.. ben bu fikre pek sıcak bakmıyorum. Elde olan domain name'in değerini nasıl yükseltirim, diye yaklaşılırsa meseleye, ve biraz sabırla daha içi dolu işler çıkabilir ortaya.

Hedef, para kazanmak değil, bir şeyi başarmak olmalı. Başarıldığı zaman, paranın o kadar da önemli bir şey olmadığını görmek mümkündür.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Tek bir şiir- Şiir 12.09.2019
Terkibat Günlüğü- Bir faşistin anatomisi Sağlık 06.09.2019
Kısa Öykü - Tüh Edebiyat 03.09.2019
Gereksiz sözler Evrensel 01.09.2019
Faşo Versiyon 4.0 Evrensel 28.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
KİMSE YOK MUUUUU!? Anı 27.08.2019
Yaşlı Amca Ve Kur'an Öğrenme Anı 14.07.2019
hayırlısı:) Anı 05.07.2019
Yeni Yol Anı 25.04.2019
Bir Özlem Ancak Bu Kadar Yakabilirdi İçimi.. Anı 08.04.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.