Günlük Gerçeküstücülük bağlamında İspiyonizm

İspiyonculuk bilindiği anlamıyla ortaya çıkıp bilindiği anlamıyla vücut bulmasaydı da bir resim saat akımı olsaydı kübizme benzer bir şey olurdu. Kübik bir eser, bir şeyi üç boyutla gösterir. Bilinç ego patlamalarının da çok yaşandığı şu zamanlarda bunlar birleşip, patlak kübizm diye de bir şey ortaya çıkıyor. Yani üç boyutlu şeyi patlarken görmek.

İspiyonculuk, her şeyi gören bir üst bağımsız gözle baktığımızda gerçekten kübik bir durumdur. Yani kişi, ispiyoncu kişi, sizin yanınızdayken bir yüzünü gösteriyor, sonrasında gidip başka bir yüzünü başka bir kişiye gösteriyor, ve yine sonrasında yaptığı şeye içsel bir bakış atıyor. Böylece bu sanat akımının üç boyutu tamamlanmış oluyor.

İspiyonculuk, temel anlamıyla bakıldığında, gerçekten olan bir şeyi gidip başkalarına uçurmak anlamındadır. Bu durumlara bazen dedikoduculuk da eşlik eder. Dedikoduculukta olmayan şeyler de olmuş gibi, başka bir mecrada anlatılır. İspiyonculukla dedikoduculuk kardeştir. Birbirlerine destek olurlar.

Dünyanın global hale gelmesi demek, dinleme ve bilgi toplama araçlarının da gelişmesi demek. Fakat bu gelişmeler sadece teknolojik olarak olmaz. Bilgi toplama için teknoloji yetmez. İşin içinde mutlaka insan da olmalıdır.

İşin bir boyutu daha var. Bilgi topluyorsanız, yönetmek de istiyorsunuzdur. Biz normal insanların bile rahat rahat global çapta diğer insanlarla etkileşebildiğimiz şu zamanlarda; düşman, elbette daha üst bir modelle dinleme ve hemen sonrasında etkileme-yönetme metodları geliştirecektir.

Sınırların daha kuvvetli olduğu zamanlarda, klasik ajanlıklık yöntemleri ile pek çok bilgi toplamak mümkündü. Fakat kutuplaşmış bir eski dünyadan yeni-global dünyaya geçişte çok bilgi toplayabilmek önemli olmakla birlikte farklı ele geçirme yöntemlerinin de bulunmasını gerektiriyordu. Bildiğimiz silahlarla savaşmak, kazananı kim olursa olsun, her tarafa da ağır zararlar veriyordu ki bu dünya, bunu dünya savaşlarıyla iyi anlamıştı.

Yani, kısacası, bir emperyal ülke, ele geçirmek ve kaynaklarını kullanmak istediği bir ülkeye artık tankla topla girmiyor, az gelişmiş ülkelere hariç, gazeteleriyle, dernekleriyle, cemaatleriyle, yazarlarıyla vb öğeleri ile giriyordu. Bunları zaten biliyoruz. Bu öğeler pek çok işe yarıyor tabii. Fakat bu öğeler içinde bir ispiyonculuk mekanizması da kuruluyor.

Örnek vereyim: Şarkışla'da çalıştığım yıllar. Şarkışla, türlü türlü cemaatlerin fink attığı bir yerdi. Benim elbette cemaatçi olmam beklenemez. Olmadım da zaten. Fakat, sonuçta “farklı” gibi durduğum için ne yaptığım ne ettiğim hep gözlenirdi. Orada çalıştığım yıllarda benim fark edebildiğim 4 kişi bana farklı şekillerde yaklaştı. Hep ağız yoklamak için, artık ne yaptığım düşünülüyorsa. Bunlardan bir tanesi, benim ınternet hattımı gözlüyordu. Bu ispiyon teşkilatlarının çok gelişmiş oluşlarının bir sebebi de şu: Şarkışla'ya çok yakın bir yerde Amerikan radarı/üssü vardı.

Irkçı değilim ben. Her zaman söylerim. Fakat düşman dediğimiz şey benim kökenimle ilgili saldırışlarda bulunuyorsa biraz tepki göstermem doğaldır. Benim köyüm Türkmen köyüdür. Anadolu'nun her yerinde, ki bazı bölgelerinde Türkmen/Oğuz kökenli köyler yoğunluktadır, Türk kimliğini korumuş köyler-kasabalar ve şehir bağlantıları vardır. Özellikle bu palazlandırılan cemaatik yapıların bir işlevi de burada ortaya çıkıyor: Türk kimliğini unutturmak veya mümkün olduğunca törpülemek.

İspiyon ve ispiyon teşkilatlarına geri dönelim. Yani, süper güçler dediğimiz emperyal güçlerin bilgi toplamak kadar farklı yöntemlerle yönetme şekilleri vardır. İspiyon teşkilatları cemaatlerde direkt veya dolaylı emperyalist güçlere hizmet eder. Cemaatik örgütler de yuvalandıkları her yerde yönetme-baskılama işlevini yerine getirirler.

Çok sıkıntılar çektim, çektik. Yaptığımın ettiğimin bilgisinin sürekli bir yerlere gitmesinden...bilemiyorum, usandım mı, komik mi, nedir bunlar... Burada bile hala devam ediyor. Sürekli ispiyon, sürekli ispiyon.

Bir nefes alın.

Bazı şeyler insanı romanlar yazmaya zorluyor. Yani, öykülerle anlatılamayacak geniş çapta şeyler. Bari ben de romanlar yazayım. Gün gün isim isim her şeyinizi dökeyim ortaya.

Fakat bir nefes alın.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Teşekkürler Yoldan-daş Genel 12.03.2019
Didim, Pompei olur mu? Sosyal 02.03.2019
O ayaklar iyi ayaklar değil- Mikrop-iyolojik incelemeler Anı 25.02.2019
İnsan 4.0 Genel 13.02.2019
Çete çeteye girmiş- Koko-Bonzo-Fetö Genel 09.02.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Yeni Yol Anı 25.04.2019
Bir Özlem Ancak Bu Kadar Yakabilirdi İçimi.. Anı 08.04.2019
Doğu Türkistan'da Yaşam. Benim Hayatım, Yaşananlar ve yasaklarlar Anı 18.01.2019
32 Yaşımdan 32 Öğüt Anı 10.12.2018
geçiyor mu Anı 07.12.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.