SAHİ, SİZİN HAYALLERİNİZ HİÇ ÖLDÜ MÜ...

İdrak etmenin çok ötesinde ayan beyan durduğu kadar hayrete düşüren ve olabildiğince inkârı da mümkün olmayan bir gidişatın göstergesi yine ve yeniden tasavvuru kıyas kabul dahi etmeyen koca bir gizem.
Gizemim rakımı bir o kadar da yüksek en az tezahürünün soluk bir ışık olması kadar. Belli ki ışık sönmeye mahkûm ve belli ki hicap etmekte aydınlıktan. Olası bir seçenek şıkların arasında mantık ve duygular arasındaki çelişki sürüp giderken.
Bir o kadar tuhaf ve akla ziyan. Akıl ki akıl olmaktan çoktan çıkmış ve tek dayanak duyguların hükmü. Ve tek önem arz eden inancın kudreti kadar engin varlığı varlığın anlamı her ne kadar yâdsınsa da ve hükme varılmış iken.
Farkındalığın yansıttığı hayal kırıklığı kadar bariz tutumlar. Ve yeri geldi mi her bir yanınızdan çekiştiren kim varsa iyi niyet denen mefhumun arkasına sığınıp kandırmaya çalışırken sefil varlığınızı. Ne de olsa birlikten güç doğar, demenin de bir anlamı yok gibi bir ikilem ise çoktan duvara toslatmış başınızı. Yıldızlar uçuşurken bu darbe sonrası illa ki bir kılıfa sokuluyor düşünceler ve bir anda seyri değişiyor hayatın. Kolaysa gel de anlat ve tek tek hizaya sok bağnaz yankılar sarmışken dört bir yanınızı. Kolay ya da zor ama tek gerçek hayatla aranızda kurduğunuz o sıkı bağ kimine göre pamuk ipliğinden ince kimine göre anlamsız sayısız ön yargı ile işgal etmişlerken zihinlerini.
Her kafadan ayrı bir ses çıkmakta. Ne makul ne kabul görür ama hayat öylesine bonkör ki ayaklarınızın altına sunmuşken onca değeri istedikleri kadar muhalif ve destursuz niyetle koparmaya kalksalar da o boynu bükük çiçeği dalından. Kokusu uzaklardan bile yalarken yüzünüzü dokunmaya kıyamadığınız bu mahzun çiçekten ne zarar gelebilir ki. O dalında öylesine mutlu ve bahtiyar ki. Tomurcuklar belirsiz olsa dahi kökünden aldığı güçle ve güneşin ışığı ile ne solmaya niyetli ne de yok olup gitmeye.
Bir çiçek ve bir çiçek derken uçsuz bucaksız bir bahçe aradaki onca çalı çırpı batsa da basiretsizce...
Yeri geldi mi öznel bir çağrışım dibine kadar haykırırken güzellikleri nesnel öngörüler zırhları ile o mahremiyeti ketum ve yobaz ihtimallerle benzeştirmeye çalışsalar da. Kime ya da neye benzemek gerekebilir mi yeter ki hacmi aşmasın boyutunu ki hacim aralıksız genişlerken. Ne boş bir balon ne de hava boşluğu. Olsa olsa kocaman bir sepet tıkış tıkış hayalle dolmuş. Ne hayaller üstelik... Bariz bir ömrün son yarısı ilk yarısı çoktan heba olmuş. Bu da önem arz etmiyor ayrıca. Mazinin bir devinim olduğu gerçeği kadar anın kıymeti daha ihtişamlı. Eşlik eden neler var üstelik. Özgür bir ruhun uzun atlamadaki başarısı kadar gözle görülür yeter ki aşılsın engeller. Biraz da değil üstelik doya doya hissetmek aşkı, vefayı kısaca doğanın sunduğu o hazine adına ruh denen ama devşirmemek adına düşleri. İçi dışı bir mümkün olduğunca her ne kadar batsa da göze.
Sahi bu kadar engin bir sunumu varken hayatın neyin derdi bunca insanın birbirine yüklediği ya da neyin karşılığı hak edilmediği halde. Hak eden diye bir mefhum da yok diğer yandan. Olsa olsa kaderin reva gördüğü üstelik yüksünmeden ve isyan etmeden ve ardına saklanmadan çalıların. Çıplak bir ruh bakir duygular eşlik ederken işgal etmeden ve ihlal etmeden sınırları.
