Günlük-Kış ola hayrola

Gün karanlığa kavuştuktan hemen sonra bir işimi halletmek amacıyla dışarı çıktım. Kış gelmeden hemen önceki günlerin akşamlarına benzer bir akşamla karşılaştım. Hava soğuk değildi, üşümüyordum fakat yine de kendini hissettiren bir serinlik vardı. Yanı sıra odun kömür sobalarının yakıldığı zamanlardaki gibi bir duman ve kokusu yayılmıştı etrafa.

İşlerinden yeni çıkmış insanlar..İşlerinden yeni çıkmış insanlardan başka günlük akşam yürüyüşleri için dışarıda olanlar da vardı. İnsanların yaşadığı yerleri şehir gibi gösteren biraz da, işlerinden yeni çıkmış insanladır. Bazen, buranın bir şehir olup olmadığı konusunda çelişkiye düşüyorum. Hiç çalışmıyormuş gibi duran veya hiç çalışmamış gibi duran tatil havasındaki insanlar beni şüpheye düşürüyor.

Burası bir yer sadece. Güzel bir yer. Şehir imajını insanlara sunup sunamaması onu kötülememizi gerektirmiyor. Ve o kadar çok gelip geçen var ki, turistler başta olmak üzere, şehirlerin bilinç oluşumları da olmalı mıdır sorusunu sorduruyor bu durum. Öyle siyasi bir bilinç değil veya insanların kafalarında oluşturmaya çalıştıkları sosyolojik bir yapı-lanma bilinci değil. Görünmez bir miras ve gelenlerin onu hissetmesi. Burada bunun olması zor. Burada her şey gelip geçici. Kalıcılılık öğeleri de gerekmiyor. Bir yerden sadece gelip geçsek ne olur sanki.

Soğuk denen şeyin insanın derisini yakabileceğini öğreneli çok oldu. Sıcak dediğimiz şeyin insan derisine yaptıkları bilinir. Sıcak, deriyi yakar kuralı eksik bir tanımlama içerir. Soğuk ve sıcak'ın insan derisini yakması bilgisini bir yana koyduğumuz zaman, olayın bir ısı değişimi olduğunu anlıyoruz. Yani, yanık denen şeyi “sıcak” yapmaz; soğuk da yapmaz. Sıcaklığın veya soğukluğun yarattığı ısı değişimi yapar. Ve ısı değişiminin hızlı olması da yanmanın seviyesini belirler.

Sıcaklık, aynı zamanda soğukluktur da. 15 santigrat derece sıcaklığında demek yerine 15 santigrat derece soğukluk da diyebiliriz. Alışılagelmiş anlayış, var olan ısı verme potansiyelini sıcak-lık olarak algılamaya devam etmiş.

Bir zaman önce bir bilmecemsi soruyla karşılaşmıştım. Diyelim ki, tepemizde içinden su akan bir metal bir boru var. Su akmaya devam ediyor bir süredir. Suyun hangi yöne aktığını, elimizin ısı değişimlerini asgari düzeyde algılayabildiğine de varsayarak, nasıl bulabilirdik? Soru buydu. Cevabı şöyleymiş: Metal borunun A ve B noktalarındaki sıcaklık farkı bize suyun hangi yöne aktığı yönünde yanıt verir. A noktasındaki sıcaklık B'den düşükse su A'den B'ye doğru akıyordur; tersi durumda B'den A'ya doğru akıyordur. Sıcaklığı elinizle algılayamazsanız bir noktadan ısıtırsınız; sıcaklık nereye doğru yayılıyorsa su o yöne akıyordur.

Nereden nereye ne getirip götürdüğünü bilemediğimiz insanları da, boru misalinde olduğu gibi, sizdeki sıcaklığı alıp götürme yönüne göre belirleyebilirsiniz. Siz soğuyorsanız götürüyorlardır. Sıcaklığınız artıyorsa size doğrudur insan.

Uzaylılar zaman mekan kavramlarını aşmış olabilirler. Biz dünyalılar, biz yurttaşlar... yaşadığımız bu dünya... bilindik zaman mekan kavramlarının ötesinde, kavramüstü tahliye borularının uçları, nihayi sonu da olabiliriz; her türlü, bilindik zaman mekan kavramlarının ötesinde uzaylılar dışkılarını atıyor olabilirler bilindik zaman mekan üstü ve içinden ne aktığını bilemediğimiz borularından dünyamıza. Rögarların içinde binbir düşünceyiz belki de, kavramların en altında. Hamamböcekleri, kakalaklar, fareler, kelerler.. işçi uzaylılar belki.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Teşekkürler Yoldan-daş Genel 12.03.2019
Didim, Pompei olur mu? Sosyal 02.03.2019
O ayaklar iyi ayaklar değil- Mikrop-iyolojik incelemeler Anı 25.02.2019
İnsan 4.0 Genel 13.02.2019
Çete çeteye girmiş- Koko-Bonzo-Fetö Genel 09.02.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Yeni Yol Anı 25.04.2019
Bir Özlem Ancak Bu Kadar Yakabilirdi İçimi.. Anı 08.04.2019
Doğu Türkistan'da Yaşam. Benim Hayatım, Yaşananlar ve yasaklarlar Anı 18.01.2019
32 Yaşımdan 32 Öğüt Anı 10.12.2018
geçiyor mu Anı 07.12.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.