RÜYA...

Yalnızlığın nüktedan seyri bazen belli belirsiz bir hiçlik duygusu yaratırken an geliyor şüpheye düşüyorum varlığımdan ve raks eden tüm varlıklardan. Gölgelerde gizli o ketum ve müphem nice mefhum. Adı sanı var mı yok mu? Ne fark eder ki. Görsem ne olacak ya da duysam? İstiyor muyum, bakalım. Dirayetsizliğin kıskacını da dâhil ettik mi sırnaşık bir kifayetsizlik engel teşkil eden tüm gölgeleri karanlığa gömme duygusu taşıyan. Fısıltılar nasıl da bariz ya o görmez, duymaz varlıklar yok mu? Sadece zihinlerde iştigal eden binlerce sanrı taraflarınca şekil bulmuş.

Var iken yok olmak kadar sancılı kim bilir var olmak nereye kadar. Yok iken var olduğunu sanan her kim ise gıybetin çamurunda debelenen.

Çok uzaklarda olan başka bir varlık ise bir o kadar acı veriyor. Bir zamanlar dediğim o günlerde başımı dayadığımı sandığım nice omuzdan biri. Bilemedim ve göremediğim oysa sığınağımın bir çukur olduğunu. Sessizce yaşayıp gidiyoruz onca mesafe ket vurmuş iken tarafımızca yaratılmış.

Aklımdan çıkmayan ve tarafınca işgal edildiğim o bitimsiz özlem yanlış olduğunu bile bile üstelik. Oysa özlem denilen o yakarış nasıl da masum ve helal anamın ak sütü kadar. Anlaşılmayı nasıl da isterdim ve keşke başka kalıplara yerleştirilmeseydim. Özgürlüğümü nasıl hibe ederim ki ya da nasıl bertaraf ederim taşıdığım ve korumaya çalıştığım dünyamı. Her ne kadar tek kişilik olsa da nice nice dünyalar barındırırım içinde oysa. Değişime engel olmak ne mümkün yeter ki arzuladığım ölçüde ve boyutta olsun. İstikameti ben belirlemeliyim ve belirlemeliydim de her ne kadar tezat bir düşüngeç olsa da zihinlerde.

Duyumsadıklarımı tek tek zikretmiştim oysa hem de madde madde. Ve ben bir madde de değildim her ne kadar inançlar bu yönde olsa da. Titrek ellerim kavrayamazken ve tutunamazken ayaklarım da geri geri gitti nihayetinde onca birikmişliğe rağmen. Ne varsa biriktirdiğim ve seyri dünyanın engel olamazken. Bunca mucir sebep hele ki yokluğun şükrüne rağmen varlığın nasıl da göreceli olduğu gerçeği.

Hep ihtiras, hep bitimsiz istekler ve nihayet bulan bir rüya. Rüya alt tarafı da diyemem ki. O rüyaların eşliğinde yol almadım mı ben iteklensem de ömür boyu. Bildiğim ya da bildiğimi sandığım ne varsa sürekli ket vuran ama yine de içimde kaybolmak bilmeyen o öğrenme isteği ışığın rehberliğinde. Sözde değil yansıyan ve yansıtan bir ruhun işgal ettiği bir beden. Yoksa beden mi işgal etmekte ruhu bu da ayrı bir soru. İçine sıkıştığım bir beden özgür ruhumu zincirlerinden boğulmuş iken. Takriben bir ömür boyu üstelik. Öncesi ve sonrası derken her yeni gün eklenen yepyeni halkalar. Kim hak görebilir ki bunu hele sen ya da ötekiler tarafımca önem arz etmeyen. Kula kulluk yapmak gibi bir seçeneği çoktan elemişim yirmi küsur yıl evvel üstelik. Bunun izahatı zor olsa da o seçeneğimin tüm getirisi içimdekiler ve tabii ki verdiğim onca kayıp. Denedim, çok denedim izah etmeyi. Algıların seyri bana ayarlanmış olsa da herkes istisnasız üstelik sadece görmek istediğine vakıf. Ve niyetleri olmadığı gibi anlamak adına ellerinden geleni de yapıyorlar ötekileştirmek adına.