Nöbette nice duygu yeri geldi mi korunaklı yeri geldi mi alabildiğine özgür. En güzeli de tadını duyumsamak hürriyetin üstelik hiçbir kalıba girmeden ve zorlamadan, zorlanmadan.
Varsayımlar ise önü alınmayacak derecede bitimsiz hele ki önyargılar ve sakil şüpheler istifli ve hali hazırda taarruza hazır iken...
Ne bir savaş ne de öfkenin izdüşümü. Ne de bir ihtiras. Ama yine de temkinli olmakta fayda var ne de olsa herkes sadece ve sadece kendinden mesul.
Sahi unutulan onca duygu nereye saklandı gözüne soka soka yakarlarken canınızı ve dokunurken zülfüyâra?
Niyetlerin o bariz göstergesi şüphecilik nasıl da bariz yalanlar sarmışken dört bir yanı.
Ne nefret ne kin sadece sevgi ve aşkın çoğula tekabül eden daveti. İsterse tek kişilik olsun. Ne de olsa insan defalarca sevebilir üstelik sonsuza kadar. Neyi ya da kimi severseniz sevin sadece sevin. Kendinizi de ama kırıp dökmeden etrafınızı.
Yalnızlık fısıldarken kulağınıza dinleyin bakalım neler diyor? Sadece susun ve dinleyin. Kapatın gözlerinizi ve gerekirse sonsuza kadar susun da. Susun bakalım sessizlik ne çağrıştıyor bunca hengâme sürüp giderken?
Sahi bu kadar mı zor sevip kıymet vermek yeri geldi mi vazgeçmek dahi o ihtiras yüklü egonuzdan?
Sahi en son ne zaman sevdiniz? Hayır, beşeri bir aşk değil bahsettiğim sadece en son kimi çıkarsız sevdiniz ya da neydi en son hayaliniz? Ya da en son kimin hayalini çaldınız ruhunuz uyurken?
Gölgeler uzayıp kısalırken hiç sorguladınız mı kendinizi ya da hiç sorguladınız mı neyi gerçek anlamda isteyip istemediğinizi?
Ne fark eder, demeyin asla sadece bir kez susun ve dinleyin hayatın ritmini en sevdiğiniz şarkı defalarca nüksederken aynı nakaratı...
Sahi sizin hayalleriniz hiç öldü mü üstelik defalarca? Faili meçhul nice cinayet ve tek suçlu idi sevgi çok görülürken kimi tarafından. Oysa en makbul olması gerekirken suçlu addedilmiş bu duygu hep masumdu.
İnanç eşlik ederken verilen ceza en ağırı idi. Hükmedilen tarafınca eşkâli belirsiz gölgelerin.
Bir varmış bir yokmuş, diye başlayan hangi masal hayalinizdi?
Ne yazık ki hayatta hiçbir masal mutlu sonla bitmiyor.
Sahi hangi masal kahramanı idi en çok sevdiğiniz?
Hele ki kahramanlar dahi ihanet ederken hala inanıyor musunuz masallara?
Ben hala inanıyorum yalan olduğunu bile bile...

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Olgun Başaklar Gibi Kadın Kadın / Aile 09.03.2019
Ve Kadın Şiir 08.03.2019
Yazmanın Acı Veren Yanı mı? Edebiyat 21.02.2019
Yalanım Varsa Kalemim Çarpılsın Edebiyat 20.02.2019
Penaltı Edebiyat 19.02.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Sosyal Medya, İşsizlik mi? Özgürlük ve Mutluluk mu? Yaşam 15.09.2019
GEZİ Olayları'ndaki 3 Ağaç, Türkiye ORMANLARI'nın Yakılması, PKK ve Susanlar Yaşam 11.09.2019
Bu ilk ölüşüm değil Yaşam 09.09.2019
HAYAT SOĞUK Yaşam 08.09.2019
KENDİMİ ÇIPLAK HİSSEDİYORUM.... Yaşam 07.09.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.