Günlük - İbişler Sarayı

Didim; ilginç tecrübeler yaşadığım bir yer; yaşadığım ve yaşamakta olduğum. Didim ile ilgili bazı şeyler yazmamın sebepleri var. Burası göç alan bir yer. Sürekli birileri taşınıyor buraya. En önemlisi ise şu: hırsızların, türlü dolandırıcıların cirit attığı bir yer.

Cirit atmak. Cirit atlı atlı bir spordur. Turhal'da bir keresinde turnuva düzenlenmişti. Sanırım federasyonları da var. Bazı illerin kurdukları cirit takımları ciritle hiç tanışmamış illerde ve ilçelerde karşılaşıyorlardı. Anlaşılacağı üzere amaç ciriti tanıtmaktı. Turhal'a birkaç takım gelmişti ve ben de seyretmeye gitmiştim.

Bunları şunun için anlatıyorum: cirit atmak veya cirit'in üçkağıtla bir ilgisi yok. Atın üzerinde rakipler birbirlerine cirit atıyorlar. İlginç özellikleri var cirit sporunun. Örneğin: atın üzerindeki ciritçi, kovaladığı rakibini ciritle vurabileceği halde vurmazsa-bağışlarsa diğer bazı hamlelere göre daha çok puan alıyor.

Orta Asya kökenli bir savaş oyunu. Doğu Anadolu ve İç Anadolu'da daha çok oynanırmış.

Kısacası; Didim her türde suçluların cirit attığı bir yer. Yalnız, bu tür suçluların federasyonları yok, çeteleri var.

Çete, derken de, sadece mafyatik yapılar anlaşılmasın. İçerisinde, duyduğunuzda çok şaşırabileceğiniz sosyal-mesleki statüde insanlar bile var. Geldiğim ilk zamanlar ufak tefek şeylere rast gelmiştim ilkin. Yani nedir, örneğin, bir yerde yemek yiyeceksiniz veya bir ev temizlikçisi arıyorsunuz. Etrafınızda, arkadaş diye gezinen kişilerin arkadaşça yardımlarını istersiniz ilkin. Fakat bir süre sonra anlarsınız ki bu tür şeylerden bile komisyon alıyorlarmış arkadaşlarınız, öğrenirsiniz. Gerçekten yardımsever kişiler-arkadaşlar bulmanız zordur fakat yine de az da olsa vardırlar.

Bu tür yazıları yazmamdaki amacı söylemiştim. Hani, buralara gelmeyi düşünenler varsa, elbette ki gelsinler fakat biraz dikkatli olsunlar, diyorum.

***

Soytarı, farklı zamanlarda farklı yerlerde farklı anlamlara gelmiş bir kelime.  Güldüren, düşündüren, bilge, yalancı, ikircikli, ayna... Fakat toplumların bilgeliği düştükçe kelimelerin esas olan anlamları da kayboluyor. Soytarı, gerçek olanı umulmadık biçimde söyleyendir, normalde. Gerçekle bir şekilde karşılaşmak insanı güldürür; soytarı, söylemenin usulünü bilir. Doğrudan söylese, bilgeliği kalmaz ;ve insanlar soğuk gerçekle karşılaşmaktan hoşlanmazlar. Soğuk olanı herkes bilir aslında. Soytarı da bilir gerçek olanı fakat farklı söyler. İkircikli davranır ki karşısındaki insanların ikircikliğini dener. Yalan da söyler ki yalanı saklayan huylansın...en iyi savunma gülmektir.

Gerçek bir soytarı bulmak zor şimdilerde. Birkaç gazetede saray soytarısı diye bir ifade gördüm de, o amaçla yazayım dedim.  Gerçek bir soytarının saraya ihtiyacı yoktur. Fakat zaman içerisinde esas anlamlar kaybolup gittiği için şu bizim halk edebiyatındaki ortaoyunlarındaki ibişlere benzer karakterler kaldı. İbişler çoğalınca içlerindeki en ibiş saray sahibi oldu.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Teşekkürler Yoldan-daş Genel 12.03.2019
Didim, Pompei olur mu? Sosyal 02.03.2019
O ayaklar iyi ayaklar değil- Mikrop-iyolojik incelemeler Anı 25.02.2019
İnsan 4.0 Genel 13.02.2019
Çete çeteye girmiş- Koko-Bonzo-Fetö Genel 09.02.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Yeni Yol Anı 25.04.2019
Bir Özlem Ancak Bu Kadar Yakabilirdi İçimi.. Anı 08.04.2019
Doğu Türkistan'da Yaşam. Benim Hayatım, Yaşananlar ve yasaklarlar Anı 18.01.2019
32 Yaşımdan 32 Öğüt Anı 10.12.2018
geçiyor mu Anı 07.12.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.