Tümleyen olabilirdim hatta bir ömür boyu sürebilirdi bu rüya. Ne var ki bedel ödememek adına bir kâbusa dönüştü daha doğrusu dönüştürüldü. Ne pilli bebeğim ne de bir protip düzene intibak etmekle mükellef. Şarj olan bir cihaz da değilim üstelik kullanıma hazır. Altı üstü göçebe ruhuyla oradan oraya savrulan bir yaprak ama hala köklerine bağlı. Dalımdan kopmuş olmam yokluğun değil tekil varlığımın bir göstergesi. Tek bir ağaçta yaşamayı seçseydim her şey çok farklı olabilirdi. Seviyorum yolculukları hatta acılarla besleniyorum ve an geliyor ne özel ve ne güzel bir âlemde yaşadığımın farkına varıyorum tüm çirkinliklere rağmen üstelik. Güzelin değeri nasıl da makbul gözümde. Nasıl bir ihtişam ile dönüyor şu yerküre. Sevip karşılık bulamadığım her kim ise ihanetine uğradığım bir kez daha idrak ediyorum hala nasıl bu sevi yetimi muhafaza ettiğimi.

Defalarca âşık olabilirim ki aşkın mecrasında yürümek esir ruhumu bulutların en tepesine çıkarıyor. Ne süslü kelimelere inanırım artık ne de takılan maskelere. Mademki yalın ve çıplak ruhum böyle mutlu hicap da etmem asla şekilden şekle girmediğim için.

Hala çok soru var cevabına henüz haiz olmadığım ama bir o kadar da anlam kazandı pek çok şey üstelik her geçen gün daha da artan bir boyutta. Her ne kadar anlam veremediğim gizemlerle dolu olsa da heybem biliyorum ki cevaplarını er geç bulacağım. Yoksa çok mu geç kaldım, diye ne bir yanılgıda bulunabilirim ne de kınarım kendimi. Yaş alan sadece bedenim ama ruhum henüz çok genç ve biliyorum ki sonsuzluk ve an sadece izafi bir boyut değişken mizacım kadar üstelik. Ama yine de sabit kıldığım öğretilerime her geçen gün yenileri eklenmekte.

Neyin ya da kimin kazanımı, diye hayıflanmanın ötesinde aralıksız boyut atlatan belirsiz bir gidişatın kırık basamakları bitimsiz ve gövde gösterisinde olması muhtemel o tanınmazlık. Gıyabında bile olsa muaf tutulmak müdahil arzusuyla yanıp tutuşurken. Depreşen ve biteviye sür-git bir telaş anlam bütünlüğünden yoksun kalmış.

Boşluğun hezimeti kadar sıkılgan ve tezahürü namümkün bir o kadar doldurmaya çalışırken o boş testiyi kırıldı kırılacak.

Bir ürperti kadar üşüten seyri müphem o var oluşun yarattığı emsalsiz kaygı dile getirmenin ihtimal dâhilinde bile olmadığı. Yitip gitmiş onca duygudan biri iken sığınmak ve yaslanmak bir dağa enkazı dahi kalmamış güvenmekten imtina ettiğim.

Seyri hoş imiş aşkın anlamını dahi bilmez iken uçuşurken kelebekler toz bulutlarına karışmış ve adım adım sona vardığının bilincinde en az bilincinde olmak kadar tekerrür eden o hikâyenin.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Olgun Başaklar Gibi Kadın Kadın / Aile 09.03.2019
Ve Kadın Şiir 08.03.2019
Yazmanın Acı Veren Yanı mı? Edebiyat 21.02.2019
Yalanım Varsa Kalemim Çarpılsın Edebiyat 20.02.2019
Penaltı Edebiyat 19.02.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Sosyal Medya, İşsizlik mi? Özgürlük ve Mutluluk mu? Yaşam 15.09.2019
GEZİ Olayları'ndaki 3 Ağaç, Türkiye ORMANLARI'nın Yakılması, PKK ve Susanlar Yaşam 11.09.2019
Bu ilk ölüşüm değil Yaşam 09.09.2019
HAYAT SOĞUK Yaşam 08.09.2019
KENDİMİ ÇIPLAK HİSSEDİYORUM.... Yaşam 07.09.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.